Edebiyat


GÜNEY TÜRKELİ EDEBIYATINA GİRİŞ / A.M  Taşkın

By permission of the British Library]

Güney Türkeli’nin, asagi yukari yüz yildan bu yana, Kabil yünetiminin sömürge bölgesi oldugundan dolayi, bu ülkede yasayan Türkler yalnizça, her ulusun dogal ve tanri’dan olara verilen haki olan özgürlüklerini yitirmediler, belki tüm maddi ve manevi varliklari da yad ellerden götürülen bir avuç kültürsüzlerin yagmasina maruz kaldirilmis oldu.

Bu sömürgeçiliknin, buradaki Türkler’nin kültürüne açan yaralarindan en derin ve acilisi, olarnin dili ile edebiyati dallarinda yaratilan yaralardir. Tarihsiz, dilsiz, töresiz ve kisaça tam anlamda kültürsüz bir ulusun yönetime geçmesinden dolayi, ülkenin vari yoku ile onun kisilerinin geleceyi bir avuç hirsiz ile saçma kisilernin eline düstü. Böyleçe dünyanin en eski, en bay ve en güzel dillerinden olan Türkçemiz de türlü saldirilara maruz kaldirildi. Bu kültürsüzlerin bilim ile egitime yeterli ne demek belki de hiç deger vermediklerinden dolayi bu ülkede yasayan her kimse ve o sirada Türkler de bilimsel bakimdan, yüzlarca yil arkaya sürdürüldüler. Bu kara günlerden de yine en büyük zarar payi Türklere düstü.

O çaga kader, öz ana dili ile inancina bagli gerekli bilgileri ilk kendine yakin olan camilerde Yeseviler, Nevayilar, Mesrebler, Füzulilar, . . . devanlari ile siir kitaplarindan ögrenen ve ondan fazlasini ögrenmek isteyenleri de ögrenimini büyük medreselerde, eski çaglarda Buhara medreselerinde, izlerdiler. Ancak bizim yurtta, o eski ögretim yeri olan camiler ile medreseler ornunda, çagin gerekliklerine uygun olan çagdas okullar ile yüksek ögretim yerlerinin kurulusu bir az geç degil, belki de bu günlere kader merkezi yönetim tarafindan düzgünçe kurulamadi ve kurulmak da istenilmedi.

Ancak, Kabil sömürgeçileri, türlü siyasi ve irkci nedenlerden dolayi, ülke gelirinin büyük bölümünü, çogunlugu Avganlar’dan ulasan bölgelerde okullar açarak tüketirirken, baska bölgelerde, özellikle Güney Türkeli’nde, yalnizça büyük kentlerde çok seyrek olarak, ilk dört ve sonralar alti, dokuz sinifli okullar ile, 70. yillarda da bir kaç liseyi açitirdi. Devlet arkali Güney Türkeli’nde kurulan bu yeni okullar seviyesinin, çesitli nedenler yüzünden çok düsük oldugu bir yandan ve bu okullarni bittirdikten sonra da geleceyiye yönelik kimseye hiç bir umut vermemesi de baska yandan ve bütün bularnin yaninda yine bu okullarda ders dilinin Türkçe olmamasi, Türk insanlarnin bu okullardan uzak durmalarina neden oldu. Bundan dolayi Türkler, ülkedeki baska uluslara göre, türlü bilim dallarina, en az uzman ile bilgine sahip olmus oldular.

Iyiçe bakildiginda, kurulan bu okullar, bir yandan Türkler’nin yasaminda hiç bir iyi degisim götürmesken, baska yandan da en büyük darbeyi olarnin diline uvrmus oldu, çünkü okula giten çocuklar baska Nevayi, Yesevi, Mesreb, . . . de okumadilar, daha dogrusu okuya bilmeme durumuna kaldilar. Bu yollardan Türkçe yavas yavas Dari/Farsça denilen dilnin etkisi altinda birakildi.

Böyleçe, merkezi devletin yürütügü dil siyasetinden dolayi, demek bir yandan bizlere kendi dilimiz olmayan ancak devletin resmi dilleri olan, Dari ile Pestu dillerine ders veren okullar üzerinden ve baska yandan da yeni kurulmaya baslanan yayin ile basinin da Türkçe’ye olmadigi yüzünden, güzel Türkçe’miz çok yönlü olarak türlü baskilar altinda kaldirildi. Sanki bular da az eken, onun üstüne yayin dili Türkçe olmayan radyo yayinlari da yüklendirildi. Tüm bu çok yönlü saldirilarla bas basa birakilan Türkçe, kendini yalnizça okuma yazma bilmeyen kisiler, köylüler ile agizdaki edebiyat ve siir yazis araçiligi ile, yarali va sakat da olsa, saklaya bilme çabasina kaldirildi. Türkçe’nin yerinde baska bir dil olsaydi, çok önce ölmüs olurdu.

Tüm bu olaylara ragmen, 20. yüzyilnin 70’inci yillarinda Güney Türkeli’de, okuma dili Türkçe olmasa da, okullar sayisi bir az yükselmeye baslarken, ülkede askeri darbeler, silahli çatismalar ile ayaklamalar ve iç savas dönemi baslatildi. Bu dönemler de egitim bakimindan en büyük darbeyi yine Türklere vurmus oldu.

Bu sömürgeçilik ile Kabil yönetimleri arkali yürütülen Türklere karsi siyasetler ve bu ülkede olup geçen içeriden ve disaridan gerçeklestirilen oyunlar ile siyasi olaylardan dolayi, bu yurtlarda kendi dilinde okuma yazma bilen Türkler’nin sayisi pek azdir. Özetlerle yazdigimiz tüm bu olaylara ragmen, bizin bozkirlandirilmis edebiyatimiz yurtunda, siir yazis ile siir okuyus bugüne kader de, solmayan songülümüz ile son umudumuz olarak, kalmis ve kalmaktadir. Çünkü siirden disari, edebiyatnin baska dallari, yukarida söylenen nedenlerden dolayi, bu bölgede çok az beslendirilip yayilmis ve böyleçe o dallarda çok az ve seyrek eserler yaratilmis ve yaratilmaktadir.

Eskilerde siirlernin konusu yogunlukta dogal güzellikleri, sevgi ile övgüler eken, son yillarda ülkede olup geçen olaylar ve savaslardan dolayi, bu durum degismis oldu. Böyleçe, yukarida söylenen konular yerini çogunlukta ülkenin günlük sorunlari, savasin acilari ile ondan gelen gözyaslari, milli istekler ile ulusal ve bölgesel dilekler, . . . almis olmustur. Sunundek, siir kurallari ile sanati bakimindan da bugüne kader siirlerimiz, dilimiz ile onun siir söyleme tüzüklerine uygun olmayan, Arab siir yazma sanatina bagli kalmistir.

Simdi, Güney Türkeli edebiyatinin siir bagçasinda yetisen sairlerden bir kaçini sizlere kisaça tanitarak, olarnin yazdiklari eserlerinden ayri örnekler seçerek sunariz.

 

Gulam Sehi YURTDAS

Güney Türkeli’nin tanilmis sairlerinden biri olan Gulam Sehi Yurtdas 1959’ncu yilda (H.S. 1338) bu bölgenin Avganistan çatina tanilmis zengin ve önemli kentlerinden olan Andhuy’da dogmustur.

O, kendinin lise ögrenimini dogum kenti olan Andhuy’nun, Ebu Müslim adli lisesinde, bittirip, yüksek ögrenimini Kabil üniversetesinin dil ve edebiyat fakültesine izliyor.

G. S. Yurtdas, öteki fakülteden lisans derecesi ile mezun olduktan sonra, o çaglarda Türkçe’ye yayinlanan Yulduz gazetesinde, ise basliyor. Yurtdas siir yazis yaninda, ayri konularda makaleler de yazmis ve yazan eserleri osa zamanlarda Yulduz gazetesinde de yayinlamistir. Asagida onun siirlerinden bir örnegi size sunariz:

 

Dasitanim Bar

Eger menden ilimni sorsangiz ming dasitanim bar
Delim her burcegide yüz tümen razi nehanim bar (1)

Demengler dehr ara bemensebu benam ötkensen
Cihan boyiça kalgan begüman namu nisanim bar (2)

Bütün dünyada kurduk madilet kurganini yüzleb
Celalli künlere teng, Tacmehel yanglig mekanim bar (3)

Nevayi ilgi tergüzdi, ilim tarihini besek
Adalet mesnedide Baykara dek ança hanim bar (4)

Savas meydanida Allahu ekber tavusun çözgen
Oguz Handek ganim otrusida çoh kaytmaganim bar (5)

Urug bizden, neseb bizden, çiragu encümen bizden
Eger Babir desem Ekber veya Sahcihanim bar (6)

Bu kün ecdadimizga ni üçün fahr etmesin alam
Cihanda kança hizmetler becergen kahramanim bar (7)
Ger Iskender’ge tabi boldi behrü ber cihan içre
Mening kisver küsa Temür dek sahib-kiranim bar (8)

Eger Andhuy desem, Balhu Taharu Meymene, Serpül
Ulus namiga fahr etgüçi sanli Cevzcanim bar (9)

Kazaku Kirgizu Nayman, heme bir sahe yapragi
Mening bir canu ten Özbeg ile ol Türkümanim bar (10)

Hudaya ilimizge ta ebed “Dostum”ni bas etgil
Bu “Yurtdas” ga yakindur kim, kelir kutlug zamanim bar (11)

 

____________________________________________________________________________________________

1 Eger benden il ile ulusumu sorsan bin tane dasitanim/öyküm var, yürgimin her bir kösesinde yüzler bince yasiri sirim var
2 Demeyinki dehr ara mansibsiz ve adsiz ötmüssün, cihan boyu kalan süphesiz adim ile nisanim var
3 Bütün dünyada yüzlerçe adalet kalesini kurduk, celalli günlere uygun, Taçmehel gibi yarattiklarim var
4 Nevayi ulusumun tarihini süphesiz ileri sürdü, adalet bölümünde de Baykara gibi çok hanlarim var
5 Savas meydaninda Allahu ekber sesini çikaran, Oguz Han gibi düsmene karsi ileri giten/kaytmayan çok kisilerim var
6 Urugum var, nesebim de belli, aydin toplulugumuz da var, Babur’dan mi, Ekber’den mi yada Sahcihan’dan mi söyleyimi
7 Bu gün benim ecdadimi ni için dünya övümesin, cihanda çok hizmetler beceren batir/kahramanlarim var
8 Eger Iskender’re tüm yer ile deniz tabi olmussa, benin de ülkeleri alan Temür gibi her zaman üstünlük kazanan kaganim var
9 Eger Andhuy’dan söylesem, yaninda Balh, Tahar, Meymene ve Serpil de var, bunlardan disari adina fahr edilmesi gereken sanli Cevzcanim da var
10 Kazak, Kirgiz, Nayman hepsi bir dalin yapraklaridirlar, benin yine bir can ve ten olan Özbegim ile Türkmenim de var
11 Ey Tanri sonsuzluga kader bize Dostum’u önder eyle, bu Yurtdas yakindan bilir ki gelecekte kutlu zamanlarimiz olacak

Mohemed Emin METIN

Mohemed Emin Metin, Güney Türkeli’nin ünlü ve büyük sair ve edbiyatcilarindandir. O, Abdulhey Han Andhuylik’nin ogludur. Metin 1941(1319 H.S.), Güney Türkeli’nin Andhuy kentinde dogmus. Andhuy yalnizça Güney Türkeli’nin degil, belki tüm Avganistan’nin her yandan ve tam anlamda en zengin ve bay kentlerindendir. Bu kent yalnizça kendinin göz kamistiriçi ve dünyaça ünlü halilari ile degil, belki de öz sairleri, edebiyatçilari, sanatçi ve bilginleri ile de tanilan bir yurtdur.

M. Emin Metin, kendi doguldugu kentte ilk okulu bittirdikten sonra, yalnizça kendi çabalarila bilim ögrenmeyi izlemis. Metin siir yazis sanatini da, kendinin kentdesi ve Güney Türkeli’nin büyük sairlerinden biri olan, ustad Kurbet’ten ögrenmis olmustu. O, Türkçe ile Farsça’da siir yazarak, baska ayri bilim dallarinda da arastirmalar yapmis. Metin’nin türlü konularda yazan makaleleri ülkenin çesitli gazetelerinde yayinlanmistir.

Metin’nin yazan Türkçe siirlerinden örnekler, Köngül Sözi/Gönül Sözü adina ve Farsça’ya yazan siirlerinin örnekleri de Merzi Horsid/Günesin Siniri, adina yayinlanmistir. Asagida, onun Türkçe siirlerinden bir örnegi sunuyoruz:

 

Ezgü Savga (1)

Sevimli meyhenim il içre ating fahri devrandur
Zaman közgüside sevketli tesviring numayandur (2)

Muhabbet namesin sair sening medhing bilen baslar
Edeb yapragida ezgü sifating sanli unvandur (3)

Niteng hamam tili vesfinga goya bolsa bülbüldek
Ki her zerreng içinde yüz tümen gülsen sügüfandur (4)

Çirayli sanating nazikligi gül bergige ohsar
Nefasetler onung her behyesinden cilve efsandur (5)

Cihanda azmetingni hiçkim inkar ete almas
Ki dayim sanli tarihing kuyas yanglig duruhsandur (6)

Çekib vehdet nevasin merdane yol açgay
Bu milletning hakiki rehnumasi kutlu Kur’andur (7)

Köring ni özgerisler keltürdüler coskin kiyam eyleb
Bu milli kozgalanning besigi bu Cevzcanandur (8)

Besaret berdiler Islam piroz olganin ilge
Bu ezgü savgadan barça köngüller sadu handandur (9)

Vatanda tinçlik devrani parlap kelgüsü mümkin
Bu yolda sidk ile bel baglaganlar ehli imandur (10)

Koyarmiz rebbena deb alga adim özgeden korkmay
Ulug tengri teala bizlere dayim negehbandur (11)

Illetler hurligini esregeymiz köz karasidek
Bize bu ülkening her tegre tasi reski rozvandur (12)

Ulus ferhengini hus yesnetirmiz dilsozen küyleb
Edeb kamusuda til bayligi semsiri burrandur (13)

_____________________________________________________________________________________

1 Iyi yada güzel armagan, anlaminda.
2 Sevimli ülkem il ara senin adin çagin övünmesidir, zamanin ayinesinde senin sanli tesvirin görünmektedir
3 Sair kendi sevgi yazisini seni övmek ile basliyor, edeb yapraginda senin iyi sifatlarin sanli unvandir
4 Beni ne etmem gerekir eger senin övmek için yazi dilim bülbül gibi olsa, çünkü senin her zerre topragin içinde yüzler bin çiçeklik açilmis olmaktadir
5 Senin güzel sanatinin yumusakligi gül yapragi gibidir, nefasetler onun her dikisinden görünmektedir
6 Cihanda senin büyüklügünü kimse inkar edebilmes, ki dayima senin sanli tarihin günes gibi isiklidir.
7 Birlik sesini çikararak mertçe yola çikar, çünkü bu milletnin hakli önderi kutlu Kur’an’dir

8 Görün coskunlu ayaklamalar ederek ne degisikler götürdüler, bu milli ayaklamanin besigi de Cevzcan vilayetidir
9 Olar Islamin zaferini ulusa haber verdiler, bu güzel armagandan tüm gönüller sad oldu
10 Yurtta dinçlik döneminin parlayacagi gelicidir, çünkü bu yola bel baglayarak çikanlar iman sahibidirler
11 Rebbena deyerek yagidan korkmay ileri adim atariz, ulu tanri teala dayima bizleri koruyacaktir
12 Baska uluslarnin hurlugunu da göz karasidek koruyacagiz, biz için bu ülkenin her bir tasi da cenet benzeridir
13 Yürkten yanarak ulusun kültürünü çiçeklendireceyiz, çünkü edeb sözlügünde dil bayligi bir keskin kiliç gibidir

 

Mohemed Esref AZIMI

Andhuylu Mohemed Azim’nin oglu, M. Esref Azimi 1940’nci yilda (1319 H.S.) Güney Türkeli’nin Andhuy kentinde dogmus.

Azimi, kendi ögrenimini Kabil’in Amani lisesinde basladiktan sonra, onu yine de su kentte olan Dar el-mualimin okuluna izliyor. Bunun ardindan Kabil Üniversitesi’nde yüksek ögrenim için baslar. Böyleçe, o 1972’nci yilda bu üniversitenin telim ve terbiye fakültesine bagli olan, matematik ile fizik dalindan, mezun olduktan sonra ayri okullarda ögretmenlik ediyor.

M. Esref Azimi, bir kaç yil, Kabil’de ögretim ve egitim bakanliginin talif ve tercüme riyasetinin Özbeg Dili ile Edebiyati bölümünde, çalismisti. 1992’nci yildan sonra, Güney Türkeli’nin ayri kentlerinde çesitli görevleri üstleniyor. O, öz ana yurtunun “Talib”lerin isgali altinda kaldigi ardindan, binlerçe baska Türk aydini gibi kendi ülkesini terk etmeye mecbur kalir. Böyleçe, baska yurtdaslaridek Pakistana gidiyor.

Azimi Güney Türkeli’nin ünlü ve tanilmis Türk sairlerindendir. Onun siirleri ders kitaplarindan disari, ülkenin çesitli gazetelerinde yayinlanmistir. Onun siirleri edebi ve siir sanati bakimindan çok güzel ve yüksek seviyededir. Azimi siirlerinden birini, simdi sizlere sunuyoruz:

 

Astane Gerde (1)

Yep yesil ormani bepayane men
Kad kötergen kök sari her yana men (2)

Mehriban halkim muhebbet badesin
Kança içsem kanmagan peymane men (3)

Tinglengiz könglümni hak efsanesin
Ming hakiketten anik efsane men (4)

Ey ilim min asiking aklim bilen
Ülfetingde sairi devane men (5)

Sensiz ey il asina men gam bilen
Sen bilen gam-kaygudan begane men (6)

Mümkin ermes senden ayrilmak menge
Kim vefa zenciride zevlane men (7)

Közgü sinsa birte suret yüz bolur
Her bölekde baksangiz bir dane men (8)

Özbegim astani asmandan bulend
Hakisaru gerde sul astane men (9)

Bir tevafi semi ruhsari üçün
Canidan keçgen osal pervane men (10)

Ey mening ötmüslerim kollang meni
Kirmisem meydan ara merdane men (11)

__________________________________________________________________________

1 Esikin giris yerinin tozu
2 Yep yesil sonsuz bir orman gibiyim ben, her tarafa baksan, göke kad götermis gibiyim ben
3 Sevimli ulusumun sevgi badesinden, ne kader içse de kanmagan osal kadeh benim
4 Dinleniz gönlümü gerçek öyküsünü, bin gerçekten de ben gerçek bir öyküyüm
5 Ey ulusum bin aklim ile sene asigim, seninle oldugumda deli bir sairim ben
6 Ey ulusum ben sensiz kaygilarni yariyim, sen olunça ben de kaygisiz olurum
7 Bene senden ayrilmak imkansiz, niçin ki ben vefa zenciri ile baglanmis biriyim
8 Ayine kirilsa bir suretten yüz tane olur, onun her bölügüne baksaniz ben bir taneyim
9 Özbegimin kapisi göklerden de yüksek, ben su kapi önünün tozuyum
10 Onun mum gibi aydin çevresinden bir kez dönmek için, canidan geçen olsa çark/firildak gibiyim ben
11 Ey benim geçmislerim beni destekleyin, çünkü ben meydana mertçe girmisem

 

 

Mohemed Alim LEBIB

Mohemed Alim Lebib, yalnizça Güney Türkeli’nin degil, belki tüm Avganistan’nin ünlü ve tanilmis sair, edebiyatçi ve edebiyat bilginlerinden sayilir. O, 1957’inci (H.S.1336) yilda bu Türk elinin Andhuy kentinde dogmustur.

Lebib, ilk okulu dogum yeri olan Andhuy’nin Hançarbag ilçesinde (alakadari) bittirdikten sonra, orta okul ile liseyi Andhuy kentindeki Ebu Müslim adli lisede izlemistir. 1976’inci yilda bu liseden en iyi derece ile mezun oldugunun ardindan Lebib, 977’inci yilda Kabil üniversetesinin Deri dil ve edebiyat fakültesine kendinin yüksek ögrenimine basliyor. Ancak, su yilin sonlarinda, kendi ögrenimini Moskova devlet üniversetesinde izlemek için Sovjetler Birligine gidiyor. Sonucta Lebib, o üniversetenin edebiyat bilginligi dalindan yüksek lisans derecesi ile mezun olduktan sonra ülkege döniyor.

M. A. Lebib, 1984-1993’inci yillar arasinda, Kabil üniversetesinde edebiyat dalinda ögretim görevini üstlendikten sonra, bu görevi Mezar-i-Serif’in Balh üniversetesinde izlliyor. Türkçe ile Dari dillerinde siir yazan Lebib’in eserleri, 1972’inci yildan bu yana ülkenin gazetelerinde yayinlanmaktadir. Onun Türkçe siirlerinden seçenekler 1989’uncu yilda Avganistan yazarlari birligi tamandan yayinlanmistir. Onun, siirden öte dil, edebiyat tarihi, edebiyat tenkidi ve su gibi baska edebi konularda yaptigi arastirmalar ile yazdigi makalelerinden ayrisi ülkenin çesitli gazetelerinde yayinlanmistir.

Lebib, son yillarda Türkelin’de edebiyat ve kültür dallarinda çesitli önemli görevleri de üstlenmistir. Ancak Güney Türkeli’nin, “Talib”ler isgali altinda kaldigi o kara döneminde, Lebib de binlerçe baska Türk aydini gibi gurbet yoluna düsmeye mecbur kalinmisti. Onun, kalemi ile yazilan eserlerinden bir kaçini örnek olarak adlandiririz:

· Zendegani ve Mirase Edebi Mevlana Lütfi Hirevi [=Hiratli Mevlana Lütfi’nin Yasami ile Edebi Mirasi], Akademisyen namzeti Dr. M. Yakub Vahidi’nin kilavuzlugunda, Dari dilinde, yayinlanmis;
· Federalizm ve Mümeyizati An [=Federalizm ve Onun Özellikleri], Dari dilinde, yayinlanmis;
· Bünyangüzare Tarikati Naksbendiye [=Naksbendiye Tarikasi’nin Kurucusu], Dari dilinde;

Bundan disari Lebib’nin, Nevayi ile onun eserleri ve sunundek baska edebiyat konularinda yazdigi onlarça makaleler yaninda ayri konularda Rusça’dan çeviren eserleri de var. Simdi onun Türkçe siirlerinden birini yazdigi siirlerinden örnek olsun deye sunariz:

 

Sevgi Oti (1)

Közimge sensizin osbu açun bozug körünür
Nitey açunni kim uçmag dagi tamug körünür (2)

Boyinga özni niçük teng kila alur tuba
O bir yigaç erür allingda kim bodug körünür (3)

Kiçikligingde, eya sevgilim, bilik örgen
Kim il közige bilimli kiçik ulug körünür (4)

Deme açunni yarutmis kuyas özi yalgiz
Karangu tün bilik anvarida yarug körünür (5)

Soradim: ” ol meni sevgeymü” deb münecimden
Dedi: ” ol ay kasida yulduzing savug körünür” (6)

Lebib, sevgi oti kaynatur yürek kanin
Yok erse, sözleseng agzingda nege bug körünür (7)

__________________________________________________________________________________________

1 Sevgi odu, atesi
2 Gözüme sensiz bu acun/acin [=dünya] bozuk görüniyor, ben acunu ne eteyim uçmak/cennet da bene tamug görüniyor
3 Senin boyununa nesil tuba kendini denleye bilir, o bir agaçtir ancak senin allin çivit ve bodug dur?
4 Küçük yasinda eken ey sevgilim bilim ögren, il gözüne bilimli küçük olsa da ulug görüniyor
5 Söleme ki acinni/dünyayi günes kendi yalnizça aydinlatmis, kara geçeler bilimin aydinligi ile aydin görüniyor
6 O beni seviyormu deye münecimden sordum, dediki ol ay yüzlünün yaninda senin yildizin saguk görüniyor
7 Lebib, sevginin odu yüregin kanini kaynatir, böyle olmasa konustugunda neden agzindan buhar/islim görüniyor

 

Mohemed Alim REHMANYAR

Mohemed Alim Rehmanyar, Güney Türkeli’nin genç ve nitelikli sairlerinden biri sayilir. O, 1969’ncu yilda (H.S. 1348) Cevzcan vilayetinin baskenti olan Sibirgan’da, bir Türkmen ailesinde dünyaya göz açmistir.

Ilk ile orta okul ögrenimini Sibirgan kentinin Ibni Yemin adli lisesinde bittiren Rehmanyar, 1990’nci yilda Mezar-i-Serif’in Tekniküm meslek lisesinin jeoloji bölümünden mezun olmus. Onun yazan siirleri ayri çaglarda, Güney Türkeli’nin Yulduz, Güres, Bidar gibi yerli ve Türk dilli gazetelerinde yayinlanmistir.

Emir Alisir Nevayi, M. Fuzuli, Baba Rehim Mesreb, Mahdumkuli Firagi, . . . gibi büyük Türk sairleri, kendinin söyledigine göre, M. A. Rehmanyar’nin siir önderleri sayilirlar. Simdi onun siirlerinden birini örnek olarak sunariz:

 

Ruhsaring Körey (1)

Kel meni yanimga didaring körey
Lale yanglig zibe ruhsaring körey (2)

Goncadek eyleb tebessüm men taman
Kel, lebi la’li sekerbaring körey (3)

Nazu istigna bilen reftar kil
Bir yoli tavus reftaring körey (4)

Firkating canu köngülni ortadi
Ta kaçan bu zulmu azaring körey (5)

Istegey veslingni “Rehmanyar” seni
Lutf kil bir bose isaring körey (6)

 

________________________________________________________________________

1 Yanagin Görey
2 Benim yanima gel yüzünü göreyin, laleye benzeyen yanagin göreyin
3 Gonçadek gülümse ben taman, gel, tatli dudagin göreyin
4 Naz ve azamet ile bene davran, bir kez senin tavus gibi davranisini göreyin
5 Senin firkatin can ile gönülümü yandirdi, ne zamana kader zulmun ile azarini göreyin
6 Senin veslini Rehmanyar istiyor, lutuf edsen bir öpücükle yaptigin isarini göreyin

 

Mevlevi* Abdulresid CEVHERI

Mevlevi Abdulresid Cevheri, yalnizça Güney Türkeli’nin degil, belki tüm Avganistan’nin tanilmis bilgin ve ünlü saiirlerinden biri sayilir. O, kendi çaginda bu bölgenin tanilan ruhanilari ve ilahiyatcilarindan olan, Mevlevi Abdulhemid Hemidi’nin, büyük ogludur.

Abdulresid Cevheri, 1927 (1305 H. S.) yilda, Güney Türkeli’nin Sibirgan kentinde, dünyaya göz açmistir. Arabça ile baska bilim dallarini, kendi çaginda Sibirgan kentinin en tanilan ögretim yerlerinden olan Ibni Yemin medresesinde, kendi babasindan, ögrenmistir. Bu ögrenim ardindan, onalti yil bu kentnin büyük merkezi camisinda ve onun arkasindan da on yil su kentte olan Adine adli medresede hocaligin yaninda ögretim görevini de yapmis olmustu.

Mevlevi Cevheri Arab dili ile edebiyatinin dalinda, belli bilgiler ögrendikten sonra, Saib Tebrizi, Emir Alisir Nevayi, Mevlana Abdulrehman Cami, Emir Omer Han, . . . gibi, Türk dünyasinin büyük sairlerinden sayilan kisilernin, devanlarindan Türk dili ile edebiyatini ögrenir. O 25 yasinda kendinin ilk siirini yazarken, o siiri ilk kez on yil sonra Cevzcan vilayetinin gazetesinde yayinlayabilir.

Ülkesinin, Sovyetler Kizilordusu tarafindan isgallanmasindan ve Kabil yönetimiye gösteren karsiliktan dolayi, Cevheri on yil yad ellerde yasama mecburluguna kalir. Ancak, o 1992’inci yilda, Avganistan’da Islami devletin kurulusundan sonra, yaban ellerden yine kendi ana yurduna döniyor. Abdulresid Cevheri, ülkeye döndükten sonra, Avganistan Milli Islami Cünbisi’nin Cevzcan vilayetindeki kültürel surasinin (istisare meclisi) baskanligi ile Mezar-i-Serif’te olan Avganistan Mücahit Bilginlerinin Istisare Meclisi’nin baskan yardimçiligi görevlerini üstleniyor..

O, kendi siirleri ile makaleleri ve baska yazan eserlerini Türkçe/Özbegçe ile Dari/Farsça’da yazmis ve olardan bir kaçini da ülkenin çesitli gazetelerinde yayinlamistir. Cevheri’nin kalemi ile yazilan, yayinlanmis ve yayinlanmak için hazirlanan, eserlerinden en önemlileri bunlardir:

1. Fanusi Horasan (Farsça’ya yazan siir devani);
2. Covzcan Kuyasi [= Covzcan Günesi], yayinlanmistir;
3. Müslümançilik Yolu;
4. Mevludi Mohemmediye;
5. Islam Felsefesi Toplumda (Farsça’da);
6. Inkilabin med ile cezri (Farsça’da);
7. Ferhengi Residiye [=Residiye Sözlük] Türkçe-Farsça Sözlük;
8. Avamlar Ferhengi, Türkçe atasözleri;
9. Enderzi Ibret [=Ögretiçi Ögütler], Farsça’da
10. Siriski Matemzedegan [=Yaslananlarin Gözyaslari], Farsça’da;
11. Inkilap Facialari;
12. Risaleyi Mevludiye, Farsça’da;
13. Sefername (Hac Anilari);
14. Kamusi Seytan [=Yek/Seytan Sözlügü], Farsça’da;
15. Haft Honi Siyaset [=Siyaset’in Yedi Sofrasi], Farsça’da;
16. Sibirganli Ibni Yemin siir devaninin yayina hazirlayip Pisavur’da yayinlamasi;
17. ve baska eserler.

Simdi sayin Mevlevi Cevheri’nin Avganistan Milli Islami Cünbisi için yazdigi bir siiri, onun Türkçe siirlerinden, örnek olarak, sunariz:

 

Payadar* Olsun

Bu milletge saadetlik acab arami can Cünbis
Cihanga tanitib bizni kilib turfe ayan Cünbis (1)

Ki mehrümlik keselge bir tebibi haziki devran
Bu millet hasta cismige acab ruhu revan Cünbis (2)

Ki cünbis berkarar oldu sitir cenral Dostum’dan
Cihan bariça, bol Dostum ki bizge bir cihan Cünbis (3)

Yaranlar birlik eyleb sey etib cünbis yolun yollang
Muvafaklik nevidin bizge bergey her zaman Cünbis (4)

Humayi behtu devlet sayesidür basimiz üzre
Huda dergahidan bizlerge kilgan armagan Cünbis (5)

Bu kesver mülkige horsidi tabandek tulu eyleb
Saadet asimaniga erür pertev fisan Cünbis (6)

Bu milletni kilib erkin, asaret zencirin üzgen
Bu erkinlik tiriklik mehzenige pasiban Cünbis (7)

Bu cünbis yoliga sulhu sefa, emnü aman isteng
Saadet, baht, devlet birle tolgan bekiran Cünbis (8)

Ilahi ta ebed cünbis hemise paydar olsun
Bu millet kamige abi bakadur her kaçan Cünbis (9)

Hemise Cevheri canu dili birlen dua eyler
Cihan mülkige bolsun yekke tazu kahraman Cünbis (10)

 

_________________________________________________________________________________

* Saygi ve hürmet için büyük kisilere verilen takma ad.

* Sonsuz Olsun
1 Bu millet için kutlu ve en güzel can dinçligi Cünbis, bizi dünyaya tanitan tuaf bir tanitici da Cünbis
2 O, yoksuzluk hastaligi için bu çagin en bilen tabibi, bu milletin hasta cisimi için ruh ile candir Cünbis
3 Bu Cünbis Orgeneral Dostum tarafindan tehkim edildi, sen dünya var olduguça var ol Dostum, çünkü bize bu Cünbis bir cihandir
4 Arkadaslar bir olarak çaba ile Cünbisin yoluna gittin, çünkü bize her zaman zafer haberini veren Cünbisdir
5 O bizim basimiz üzerinde baht ile saadet götürücü huma kusunun gölgesi, tanridan bize gönderilen bir armagandir Cünbis
6 Bu ülkenin topragina günes gibi çikmis, mutluluk göküne isik saçan (günes) dir Cünbis
7 Bu millete özgürlük veren ve onun asaret zencirini çözen, bu erkinçe yasama kaynaginin bekçisidir Cünbis
8 Bu Cünbis’in yoluna sulh ile güvenlik istegin, çünkü mutluluk, baht ve devlet ile sonsuzça doludur Cünbis
9 Tanri’dan dileriz ki ebediyete kader Cünbis var olsun, çünkü bu milletin damagina yasam suvudur Cünbis
10 Cevheri araliksiz gönülden tanri’dan diler, dünya üzerinde tek ve yigit olarak kalsin Cünbis

 

Sefika YARKIN

Dr. Sefika Yarkin Güney Türkeli’nin, ülke çatina tanilan ünlü sair, edebiyatci ve bilgin hanimlarindandir. O, kasim 1954 (03.09.1333 H.S.) Güney Türkeli’nin Serpül kentinde bir aydin ailede dünyaya göz açmis.

Sefika Yarkin, Cevzcanli Kadi Mohemed Ismail’nin oglu olan Mohemed Kasim Kadizade’nin kizidir. Mohemed Kasim Kadizade Avganistan Milletmeclisi’nin yedinçi döneminde kendi bölgesinden milletvekili olan ve dönemin yöneticilerinden kendi ulusunun haklarini isteyen ve Türkeli’nin ünlü siyasetçilerinden sayilan biri edi.

Yarkin, ilk okulu Mezar-i-Serif kentinin Sultan Raziye lisesinde ve orta okul ile liseyi de Kabil’nin Rabiayi Balhi lisesinde bittirdikten sonra, 1976’nci yilda Kabil Üniversitesi Edbiyat Fakültesi’nin Gazeteçilik dalindan mezun olmustur. O, 1999’ncu yilda “Kamran Mirza’nin Hayati ve Icadi Miraslari” adli yazdigi doktora tezinden dolayi, Özbegistan C. Bilimler Akademisi’nden Dr. unvanini kazanmistir.

Sefika Yarkin, Fakülteyi bittirdikten sonra, ilk ögrtmen olarak çalismaya basliyor ve onun ardindan da Kabil Radyo ve Televizyon’unda edebi yayinlar müdürlügü görevini üstlenmis olur. O, 1980’nci yildan baslayarak Avganistan Bilimler Akademisi’nde görev aliyor ve kendinin bilimli isleri ile yaptigi arastirmalarindan dolayi, bu akademinin yüksek unvanlarindan olan “Muhakkik” [=Arastirmaçi] derecsini kazaniyor. Yarkin, üstlendigi bu görevlerden disari, Kabil ile Sibirgan kentlerinde de ayri çaglarda önemli ve yüksek görevleri üstlenmis olmustur. Sunundek, o Avganistan Yazarlar, Gazeteciler Birligi’nin uzuvu olan ve ülkenin içinde ve disinda olup geçen çesitli oturumlar, konferanslar ile sempozyumlara katilan ve konusmalar yapan bir kimlige sahip kisidir.

Yarkin, bir arastirmaci, yazar ve sair kisidir. Onun yazdigi makaleler ile yaptigi arastirmalari ülkenin gazetelerinde ve yada kitap olarak yayinlanan. Kendi Farsça siirlerini de Yarkin, yillar önce “Debac” takma adi ile, yayinlamis. Sefika Yarkin’nin yaptigi arastirmalar ile yazdigi eserlerinden bir kaçini seçerek asagida adlandirariz:

1. Zehiruddin Muhemmed Babur’nun siir devani, yayina hazirleyen, bu eser 1984’ncü yilda yayindan çikmis;
2. Babur’ga Armagan, 1984’ncü yilda yayinlanmis;
3. Nisab el Subyan, 1984’ncü yilda yayinlanmis;
4. Nadire ve Siirhayi O [=Nadire ve Onun Siirleri], Farsça’da, 1990’nci yilda yayinlanmis;
5. Simayi Mir Alisir Nevayi [=Mir Alisir Nevayi’nin Simasi], Farsça’da, 1991’nci yilda yayinlanmis;
6. Babur Mengüligi [=Babur’un Sonsuzlugu/Ölümsüzlügü], 1994’ncü yilda yayinlanan;
7. Baburname’nin Farsça’ya çevirme, yayina hazirlanmis;
8. Türkçe Siirleri’nin toplumu, yayina hazirlanmis;
9. ve baska bir kaç kitap ile 50’den askin yayinlanmis makaleler ile arastirmalar.

Simdi, Dr. Sefika Yarkin’nin Türkçe siirlerinden birini seçerek size sunariz:

 

Ak Kayin

Menden ayrildi gamimni bilmedi
Oylari mendin demi ayrilmadi (1)

Gonçedek sevgi tügüldü könglüme
Hicr elidin akibet açilmadi (2)

Deyerdim husyar bolgil ey köngül
Telbe könglüm bir zaman ayilmadi (3)

Deyerdim körsem gamimni aytaram
Kördümü kaygularim aytilmadi (4)

Ak kayindek bas köterdi kök sari
Men sari bir sahesi kayrilmadi (5)

Özgelerge kildi yüz mehru vefa
Menge cuz cevrü cefani kilmadi (6)

Tildi kök bagrini ahim oklari
Tas yürekige veli sançilmadi (7)

Kabil, 1980

__________________________________________________________________________

1 Benden ayrildi kaygilarimi bilemedi, onun oylari/düsünçesi bir an ise de benden ayrilamadi
2 Gonçe gibi sevgi dügüldü gönlüme, anca o hicr elinden akibet açilmadi
3 Demistim husyar ol ey gönül, deli gönlüm hiç de akillanmadi
4 Demistim görürsem kaygilarimi söyleyeceyim, gördüm ancak kaygilarim söylenilmedi
5 Beyaz kayin agaci gibi göke yükseldi, ancak benim tarafa bir dali da yönelmedi
6 Baskalara/yadlara sevgi vefa gösterdi, bene yalnizçe cevr ile sitem etti
7 Dildi gök bagrini ahimi oklari, ancak onun tas yüregi sançmadi

 

Mohemed Yahya HEFIZI CEVZCANI

Güney Türkeli’nin tanilan ve ünlü sairlerinden olan Mohemed Yahya Hefizi Cevzcani, 1942’nci yilda (H.S. 1321) Serpül kentinde bir aydin ailenin çocugu olarak dünyaya gelmistir.

Hefizi Cevzcani orta okulu dogulmus kentinde bittirdikten sonra, ögretmenlige baslamis. O, 1966-1984’yillar arasinda ögretmenlik ettiktiginin ardindan, 1984’ncü yilda Cevzcan vilayetinin kültür müdürlügü görevini üstlenmis. Bunlardan disari, Hefizi son yillarda Cevzcan vilayetinde, kültür alaninda, baska çesitli görevleri de üstlenmis olmustur.

Hefizi Cevzcani’nin kalemi ile yazilan eserler, yillardan beri ülkede ayri gasetelernin sayfalarini süslemektedir. Ancak, yazdigi siir devani, ülkede baska bölümler gibi yayin bölümünde de sikintalari oldugundan dolayi, bugüne kader yayinlanmamistir.

Yahya Hefizi’nin, çok yönlü nitelige sahip bir sanatçi kisiligi var. O, bir yandan iyi bir sair eken, baska yandan da iyi bir hattat, ressam ve en güzel fikrayazaridir. Onun, türlü toplumsal konulari elestirerek yazadigi fikreler ile tenkitleri, bir yandan kisileri güldürürken, baska yandan da çok düsündürür. Asagida onun bir siirini örnek olarak size sunariz:

 

AKIBET

Hubrolar askidin devane boldum akibet
Telbe yanglig besero samane boldum akibet (1)

Her taman barsam basimga asimandan tas yagar
Köçelerde baziyi tiflane boldum akibet (2)

Anadin tokkan künümdin körmedim bir rozu hos
Bu bela gam kolidin devane boldum akibet (3)

Hiç kim yareb meningdek körmesin avarelik
Bul herasat destige sersane boldum akibet (4)

Yadi ol künler ki asimanga yeterdi refetim
Ey Hefizi yer bile yeksane boldum akibet (5)

__________________________________________________________________________

1 Güzeller askidin deli oldum akibet, deliler gibi düzensiz oldum akibet
2 Her yana gitsem basima gökten tas yagiyor, sokaklarda çocuklarin oyun araci oldum akibet
3 Ana’din dogdugum günden beri görmedim bir iyi günü, bu bela kaygu elindin deli oldum akibet
4 Kimse yareb ben gibi avareligi görmesin, bu korkular çölünde serseri oldum akibet
5 O günler yadina ki degerim göklere yeterdi, ey Hefizi bak ki yerle bir oldum akibet

 

Baymurad BEMAR

Baymurad Bemar, Güney Türkeli’nin ünlü ve tanilmis sairlerindendir. O, 1940’nci yilda (H.S. 1319) Faryab vilayetinin Devletabad adli kentinde, Türkmen Türkler’inden olan Yagmur Beg’nin ailesinde dünyaya göz açmistir. B. Bemar, doguldugu kentte ilk okulu bittirdekten sonra, yillarça Sibirgan kentindeki kara yag ile dogal gaz arastirma ve çikartma riyasetinde memur olarak çalismis. Bunun ardindan Türkmen dilinde yayinlanmis olan “Güres” adli gazetede sanat ile edebiyat bölümünün sorumlusu görevini de üstlenmis olmustur.

Kendinin söyledigine göre, Baymurad Bemar’nin kalemi ile yazilan siirlernin sayisi, üç bin beyitten asmaktadir. Onun siirlerinden bir bölümü “Güres” gazetesinde yayinlanmistir.

Asagida onun siirlerinden birini örnek olarak size sunariz:

 

Nevbahar Geldi (1)

Elvan gülden helat biçib baglara
Sükür Allah yine nevbahar geldi (2)
Müsk anber saçip düz daglara
Tört mevsiming basi bahar geldi (3)

Sadlik teblin göging yüzinde kakib
Gübirdeb ses berib yildirim çakib (4)
Rahmet suvi bilen yer yüzin yakib
Müjde dostlar yine nevbahar geldi (5)

Gara gising bagrin eyleyib pare
Alami öreb gülü gülzare (6)
Dag basinda hüküm eyleb ak gara
Hak rahmeti yine nevbahar geldi (7)

Etdirip mercendek gözünden yasi
Sirab edib düzi hem dagi dasi (8)
Yil içinde begler tört fesling basi
Gül harmani yine nevbahar geldi (9)

Bemar deyer geldi bahar ayami
Rahet meyinden dolup ol saki cami (10)
Zülal kemin suvdan gandirip kami
Il sevgisi yine nevbahar geldi (11)

______________________________________________________________________

1 Yay/ilkbahar geldi
2 Ayri güllerden giyisi biçerek baglara, Allaha sükürler olsun ki yine ilkbahar geldi
3 Misk amber saçarak düz ile daglara, dört mevsimin basi olan bahar geldi
4 Sadlik davulunu gök yüzünde vurarak, yüksek ses verip yildirim çakarak
5 Rahmet suvu ile yer yüzün yakmis, sevinin dostlar yine ilkbahar geldi
6 Kara kisin bagrini yirtarak, dünyayi gül ile çiçeklere öreyip
7 Daglar basina ak kar üstüne hüküm sürüp, Allah’in rahmeti ile yine ilkbahar geldi
8 Gözünde yaslari incü gibi ederek, düz ile dag ve dasi sulandirip
9 Yilnin içinde begler dört mevsimin basi olan, güller harmani olan yine ilkbahar geldi
10 Bemar, söyliyor ki bahar günleri geldi, rahetlik serabindan doldurmus saki bardagi
11 Zülal gibi sudan kandirip bogazi, ulusun sevgilisi olan ilkbahar yine geldi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: