Türkistan Destanı

Türkistan’dan haber yok, ne gün dönecek kervan?
Çatlıyor Aral Gölü, Buharî etti sükût.
Karardı âlem bir ân, güneş mi etti sukût?
Kan aktı Seyhun nehri, Tuna oldu muhacir.
Kaşgar’ı dağladılar, Tebriz’i sardı zincir.
Güney Efgan içinde, “Rum Eli” dendi garba.
Kuzeylerde Moskof var, şarkı inletti zorba. Okumaya devam et

Reklamlar

Güney Türkistan’ın Türkçü Şair ve Yazarı Abdülmecit Turan hayatını baybetti

Güney Türkistan (Afganistan’da) Türk dilinin ve Türklüğün yeniden canlanmasında kalemiyle ve fiili gayretleriyle önemli rol oynamış şahsiyetlerden biri olan Abdülmecit Turan, yakalanmış olduğu hastalığından kurtulamayarak Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Ömrünün en verimli çağında aramızdan ayrılıp Hakk’a yürüyen Türkçü düşünce ve eylem insanı, Okumaya devam et

Türk Anasından Öğüt

Oğuz Han’ın aşık olduğu

Işıklar içinde bulduğu

Göklerden gelen

Ay Yüzlü Kız…. Okumaya devam et

Mehmed Akif Ersoy’un Yüce Ruhuyla Dertleşme

Merhabai ehlen ve sehlen,[2] yüce Türk, Pakize Türk
Gel de gör, bak neler olmuş, neler olmuş bize Türk
Kara bahttan mı desem, ya Felekğin gerdişi[3] mi
Bizi taştan taşa çarpmak da zamanın işi mi
Ne miraslar bırakıp gitmiş idi Şanlı Dede
Hani ol tantanalar,[4] şan-u-şerefler[5] nerde? Okumaya devam et

Çift Dizeler: Orta Doğu/Orta Asya (Manzume)

Hep ortada bırakıldılar, itildiler ve birlikte yazıldı
Orta Doğu ve Orta Asya’nın talihsiz kaderleri.

hem tarihin en acımasız korkunç kargışları
hem de petrolün en cömertçe yağlı alkışları.

Okumaya devam et

Yandı Karanfiller Yandı Aybalam!

Özüm kandaşımın başı belâda,
Tarih yirmi Yanvar dokuz yüz doksan!
Oğuz’lar yurdunda rahm-i sılada,
Azatlık yolunda dökülüyor kan!
Kumar oynanıyor canla aybalam!
Soluyor lâleler şanla aybalam! Okumaya devam et

Afganistanlı Türkmen Şairleri Antolojisi

Mehmet Emin Yurdakul’un

‘Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et
Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir’

mısralarına nazire edecesine kitapta yer alan şiirlerde; Afganistan Türkmenlerinin duygu ve düşüncelerini, çektikleri sıkıntıları, uğradıkları zulümleri ve haksızlıkları, din ve dünya görüşlerini, genel anlamda Türklük Okumaya devam et

İnanma

Türk oğlunun öz yurdudur Türkistan
Kutublardan Akdeniz’ge uzangan

Bir yanı Alaska bir yanı Kazan
Türk bütündür Özbek Türkmeni bolmas

Okumaya devam et

Afganistan’da şehit olan Faruk Sungur Kosova’da anıldı

Bundan bir yıl önce görev yaptığı Afganistan’da yapılacak seçimlerde Türk birliğini denetlemek için Mezar-ı Şerif’e giderken geçirdiği kaza sonucu şehit düşen Kurmay Albay Faruk Sungur’u Kosovalılar unutamıyor.

Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik ve Dostluk Gücü görevi öncesi Kosova’da KFOR barış gücündeki Okumaya devam et

Ali Şîr Nevâî ve Seydî Ali Reis Kâtibî

15-16. yüzyıllarda yaşayan ünlü Türk denizcisi, aynı zamanda bilgin, tarihçi ve şair olan Seydî Ali Reis Kâtibî, Ali Şîr Nevâî’nin manzum sanatından etkilenerek çeşitli türlerde şiirler yazan edip olarak bilinmektedir. Osmanlı Türkçesinde ve Çağataycada nazmın güzel numûnelerini ortaya koyan bu şairin şiirleri mazmun ve muhteva açısından Ali Şîr Nevâî’nin şiirlerine çok yakındır Okumaya devam et

Seni Andım Mevlana

Nehir oldum deli deli akan,
Irmak oldum çağlayan tasan,
Deniz oldum dalga dalga vuran,
Okyanus oldum derin ve sakin ulaşılmayan,
Ben sende, Okumaya devam et

Turan Şairi Şahimerdankul Hanoğlu Ergeş Uçkun

Turan Şairi Şahimerdankul Hanoğlu Ergeş Uçkun

Bir zamanlar, birbirinden genç insanların “Türkistan” sözünü duyunca tüyleri diken diken oluyordu. Türkistan’dan, Turan’dan bahseden çok az insan vardı ve onlar ele geçirdikleri her kaynaktan esir Türk illerini tanımaya çalışıp, hasretlerini Ocağın Türkistan Geceleri’nde gideriyorlardı. Okumaya devam et

Turan

Ve Yusuf Hashacib, Mahdum Kulu, Fuzuli
Hepsi de peygamber soyunca asil
Sonra Kaşgarlı Mahmut; gönlüme düşen çemre
Ali Şir Nevai, Gaspıralı İsmail
Şiiri bir bakraç süt gibi Yunus Emre.

Okumaya devam et

Türkistan Gezisi

Taşkent’teŞer Ali Bey’in coşkusun
Andican’da Çolpan’ın mahzun bakışın
Kokan’da Seriderya’nın coşkun akışın
Fergana’da yeşil başlı turnalar gördüm
Bişkek’te çekik çekik gözler gördüm

Okumaya devam et

Uyan Ey Türkoğlu!

SİRİDERYA AMUDERYA KAN OLMUŞ
GÖKKUBBE’DE DERVİŞİN GÖZÜ DOLMUŞ
BAŞIMIZDAKİLERİN ÖZÜ DONMUŞ
HOCALI URUMÇİ TÜRK’E ÖZ VATAN
UYAN EY TÜRKOĞLU GAFLETTEN UYAN!
Okumaya devam et

Nevruz (Şiir)

Asırlar geçse bile unutmaz değerini,
İyi günde kötü günde hatrında yerini,
Korur vazgeçmez, seçmez özünden diğerini,
Vefa duygusu Türk’ün en hakiki huyudur,
Nevruz bütün Türk’lerin bayramıdır toyudur.

Okumaya devam et

Ergenekondan Çıkışımızın 4647. Yılı Kutlu Olsun

Ergenekondan Çıkışımızın 4647. Yılı Şöleni (Nevruz) Kutlu Olsun

12 Hayvanlı Türk Takvimine göre, 4647 yıl evvel, Ergenekon’dan çıktığımız günden bu yana her yıl bu günlerde kutladığımız Yeni Gün, Ergenekon,  Uluğ Gün, Büyük Gün, Kutlu Gün, Türk Dünyasına kutlu olsun. Okumaya devam et

Afganistan Türkmen şairi: Rüstem Muhlis

Afganistan, Güney Türkistan Türkmenleri arasında en seçkin şairlerinden biri olan Rüstem Muhlis, (1931-1981) Güney Türkistan’ın Şıbırgan (Cevizcan) ilinin Kızılayak kasabasında 1931 (Hicri 1309) yılında dünyaya geldi.

Eğitimini Kızılayak kasabasında Türkmenlerin ileri geleni Halife Kızılayak tarafından yaptırılan Kızılayak Medresesi’nde tamamlar. Damullah Yazberdi Karamkul tarafından eğitilen Rüstem Muhlis, dini eğitimi yanı sıra Türkmen edebiyatı ile de yakından ilgilenmeye başlar. Okumaya devam et

Ruhun Şad olsun Atsız Ata

Bütün ömrü boyunca tutsak Türklerin birgün özgürlüklerine kavuşacaklarını, bir gün bütün Türklerin tek bayrak altında toplanacağını hayal etmiş, bu hayâlin mutlaka gerçekleşeceğine inanan, Türk Dünyası`nın ünlü fikir adamı büyük Turancı, Türkçülüğün düşünce adamlarından Hüseyin Nihâl Atsız’ı uçmağa varışının 34’üncü yıldönümünde saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz… Ruhun Şad Olsun Atsız Ata… Okumaya devam et

Kandahar Dağlarında Lâleler Açar

Azad BegKandahar Dağlarında Lâleler Açar

”  Güney Türkistan, Kuzey Afganistan’ın kahraman Türk evlatlarından
AZAD BEG KERİMİ’nin aziz hâtırasına”
Okumaya devam et

Ali Şîr Nevaî

Ali Şir Nevai (1441-1501)

Nizamüddin Ali Şir Nevai veya yaygın adıyla Ali Şir Nevai (Özbekçe: Alisher Navoiy;Uygurca:نىزامىدن ئەلشىر ناۋائى; Farsça: نظام الدین على شير هروی; Nizām al-Din ʿAlī Shīr Herawī veya kısaca علیشیر نوایی Alishīr Nevāī; (Herat, 9 Şubat 1441 – Herat, 3 Ocak 1501), Güney Türkistan Herat doğumlu şairdir.

Yaşam öyküsü

Ali Şir zengin ve kültürlü bir Uygur (Bahşı[1]) aileden Büyük Timur İmparatorluğu başkenti Herat’ta dünyaya gelir. Babası Gıyâseddin Kiçkine Bahşi (Ghiyāth ad-Dīn Kītschkīna), Shāhrukh Mīrzā (Farsça: شاه رخ ميرزا , Šāhrukh Mīrzā)’nın sarayında üst düzeyde bir görevli idi. Ali Şir’in annesi sarayda prenslerin (Arapça: حاكمة, mürebbiye) eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiştir. Ali Şir’in hem anne hem baba tarafından dedeleri de Timur İmparatorluğu (Farsça: kendi adlandırması گوركانى Gurkānī, tarihe geçtiği adı تيموريان Tīmūriyān) saraylarında üst görevler yapmışlardır.

Nevai 15 yaşında

Ali Şir daha on beş yaşında iken babası vefat eder, Güney Türkistan hakimi Babür İbn Baysunkur (Abu’l-Qasim Babur, Ebu’l Kâsım Babür) genç adamı, himayesine (evladlık) alır.[2] Eğitimini Meşhed, Herat ve Semerkant’ta sürdürür. Bu arada bir okul arkadaşı, daha sonra meşhur şair ve Güney Türkistan Sultanı olacak olan Hüseyin Baykara ile öğrenimini sürdürür. Onunla birlikte aralarında ölünceye dek sürecek bir dostluk kurulur. Ali Şir Nevai’nin yaşamı boyunca Herat Büyük Timur İmparatorluğu’na başkentlik ve Müslüman dünyasına başlıca kültürel ve entelektüel öncülük yapmıştır.

Nevai devlet adamı ve mimar

Mir Ali Şir ayrıca bir mimardı, Güney Türkistan’da 370 yakın camileri, medreseleri, kütüphaneleri, hastaneleri, kervansarayları ve diğer eğitim, dini, ve yardımsever kurumlarını, bunların bazılarını yeni yapmış veya tamir etmiştir. Herat’ta, Mir Ali Şir Nevai 9 hamam, 10 konak, 17 cami, 40 kervansaray, 9 köprü, ve 20 havuz’dan sorumlu idi.[3] Bunlar dan en tanınmış olan mimarı Herat’ta İhlasiye Medresesi, Halasiye Hanegahı, İncil su yolu boyundaki cami ve ünlü bir şair ve mutasavvıf Feridüddin Attar’ın Nişabur’daki türbesi ve Yezd’deki kümbet veya on taş, seksen kilometre uzunluğundaki Meşhed su kanalıdır. Çağatayca amir (veya Farsça’da Mīr) Timur’un seçkin sınıfına verilen bir ünvan, tüm Çağatay ve Timur yöneticilerine ve daha sonra askeri yüksek subaylara (orduda verilen Mīr askeri ünvan’dır.) verilen ünvandır.

Eserleri

Ali Şir Nevai’nin Çağatayca[4] edebiyatının oluşmasında büyük bir rolü vardır. Çeşitli konularda yazılmış 30’a yakın eseri bulunmaktadır. Eserlerinden bazıları şunlardır: Çağatayca Divan (5 tane), Farsça Divan (5 tane), Çihil Hadis (Kırk Hadis) ve Muhakemet’ül Lugateyn (İki sözlüğün karşılaştırılması)’dır.

On beşinci yüzyılda Çağataycanın (Çağatay Türkçesinin) klasik bir yazı dili olarak kimlik kazanmasında Ali Şir Nevai’nin önemi bilinmektedir. Nevai öncesinde ve Nevai’nin çağında, Timurlular devletinde Türkçe yazan sanatçılar azdır. Nevai, Türkçeyi edebi dil olarak kullanmayan, Farsça yazan çağdaşlarına çatar. Çağdaşlarının Farsçanın karşısında edebi dil olarak Türkçeyi yetersiz görmelerini eleştirir; eğer emek verilirse Türkçenin de Farsça kadar, hatta daha fazla anlatım inceliklerine sahip olduğunun görüleceğini belirtir. Bu görüşlerini Muhakemetül-lugateyn’de görürüz.[5]

Türk dili tarihinde Divân-ı Lügat-it Türk’ten sonra ikinci önemli kitaptır.[kaynak belirtilmeli] Hamse sahibi ilk Türk şairidir (hamse 5 mesneviden oluşur). Tezkire sahibidir(günümüz edebiyattaki biyografi): “Mecalüs’ün Nefais”. Şehrengiz:Doğup büyüdüğü “Herat” kentinin doğal güzelliklerini anlatır.

Şiirlerin yaşamının değişik dönemlerine göre sınıflandırıp kronolojik olarak divanında toplamıştır.

Farsça’nın resmi dil olduğu, Türk aydınlarının bu dille eser vermeyi hüner kabul ettiği bir zamanda Nevai, Çağatayca’nın Farsçadan üstün bir dil olduğunu savunmuştır. Bunu da eserleri ile kanıtlamış ve kendinden sonrakileri bu yolda eserler vermeye teşvik etmiştir.

Türkçe yazdığı şiirlerde kalem adı Nevāī (نوائى anlamı “ağlayan”) adı altında, Ali Şir Nevai baş yazarların arasında, yazınsal Türk dilleri ailesi yararına büyük değişlik yapmıştır. Nevai kendisi başlıca Çağatay dilinde yazar ve 30 yıllık bir dönemin üzerinde 30 eser üretir, böylece Çağatayca Yazınsal dil olarak çok saygın ve önemli kabul edilmiştir. Nevai ayrıca Farsça yazdığı şiirlerde ise, Farsça dilinde (فانى‎ ; Fāni kalem adı altında, anlamı Arapça “fena” sözünden: yok oluş; mecazi mânâsı ise Allah’ın aşkıyla kendinden geçme, yok olma veya “gelip geçici”), Arapça ve Hintçe çok daha az bir sayıda eser yazmıştır. Ali Şir Nevai’nin en çok tanınmış şiirleri onun dört divan’nında, veya kabaca 50,000 şiir koleksiyonu bulunur.

  • Bedâiü’l-Bidâye;

Nevai bu ilk 842 şiir bulunan divanını 1470 yılında yazar. Bunlardan 585’i gazel, üçü müstezad, dördü muhammes, ikisi müseddes, üçü terci’-i bend, kırk dokuzu kıt’a, yetmiş sekizi rubâî, onu çistân, elli ikisi muamma, onu tuyuk, kırk altısı müfred’dir.

  • Nevâdirü’n-Nihâye;

1476 – 1483 yıllarında yazdığı şiirlerini bu ikinci divanında topladı.

  • Muhakemet-ül-Lügateyn (محاكمة‌اللغتين, Muḥākimāt al-luġatīn);

1499 yılında yazdığı bu kitabı, devrinde olduğu gibi bugün de Türk dünyası için önemli olan, Türk dilinin gücünü ve yerini anlatan büyük bir eseridir.

  • Ghara’ib al-Sighar (Garâîbü’s-Sığar) şairin 7-20 yaşları arasında yazdığı gençlik şiirleridir.
  • Navadir al-Shabab (Nevâdirü’ş-Şebâb); 20-35 yaşları arasında yazdığı şiirlerdir.
  • Bada’i’ al-Wasat, (“Orta yaş harikaları”);

Bedâîü’l-Vasat orta yaş, yani 35-45 yaşları arasında yazılmış şiirlerden meydana gelir.

  • Fawa’id al-Kibar (Fevâyidü’l-Kibar) ise 45-60 yılları arasında yazılmış şiirlerdir.
  • Mizan-ül-Evzan (ميزان الاوزان, ‎Mīẓān al-auẓān), (Vezinlerin Terazisi) aruz vezni hakkında eseri. Türkü sözcüğünün ilk olarak Ali Şir Nevâî’nin bu eserinde geçtiği bilinmektedir[6].
  • Hamset-ül-Mütehayyirin (خمسة‌المتحيرين, ‎Chamsat al-mutaḥirīn);

Piri, üstadı ve dostu Nureddin Abdurrahman Cami hakkında “Hamsetü’l Mutehayyırın” ismindeki eserini 1492-94 yılları arasında yazmıştır.

  • Târîh-i Mülûk-i ‘Acem (طاَرِكهء مُلُكء ادسثهَم, Tārikh-e Muluk-e Adscham),

1488 yılında Astrabad valisiyken yazdığı “Târîh-i Mülûk-i ‘Acem” (İran Memleketleri Tarihi) kitabı, bunlardan biridir. Nevai, bu eserinde “Arjasp Binni Efrasiyab kim, Türk Padişahi erdi[7]. şeklinde Alp Er Tunga’dan söz eder.

Mecalis-ün-Nefais (مَجَلِس ال نَفِس, Majalis al-Nafais);

Bir derleme, 450 üzerinde çoğunlukla çağdaş ozanların (şairlerin) yaşam öyküsü (biyografik) kısa hikâyeleri içeren, çağdaş Timur kültürü tarihçilerine altın bir bilgi kaynağı oluşturur.

  • Divān-e Fānī, Farsça yazdığı şiirlerin toplandığı bu eseri gazel biçiminde yazılmış ve mısra sayısı 12 bindir.
  • Nazm-ül-Cevahir 1485 yılında,
  • Tuhfet-ül-Müluk (Farsça),
  • Münşeat (Türkçe);

Hüseyin Baykara’ya ve başkalarına yazdığı mektupların toplandığı bu eserini 1498 yılında yazmıştır.

  • Sirâcü’l-Müslimin 1488 yılında,
  • Tarih-i En-biya ve Hükema (Türkçe),
  • Mahbub-ül-Kulub fil-Ahlak 1500 yılında,
  • Seyf-ül-Hadi,
  • Rekabet-ül-Münadi,
  • Mekârimü’l-Ahlâk;

Bu kitabında Nevai’nin yaptırdığı imaret, hânegâh, havuz, ribât (kervansaray) vb. eserlerin listesini veriyor.

  • Hâlât-ı Pehlâvân Muhammed, Pehlivan Muhammed hakkında yazdığı eseri. Nevai ayrıca “Vaq-fiye” (1482), “Risâle-yi Tir Endâhten” eserlerinin de sahibidir. “Seb’at Abhur” (Yedi Deniz) adlı bir de sözlük yazmıştır.

Tasavvuf eserleri

Lisânü’t-Tayr

Lisan-üt-Tayr, (لسان الطیر, Lisan-ol-tayr); Feridüddin Attar (Farsça:فرید الدین عطار,‎ Farīdo d-Dīn ’Attār)’ın Manteq-ol-tayr, veya (منطق الطیر, Maqāmāt-e Toyūr)’dan esinlenerek, varlık ve ilahi gerçek üzerine görüşlerini, insan, tabiat ve yaşam üzerine 3500 beyitten oluşan tasavvufi bir eserini 1499 yılında yazmıştır.

Nesâimü’l-Muhabbet

Nesaim-ül-Mehabbe, (نسایم المحبت, Nasāyim ul-Muhabbat); 750 tanınmış Sufi şeyhlerin listesi, Nureddin Abdurrahman Cami’nin Nafahat al-uns (نفحات الانس) adındaki eserinin Çağatayca çevirisidir.

Hamse (Beşlik)

Ana madde: Hamse

Nevai’nin diğer önemli eserlerini beş destansı şiir ve Nizami Genceli, Gencevi (نظامی گنجوی, Nezāmī Ganjavī, tam ismi: Neẓām ad-Dīn Abū Muhammad Elyās ibn Yusūf ibn Zakī ibn Mu’ayyid)’den esinlenerek yazdığı Hamse yi oluşturur;

Hayret-ül-Ebrar

Hayret-ül-Ebrar (حیرت الابرار, Hayrat-ol-abrar), Nevai’nin bu birinci mesnevisi, 7976 mısralık, felsefî bir eseridir. Dünya hayatı, insan kalbi ve cemiyet; tarihler, efsaneler, meseller vasıtasıyla anlatılır.

Ferhat ile Şirin

Ferhat ile Şirin (فرهاد و شیرین, Farhād-o Shirin),

Leyla ile Mecnun

Leyla ile Mecnun (لیلی و مجنون , Layli va Majnun) , Azerbaycan Türkçesi, Türkçe uyarlaması hikâye, “Leylâ ile Mecnun destanı” (داستان ليلى و مجنون, Dâstân-ı Leylî vü Mecnûn) ismiyle 16. yüzyılda Fuẓūlī tarafından yazılmıştır. Nevai bu üçüncü mesnevisini, sonradan söylentiye göre efsâneye dönüştürülen bu aşk hikâyesini, yüksek bir sanat ve zevkle Türkçe ve Türk ruhuyla işler. Nevai bu mesnevisinin sonunda şöyle ifade ediyor:

Men Türkçe başlaban rivayet

Qıldım bu fesâneni hikâyet.

Kim, şuhreti çün cahânga tolgay,

Türk eliğe dağı behre bolgay.

Nev çünki bükün cahânda etrâk

Köptür huştab’u safı idrâk.[8]

Sab’a-i Seyyar

Seb’a-i Seyyare (سبعه سیار, Sab’ai Sayyar) Nevai, dördüncü mesnevisi olan bu eserinde, Şark dünyasında çok yayılmış Behram Gur efsanesini ele alır.

Seddî İskenderî

Sedd-i İskenderi (سد سکندری, Sadd-i-Iskandari), Nevai, bu beşinci mesnevisinde Büyük İskender’le ilgili efsanevî tarihi anlatmanın yanında, bu konuyu araç edip kendi devrinin maddî, manevî problemlerini, devlet, şah, halkın yönetilmesi, adalet, hakikat gibi konuları da işlemiştir.

Ali Şîr Nevaî, bir beytinde, nevrûz günü gece ile gündüzün eşit olmasından söz etmekte; diğer bir beyitte ise nevrûzla Kadir gecesini bir arada kullanarak, nevrûzu âdeta kutsallaştırmaktadır. Şair, çok güzel olan bir beyitinde, hitap ettiği kişinin her gecesinin Kadir; her gününün de nevrûz olmasını temenni etmektedir:

Vaslı ara kördüm reng emiş boynuyu-saçı

Tün-kün teng ekan zâhir olur boldı Nevrûz [9]

Nevai’nin etkisi

Nevai’nin doğuda Hindistan’ı ve batıda Osmanlı imparatorluğuna kadar olan alanda büyük bir etkisi olmuştur. Nevai bu vasıflarıyla sadece Türkistan ve Türk dilli devletlere değil bütün dünyaya, bütün insanlığa ibret olacak bir şahsiyettir. Tarihte böyle bir şahsı bulmak zordur.

  • Babür, (1483 – 1530), Hindistan’da Babür İmparatorluğu’nun kurucusu, ilk İslami yöneticilerin arasında özgeçmişini destansı Babürnâme’de yazmıştır. Babür Ali Şir Nevai’den çok etkilenir ve saygısını onun bu ünlü kitabında dahi görülür.
  • Osmanlılar Ana Asya mirası olduğunu bildiklerinden; I. Süleyman Nevai’den çok etkilenmiş ve onun üç kitabını kendi kütüphanesine aldırmıştır.
  • Şöhretli Azeri asıllı Türk divan şairi Fuẓūlī, Safevi Hanedanı ve Osmanlı İmparatorluğu koruma ve himayesi altındaki yazar, Nevai’den çok etkilenir.
  • Diğer etkileri Rusya’da Kazan’da, Türkistan (Ana asya)’da, çağdaş Türkiye’de ve tüm diğer Türkçe konuşulan bölgelerde görülmüştür.

Klasik dönemde, dil adı تورکی‎ Turkī, Türkī denilen Çağatayca’nın en önemlileri Mīr ʿAlī Schīr Nawā’ī[10] ve Zāhir ad-Dīn Muhammad Bābur[11]’dür.

Zāhir ud-Dīn Muḥammad Bābur Herat’da şöyle yazar;

“ “herkes onun faaliyetlerindeki kusursuzluğuna ulaşmayı denedi,” [12] ”

Gazelinden bir örnek;

Qara közüm – Kara gözlüm

Qara közüm, kelu mardumluğ emdi fan qılğıl,

Közüm qarasida mardum kibi vatan qılğıl.

Yüzüng gülige köngül ravzasın yasa gülşen,

Qadiñ nihaliğa can gülşenin çemen qılğıl.

Tekaveriñğa bağır qanıdın hina bağla,

İtiñğa ğamzada can rıştasın rasan qılğıl.

Fıraq tağıda tapılsa tufrağım, ey çarx,

Xamır etib yene ul tağıda köhken qılğıl.

Yüzüñ visalığa yetsun deseñ köngüllerni,

Saçıñı başdın-ayağ çin ila şiken qılğıl.

Xezan sipahige, ey bağban, emes mani’

Bu bağ tamıda ger ignedin tikan qılğıl.

Yüzüde terni körüb ölsem, ey rafiq, meni

Gülab ila yüvü gül bargıdın kafan qılğıl.

Neva-i, ancumani şavq can era tuzsañ,

Anıñ başağlığ oqin şami ancuman qılğıl.

Notlar

  1. Bahşı,Türkmenlerde destan anlatıcısı, Özbeklerde destancı ve falcı, Kazak ve Kırgızlarda ise büyücü ve duahan manalarında kullanılmaktadır.
  2. The National Library of Russia
  3. Alisher Navoi, Complete works in 20 volumes, Vol.1-18, Tashkent, 1987-2002
  4. chg Chagatai (İngilizce)
  5. T778a 10 – T778b 1-16. Muhakemetü’l-lugateyn, Hazırlayan F.Sema Barutçu Özönder, Ankara, 1996, 179vd./ 213vd.
  6. Ali Şir Nevâî, Mizân’ül Evzan, Haz. Kemal Eraslan, Ankara 1993.
  7. Ali Şir Nevai. Tarih-i Müluk-i Acem Cilt 14. sayfa l91-195.
  8. A.Nevâî, “Mükemmel Eserler Toplamı”, 9. Cilt, Taşkent 1992, sayfa 311
  9. Nevruz ve Renkler, Türk Dünyasında Nevruz İkinci Bilgi Şöleni Bildirileri (Haz: S. Tural, E. Kılıç), Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara 1996, sayfa 321.
  10. Boeschoten / Vandamme: Chaghatay, sayfa 168
  11. “Zahir ud-Din Mohammad” (2002-09-10). in Thackston, Wheeler M.: “The Baburnama: Memoirs of Babur, Prince and Emperor”. Modern Library Classics. ISBN 0-375-76137-3. Zitat: “… Andijanis are all Turks; everyone in town or bazar knows Turki. The speech of the people resembles the literary language; hence the writings of Mir ‘Ali-sher Nawa’i, though he was bred and grew up in Hin (Herat), are one with their dialect. Good looks are common amongst them.
  12. ^ Боровков А. Изучение жизни и творчества Алишера Навои// Родоначальник узбекской литературы. Ташкент, 1940, sayfa 12

Dış Bağlantılar

GünTürk

Türk Büyükleri Betine Geri Dön

Bookmark and Share

Türkistan

Öz yurdumu çarmıha germişler kırk yerinden
Unutmam bin yıl geçse acısının üzerinden
Vurulan bir ceylana yanar gibi derinden
Ulu Türkistan’a yandım.

Okumaya devam et

Gül Türkistan

Dilerim ki sen hep gül

Ben ağlarım Türkistan

Azat yaşa bengi yıl

Ben ölürüm Türkistan…

Okumaya devam et

Bağımsız Türkistan İçin

Oğuz boyum Türkistan’da esir mi?

Uygur Türkün kanı içen çinli kafir mi?

Sanma çinli dünya sana kalır mı?

Bilge tonyokokum hani nerdesin?

Okumaya devam et

Ulu Türkistan

Geçmez mi zaman

Bitmez mi hasret

Gelmez mi Turan

Nerdesin ulu Türkistan

Okumaya devam et

Türklüğün Gerekleri

Hedefteki Türkistan, Büyük Doğu,

Zaman milliyetçilik, ülkü çağı,

Bu vatan için söndürüp ocağı,

Cihatta yerimizi almalıyız,

Okumaya devam et