Timur’un Ayağı Aksadı, Ama Yüreği Değil


Timur 1336 senesinde Maveraünnehir bölgesinde Semerkand ile Belh arasında Keş kasabasında doğdu. Keş kasabası Şehrisabz olarak da bilinir. Şeyh Şamil en büyük manevi darbeyi, gönül dayağını, yüreğine inen sopaları nasıl ki Rus Ordusunda subay olan ve generalliğe kadar yükselen büyük oğlu Cemalettinden aldıysa, Timur da aynı darbeleri oğullarından aldı. Cengiz Han soyundan olanlara damat olan Timur daha sonra ayağını parçalayan ok yaralarının yürümesini, dengesini bozması nedeniyle de leng, yani aksak unvanını alarak Timurleng olmuştur.

Oğullarından birisini savaşta kaybetti. Bir oğlu çok genç iken, ağır bir hastalığa yakalanıp öldü. Bir oğlu attan düştü ve akli dengesini yitirerek vali olduğu bölgede yetkilerini alay edilecek şekilde saçma sapan emirler vermekle kullandı ve nihayet Timur hakkında idam fermanı verdi, ancak oğlunun idamı iptal edildi, birinci derecedeki adamları idam edildi ve oğlu da tüm yetkilerinden ve unvanlarından azledildi.

Diğer bir oğlu da günümüz vicdani retçileri gibi savaştan, silahtan hiç hoşlanmayan, aşırı romantik ve sadece şiir yazan, şarap içen, Timurun mirasını sürdüremeyecek zayıf karakterli birisiydi.

Timur çok sevdiği, hastalıktan ölen büyük oğlunun büyük oğlunu, yani en büyük torununu varisi olarak görüyordu ki yiğit, cesur bir savaşçıydı. Ama o da kendisiyle omuz omuza çarpıştığı bir savaşta kendisini korurken şehit düştü. Timur şehit düşen bu torununun kardeşine bel bağlamıştı artık. Timurun oğul ve erkek torun onuru, gururu, güvencesi birer birer sönmüştü ve Timur hep “kader” deyip geçmiştir.

Timurun incelenmesi gereken en büyük olayı Yıldırım Beyazıt ile mektuplaşmaları, restleşmeleri ve Yıldırım Beyazıtı mağlup, esir ederek, tüm Osmanlı Ordusunu çökertmesi ve Osmanlı Devletini resmen ve fiilen bitirmesidir. “1402 Ankara Savaşından sonra, bazı topraklarını kaybeden Osmanlıda 12 yıl süren “Fetret Devri başlamıştır” sözü ile geçiştirilen tarihi hakikat aslında çok derindir ve analizi gerekmektedir. Timurun Osmanlı Devletini eyaleti gibi kendisine resmen ve fiilen bağlaması önemlidir. Ancak Türkiyedeki, lise ve dengi okullardaki tarih kitapları bunları pek anlatmaz. Yıldırım Beyazıt ne kadar Türk ise, Timur da Türktür ve belki Ondan daha da ateşli bir Türktür. Timur mektuplarında Yıldırım Beyazıta karşı hep nazik, olgun, anlayışlı, sevecen, ağabey gibi bir üslup kullanmıştır. Onunla bir meselesi olmadığını anlatmış ama kendisine ihanet edip Ona sığınan Arap emirleri ile arasından çekilmesini rica etmiştir. Yıldırım Beyazıt Timura sürekli hakaretler yağdırmıştır ve Onu mahvedip karısını haremine, koynuna alacağını yazmıştır. Bu savaştan sonra esir alınan Yıldırım Beyazıta Bursadan getirtilen makam kavuğu ve asası verilir, kaftanı giydirilir ve şeref konuğu olarak verilen davete buyur edilir ve davette en beğendiği, en çok hoşlandığı cariyesinin raks ettiğini görür. Timur Beyazıta gülümser. Beyazıt “niçin alay ediyorsun, Allahtan korkmaz mısın, benim gibi zavallı bir esiri niçin aşağılıyorsun” der. Timur “Koca dünya senin gibi bir kör ile, benim gibi bir topala kaldı, ona gülüyorum, maksadım alay etmek değildir” cevabını verir. Beyazıtın da bir gözünde belirli bir engel vardır ve karşısındaki kişi tarafından anlaşılmaktadır. Bu savaştan sonra Timur, Bizansı da fethetmiştir. Ama zamanın Bizans İmparatoru kurnazlık edip surlarına Timurun sancağını çekmiştir ve kendisine hediyelerle, mücevherlerle gönderdiği elçileri ile “Bizansa girmenize gerek yok, Bizans zaten tüm dünyanın olduğu gibi Timurundur, biz de senin valinizden başka bir şey değiliz, hangi şartı ileri sürersen memnuniyetle kabul etmeye hazırız” mesajını iletmiştir ve Timur, Bizansa girmeye gerek görmemiştir. Timur bizzat komuta ettiği hiçbir savaşı kaybetmemiştir. Cengiz Han soyundan Çağatay Hanlığında Türkleşmiş Moğol aşiretinin, Barlasların lideri olan babası Muhammet Turagay isi. Cengiz Han soyundan gelmediği için Han unvanı kullanmadı, Emir unvanı kullandı. Timur da babası gibi hem Emir unvanını kullandı, hem de Cengiz Han soyundan gelenlere damat olduğu için, Emir Gurkani unvanını aldı. Timura da, Şeyh Şamile Hacı Muratın ihanet ettiği gibi, kendisini bir çok defa ölümden kurtardığı Tatar prenslerinden Toktamış Han ihanet etti. Toktamışı iki defa mağlup eden Timur; İran, Türkistan, Kafkasya, Azerbaycan, Hindistan, Gürcistan, Osmanlı, Arap, Suriye, Halep, Şam, Bağdat topraklarını almış ve İzmirdeki Hıristiyan şövalyelerini de oradan kovmuştur. Çine ve Delhiye kadar bütün Asyayı alan Timur, Çin seferinde 1405-de, Sırderya yakınlarındaki Otrarda ölmüştür. “Gökte nasıl bir tek Tanrı varsa, yer yüzünde de bir tek kral olmalı, Tanrı Türkü korusun” diyen Timur, sanata, bilime, tarıma, ticarete, ticaret yollarına da çok meraklıdır ve bu konuda kalıcı hizmetler ortaya koymuştur. Türkçeyi, Türk edebiyatını da yaygınlaştıran bir liderdir. Timurun askeri dehası Harp Okullarında, askeri akademilerde, Türk diline olan merakı edebiyat çevrelerinde ve tarıma, ticarete, bilime olan katkıları fakültelerde analiz edilmelidir. Yine ısrarla öneriyorum, Şeyh Şamilin ve Timurun ciddi seviyede ve belgesel nitelikli sinema filmleri yapılmalıdır. Ne kadar şanslı bir millet olduğumuzun farkında değiliz. Dünyanın gelmiş geçmiş hiçbir milletinde böylesine liderler, dehalar olmadı. Böylesine milletine ve vatanına düşkün öncüler, başka milletlerin önünde böylesine rehberlik yapmadı. Timurun ayağı ok yaraları nedeniyle hep aksadı ama gönlü, yüreği ve damarlarında akan kanı hiç aksamadı.

Vedat Kuşaklı – yalquzaq

Bir Yanıt

  1. Reblogged this on Nakib Amani.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: