Türk Konseyi ve Türkistan’da Bütünleşme


II. Türk Konseyi Liderler Zirvesi 23 Ağustos 2012’de Kırgızistan’da gerçekleşmiştir. Bu toplantı ile birlikte Türk Konseyi’ni temsil eden bir bayrak belirlenmiştir. Kazakistan Bayrağı’nın mavisi, Kırgızistan Bayrağı’nın güneşi, Azerbaycan’ın yıldızı ve Türkiye’nin hilalinin iç içe girdiği bayrakta Özbekistan ve Türkmenistan’dan hiçbir sembol ye almamış çünkü iki devlet de hiçbir şekilde Türk Konseyi toplantılarına katılmamışlardır.[1] Bu toplantı her ne kadar “İkinci” olarak anılsa da bu kadar yeni değildir. “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Toplantısı Devlet Başkanları Zirvesi”nin kısa adı olarak kullanılan Türk Konseyi toplantısı, yapıldığı her dönemde Türk Dünyası’nın ve Türk Birliği fikrinin, dar bir çevrede de olsa, tartışılmasına zemin hazırlamaktadır.

Türk Konseyi süreci nasıl gelişmiştir ve bugün gelinen nokta nasıl değerlendirilmelidir? İlk olarak, Türk Cumhuriyetleri arasındaki bütünleşme girişimlerini ve Türk Cumhuriyetlerinin entegrasyona nasıl yaklaştığını hatırlamalı ve değerlendirmeliyiz çünkü bu süreç 2012 itibariyle artık 20 yıllık bir süreç olmuştur. Türk Cumhuriyetleri arasındaki bütünleşme ve işbirliği çabaları iki farklı kanalda gelişme göstermiştir. Biri Türkiye’nin ön planda olduğu bütünleşme ve işbirliği çabaları diğeri ise Türkiye’nin dâhil olmadığı Orta Asya Türk Cumhuriyetleri merkezli fakat Azerbaycan’ın da dâhil edildiği işbirliği çabalarıdır. Bu durum şu açıdan önemlidir; Türk Cumhuriyetleri arasında entegrasyon, Türkiye’nin bir dış politika hamlesi değil Türk Dünyası’nın ihtiyaç duyduğu jeopolitik bir gereksinimdir. Bu iki durumun dışında bir de Rusya’nın Orta Asya’da nüfuzunu artırmak için işbirliği ve bütünleşme girişimleri vardır. Bağımsız Devletler Topluluğu, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü ve Avrasya Birliği gibi Rusya’nın Orta Asya politikasının bir parçası olan örgütler, Türk Dünyası’nın işbirliği ve bütünleşme çabalarının dışında bir anlam taşıdığı için bu yazı içinde değerlendirilmeyecektir.

Orta Asya Cumhuriyetleri’nin bir arada hareket etme kaygısı henüz Sovyetler Birliği dağılmadan, Nisan 1990’da Almatı’da gerçekleşmiştir. Sovyetler Birliği’nin kötüleşen ekonomisinin sonuçlarından korunmak için bir araya gelen Orta Asya Sovyet Cumhuriyetleri, 13-15 Ağustos 1991’de yeniden bir araya gelmişlerdir.[2]Bağımsızlık sonrası Ocak 1993’de ise Özbekistan’ın liderliğinde Taşkent’te bir araya gelen Orta Asya Cumhuriyetleri, 1994’e gelindiğinde Tacikistan’daki iç savaş ve Türkmenistan’ın tarafsızlık politikaları dolayısıyla“Özbekistan-Kazakistan ve Kırgızistan Üçlüsü” olarak toplanabilmiştir.[3] Bu üçlü Orta Asya Ekonomik Topluluğu’nu oluşturmuş ve 1998’te Tacikistan da bu topluluğa katılmıştır. Bu örgüt dönemi içinde mini Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO)’ne benzetilmiştir.[4] 1995’te Kerimov’un girişimi ile Kazak, Kırgız, Karakalpak, Türkmen, Tacik ve Özbek halkalarını bir araya getirmek amacıyla “Türkistan Ortak Evimiz” projesi başlatılmıştır.[5]

Türkiye de Orta Asya’yı yeni bir dış politika sahası olarak görmüş ve doksanlı yıllarda bölgeyle ilişkilerini geliştirmek adına politikalar oluşturmuştur.  Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ), ECO ve Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Toplantıları Türkiye’nin Orta Asya politikalarının önemli parçalarını oluşturmuştur. AB’ye alternatif göstermek ve Rusya ile ilişkileri düzeltmek için oluşturulan KEİ ile İran’ın da içinde olduğu ve bundan dolayı Rusya ile ABD’yi tedirgin eden ECOnun hedef ve araçlarındaki çelişkiler,[6] Orta Asya politikasının uzun vadeli stratejik hedeflere sahip olmadığının göstergesidir. Soğuk Savaş sonrası ABD’nin Orta Asya’ya girme çabaları, Türkiye’nin AB’ye alternatif veya karşı koz olarak Türk Dünyası’nı göstermesi de Türk Dünyası politikalarının bir parçası olmuştur.

Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazandıkları tarihten itibaren sürekli olarak farklı entegrasyon denemelerinde bulunmuşlardır. Çünkü bölgenin ekonomik, siyasi ve askeri yönden dirençli olabilmesi için bir uluslararası bütünleşmeye ihtiyaç vardır. Ekonomik olarak; Çin’in büyük ekonomisi karşısında direnmek ve tarihte Rusya’ya bağlı hale getirilen üretim ve ticaret mekanizmalarını aşmak için entegrasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Siyasi olarak; Rusya, Çin ve ABD’nin bölgedeki rekabetine karşı ezilmemek ve bu rekabeti fırsat haline getirebilmek için bir arada hareket edilmesini sağlayacak bir entegrasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Güvenlik açısından ise; bölgede sınır güvenliğinin sağlanması, Orta Asya’da güç sahibi olan El-Kaide, Hizb-ut Tahrir ve Özbek İslam Hareketi[7] adlı terör örgütlerine karşı mücadele edilmesi ve bölgedeki uyuşturucu kaçakçılığının önüne geçilmesi için Orta Asya ülkelerinin ortak hareket etmeleri gerekmektedir. Ekonomik bağlamda Rusya’nın etkin olduğu Avrasya Birliği bölgedeki entegrasyon sahasını genişletmeye çalışırken,[8] güvenlik bağlamında da Şanghay İşbirliği Örgütü etkinliğini artırmaya devam etmektedir.[9]

Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi de Türk Cumhuriyetlerini kültürel paydada bir araya getiren fakat siyasi ve ekonomik hedeflere yönelen bir yapılanma olmuştur.  1992’de başlayan zirveler 2001’deki zirveden sonra 2006’ya kadar yapılmamıştır. 2006’da yeniden başlayan zirvelerde Türk Dünyası için önemli sayılabilecek adımlar 2009 Nahçıvan Zirvesi’nde atılmıştır. Bu adım Türk Cumhuriyetleri arasındaki işbirliğinin kurumsallaşmasını sağlamaya yöneliktir ve böylece daha önce yaşanan bunalım dönemi tekrarlanmayacaktır. 16 Ekim 2010 İstanbul Zirvesi, Nahçıvan Anlaşması’nı hayata geçirmeye yönelik adımların atıldığı bir zirve olmuştur. Nahçıvan’da alınan karar doğrultusunda, Türk Konseyi olarak adlandırılan örgütün Daimi Genel Sekreterliği oluşturulmuş, sekretaryanın merkezi de İstanbul olarak belirlenmiştir. 2010 İstanbul Zirvesi’nin ardından imzalanan bildirinin kurumsallaşma yönündeki önemli kararları şunlar olmuştur; Türk kültür mirasının korunması için Bakü’de özel bir vakıf oluşturulmş, Astana 2012 Türk Kültür Başkenti seçilmiş, Türk Dili Konuşan Ülkeler Kalkınma Bankası ve ortak sigorta şirketinin kurulması kararlaştırılmış, Üniversiteler arası birlik kurulmuş ve “3 Ekim” tarihi Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü olarak kabul edilmiştir.[10]

Nahçivan Zirvesine kadar kalıcı adımlar atamayan Türk Cumhuriyetleri, 2009 sonrasında kurumsallaşmaya başlamıştır. Kurulan daimi sekreterlik ülkeler arasındaki iletişimin sürekliliğini sağlaması açısından oldukça önemlidir. Belirlenen 3 Ekim günü ve diğer kutlamalar, gösterişli bir şekilde yapılabilirse, hem halklar arasındaki bağlar kuvvetlendirilir hem de örgütün önemi ve ciddiyeti fark edilebilir fakat 2011’de medyada Türk Dünyası’nı ön plana çıkaran ortak ve büyük kutlamalar gerçekleştirilmemiştir. 2011’de Astana’daki zirveye Türkiye’den Cumhurbaşkanı yerine Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın katılması da zirvenin Türkiye’deki basın ve yayında ön plana çıkmamasına neden olmuştur. 2012’deki Zirvede ise Türkiye, Kazakistan ve Kırgızistan’ın Devlet Başkanları katılırken, Azerbaycan’dan Başbakan Artur Razizade katılmıştır. Bu bağlamda 2010 İstanbul Zirvesine hem tüm üye ülkelerin devlet başkanlarının katılmış olması hem de Türkmenistan’ın gözlemci statüde katılması, zirveyi önemli hale getirmiştir. 2011 ve 2012 zirveleri 2010 zirvesine nazaran daha sönük gibi dursa da toplantıların sürekliliği ve her sene yeni adımların atılıyor olması, işbirliğinin sürekli ve kalıcı olacağının göstergesidir.

2012 Bişkek Zirvesi ise “eğitim, bilim ve kültürel işbirliği” teması üzerine toplanmıştır. Zirve kapsamında toplanan Dışişleri Bakanları Konseyi  tarafından Türk Konseyi Sekreteryasının Mali Esaslarına ilişkin anlaşma imzalanmış, Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve diğer üye ülkelerin ilgili bakanları ise Astana’da Türk Akademisi ile Bakü’de Türk Kültür Miras Vakfı kurulmasına ilişkin anlaşmalara imza koymuşlardır.[11]

Türk Konseyi’nin günümüzdeki durumunu değerlendirirsek; ilk olarak, kurumsallaşma yönünde ilerleme sağlanmıştır. İkinci olarak, doksanların sonunda hayal kırıklığına dönüşen Türk Devletleri arasındaki işbirliği süreci 2009 ile birlikte yeni bir döneme girmiştir. Üçüncü olarak, ilişkilerdeki gelişmelere rağmen Türk dış politikasındaki Orta Doğu merkezli taraf olma, risk alma, arabuluculuk rolleri neticesinde harcanan diplomatik enerji, Orta Asya’ya gerekenden daha az ilgi gösterilmesine neden olmaktadır. Bundan dolayı Türk Konseyi ile birlikte, Orta Asya’da Rusya’nın etkinliğini artırdığı Avrasya Birliği ve Çin’in Orta Asya’daki varlığını siyasi ve askeri olara gösterdiği Şanghay İşbirliği Örgütü gibi uluslararası örgütler hızlı mesafe kat etmektedirler. Türkiye’nin zaten 2009’a kadar gerçekleştirmekte geç kaldığı kurumsallaşma sürecinde, zaman kaybını telafi edebilmesi için Orta Asya merkezli bir dış politika konsepti oluşturması gerekmektedir. Son olarak ise, Türkmenistan ve Özbekistan’ın Türk Konseyi’ne katılmamaları konseyin etkisi, amacı ve faaliyetleri açısından önemli bir eksiktir. Türkmenistan’ın “tarafsızlık statüsü”ne zarar gelmesinden endişe ettiği için konseye katılmama durumu, etkin bir gözlemci statüsünün oluşturulmasıyla aşılmalı, Özbekistan’ın ise Türkiye’ye karşı mesafeli tavrının değiştirilmesi adına ilişkiler Özbekistan’ın siyasi yapısını tedirgin etmeyecek şekilde geliştirilmelidir.  

Turgay DÜĞEN


[1] “Türk Konseyi’nin Bayrağı Bişkek’te Kabul Edildi”, http://turkkon.org/icerik.php?no=159, 28.08.2012.
[2] Colibay Eltazarov, “Orta Asya Türk Cummhuriyetleri Arasındaki Entegrasyon ve Dezentegrasyon:Bugün ve Geleceğe Bakış”, Bağımsızlıklarının Onuncu Yılında Türk Cumhuriyetleri, Emine Gürsoy Naskali, Erdal Şahin (Ed.), Türkistan ve Azerbaycan Araştırma Merkezi Yayını, Haarlem,Hollanda, 2002, s.447.
[3] Eltazarov, “Orta Asya…”, s.448-449.
[4] Mehmet Dikkaya, Orta Asya ve Kafkasya, Dönüşüm Süreci ve Uluslararası Ekonomi Politik, Beta Yayınları, İstanbul, 2009, s.291.
[5] Eltazarov, “Orta Asya…”, s.451.
[6] Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik, Küre Yay., 20. Basım, İstanbul, 2001, s.482,491.
[7] Thomas Sanderson, Daniel Kimmage, David A. Gordon, From The Ferghana Valley to South Vaziristan: The Evolving Threat of Central Asian Jihadist, CSIS Rapor, Mart 2010, s.3.
[8] Vladimir Putin, “A New Integration Project For Eurasia: The Future in the Making”,http://www.russianmission.eu/en/news/article-prime-minister-vladimir-putin-new-integration-project-eurasia-future-making-izvestia-3-, (18.11.2011).
[9] “SCO Looks to Next Decade” , http://www.chinadaily.com.cn/opinion/2012-06/13/content_15497055.htm, 25.06.2012.
[10] http://www.mfa.gov.tr/bildiri.tr.mfa, 20.09.2010.
[11] “Türk Konseyi 2. Zirvesi Bişkek’te düzenlendi.”, http://turkkon.org/icerik.php?no=158, 28.08.2012.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: