Türkistan’ın Değişen Jeopolitiği


Türkistan, tarihte büyük imparatorluklara bir bütünlük içinde ev sahipliği yapmış bir coğrafya olarak bugün çok daha parçalı ve istikrarsız yapıya sahiptir.

Yüzyıllar içinde değişen sistem ve dengeler Türkistan jeopolitiğini de etkilemiş ve bu coğrafyada farklı dönemlerin yaşanmasına neden olmuştur. Çeşitli devletlerin Türkistan’da hâkimiyet kurmak istemiş olmalarına rağmen, Türklerin ve Moğolların hâkimiyetleri, Türkistan tarihinin çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.[1] İslamiyet’in bölgeye yayılması öncesinde bölgenin egemen Türk devletleri; Hunlar, Avarlar ve Kök Türkler olmuştur. Bu devletler dağınık boyları bir araya getiren ve İpekyolu’nun tamamında bütüncül bir güvenlik sağlayan güçlerdir.  Karahanlılar’dan sonra hızla yayılan İslamlaşma sürecinde de Türkler Türkistan Hâkimiyetini bütünlük içinde korumuşlardır. Karahanlıların ve Gaznelilerin hızlı yükselişinin önemli nedenlerinden bir de, İpekyolu’nun kilit noktaları olan Hotin, Serinde ve Kabil gibi şehirleri merkez olarak kullanmaları olmuştur.[2]

İpekyolu’nun en kuvvetli karakterlerinden bir olan Cengiz Han, İpekyolu’nda güvenli ticaret ortamını tesis etmiş ve ticaretin en verimli dönemlerinden birinin yaşanmasını sağlamıştır. Cengiz Han, bütün Türk ve Moğol kabileleri tek bir imparatorluk içinde toplamış, Pekinden Hazar Denizi’ne kadar sert bir disiplin uygulayarak bölge içindeki savaş dönemlerine son vermiştir. O dönem ile ilgili Ebulgazi şöyle yazmıştır; “Cengiz Han saltanatı döneminde İran ile Turan arasında bütün ülkelerde öylesine bir sükûn vardı ki, hiç kimseden en ufak bir şiddet gösterisi gelmeksizin, kafanızın üstünde altın bir tepsi ile Doğu’dan Batı’ya gitmeniz mümkündü.[3] Cengiz Han sonrası Altın Orda Devleti tarafından Rusya’nın tamamıyla fethedilmesinin ardından bile Rusların ticari ilişkilerine engel olunmamış aksine Altın Orda Hanları tarafından ticari ilişkiler teşvik edilmiştir.[4]

Rusya’nın Kazan’ı feth etmesi sonrasında Sibirya ve Türkistan coğrafyalarına yönelik Rus ilerlemesi başlarken Türkistan’da Timur İmparatorluğu’nun parçalanmasından sonra doğan devletler Avrupa ileri savaş teknolojisi ile donanmış Rus orduları karşısında çok ciddi bir direnme imkanına sahip olmamışlardır. Batı Türkistan’ın Rusya’ya karşı çıkardığı son ordu olan Türkmen ordusu 1881 yılında Rus Orduları tarafından yenilmiştir. Böylece Türkistan jeopolitik olarak etkinliğini 1991 başına kadar 110 sene yitirmiştir. 1991 sonrasında Batı Türkistan beş cumhuriyet olarak tekrar doğarken, Doğu Türkistan Pekin’in hakimiyetinde kalmaya devam etmektedir. Batı Türkistan 1991 sonrasında hızla dünya jeopolitiğine dönmekle kalmamış, 21. Yüzyılda önemli bir merkez olacağını ortaya koymuştur.

Türkistan’ın Mahkûmiyeti

16. yüzyıl Türkistan’ın ve İpekyolu’nun önemini ve etkisini kaybetmeye başladığı bir dönem olmuştur. Bu dönemle birlikte, İpekyolu etkin bir konumdan edilgen bir konuma düşmüştür. Rusların Türkistan coğrafyasına hızlı bir şekilde hâkim olması ve bu coğrafyanın yüzyıllardır uygulanan ticari geçişkenliğini engellemesi İpekyolu’nu dünyaya kapalı bir bölgeye dönüştürmüştür. Ruslar bölgede tek hâkim güç olmak adına bölgeye girmeleriyle birlikte etnik, dini ve siyasi yapıları dağıtmıştır.[5] İpekyolu’nun edilgen dönemi I. Dünya Savaşı’ndan sonra, Sovyetler Birliği ile birlikte de devam etmiştir. Sovyetler Birliği’nin serbest ticarete izin vermeyen ideolojik yapısı, İpekyolu’nu tek bir halkın kullanımına ve tek bir ticaret havzasına dönüştürmüştür. Denize çıkış için bir tek Rusya Karadenizi’ni kullanılabilir olmuştur. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Çin Halk Cumhuriyeti’nin komünist yapısı ve politikaları da İpekyolu’nun doğu kısmını oluşturan Doğu Türkistan’ı, Batı Türkistan’la aynı kadere sürüklemiştir.

Türkistan’da Değişen Şartlar

Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile birlikte Orta Asya ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmaları ve Çin’in ekonomik olarak serbest piyasa kurallarıyla hareket ederek başlattığı yükseliş,[6] tarihi İpekyolu’nun edilgen konumdan etkin konuma geçebileceği bir geçiş dönemini başlatmıştır. İpekyolu üzerinde yer alan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsız olmalarıyla birlikte başlayan yeni dönem, bölge üzerindeki güç mücadelelerini de başlatmıştır. Orta Asya üzerindeki güç mücadeleleri, Orta Asya ülkeleri için tehlikelerle birlikte fırsatlar da sunmaktadır.

Tarihi İpekyolu’nun yeniden canlanması yönünde umut vadeden bu önemli değişime rağmen Tarihi İpekyolu ile 21.Yüzyıl’ın İpekyolu arasında önemli farklılıklar mevcuttur. İlk olarak, İpekyolu’nun ticaret malları günümüzde önemini yitirmiştir. 21. Yüzyıl İpekyolu’nun ticaret malları; ipek, kürk, köle veya demir değil büyük oranda enerji kaynaklarından oluşmaktadır. İpek, yükte hafif pahada ise ağır olmasına rağmen enerji kaynakları, yani petrol ve doğalgaz, çok kıymetli olmasıyla birlikte taşınması için büyük yatırımlar ve devletlerarası işbirlikleri gerekmektedir. Enerji kaynaklarının taşınması sorunu devletlerarası ciddi projelerle aşılmaktadır fakat taşınma konusunda önemli sorunlardan biri de güvenliktir. Tarihi İpekyolu’nda ticaret yollarına hâkim tüm devletler ticari güvenliği sağlamaya çalışmışlar ve büyük oranda başarılı olmuşlardı. Günümüzde ise İpekyolu’nun merkezi coğrafyaları siyasi istikrarsızlık ve terör sorunu yaşamaktadır. İpekyolu üzerinde güven ortamının oluşturulamaması Tarihi İpekyolu’nun yeniden canlandırılması yönündeki en önemli engeldir. Batılı devletlerin Orta Asya enerji kaynaklarına ulaşmadaki ısrarı ile bölgede, çıkarları doğrultusunda, sorumluluk almaları güvenliğin daha erken gelmesini sağlayabilir. Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayacak olan boru hatlarının güvenliği Avrupa için de önemli olacağından, gerçekleşecek boru hattı projeleri ülkeler arası “güvenlik zinciri” vazifesi görebilir.

Türkistan’da ikinci büyük değişim bölgenin siyasi yapısında yaşanmıştır. Büyük ve güçlü imparatorlukların hâkim olduğu coğrafyada artık küçük parçalanmış siyasi yapılar mevcuttur. Bu durum yukarıda değinilen güvenlik hususu ile de yakından alakalıdır çünkü zayıf ve küçük siyasi yapıların varlığı İpekyolu’nun merkezi güçler tarafından değil çevre güçler tarafından yönlendirilmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda, yaklaşık 115 milyon[7] nüfusa sahip olan merkez bölgenin[8] 2 milyar 700 milyon nüfuslu çevre[9] tarafından etki altına alınmaması mümkün değildir. Etki altındaki kaynak sahibi merkez bölgenin kendi koşullarını ortaya koyarak şekillendiremediği dış politika, İpekyolu’nun etkinliğini de olumsuz yönde etkileyecektir. Bununla birlikte merkez bölgenin çevrenin kontrolü dışında ekonomik veya siyasi bir bütünleşme sürecine girmesi, çevreye karşı direncini arttırabilir. Böylece merkez ülkeler kaynakların taşınması ve dağıtımı konusunda daha bağımsız bir siyaset oluşturarak, İpekyolu’nun geleceğini kendileri tayin edebilirler. Bu ihtimal ise mevcut güç dengeleri göz önüne alındığında oldukça zor görünmektedir.

21. Yüzyıl İpekyolu ile Tarihi İpekyolu arasındaki en önemli fark, güzergâhlar ile kaynak-talep arasında yaşanan değişim olmuştur. Tarihi İpekyolu’nda ticari hareketlilik ana hatlarıyla doğu ile batı arasında gerçekleşmiştir. İki coğrafyadan da birbirine farklı mallar taşınmış, merkezi bölge ticaretin taşıyıcı rolünü üstlenmiştir. Çevreler arasındaki ticari akım bütün devletlerin kazanç sağlayabildiği bir ticari yapıyı oluşturmuştur fakat 21. Yüzyıl İpekyolu’nda kaynaklar çevre bölgeler arası bir trafiği değil merkezden çevrelere doğru bir hareketi gerektirmektedir. Bundan dolayı İpekyolu üzerinde çevre bölgelerin birbirlerine ihtiyaçları yoktur. Hatta Merkezi bölgedeki kaynakların tek yönlü akışı için çevre ülkeler arası bir rekabet mevcuttur. Çevredeki her ülke kendi çıkarları gereği merkezi Asya’ya tek başına hâkim olmaya çalışmaktadır.

Sonuç

 Tarihi İpekyolu Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte dünya ticaretinin soyutlandığı uzun bir dönemi geride bırakmıştır. Yeni dönem siyasi, ekonomik ve sosyal farklılıkları da beraberinde getirmiştir. Türkistan halkları bağımsızlıklarını kazanmalarıyla birlikte, milli şuuru canlandırmak adına her millet gibi tarihi zaferlere ve hâkimiyetlerine dönüp bakmıştır. Türkistan Cumhuriyetleriyle birlikte diğer büyük güçler de Sovyetler Birliği’nden kopan bu yeni devletlerin coğrafyası için, İpekyolu’nun yeniden canlandırılması projelerini ortaya koymaya çalışmışlardır.

Her ne kadar yakın geçmişe nazaran Tarihi İpekyolu’nun canlandırılması daha kolay gibi görünse de yüzyıllar içinde yaşanan büyük değişimler Tarihi İpekyolu’nun şartlarını fazlasıyla değiştirmiştir. Geriye dönüş için aynı büyüklükte değişimlerin yaşanması gerekir. Tarihi referansların ışığında Orta Asya, bir bütünlük içerisinde, geleceğe dönük büyük proje ve planlarla değerlendirilmelidir çünkü 21. Yüzyıl Orta Asya’sı Tarihi İpekyolu’ndan daha büyük bir öneme sahip olabilir. 

Turgay DÜĞEN


[1] Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917’ye Kadar, Türk Tarih Kurumu Yay., 5. Baskı, Ankara, 2010, s.137.
[2] Rene Grousset, Bozkır İmparatorluğu, Çev: M. Reşat Uzmen, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1999, s., 242-243.
[3] Grousset, Bozkır İmaratorluğu…., s.247.
[4] Kurat, Rusya Tarihi…, s.79.
[5] Kurat, Rusya Tarihi… s.143-174.
[6] Susan L. Shirk, China Fragile Superpower, Oxford Press, 2007, s. 19.
[7] CIA World Factbook, 2011, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/, (15.10.2011).
[8] Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan,Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan .
[9] Çin, Hindistan, Rusya ve İran.

Reklamlar

Bir Yanıt

  1. bu makalalardan ba amram.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: