Tacikistan-ABD İlişkilerinde Afganistan Faktörü


ABD’nin yeni Afganistan Büyükelçisi Ryan Crocker, Kabil’de 25 Temmuz’da düzenlenen yemin töreninde, Afgan güvenlik güçleri Afganistan’ı savunma konusunda yeterli düzeye ulaşır ulaşmaz ABD’nin ülkeyi terk edeceğini vurguladı ve “ihtiyacımız olan süre kadar (Afganistan’da) duracağız, bir gün bile fazla değil” dedi. [1] Yeni büyükelçinin bu açıklamaları üst düzey ABD’li yöneticilerin daha önceki açıklamalarıyla paralellik taşıyor olması bakımından yeni değil. Ancak yine de Pakistan, İran, Rusya ve Çin gibi ABD’nin bölgede uzun soluklu planları olabileceği kaygısını taşıyan devletler için önem arz ediyor. Peki, bugüne kadar Afganistan sorununda ABD’nin yanında yer almış ve Afganistan ile tarihi, kültürel ve etnik bağlara sahip komşu Tacikistan için ABD’nin bölgeden çekilmesi ne anlam ifade ediyor?

Tacikistan’ın da içinde bulunduğu Orta Asya coğrafyası için Afganistan hem bir “sorun kaynağı” hem de bir “kazanç kapısı” haline gelmiş durumda. Bölge ülkeleri Afganistan ile doğrudan ya da dolaylı bağlantısı olan radikal örgütlerin güçlenmesi ve uyuşturucu trafiğinin artması gibi sorunlardan ciddi tehdit algılıyor. Diğer yandan Afganistan sorunu bölge ülkelerine askeri üslerin kirasından ve dış yardımlardan gelen maddi kazançlar sağlamaya devam ediyor. Afganistan ile 1.206 km.’lik bir sınır paylaşan Tacikistan ise hem kayıplar hem kazançlar ortaya konulduğunda Afganistan’daki istikrarsızlık ve güvensizlikten en fazla payını alan ülkelerin başında geliyor. 2014 yılının sonuna kadar 150.000 NATO askerinin Afganistan’ı terk etmesi ve bölge ülkelerinin Washington’un gözünde stratejik öneminin giderek azalması ihtimali, Orta Asya devletleri arasında en çok Tacikistan’ı etkileyecek gibi görünüyor.

11 Eylül’ün “Yükselen Yıldızı”: Tacikistan

1992-1997 yılları arasında 40.000 kişinin ölümü ve 100.000 kişinin mülteci durumuna düşmesiyle [2] sonuçlanan bir iç savaş tecrübe eden Tacikistan’ın bölgedeki jeostratejik konumu ancak 11 Eylül saldırılardan sonra ön plana çıktı. Tacikistan, 11 Eylül’ün ardından Afganistan gibi önemli bir meselede “modern ve bağımsız bir devlet” olarak ABD ile aynı masaya oturdu. 16 Şubat 1992 yılında başlayan Tacik-ABD diplomatik ilişkileri 2002 yılının Aralık ayında ilk Tacikistan büyükelçiliğinin Washington’da açılması ile yeni bir boyut kazandı. Bu tarihten sonra Tacik-ABD ilişkileri gelişti ve ticaret, ekonomi, güvenlik, askeri, siyasi, uluslararası terörizm, kültür ve eğitim gibi çok değişik alana yayıldı. 28 Haziran 2006 tarihinde Duşanbe’de ilk ABD büyükelçiliğinin temelleri atıldı. İlişkilerin kurulmaya başlamasından itibaren Tacikistan ve ABD, ticaret ve ekonomi alanında 13 anlaşmaya imza atarken askeri ve teknik işbirliğinde ise 12 anlaşma gerçekleştirdi. [3]

OECD’nin verilerine göre, ABD’nin Tacikistan’a yaptığı kalkınma yardımı 2000 yılında 22,63 milyon dolar iken, 2001 yılında bu rakam 40,41 milyon dolara çıktı. 11 Eylül saldırılarının hemen ardından ise bu yardımın 75,88 milyon dolara kadar yükseldiği gözlendi. 2009 yılında Afganistan’da göreceli bir istikrarın sağlandığı yıllarda ise Tacikistan’a yapılan kalkınma yardımı 40,54 milyon dolara düştü. [4] Bunlara ek olarak ABD, Afganistan’daki istikrarsızlığın Tacik topraklarına sıçramasını engellemek için Tacikistan’a önemli miktarda askeri yardımda da bulundu. 2009 yılında ABD tarafından Tacikistan’a 740.000 dolar tutarında askeri finansman sağlandı. Bu rakam 2010 yılında tahmini 1,5 milyon doları bulmuş, 2011 yılında ise 1,2 milyon dolar olarak belirlenmiştir. [5] ABD Tacikistan’a yardımlarını arttırırken Tacikistan da insani ve kurtarma amaçlı operasyonların sürdürülmesi için hava sahasını Amerikan kuvvetlerinin kullanımına açarak ABD’nin Afganistan’da düzenlediği terörle mücadele operasyonlarına destek verdi. Ayrıca Tacikistan kendi sınırları içerisinde terör örgütlerinin banka hesaplarını ve mülkiyet haklarını kullanmalarını yasakladı. Terörle mücadelede istihbarat paylaşımında bulundu. [6]

Uluslararası kamuoyunda ABD’nin, Tacikistan’dan aldığı destek karşısında siyasi suikastlara, keyfi tutuklamalara ve siyasi sınırlamalara karşı eleştirilerde bulunmaktan kaçındığı ileri sürüldü. Bunun nedenlerinden biri olarak Tacikistan’ın insan hakları ihlalleri nedeniyle en çok eleştirildiği dönemde Özgürlük Destek Yasası’nın (Freedom Support Act-FSA) Tacikistan’a verilen fonları arttırması gösterildi. 1997 yılında, iç savaş sona erdiğinde, 5 milyon ABD doları tutarında olan dış yardım 11 Eylül olaylarının hemen öncesinde 12 milyon dolara çıktı. [7] ABD’nin 2002 yılının Ocak ayında Tacikistan üzerindeki 8 yıllık silah yasağını kaldırması da radikal ve ılımlı muhalefet ayrımı yapmaksızın tüm muhalefetin bu silahlarla yok edilebileceği iddiasıyla yoğun eleştirilere maruz kaldı. Diğer yandan ABD-Tacik birlikteliğini derinlemesine anlamaya çalışanlar bunu “terörle mücadeledeki desteğine karşılık ABD’nin Tacikistan’a verdiği bir ödül” olarak niteledi. [8]

Tacikistan ve ABD’nin 11 Eylül sonrası bölgede örtüşen güvenlik kaygıları bu iki devletin aynı masa etrafında buluşmasını sağladı. Köktendincilik, terörizm, organize suçlar ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi tehlike arz eden unsurların yuvalandığı bir coğrafyada bulunan Tacikistan gibi bir ülkenin büyük güçlerle güvenlik alanında yapılacak bir işbirliğine “hayır” deme durumu geçmişte de yoktu bugün de yok. Ancak Tacik-ABD işbirliğinin Tacikistan için devletler arası sıradan bir işbirliğinden fazlasını ifade ettiğinin altını çizmek lazım. Her şeyden önce ABD ile birlikte hareket etmek ve ABD’ye terörle mücadelesinde yardım etmek, hem iç hem de dış politikada Tacikistan’a büyük itibar kazandırdı. Ancak ABD’nin desteğinin ve ilgisinin bu coğrafyadan diğer bölgelere kaymasının, 11 Eylül’ün maddi ve manevi tüm “kazançlarını” da beraberinde götürmesi muhtemel. ABD’nin bölgeden çekilmesi ile Tacikistan sadece bölgede “sıcak işbirliği” içinde olduğu bir müttefikinden ayrı düşmüş olmayacak, bölgedeki güç boşluğundan kaynaklanan güvenlik problemleri karşısında da daha savunmasız kalacak. Afganistan sorununun Orta Asya’ya sıçramasının önünde “hudut bölgesi” olarak duran Tacikistan’ın daha ne kadar bu konumunu koruyabileceği ise tartışmalı.

Arzu Turgut

Kaynakça:
[1] “U.S. Ambassador Says No Permanent U.S. Bases in Afghanistan”, Radio Free Europe Radio Liberty, 25 Temmuz 2011.
[2] Dov Lynch (2001), “The Tajik Civil War and Peace Progress”, Civil Wars, Vol. 4, No. 4, ss. 49-50.
[3] Tacikistan Dışişleri Bakanlığı, http://mfa.tj/index.php?node=article&id=257 (Erişim Tarihi: 06.05.2011).
[4] Query Wizard for International Development Statistics, OECD, 2011.
[5] Executive Budget Summary Functıon 150 & Other International Programs, ABD Dışişleri Bakanlığı, s. 127, http://www.state.gov/documents/organization/135888.pdf (Erişim Tarihi: 25.07.2011).
[6] Tacikistan Dışişleri Bakanlığı,
http://mfa.tj/index.php?node=article&id=257 (Erişim Tarihi: 06.05.2011).
[7] Matthew Crosston (2008), “Compromising Coalitions and Duplicitous Diplomacy: US Support for Tajikistan after 9/11 and its Security Implications”, Central Asian Survey, Cilt: 27, Sayı: 2, s. 165.
[8] A.g.e., s. 163.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: