Türk tarihi yeniden yazılacak


KISA adı Türk Konseyi olan Türkçe Konuşan Devletler İşbirliği Konseyi geçen yıl resmen kuruldu. Kurucuları; Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan ve Kırgızistan… Özal ve Demirel tarafından 1992 yılında kurulması gündeme gelmişti. Ancak 2009’da Nahçıvan Zirvesi’nde örgütlü hale getirilmesine karar verildi. 18.11.2010’da ilgili anlaşma yürürlüğe girdi.

Türkmenistan ‘daimi tarafsızlığı’ nedeniyle henüz bir adım atmıyor; Özbekistan ise böyle bir Konsey’e görüş bildirmekten kaçınıyor.

Projeyi geçmiş cumhurbaşkanları gibi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev, Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev de destekliyor.

Devlet Bakanlığı zamanında Türkmenistan’ın Latin alfabesine geçişinde katkıda bulunan Cumhurbaşkanı, konuyla Devlet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan bu yana yakından ilgili… Zaman zaman Türk Konseyi’nden brifing alıyor.

Konseyin amacı ne?

Türk Devletleri arasında işbirliğini güçlendirmek, zirvelerde alınan ortak kararları hayata geçirmek, üniversiteler arasında birlik oluşturmak (Türk Üniversiteleri), ekonomik konularda yakın işbirliğine gitmek, (TOBB işbirliği ile) İş Konseyleri ve kalkınma fonları oluşturmak… Uluslararası arenalarda Türk adaylarını desteklemek, en önemlisi de alacak-verecek anlaşmazlıklarında (mülkiyet, mal edinme vs.) Tahkim Mahkemesi oluşturmak. Bu konudaki projeler hazır, Ekim ayındaki Zirve’ye sunulacak.

‘TÜRK 4’LERİ’

Türk Konseyi’nin genel sekreterliğini, emekli büyükelçi Halil Akıncı yürütüyor. Bir yıl içinde önemli bir mesafe almışlar. Kadrosunu tamamlıyor;

bürokrasiye boğulmayacaklarını, bilim adamlarına bu konuda görev vereceklerini söylüyor.

Özetle ‘Türk 4’leri’ arasında dayanışmayı arttırmak ve blok halinde karar vermeyi amaçlıyor Türk Konseyi…

Nazarbayev, ‘Türk Akademisi’ni geçen yıl kurmuş, açılışını da Cumhurbaşkanı Gül ile beraber yapmışlar. Moskova ve Yeni Delhi Büyükelçiliklerinde ve Orta Asya Türklüğü üzerinde çeşitli görevlerde bulunan Akıncı, buradan yola çıkarak “Türkoloji konusunda birçok ülke Türklerden ileridir” saptamasında bulunduktan sonra acı bir gerçeği dile getiriyor:

“Ne yazık ki, Türk dillerinin etimolojik sözlüğünü Ruslar yazdı; Divan-ı Lugat-it Türk’ü, Harvard Üniversitesi İngilizce’ye tercüme etti. Türk tarihini bir ölçüde Osmanlı-Selçuklu tarihleri dışında hep batı kaynaklarından aldık. Türklerle ilgili asıl kaynak Çin belgelerinde yer alıyor; ta milattan önce 2. ve 3. asırlarda Türklerden bahsediliyor. Çok acıdır, kadim Türk tarihi ile ilgili Çince belgeleri 18-19 yüzyıllarda misyonerlerin yaptığı çeviriler üzerinden kullanabiliyoruz.

Churchill, “Tarih bana iyi davranacak çünkü tarihi ben yazacağım” diyor.

Mevcut yabancılar tarafından yazılmış tarihler, çoğu zaman yanlıdır ve yalanlarla doludur. Örneğin, Türk kabul etmek istemedikleri Saka’lara ait eserler, binlerce yıldır Türklerin yaşadığı topraklarda çıkıyor. ‘Neden’ diye sormuyorlar. Türk adı her yerden silinmek isteniyor. Delhi Türk sultanlığına bir çok tarihçi şimdi ‘Delhi Sultanlığı’ diyor. İlbari, Karluk ve Kalaçlar’dan olan değişik Türk hanedanları birleştirilip ‘köle hanedan’ı biçimine dönüştürülüyor.

Bu nedenlerle Türk Konseyi çerçevesindeki Türk Akademisi Türk tarihini yeniden yazacak.

HİNDİSTAN’DA SELÇUKLU MİMARİSİ

– Bunu nereden anlıyorsunuz?

* 1994’ten beri Türk zirvelerine katıldım, NATO’da Sovyet uzmanı olarak çalıştım… Dışişleri’nde Orta Asya Genel Müdür Yardımcılığı’nda bulundum. Söylediklerim için dünyada birçok kaynak vardır. Türkler nerede ise araştıracağız onları.. Hindistan’da Büyükelçilik yaparken, oradaki birçok yapının, örneğin Kutup Minar Kompleksi’nin Selçuk mimarisi ile benzeştiğini görüyoruz. Türk mimarisine yakın olduğu hemen fark ediliyor; çünkü Delhi Türk Sultanlığı zamanında yapılmış ve ilk defa Kemer’i Hindistan mimarisine tanıtan yapılar…

Zaten bu konuda Türk’ün Türk’e propagandasını yapmayıp dünyaya göstermek için İngilizce olarak sponsorluğumuzla Prof. Mansura Haydar’ın yazdığı Arkeoloji ve Sanat Yayınları’ndan çıkan ‘Hint-Türk Mimarisi’ (Indo-Turkish Architecture) başlıklı bir kitabın editörlüğünü yaptım ve kısmen yazdım. Hindistan’daki mimarinin ciddi olarak taranması gerekiyor. Her yerde Türk mimarisi var. Bu eserleri tespit edip onlara sahip çıkmamız lazım.

– Batı ne yapıyor bu konuda?

* Bizim mimarimizi; İslam mimarisi diyerek eritmek istiyorlar. Batı ‘Hıristiyan’ mimarisi lafını kullanıyor mu? Ama kendileri gotik, Rönesans, barok mimarisi diyorlar.

Yalçın BAYER

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: