Afganistan’ın Yeni Siyasal Sürecinde General Dostum’un Yeri


Afganistan’ın Yeni Siyasal Sürecinde General Abdurraşid Dostum’un Yeri

‍Kuşkusuz General Abdurraşid Dostum Afganistan’ın son otuz yıllık siyasal sürecinde damgasını vurmuş olan önemli isimlerden biridir. Bu noktada General Dostum’un Afganistan’daki siyasal dimanikler bağlamında öneminin daha iyi anlaşılması açısından ve neden Afganistan’daki belli çevrelerce çok sayıldığının sebeplerinin bilinmesi için, bu ülkenin yakın geçmişine kısaca gözatmakta fayda vardır.

1989’da Eski SSCB orduları Afganistan’ı terk ederken, Sovyet yanlısı Doktor Necibullah liderliğindeki Afganistan devletini modern silah ve cephehane açısından donatmıştı. Yani Eski SSCB ordularının Afganistan’da kullandıkları son model silahları tamamen Necibullah hükümetine devrederek kendileri bu ülkeyi terketmişlerdi. Bu bakımdan SSCB ordularının sadece fiziki olarak Afganistan’ı terkettikleri, Afgan hükümetini modern silah ve techizat bakımından daha çok donatarak 1992’ye kadar kendi menfaatleri ve kendi amaçları doğrultusunda kullandıkları söylenebilir. Diğer taraftan Doktor Necibullah, siyasal fikirlerine “revizyon” getirdiğini Afgan ulusuna göstermek maksadıyla kendisinden önceki komünist rejimlerini açık bir dil ile eleştirmekle kalmayıp sık sık Cuma namazlarına giderek (başkent Kabil ile sınırlı olsa da) halkın içinden halka seslenmeye başlamış ve Afganistan’da “ulusal barış” stratejisini ilan etmişti.

Kuşkusuz daha o dönemlerde savaştan sıkılmış olan Afgan halkı arasında bu strateji etkisiz de kalmamıştı. Eski SSCB ordularına karşı savaşan Mücahit grupların zaman zaman hükümet saflarına geçtiği de görülmüştür. Bu da her geçen gün Necibullah liderliğindeki merkezi hükümetin daha da güçlenmeye başlamasına karşın, mücahit gruplarının da zayıflamasına neden olmuştu. Bu sebepten dolayı özellikle son dönemlerde (1991) kendisi ve SSCB’nin kendisine verdiği modern silahlarına aşırı güvenen Doktor Necibullah, ordu içerisinde bir takım “temizleme” operasyonu başlatarak, o döneme kadar “ikinci sınıf vatandaş” muamelesi gören gayripeştun kavimleri ordudan uzaklaştırmaya çalışmıştır. Bu doğrultuda Doktor Necibullah ordusunda hizmet veren Tacik komutanlardan General Mümin ve Özbek asıllı General Abdurrauf Begi başta olmak üzere bir çok gayripeştun subayı görevden alarak bazılarını hapse atmıştı. Öte yandan aynı günlerde yine Doktor Necibullah ordusunda görev yapan Özbek asıllı General Abdurraşid Dostum’u da görevden alarak kuzeydeki tüm yetkileri aşırı peştun millyetçisi olan Cuma Asak’a vermek istemişti. Bunun üzerinde General Dostum, kuzey bölgelerinin bir kısmını kontrolünde tutarak Doktor Necibullah rejimine karşı askeri bir darbe girişiminde bulunmuştu. 1992 Mart aylarından itibaren Afganistan savaşı artık etnik bir boyut kazanmıştı.

Bir tarafta Doktor Necibullah, iktidarın gayripeştun bir grubun eline düşmemesi için harekete geçmiş ve etnik bakımından kendisi ile aynı gruba mensup olan Gulbeddin Hikmetyar liderliğindeki Hizb-i İslami ile işbirliği yaparak Kabil’i Hikmetyar birliklerine teslim ederken, diğer taraftansa ona karşı ayaklanan General Dostum, Tacik asıllı Ahmedşah Mesud ve Hazaraların lideri Abdulali Mezari ile müttefik olmuştur. Kabil’i Hikmetyar birlikleri ve komünist subaylarından geri almak için büyük bir askeri birliğini Kabil’e gönderişti. Uzun çatışmaların ardından General Dostum birlikleri Hikmetyar ve Komünist rejimi kalıntılarını Kabil’den püskürtmüş ve müttefiklerini de Kabil’e çağırmıştı. Böylece Doktor Necibullah rejimi General Dostum’un darbesi sonucunda son bulmuştur.

Nisan 1992’de Mücahit gruplar Kabil’e hakim olunca herkesin bildiği gibi, başkent Kabil farklı siyasal ve etnik gruplar arasında büyük bir çatışmaya sahne olmuştu. General Dostum’un hakim olduğu kuzey bölgeler ise, tüm Afganlar için en azından huzur bulabilecekleri ve eğitimlerine devam edebilecekleri güvenli bir bölge haline gelmişti. O dönemlerde Afganistan kuzeyinin merkezi haline gelen Mezar-i Şerif, ülkenin her yerinden özellikle de başkent Kabil’den gelen mültecilerin akınına uğramıştı. Bu dönemler itibarıyla başkent Kabil başta olmak üzere, ülkenin bir çok bölgesinde savaş daha önce hiç görülmemiş biçimde devam ederken, General Dostum kontrolündeki kuzey bölgelerde tamamen güvenlik ve barış sağlanmıştı. Öte yandan diğer bölgelerde herhangi bir hükümetin meşruiyetinden söz edilemezken, kuzey bölgelerde devlet memurlarının işine gidip gelerek düzenli maaşlarının alması, ilk ve yüksek eğitim – öğretimin devam etmesi, yabancı diplomatların merkezi haline gelmiş olması ve düzenli bir polis ve jandarma birliğinin kendi görevini en iyi şekilde sürdürmeye çalışması ve hepsinden önemlisi de kendine özgü bir para biriminin olması bakımından adeta bir devlet modeli oluşturmaktaydı. General Dostum ise bu devletin tartışmasız devletbaşkanıydı. Nitekim Mücahit iktidarının o dönemki geçici devletbaşkanı Sıbgatullah Müceddedi, Mezar-i Şerif’e yaptığı bir ziyaret sonrasında başkent Kabil’de devlet televizyonunda açık bir dil ile; “General Dosum Kuzeyde mükemmel bir İslam devleti modeli oluşturmuştur, neden biz onu örnek alamıyoruz” şeklinde bir ifade kullanmıştı. Ardından da General Dostum’u Orgenerallik rütbesi ve “Halit Bin Velid” lakabıyla mükafatlandırmıştı.

Diğer taraftan Sıbgatullah Müceddedi’nin ardından devletbaşkanı olan Burhaneddin Rabbani de herhangi bir dış ülkeye gittiğinde General Dostum’u kendi yerine devletbaşkanlığı vekili olarak tayın etmekteydi. Görünürde bu konu basit bir şey gibi görünebilir, ama, Afganistan’ın durumu ve bu ülkenin yakın tarihinde bir çok devletbaşkanının bir dış seferi esnasında gerçekleştirilen askeri darbeler ve ihtilaller (Kral Zahir’e karşı Davuthan’ın askeri darbesi ve Nur Muhammed Taraki’ye karşı Hafizullah Emin’in darbe girişimi vs. gibi) gözönünde tutulduğunda bu konunun önemi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, birçok grubun farklı etnik ve siyasal anlayışlarla iktidar mücadelesine giriştiği ve fiilen çatışma halinde olduğu o dönemki Afganistan’da, devletbaşkanlığı sorumluluğunu üstlenen kişinin otoriter biri olmasının yanısıra, tüm silahlı güçleri dengeleyecek biçimde güçlü ve kararlı olması gerkirdi. General Dostum o dönemlerde bu sıfatlara sahip olan en önemli liderlerden biriydi. Bu özelliği onu diğer liderlerden farklı kılmaktaydı. Öte yandan kuzeyde kurduğu daha düzenli sitem bu ülkede yaşayan tüm etkik gruplar arasında adeta bir sığınma yeri haline gelmişti. Tüm bunlar onun halk arasındaki sempatisini artıran en önemli faktörlerden sayılmaktadır.

11 Eylül 2001 tarihindeki olaylardan sonra, Afganistan’da yaşanan yeni gelişmeler çerçevesinde yapılan silahsızlandırma projesinde rol alan ilk liderlerden biri de kuşkusuz yine General Dostum olmuştur. Bu çerçevede silahlarını bırakarak siyasi platformda mücadeleye pek yanaşmayan gruplar arasında General Dostum adeta bir öncü olmuştur. Komutanlarını silahsızlanmaya teşvik eden ilk lider konumunu kazanmıştır.

Öte yandan mevcut gelişmeler çerçevesinde düzenlenen yeni anayasanın kabulü için halk temsilcilerinden oluşan yeni anayasa kurultayında (Loya Jirga-yi kanun-i asasi) neredeyse dayatma maddeler bir biri ardında kabul edilirken, bazı noktalarda itiraz edip salonu terkeden tek kişi General Dostum olmuştur. General Dostum’un anayasa kurultayında itiraz ettiği en önemli noktalardan biri de, kuşkusuz “anadili” mevzusu olmuştur. Düzenlenen yeni anayasada anadil konusunda hiç bir hüküm bulunmadığı ve üzerinden öylece geçildiği için General Dostum harekete geçmiş, Peştunca ve Farsça konuşmayan diğer grupları birleştirerek itiraz etmiştir. Bunu üzerinde kurultay uzamış ve büyük tartışmalara sebep olmuştur. Büyük tartışmaların ardından nihayetinde, Özbek ve Türkmen Türkçelerinin yanısıra Beluçi, Peşeyi ve tüm diğer etnik grupların dilleri de kendi bölgelerinde üçüncü derecede resmiyet kazanmış ve anadilinde eğitim konusu serbestleşmiştir. Bu konu da hiç kuşkusuz General Dostum’a diğer etnik azınlıklar arasında da büyük bir sempati kazanmasına sebep olmuştur.

Diğer taraftan General Dostum Afganistan’da tüm etnik grupların sayılarının belli olması için, bir türlü gerçekleştirilemeyen nüfus sayımı hususunda da ciddi çalışmalar yapmaktadır. Bu hassas konuları bugüne kadar geniş bir kitle tarafından pek fazla dile getirilmemesi büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Doyaısı ile General Dostum, Afganistan’ın sadece Özbekleri ve Türkmenleri değil, genel anlamda Afganistan Türklerinin tartışmasız lideri olarak, bu konuları sürekli gündeme taşımaktadır. Ancak Hükümet nedense bu konuya pek fazla yanaşmamaktadır. General Dostum’un bu potansiyelini içine sindiremeyen belli güç merkezleri onu karalamak ve zayıflatmak için uğraşmaktadırlar. Bu çerçevede 2004 yılındaki devletbaşkanlığı seçimlerinden beri, General Dostum’a yönelik başta Afganistan hükümeti olamak üzere belli çevrelerce farklı siyasal baskılar yapılmaktadır.

2004 devletbaşkanlığı seçimlerinde, dönemin ABD Büyükelçisi olan Zalmay Halilzad aracılığı ile General Dostum’a Karzai’yi desteklemesi hususunda baskı yapılmaya çalışıldığı bilinmektedir. Ancak, General Dostum, bazı halk temsilcileri ve bir takım din alimlerinin istekleri ile adaylığını açıklamış ve ABD’nin baskılarına rağmen Karzai’yi desteklememişti. Bunun üzerine Karzai, bazı Özbekleri bakanlık veya diğer görevlere getireceği sözü vererek kendi yanına çekmeyi başarmıştı. Söz konusu kişileri Karzai’nin seçim kampanyası için kuzey bölgelere gittiğinde halkın büyük bir tepkisi ile karşılandığı ve hatta bazılarına halkın saldırdığı bilinmektedir. Çünkü sıradan Özbek halkı General Dostum’u tek ve tartışmasız liderleri olarak kabul etmekteler, ona karşı diğer bir aday için çalışmaksa hayinlik olarak nitelendirilmektedir.

Karzai Devlet başkanlığına geldikten sonra, söz konusu Özbeklerin bazılarını, ülkedeki etnik dengeyi sağlamak amacı ile bakanlık ve diğer bazı görevlere getirmiş ve ancak bazılarını ise seçim kampanyasında kendisine oy getiremediği gerekçesi ile dışlamıştı. Öte yandan bu dönemler itibarıyla Karzai yönetimi, en önemli siyasi rakibi olan General Dostum’un halk nezdindeki rolünü azaltmak üzere kolları sıvamıştır. Bu doğrultuda, Afganistan’ın kuzeydoğu bölgelerindeki dört ilden oluşan Katagan bölgesinin milletvekilleri ile bazı aydınlarını davet ederek onllara bir çok sözler vermiş, onlardan bir Katadan Şurası kurmalarını ve tüm sorunlarını da bu şura aracışığı ile kendisine iletilmeisini istemişti. Ancak bu durum halka yansıyınca büyük tepkilere sebep olmuştur. Hatta bazı bölgelerdeki halk temsilcilerinin kendi vekillerini uyardığı da bilinmektedir. Çünkü, halka göre bu hareketler Özbekleri parçalayarak General Dostum’un güçsüzleştirme operasyonundan başka birşey değildi. Aynı zamanda, Faryab bölgesinde de bazı mahalli komutanları General Dostum’a karşı desteklemiş, ancak başartılı olamamıştır.

Karzai, bu dönemlerde bir başka yolu denemişti. Hikmetyar liderliğindeki Hizb-i İslami mensubu olup Bağlan Valisi olarak görev yapan Cumahan Hamdard isimli bir kişiyi (Bağlan halkı tarafından başarısızlık ve sahtekarlıkla suçlanarak kovulmuştu) Cuzcan valiliğne atamıştı. Amaç, çıkabilecek bir olayı Genral Dostum ile ilişkilendirerek onu devlet karşıtı göstermekti. Söz konusu vali kısa bir süre sonra, kendisine karşı gösteri yapan halkı kurşuna dizmişti. Bu konuda da General Dostum’u suçlamaya çalışınca, Kabil dahil bir çok bölgede Cumahan Hamdard’a karşı ve General Dostum’dan yana gösteriler yapılmaya başlanmıştır. Karzai yönetimi burda da suçu General Dostu üzerine atmaya çalıştıysa da başarılı olamamıştı. Sadece Cumahan Hamdard’ı başka bir ilin valiliği ve Devletbaşkanı Danışmanı olarak mükafatlandırmakla yetinmiştir.

Bu dönemlerden sonra artık General Dostum Karzai hükümetinin tek hedefi haline gelmiştir. Ancak Dostum’un arkasındaki büyük halk kitlesi Dostum’un önünde büyük bir siper oluşturmaktadır. Nihayetinde, daha önce uyuşturucu kaçakçılığından uzun bir süre Amerika’da hapiste yatan Akbarbay isimli birini tehrik ederek kişisel bir dava ile General Dostum’u köşeye sıkıştırmak istemiştir. Bu durumda da Karzai, sadece Özbek ve Türkmenlerin değil, nerde ise tüm etnik grupların tepkisi ile karşı karşıya kalmış ve kabine arasında bir takım fikir ayrılıkları yaşanmaya başlanmıştı. Artık kendisi köşeye sıkışmış olan Karzai, yaklaşmakta olan ikinci Devletbaşkanlığı seçimleri için, hem halkı kendisinden uzaklaştırmak, hem de siyasi tribünde belirleyici rol oynayan General Dostum’u kaybetmek istememişti. Bu yüzden General Dostum’un güvenini kazanmaya çalışmış, General Dostum’a karşı olan yüksek savcıyı görevden almış ve ardından da içişleri bakanını da başka bir bakanlığa atamıştı. Ancak bakan göreve başlamadan uzaklaşmıştı. Tüm bunlara rağmen General Dostum, Karzai’nin taleplerine, “devletbaşkanlığı seçimlerinde kimi desteklememiz gerektiği konusundaki kararı ben değil, halkım verecek” cevabını verince, Karzai’nin tüm hayalları yine suya düşmüştür. Bu nedenle, Karzai bu sefer uluslararası baskıları denemek istemişti.

Genral Dostum’un Türkiye’ye gelmesi ile birlikte Karzai’nin de bu ülkeye gelmesi (Karzai’nini Türkiye ziyareti Afganistan basınına yansımadı, bir gün ya da iki gün ara ile bu ülkeye geldikleri bilinmektedir), Türkiye ile Hamid Karzai arasında General Dostum konusunda bir uzlaşmanın olabildiği tahmin edilebilir. Belki de, Karzai yönetiminin isteği ile Amerika’nın Türkiye’ye baskısı da söz konusu olabilir. Nitekim General Dostum daha sonra herşeye rağmen Karzai’yi desteklemişti. General Dostum Karzai’yi desteklemezse Karzai’nin devletbaşkanlığına seçilmesi mümkün gözükmemekteydi. Zira General Dostum seçimlerden iki gün önce Türkiye’den Afganistan’a dönerek Karzai’ye bir milyonun üzerinde oy getirmiştir.

Her ne kadar bazı çevrelerce söz konusu oyun, General Dostum değil de, Cünbeş partisinin getirdiği öne sürülse de, son dönemlerdeki gelişmeler bir kez daha General Dostum’suz partinin pek fazla etkili olmadığını ortaya koymuştur. Nitekim Karzai ile anlaşmayı sürdüren kişilerin parlamento seçimlerinde aday olmalarına rağmen oy alamadıkları ve buna karşın General Dostum’un desteklediği adayların oy aldığı görülmektedir.

Diğer taraftan General Dostum’un Türkiye’ye gelmesi sırasında, Dostum’u Afganistan’a dönmeyeceği haberlerinin yayılması öxellikle kuzeydeki Özbek halkının sokağa dökülmesine sebep olmuştu. Daha sonra bu haberlerin General Dostum tarafından yalanlanmasına rağmen, sokağa dökülen halkın “General Dostum Afganistan’a dönmezse biz oy kullanmayız” sloganları dikkat çekmekteydi.

Sonuç itibarıyla söylemek gerekirse, General Dostum, sadece Afganistan Özbeklerinin değil, aynı zamanda Kızıl-başlardan Aymaklara ve Kırgızlardan Türkmenlere kadar tek birleştirici bir unsur olarak görülmektedir. Bu nedenle ülkedeki siyasi dinamiklerde belirleyici bir rolü bulunmaktadır. Bu rolü Afgnistan’da başka birine üstlemek isteyenler büyük bir siyasi hataya düşebilir. Öte yandan Afganistan Türkleri General Dostum’un ülkedeki siyasal hareketlilikler bağlamında savunduğu fikirler ve siyasal platformda onun temsil etme yeteneği çerçevesinde onun bir kişiden ziyade bir fikir ve bir düşünce hareketi olarak görmektedirler. Çünkü Afganistan’ın yakın tarihinde, sadece Afganistan Türkleri değil, aynı zamanda diğer azınlık gruplar da ikinci ve üçüncü vatandaş muamelesi görmekle beraber, her hangi bir siyasal ve kültürel haklara sahip değillerdi. Hatta konuştukları dil ve hatta yaşam tarzları ile alay edilerek bir nevi psikolojik baskı uygulanmaktaydı. General Dostum’un ortaya çıkarak siyasal ve kültürel sahada tüm grupların eşitliğini savunması tüm etnik gruplar arasında dikkatleri çekmektedir. Dolayısı ile General Dostum ülkenin yeni siyasal sürecinde belirleyici bir yere sahiptir.

Fazıl Ahmed BURGET

Kabil Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Reklamlar

3 Yanıt

  1. eline ağzına sağlık şuana kadar yaşanan gerçeklerı genral dostum hakında dile getirmişsın
    AFGANİSTAN ÖZBEK TÜRKMEN VE S BÜTÜN TÜRKLER OLARAK DUŞUNDUĞUMUZ ZAMAN ŞUAN AFGANİSTAN TEK LİDER VARDIR ODA GENRAL DOSTUMDUR BU BENIM ŞAHSİ DUŞUNCEM KATILAN OLUR OLMAZ HER KESE SAYGI DUYARIM NEDEN GENRAL DOSTUM ?MİLETİMİZE YAPTIKLARI HİZMETLER ORTADA BEN ŞAHSEN GENRAL DOSTUMU TÜRKİYEYE GELMEDEN İKİ SENE ÖNCE TANIMAYA BAŞLADIM YANI 1992 YILLARINDAN İTİBAREN GENRAL DOSTUM KIMSE YEYE KÖTÜLÜK YAPMAMIŞTIR HER ZAMAN MİLLET VE VATAN İÇİN İYİ NİYETLİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞMAYA GAYRET GÖSTERMİŞTIR
    AFGANİSATAN TÜRKLERI OLARAK BİZE DÜŞEN GOREV NE DİR GENRAL DOSTUMUN ETRAFINDA BİRLEŞEREK VATAN VE MİLETİMİZE HİZMET ETMEKTİR BEN DAHA ÖNCE BİR YAZIDA BİRLİK BERABERLİK OLSUN DİYE KISA BİR YORUM YAZMIŞTIM ÖNCE BİZ ÖZBEK TÜRKMEN VE S BÜTÜN TÜRKLER OLARAK VE SONRA İYİ NİYETLI OLAN HER KESLE BİRLİK BERABERLIK ÇERÇEVESİNDE MİLLETIN BARIŞ VE HUZUR İÇİNDE YAŞAMASI İÇİN GAYRET GOSTERMEMİZ LAZIM BEN GENRAL DOSTUMUN HER KESLE HER KAVİMLA İYİ NİYETLİ ÇALIŞACAĞINA INANCIM SONZUZDUR GEÇMİŞTE BAZI KİŞİLER TARAFINDAN GENRAL DOSTUM İHANETE UĞRADI AZ ÇOK HEPİMİZ BİLİYORUZ HALBUKİ GENRAL DOSTUM BENIM BİLDİĞİM KADERİYE KİMSEYE İHANET ETMEDI HER ZAMAN ELİNDEN GELENIN EN İYİSİNİ HER KESE İYİLİK YAPMAYA ÇALIŞTI MUTLAKA HATALARI VARDIR OSNUÇTA HEPİMİZ INSANIZ HEPİMİZ HATA YAPARIZ HATA DERKEN YÜZ KIZARTICI BİR HATASINI BEN ŞAHSEN GORMEDIM UFAK TEFEK HATALARI MUTLAKA VARDIR.SEVGİ VE SAYGILARIMLA HAYATTA BÜTÜN DOSTLARIMZA ESENLİK VE BAŞARILAR DİLERİM.M.ÖMER ADİL

  2. hocam güzel yazınız için teşekkürler. ben nurettin hatunoğlu Mir Hatunoğlu’nun kardeşi. Nasılsınız. hatunoglu2004@mynet.com adresine bir mail atarsanız. sizinle görüşme imkanım olur.

  3. kadir dostum haber alamıyorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: