“Ermeni Soykırımı” Masalı Nasıl Doğdu?


24 Nisan 1915′de İstanbul’da Ermeni komitacılara karşı yapılan tutuklamalar, daha sonra uydurulacak “soykırım” masalının simgesi oldu. Ne ilginçtir ki, “soykırım” efsanesi bu tutuklamalardan yıllar sonra, 1960′lardan itibaren yavaş yavaş gündeme getirildi. Düşünün; “soykırıma” uğramış bir millet neden bunu aradan 35-40 yıl geçtikten sonra hatırlamaya başlar?

Bir medya operasyonu

Sorunun cevabı “soykırım”ın nasıl Batı ve Amerika kamuoyu tarafından sahiplenildiğinde gizli. 19. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devletine karşı ayaklanıp isyan eden Ermeniler, bazı siyasi tedbirlerin yanı sıra silahla da bastırılmaya çalışıldı. Ancak Avrupa’da, Ermenilerin isyanları görmemezlikten gelinip, sanki Türkler yaşamaktan başka kaygıları olmayan, işinde gücünde bir halka saldırıyormuş gibi gösterildi.

Fotoğrafın yaygın olmadığı bu dönemde Amerika ve Avrupa basınında yayınlanan resimlerde, eli 1001 Gece masallarından fırlamışçasına kılıçlı, fesli, pala bıyıklı “insan azmanları”nın, “masum Ermenileri” nasıl kıtır kıtır kestikleri resmedildi. Bölgedeki ‘sözde’ gazetecilerin yazdığı haberler aylarca gazetelerin manşetlerinden inmedi. Aslında hemen hepsinde temel vurgu aynıydı: Müslüman Türkler, Hıristiyan Ermenileri kesiyor… “Kesme” nedenleri de aynı… “Çünkü onlar Hıristiyan…” Birbirinin hemen hemen aynı bu “haberler”le batı kamuoyu, Osmanlı devletinde kanın gövdeyi götürdüğüne inandırıldı.

Aslında bir bakıma bu haberler kısmen doğruydu. Türkiye’nin doğusunda ve güneyinde kan gövdeyi götürüyordu. Ancak kurbanların kimliği, gazete sayfalarına bilerek ve isteyerek yanlış yansıtılmıştı. Akan Türk kanıydı. Avrupa’da ve Amerika’da düzenlenen kampanyalarla toplanan yüzbinlerce dolar Türkiye’nin doğusuna gitti. Ermeni organizasyonları yaralılar için ilaç ve diğer ihtiyaçların karşılanması için topladıklarını söyleseler de bu paralarla masum Türkleri katletmek için silah ve cephane alındı.

Olmadan yazılan “haber”ler

Louisville Üniversitesi’nde tarih profesörü olan ve Osmanlı İmparatorluğu hakkında ayrıntılı demografik çalışmalarda bulunan Amerikalı tarihçi Prof. Justin McCarthy, Türkiye’de Ermeniler konusunda yaşanan sorunların kaynağı olarak, İngiliz ve Amerikan yazılı basınında yer alan taraflı yayınları örnek gösteriyor. Prof. McCarthy, Batı dünyasında Ermeni sorunu konusundaki yerleşik ön yargıları olanlar ile konu hakkında bilgi sahibi olmayanların kendilerine sunulan gerçek dışı bazı bilgileri kolaylıkla kabullenmeyi tercih ettiklerini söylüyor. McCarthy, anında bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığı o yıllarda, yaşanan göçlerin ve yaşandığı iddia edilen olayların, henüz gerçekleşmeden batı medyasında yer aldığına da dikkat çekiyor.

“Kendi hikayelerini kendileri yazıyordu”

Justin McCarthy, söz konusu yıllarda İngiliz ve Amerikan basınının, bölgede muhabirleri olmadığından Ermeni kaynaklardan aldığı bilgilere göre yayınlarını yaptıklarını, Osmanlı tarafından bilgi alınmadığı için tek taraflı yayın yapmış olduklarını hatırlatıyor. Prof. McCarthy’in, yazarların hayal güçlerini kullanarak bu yayınları kaleme aldığını ve Türk-Ermeni sorununun “kurgu” olduğunu söylemesini yabana atmamak gerek.Soyvetler soykırıma el attı

Gelelim 1960′lara. Soğuk savaşın tüm hızıyla devam ettiği yıllar. Kukla Ermenistan Cumhuriyeti, Sovyetlere bağlı bir devletçik. 19. yüzyılın sonlarından itibaren pişirilen “soykırım” efsanesi, komünizmin Türkiye’ye bir şantajı olarak sahneye kondu. Ermenistan Soyvet Cumhuriyeti, Türkiye’yi “soykırım” yapmakla suçlayarak “kapitalist” batıya savaş açtı. Ne ilginçtir ki, soğuk savaş döneminde Amerika ve Fransa başta olmak üzere batılı ülkelerde Türkiye soykırım yapmakla suçlansa bile, bu hiçbir zaman günümüzdeki kadar sert tonda olmadı, olamadı. Yıllarca bir avuç Ermeni evirip çevirip soykırım masalını anlattılar.

1980′lerden itibaren ASALA, Türkiye’nin yurtdışındaki temsilcilerini katlederek “soykırım”a dikkat çekti. Bu yeni bir taktik değildi. 15 Mart 1921′de Ermeni terörist Sogomon Teyleryan’ın “soykırım”ın mimarı olarak gösterdiği Talat Paşa’yı Almanya’da öldürmesi, ASALA’nın nereden ilham alığını gösteren bir örnektir. Teyleryan, Almanya’da görülen Talat Paşa davasında hayali bir senaryo kurgulayıp paçayı kurtarmıştı.

Şunu kabul etmeliyiz ki, gerek tehcir öncesinde, gerek tehcir sonrasında, gerekse günümüzde Ermeniler basını iyi “kullandı”. Uydurdukları hikayeleri çok güzel işlediler ve bir “soykırım” efsanesi doğurdular. Kendi yalanlarına, hem kendilerini hem de bir kısım Avrupalıları inandırdılar. İşin acı yanı, Türkiye, isimleri bile belli olan Ermenilerin kurbanı 512 bin Türkün hakkını yeterince savunamadı.

Bu büyük medya operasyonundan çıkarmamız gereken dersleri çıkarmamızın zamanı gelmedi mi?

Fırat KÜÇÜKKÖMÜRCÜ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: