Çukurova ‘daki Türkistanlılar


Ülkelerinin Rus ve Çin tarafından işgal edilmesinden sonra Türkistan halkı uzun yıllar sömürgecilere karşı her sahada mücadele etti. Fakat ne yazık ki, silah yönünden hayli güçlü olan düşmana karşı yapılan milli mücadele başarıya ulaşamadı. Rus ve Çin’in acımasız katliamı sonucu Türkistan halkı milli mücadeleyi devam ettirmek için dış ülkelere çıkmak zorunda kaldı. Onlar gittikleri yerlerde bu mücadelelerini ara vermeden devam ettirdiler.

Önce Afganistan, İran ve Pakistan’a iltica eden Türkistanlılar oradan Hindistan, Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Suriye, Türkiye ve Amerika’ya giderek yerleştiler.

Türkiye’yi yurt edinenlerin çoğunluğu Çukurova’ya yerleşir. Buraya yerleşen Türkistanlılar gelişlerine göre dört grupta inceleriz.

A) Birinci Dünya Savaşı sırasında gelenler:

Bunlar Mekke ve Medine’ye okumaya gelen Türkistanlı gençlerdir. Onlar okudukları sırada Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine gönüllü olarak Osmanlı Ordusuna katılırlar. Osmanlı Ordusu’nun Arabistan’dan çekilmesinden sonra Türkistanlı gençler Çukurova’ya gelerek yerleşirler. Fransızların Çukurova’yı işgal etmesinden sonra burada başlayan milli mücadeleye de gönüllü olarak katılırlar. Onlar Çukurova’nın Kurtuluş Savaşlarında büyük kahramanlıklar gösterirler.

Bu konuda yazılan eserlerde Türkistanlı Hacı Yoldaş ve arkadaşlarının gösterdikleri kahramanlıklardan örnekler verilir. Çukurova Kurtuluş Savaşı’nda şehit düşen Hacı Yoldaş ve arkadaşlarının adına Tarsus Şehitliğinde anıt mezar yaptırılmıştır. İşte bu gençler Çukurova’ya gelen ilk Türkistanlılar grubu teşkil ederler.

B) Cumhuriyet’in kuruluşundan 1945 yılları arasında gelenler:

Elimizdeki bilgilere göre Cumhuriyet’ten sonra İran ve Afganistan yoluyla gruplar halinde gelen Türkistanlılar Çukurova’ya yerleşir. Onlardan 28 aile Adana’nın Sazak köyüne iskân edilir ve 70 dönümden toprak verilir. Ne yazık ki onlar hakkında elimizde geniş bir bilgi yoktur.

Ayrıca 1938 yılı başında İran yoluyla gelen 10–12 aile Kırmıt (Sağkaya) ‘a iskân edilir. Bu iki gruptan başka Afganistan’dan küçük gruplar halinde Çukurova’ya gelenler de görülür.

C) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelenler:

Bunların çoğunluğunu Almanya’dan gelenler teşkil eder. İkinci Dünya Savaşı’ndan Sovyet Ordusunda cepheye sevk edilen Türkistanlı askerler Almanlara esir düşerler. Savaş zamanında Türkistan lejyonunda askerlik yaparlar. Savaş bitiminde Batı’da kalmayı tercih ederler. Bu Türkistanlı askerlerden pek çoğu Türkiye’ye gelir ve onlardan bazıları Çukurova’yı yurt edinir.

D) 1950 Yılından sonra gelenler:

Bu dönemde Çukurova’ya gelen Türkistanlıların çoğunluğunu Afganistan, Hindistan, Pakistan, Suudi Arabistan ve İran’dan gelenler teşkil eder. Onlar iskânlı veya serbest göçmen olarak yerleştirilir. Bilhassa 1952 yılında Afganistan’dan çıkarak Pakistan, Irak yoluyla gelen 77 aile doğru Adana’ya gelirler. Bu 77 aile Irak’tan Türkiye sınırına girerken Türkistan halk saz şair Süleyman Hafız’ın yazdığı ve bestelediği ‘’Atatürk Yol Başımız’’ marşını gençler toplu halde söylerler:

Atatürk yol başımız
Körsatmış yollarını, üstadımız
Bayrağımız şanımız
Feda olsun canımız
Daim ileri

Cumhuriyet çok yaşasın
Her yerde bolsa Türk atalık etsin
Tanrımız yarlasın
Parlak bolsın ikbali
Daim ileri

Biz Türkistan evladımız
Birlikte yaşamak isteymiz
Kabringta nur saçılsın
Rahmet etsin Allah’ımız
Daim ileri

Adana’yı yurt edinen Türkistanlılar 1949 yılından ‘’ESLEK’’ adlı bir bülten, 1959 yılında ‘’BULAK’’ adlı bir dergi çıkardılar. 2007’de ‘’Güzel Türkistan’’ bir dergi çıkarttılar. Türkistanlılar birlik beraberliklerini güçlendirmek ve geleneklerini devam ettirmek için cemiyetlerini de kurmayı ihmal etmediler.

Çukurova’nın milli mücadelesine katılan Türkistanlı gazilerin önderliğinde 1951 yılında ‘’Türkistanlı Mücahitler Yardımlaşma Derneği’’ kuruldu.

Ayrıca Dr. Reşit Özgen ve arkadaşları tarafından yine 1951 yılında ‘’ Türkistanlılar Yardımlaşma Derneği’’ kuruldu.

Bugün Adana’da Türkistanlı hayırseverlerin Sinanpaşa ve Kazım Başer mahallelerinde ‘’Türkistan’’ adını verdiklerini camiler ibadete açıktır. Tarsus’ta XIV. Yüzyılları arasında yaşayan Mencek Baba adıyla meşhur olan Abdullah Mencek de Türkistanlıdır.

O Anadolu’daki zulmü kaldırıp, yerine adalet, dürüstlük ve Türk İslam ahlakını yaymak için gelen Alperenlerdendir.

Adana’dan Mersine giden E–5 karayolu üzerindeki Arıklı Köyünde Semerkand’dan gelen Şeyh Muhittin Semerkandi Hazretlerinin türbesi mevcuttur.

Tarsus-Ankara E-5 karayolu üzerinde Özbek adlı bir köy Mersin yakınlarında Taşkent adlı bir nahiye de mevcuttur.

Çukurova’yı yurt edinen Türkistanlılar bugün birlik, beraberlik içinde huzurlu ve mutlu yaşamaktadırlar.

Çağatay KOÇER

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: