Medya ve Türk Dünyasında Bilgi Takası


Geçtiğimiz yılın son günlerinde Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği’nin Lefke Avrupa Üniversitesi ile KKTC’de düzenlediği “21. Yüzyılda Türk Dünyası” konulu uluslararası sempozyum, Türk dünyasında şimdiye kadar yapılanlardan farklı bir çalışma olarak ortaya çıktı. Sadece Türk dünyası coğrafyasından değil dünyanın değişik coğrafyalarına dağılmış Türklerin temsilcilerinin de katıldığı bu etkinlikte sadece tek dil konuşuldu. Hani dünyada en fazla konuşulan beşinci dil olarak nitelendirdiğimiz Türkçe, şimdiye kadar tanık olduğum uluslararası etkinlikler içinde ilk kez tek dil olarak karşımıza çıktı.

Şimdiye kadar yapılan bu tür faaliyetlerin dili ne yazık ki (her ne kadar sürekli olarak Türk dünyasının ortak dili Türkçe diyerek böbürlensek de) ya Rusça oldu, ya İngilizce ya da Rusça ve İngilizce, aralarına Türkçeyi de katarak. İşin üzücü yanı, Japonya’da gelen, Finlandiya’dan gelen ABD’den gelen Macaristan’dan gelen katılımcılar, Türk dünyası, Türk dili, Türk kültürünü vb. konu alan toplantılarda Türkçe sunumlar yaparken, eski Sovyet coğrafyasından gelen katılımcılarda bunu göremiyorduk. Bu yüzden KKTC’deki bu toplantı belki de bir dönüm noktası olacak.

Böyle bir adımı atma yürekliliğini gösteren Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği ile Lefke Avrupa Üniversitesi’ni bu cesaretlerinden dolayı kutlamak gerek. Kutlanması gereken bir başka grup ise düzenleyicilerin cesaretine ortak olan ve tek dilde birleşen katılımcılar ve sunumcular. Gerek Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği gerekse Lefke Avrupa Üniversitesi’nin bu tür etkinlikleri artırarak sürdürmelerini diliyorum.

Sadece Türkçe’nin (lehçeleri ile birlikte) konuşulduğu bu etkinlik, elbette konusu itibariyle de önemliydi, her ne kadar medyamızın gözünden kaçmış dahi olsa. Çok farklı coğrafyalardan katılımcıların bir araya geldiği sempozyumda, Türk Dünyasının yeni yüzyıldaki durumu konuşuldu, siyasi, ekonomik, ticari bir takım hesaplar yapılmadan.

KKTC’deki “21. Yüzyılda Türk Dünyası” sempozyumuna katılan isimlerden birisi de Kırım’dan. Kırım Tatar Türklerinden genç bir bilim insanı, aynı zamanda gazeteci. Kırım Haber Ajansı Müdürü ve aynı zamanda Kırım Mühendislik ve Pedagoji Üniversitesi’nde görev yapmakta olan Dr.Gayana Yüksel ile sempozyumun yapıldığı yerde kalmadı sohbetlerimiz. Zaman zaman kaldığımız otelin lobisine zaman zaman da Girne’nin sokaklarına taştı. Dr. Gayana Yüksel ile sohbetlerimizde, bir kez daha, sempozyumda da dile getirdiği hususların üzerinden geçtik. Şimdi bu sohbetlerimizden kısa bir bölümünü sunmak istiyorum okuyucularımıza.

A. Işık Aksu: Sayın Yüksel, mesleğiniz nedeniyle sorularım da medya üzerine olacak. Ancak, elbette bu, Türk Dünyası ve medya olacak. “Medya nedir” diyerek başlamak istersem sohbetimize…

Gayana Yüksel: Basit bir ifadeyle medya için “enformasyon takasını sağlayan mekanizmaların bütünü” diyebiliriz.

Teknolojinin hızla geliştiği, buna paralel iletişim araçlarının da sürekli yenilendiği günümüzde yazılı ve görsel medya kendini yenilerken, sanal dünya olarak adlandırılan internet medyası da sahnede hızla yerini aldı. Yazılı ve görsel medyanın yanına son 15-20 yıldır internet medyası da ağırlığını hissettirerek yerleşti.

İletişim teknolojisindeki gelişmeler ve yenilikler, enformasyonun üretimi ile kişiler, toplumlar, kurumlar ve ülkeler arasında bilgi aktarımı ve takasını kolaylaştırır ve hızlandırırken, son 20 yılda Türk dünyası da bundan etkilenmiştir.

Çağımızda enformasyon araçlarının önemini herkes biliyor. Artık medya sadece haber ve bilgi vermiyor, insanların dünyaya bakışını oluşturuyor, yaşam tarzını etkiliyor ve onların bazı kararlar almalarına neden oluyor. Medya her milletin kendi dilini, örf ve adetlerini, tarihini ve başka değerlerini koruyabilmeleri için önemli bir araçtır.

A. Işık Aksu: Nedir, enformasyon takasından kastınız?

Gayana Yüksel: Enformasyon takası derken; bilgi akışı sürecine katılanlar arasındaki enformasyon ürünleri alışverişini anlatmak istiyorum. Bu süreçte yazılı basın, radyo, televizyon, haber ajansları ve her türlü internet kaynaklarından söz edebiliriz.

A. Işık Aksu: Türk dünyası açısından bakacak olursak peki, “enformasyon takası” ya da “bilgi alışverişi” açısından neredeyiz?

Gayana Yüksel: Türk halkları arasındaki enformasyon takasının gelişimi, 1991 yılında SSCB’nin dağılmasından sonra mümkün oldu. O dönemde dünyanın siyasi haritasında yeni ortaya çıkan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan gibi Türk devletleri, yeni iletişim ağına katıldı. Hiç zaman kaybetmeden özerk cumhuriyetler de bu ağda yer alarak milli kimliğini aramakta olan diğer Türk toplulukları ile irtibat kurdu.

Bu irtibatta ana unsurlar sadece dil ve kültür ortaklığı değil, etno-genetik yakınlık, tarih ve bu sahip olunan diğer ortak özelliklerdir. Türklerin tarihte ve dünyada müstesna yeri olduğunu, Türk birliğini savunan ve bu görüşleri sakin ve dengeli bir şekilde dile getiren siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve oluşumlar, Türk dünyasında enformasyon takasında önemli bir işlev görmekle birlikte enformasyon alanının çok yönlü olması aynı konuda farklı görüşleri taşıyan çok sayıda medya aktörü de sahada yerini aldı.

Aslında Türk halkları arasında enformasyon akışı, SSCB’nin dağıldığı ve elektronik basının yaygınlaşmaya başladığı 1990’lı yıllardan çok önceleri de vardı. Ancak söz konusu dönemlerde medyada ağırlıklı olarak farklı coğrafyalarda yaşayan Türk topluluklarının hayatları ve kültürlerini ele alan özel araştırma konularını okuyucuya aktaran bilgiler yer alıyordu. Bu konuda gerçek manada halen günümüzde de değerli bir kaynak olarak yararlanılabilecek olan Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nce yayınlanan “Basında Dış Türkler Bibliyografyası”nı burada zikretmeden geçmek büyük eksiklik olacaktır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türk dünyası sahasında deyim yerindeyse tam bir medya bombardımanı ile karşı karşıya kaldık. Ancak zamanla bu hız giderek düştü ve nihayetinde son yıllarda Türk dünyasının sorunlarına ağırlık veren incelemelerin yer aldığı özel sosyal, siyasi, bilimsel, etnografik yayınlar kendilerine yer açma imkanına kavuştu. Günümüzde de bu tür, genellikle aylık, üç aylık gibi periyotlarla çıkan süreli yayınların varlıklarını devam ettirdiklerini görüyoruz.

Konuya sesli ve görüntülü medya açısından veya daha bilinir adıyla radyo ve televizyonlar açısından baktığımızda, genel olarak Türk topluluklarının hayatını anlatan programlara ağırlıklı olarak yer verildiğini görmekteyiz. Bu tür yayınlara yer veren kanallarda ise gerek Türkiye gerekse diğer Türk devletlerinde önceliği resmi kanallar almaktadır. Konumları itibariyle bazı özel televizyon kanallarının da yayın kuşaklarında Türk dünyasına geniş yer verdiklerini söylemek ve onların da hakkını yememek lazım. Bu medya kuruluşlarının adını zikretmek istemiyorum, ancak 2009 yılında yayına başlayan Türk Müzik Birliği’nin (TMB) adını anmadan geçmek de olmaz. Diğer kanalların yayınlarından farklı olarak bu kanal, adından da anlaşılacağı gibi çok farklı coğrafyalara yayılmış Türk topluluklarının müziklerine yer verirken, tanınmış sanatçıların yanında genç sanatçılara da kucak açıyor.

A. Işık Aksu: Siz, üniversitedeki görevinizin yanında Kırım Haber Ajansı’nın da yönetiminde yer alıyorsunuz. Ajansınız, diğer ajanslar ile enformasyon takası noktasında işbirliği yapıyor mu? Böyle bir işbirliği var ise Türk dünyasındaki hangi ajanslarla yapıyorsunuz?

Gayana Yüksel: 1992 yılında Türk dünyası haberlerinin doğru ve tarafsız olarak verilmesi, haber ajansları arasında enformasyon alışverişi, teknik altyapının güçlendirilmesi amacıyla Türkiye’nin ev sahipliğinde Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Özbekistan ve Türkmenistan’ın katılımıyla Ankara’da “Türkçe Konuşan Ülkeler Haber Ajansları Birliği (TKA)” kuruldu. Zaman içinde gözlemci olarak TKA’ya katılan Başkurdistan Cumhuriyeti Haber Ajansı (Başinform), Kırım Haber Ajansı (QHA) ve Tataristan Cumhuriyeti Haber Ajansı (Tatar-inform), 2008’de Bakü’de toplanan TKA Genel Kurulu’nda bu organizasyona üye olarak dahil oldular.

Bakü’deki toplantının ardından TKA, internet sitesi kurarak faaliyete başladı. Her üye ajansın kendi lehçesinde haberlerini sunacağı TKA internet sitesinde (www.tkaonline.org) ayrıca Rusça ve İngilizce de yer alıyor. Burada sadece, TKA’nın zamanla yazılı ve görsel medyanın Türk dünyası ile ilgili enformasyon ihtiyacını eksiksiz karşılayacak bir konuma geleceğine inanıyorum.

A.Işık Aksu: Enformasyon takasında belki de en önemli unsur internet, TKA’nın bu açıdan önemli bir rol oynayabileceği düşüncesine biz de katılıyoruz, peki genel olarak internetle ilgili sizin görüşleriniz nelerdir?

Sanal dünya; erişilebilirlik, üretim ve tüketim ucuzluğu, geniş kitlelere ulaşması, devlet sınırlarından kaynaklanan kısıtlamaların olmaması, arşivleme, tekrar tekrar yayınlanma, kitlelerin olaylar üzerinde görüşlerini yansıtabilmesi gibi artılara sahip. Ayrıca, internet tüm bilgi kaynaklarına hızlı ve kolay erişimi sağlaması açısından da vazgeçilmez bir hale geldi.

Ancak, yazılı ve görsel medya ile ajanslarda olduğu gibi burada da dezenformasyon (bilgi kirliliği) en büyük risk. Enformasyon takasında dikkat edilmesi gereken önemli nokta da bu. Geniş bir enformasyon ağı olan internet medyasında bilgilerin de çok dikkatli süzülmesi gerekiyor.

Ayfer  Işık Aksu: Verdiğiniz bu bilgiler için teşekkür ederiz.

Gayana Yüksel: Bu imkanı tanıdığınız için ben teşekkür ediyorum.

Ayfer Işık Aksu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: