Atatürk Devriminin Afganistan’ın moderleşme çabasına etkisi


Atatürk Devriminin Nadir Şah döneminde Afganistan’ın moderleşme çabasına etkisi

ÖZET: Türk Millî Mücadelesi’nin kahramanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk, aynı zamanda birçok bölge, ulus ve lider için ilham kaynağı, baska bir deyisle örnekbir lider olmustur. Atatürk, 19. yüzyılın sonlarından itibaren gelişmeye başlayan Türk milliyetçilik hareketinin lider şahsiyeti olarak kendisini kanıtlamış, dünyada meydana gelen değişimi ve gelişmeleri yakından takip etmiş ve daha da önemlisi çok iyi eğitim almış bir sahsiyettir. İnkılâplarını halk desteğiyle gerçekleştirirken, istikrarlı ve tutarlı bir siyaset takip etmiştir.

Atatürk döneminde Afgan tahtına çıkan üçüncü lider olan Nadir Şah da Atatürk gibi asker kökenlidir. Türkiye ve Atatürk’ün Afganistan için önemini bilen Nadir Şah, tıpkı Emanullah gibi ülkesinin refahı ve gelişmesi adına Türkiye Cumhuriyeti ile dostane ilişkiler sürdürmenin önemini anlamış durumdadır. Bu doğrultuda Atatürk Türkiye’si ile iletişim kurmak için büyük bir çaba içinde olur. Bunu daha en başında, tahta çıkarken Türk elçisinin fikrini sormakla gösterir. Ayrıca tahta çıktıktan hemen sonra Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümü için Atatürk’e gönderdiği tebrik mesajı da bu ilgi ve bağlılığı açık bir sekilde ortaya koyar.

Afganistan,1 Orta Asya’nın güneye ve Hindistan’a açılan yolları üzerindedir. Ülkenin bu çok önemli konumu, tarih boyunca istilalara maruz kalmasının temel sebebidir.2 Bu istilalar ülkede büyük çaplı insan ve kültür karmaşalarına neden olur. Olusan nüfus kalabalığının % 97 gibi büyük bir çoğunluğunu Müslümanlar oluştururken, geri kalan % 3’lük kısım; Hindu, Musevi ve Hıristiyanlardan meydana gelir. Irk yönünden bakıldığında ise Afgan toplumunun genel olarak; Peştunlar, Türkler ve Tacikler olmak üzere üç gruptan meydana geldiği görülür.3 Bu üç grubun ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturduğu Afganistan, 643.807 km2’lik alan ve 30 milyon nüfusuyla dünyanın en yoksul ülkelerinden biridir. Bazı kaynaklarda belirtildiği şekilde nüfus oranı (30 milyon) verilmesine rağmen, gerçekte Afganistan nüfusunun hiçbir zaman tam olarak tespit edilemediği söylenebilir.4

Kuzeyi, Güney Türkistan olarak da adlandırılan Afganistan coğrafyası, gerek Türk topluluklarının yaşadığı bir bölge, gerekse de Türk devletlerinin hüküm sürdüğü bir ülke olarak Türk tarihinde çok önemli bir yer tutar. 1748’de Ahmed Şah Dürranî (Abdali) tarafından kurulan Afganistan, 1800’lerden itibaren İngiliz emperyalizmi karşısında varlığını sürdürebilmek için büyük mücadeleler vermek zorundakalır.5

Afgan mücadelesinin en önemli safhası, 20.yy.ın başlarında ingilizlere karşı verdikleri bağımsızlık savaşıdır. Afganistan’ın, ingilizlere karşı bağımsızlık mücadelesi verdiği dönemde, Mustafa Kemal Paşa da Anadolu’da aynı emperyalist güçlere ve onların maşa olarak kullandığı uzantılara karşı, Türk Milli Mücadelesi’ni yönetmektedir.6

Türk İstiklal Mücadelesi, kendi kaderini kendisi belirleyecek bir milli devlet kurmayı amaçladığı gibi, aynı zamanda bütün mazlum milletlerin ve özellikle Doğu toplumlarının kurtuluşunu da arzuetmistir. Bu konuda, sömürgeci devletlerin hedefleri arasında yer alan Müslüman ülkelere öncelik verilmiştir. Türk Milli Mücadelesi’ni yürüten kadro için bu konuma sahip ülkelerden Afganistan önemli bir yer teşkil eder.7  Bu ve benzeri çabalar nedeniyledir ki Afgan halkının Türk Milletine karşı duyduğu derin sevgi, saygı ve bağlılık günümüze kadar devam etmiştir.8

Bağımsızlık konusunda Türklerden etkilenen Afganistan, Cumhuriyet Türkiye’sinin modernleşme sürecinden de etkilenir. Atatürk döneminde Afganistan’da hüküm süren üç kral, bu doğrultuda Türkiye ile yakın ilişkiler kurma gayreti içinde olur. Bunlar,Emanullah Han, Muhammed Nadir Şah ve Zahir Şah’tır. Atatürk, bu üç kralla da yakın ilişkiler kurmuştur.9

Atatürk ve Afganistan Kralı Amanullah Han ile (Mayıs 1928)

Atatürk ve Afganistan Kralı Amanullah Han ile (Mayıs 1928)

Ancak, Atatürk’ün Afganistan’daki çağdaşları olan söz konusu liderlerin ülke yönetiminde istikrarlı bir duruş sergiledikleri söylenemez. Hayallerindeki Afganistan ile icraatları çelişmistir. Temel amaçları, din adamlarının toplumdaki etkinliğini kırmak olmasına rağmen uygulamaları farklı olmuştur.

Afganistan’da 1920’lerden itibaren görülmeye başlanan değişimi ve modernleşmeyi savunan aydınlar ile din adamları ve aşiret mensupları arasındaki çatışma, günümüze kadar artarak devam etmiştir.10 Söz konusu çatısmanın bir kanadını oluşturan modernleşme hareketinin öncüsü, Emanullah Han’dır. Emanullah Han’ın esas amacı çağdaş dünyayı örnek alarak, modern ve millî bir devlet kurmaktır. Zira o, Afganistan’ın geri kalmasında dinî bağnazlığın etkili olduğunu düşünmektedir. Bunun önüne geçmek içinse Batı uygarlığına yönelmeyi esas alır. Bu doğrultuda ülkede Batı hayat tarzı ve düşüncesini yerleştirmeye çalışılır; fakat yapılan yenilikler,çoğunlukla doğrudan veya dolaylı şekilde islam’a saldırı olarak algılanır. Bunlara iktidarın kötü yönetimi de eklenince çok sayıda isyan hareketi meydana gelir. İşin önemli ve ilginç yanı ise, Emanullah’ın iktidarına karşı ortaya çıkan bu isyanların cihat olarak tanımlanmasıdır.11

Afganistan’da tüm reformlar gibi, kız çocuklarının eğitimi konusu da büyük tartışmalara sebep olur. Bu konuda bir dizi reform girişiminde bulunulur. Bunlar arasında kızları Türkiye’deki okullara göndermek ve tesettürü kaldırmak gibi uygulamalar da vardır. Yapılan diğer reformlarla biriken ve bu son iki reformla da iyice siddetlenen tepkiler, Emanullah’a karşı büyük protestoların ortaya çıkmasına sebep olur.12 Atatürk, Emanullah yönetimine karşı çıkan isyan hareketinin bastırılmasına yardımcı olmak için Afganistan’a gönderilen Türk birliğinden, canları pahasına da olsa kralı koruma isteğinde bulunur. Ancak, Türk askerî gücü yetişemeden Emanullah ülkesini terk etmek zorunda kalır.13

Bu kargaşa içinde Afganistan, dokuz ay boyunca “Beççe-i Sakav” lakabıyla anılan Habibullah adlı bir çete reisinin idaresi altında kalır. Türkiye Cumhuriyeti tarafından 3 Haziran 1928 tarihinde büyükelçi olarak Afganistan’da görevlendirilmiş olan Yusuf Hikmet Beyin14 Habibullah’la görüşmesi sırasında elde ettiği bazı ilginç izlenimler şöyledir:

“… Emirle bir mülakat yaptım. Mumaileyhin bende bıraktığı en bariz intibalar şunlardır: Mumaileyh tabiî cahil olmakla beraber oldukça zeki ve kurnazdır… kendisinin şimal ve cenupta hangi komşularımız olduğunu bilmediğini müsahede ettim….”15

Emanullah Han’la aynı soydan gelen Muhammed Nadir Han,16 1929 yılı Mart ayında Fransa’dan dönüp Afgan tahtından bu çete reisini uzaklaştırmak için kardeşleriyle17 mücadeleye başlar.18 Host bölgesinden ülkesine giren Nadir Han, ülkesindeki çete yönetimine karşı ilk mücadeleyi başlatır. Genel kanı ise, onun Emanullah’ı yeniden Afgan tahtına çıkarmak için savaştığı şeklindedir.19 Aslında Nadir Han da Bombay’dan Peşvar’e dönerken Lahor demiryoluistasyonunda bu durumu teyit edercesine Emanullah’a kesin bağlılığını ifade etmiştir.20 Oysa 31 Temmuz 1929 tarihli Hariciye Vekâletinden Dr. Tevfik Rüştü imzasıyla Başbakan İsmet Paşaya gönderilen yazıda, Nadir Han’ın Emanullah hesabına çalışmadığı açıkça ifade edilmektedir.21 Nadir Han amacını bu şekilde açıklamasına rağmen, Kâbil’i aldıktan sonra,22 şartların değişmesi iletahta geçmeyi kabul etmiştir.

Muhammed Nadir Han, 1929 yılının Ekim ayında Nadir Şah ünvanıyla hükümdar olur.23 Ülke yönetiminde meydana gelen budeğişiklik, Afgan yenilesme sürecine farklı bir boyut getirir. Ancak modernleşme çabasından önce, Nadir Şah’ın ülkesine en büyük hizmeti, Afganistan’ı bir çete reisinin tepkisel ve kaotik düzeninden kurtarması olur. Onun yönetimde hedeflediği temel prensipler ise; siyasî uzlaşma, merkeziyetçilik ve barışçılıktır. Ancak Nadir Şah’ın hatası, Beççe-i Sakav (Habibullah) rejimini yıkıp, kendi idaresini kurmaya çalısırken belki de mevcut şartların zorunluluğu olarak nitelendirilebilecek bir yol takip etmesi olur. Dinî gruplara ve aşiret mensuplarına büyük imtiyazlar verir.24 Böyle yapmakla kendini ve modernleşme planlarını eski sınırların içine hapsetmiş olur. O da Emanullah gibi çözümsüz sorunlar ile karşı karşıya kalır. Kabile ve mollaların çıkarlarına veya bölgedeki stratejik dengelere zarar vermeden modernleşmeyi sağlamak, hiç de kolay olmaz.25

Nadir Şah idaresi süresince tarafsızlık politikası izlenir, Sovyetlerle ingilizler arasında Emanullah Han zamanında kurulan denge politikası devam ettirilmeye çalışılır. Şartlara göre, planlı bir şekilde, aceleci olmadan yavaş hareket etme yöntemi benimsenir. Ülkenin sosyo-ekonomik şartları dikkatle takip edilip, içeride karışıklıklara yol açmayacak oranda reform yapılmaya çalışılır. Bu arada Afgan halkının görüsü ve modernlesmenin olası sıkıntılarıüzerindeki muhafazakâr düsünceler de bir sekilde yatıstırılır. Diğeryandan ekonomik politikalar kurumsallastırılmaya çalısılır. Eğitimdeise, orta okulların yeniden açılması ve yüksek öğrenim için yurtdışına öğrenci gönderme programının yeniden uygulamaya konulması, tarihî önem taşıyan adımlar olur.

Afganistan’da meydana gelen bu sınırlı ve ihtiyatlı gelişmelerin yanı sıra, dış dünya ile de yeniden ekonomik ve diplomatik iliskiler kurulmaya çalışılır. Nadir Şah yönetimi altındaki yeni Afgan monarşisi, bu doğrultuda dış politikada özellikle Türkiye ve iran ile Emanullah döneminde kurulan sağlam ilişkileri yeniden tesis etme çabası içinde olur. Nadir Şah için Atatürk Türkiyesi Afganistan’a model olma konumunu koruduğu gibi, Atatürk de örnek lider olma vasfını devam ettirmektedir.26 Afganistan’ın Türkiye büyük elçisinin Atatürk’e güven mektubunu sunarken, yaptığı konuşma bunun en güzel kanıtıdır. Büyükelçi “İki ülke arasındaki kardeşçe ilişkiler büyük tarihî ve sosyal gelenek üzerine kuruludur,” diye baslayan konusmasında sunları söyler:

“…Bu bağları çözebilecek hiçbir el veya kuvvet yoktur. Hatta bu iki ulusun aynı ruhu taşıdıklarını düşünüyoruz… Asil Türk Milletinin Yüce Ekselanslarınız önderliğinde ve gözetiminde gerçekleştirdiği devrim, başarı ve kalkınma hem genel olarak hem özel olarak Doğunun Evrensel Tarihinde altın harflerle yazılmıştır. Bu, cesur ve yiğit ulusunuzun maddi ve manevi boyunduruktan ilerlemeye geçişine bir takdirdir. Asil Afgan ulusu da büyük bir memnuniyetle Türk kardeşlerinin ilerlemesini takip etmis, kendilerine tebriklerini sunar.” 27

Nadir Şah, Afganistan’ın refah ve gelişmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile dostane ilişkiler kurmanın önemini anlamış durumdadır. Bunu daha en başında, tahta çıkarken Türk elçisinin fikrini sormakla gösterir. Ayrıca tahta çıktıktan hemen sonra Cumhuriyet’in kurulus yıldönümü için Atatürk’e gönderdiği tebrik mesajı da bu ilgi ve bağlılığı açık bir şekilde ortaya koyar.28

Nadir Şah’ın Türkiye ile ilişkilerini iyileştirme çabası, normal diplomatik ilişkilerin gerektirdiği mecburiyetin ötesine geçmistir. Zira o, Türkiye Cumhuriyeti’nden destek görebilecek Emanullah yanlısı çevrelerden endişe duymuştur. Ayrıca Türkiye’de yeni Afgan yönetiminin modernleşme karşıtı olduğu şeklinde bir düşüncenin yaygınlaşması, hem Nadir Şah hem Afgan modernistlerini endişelendirmiş ve bu intiba düzeltilmeye çalışılmıstır. Türkiye ve Atatürk’e duyulan açık takdir bu bağlamda çok önemli bir fonksiyon taşır.

Nadir Han yönetiminin endişeleri aslında pek de yersiz değildir. Gerçekten başlangıçta Atatürk’ün Nadir Han yönetimine yaklaşımı çok mesafeli olur. Atatürk, yakın dostu ve kardeşi Emanullah Han’ın tahtan indirilmesi ve daha da önemlisi onun başlatmış olduğu reform faaliyetlerinin sekteye uğratılmış olmasının üzüntüsü içindedir. Nitekim Atatürk 4 Kasım 1929 tarihinde gönderdiği cevap niteliğindeki mesajda, Nadir Şah’a mesafeli bir yaklaşım içinde olmaya dikkat eder. Ancak Nadir Şah zamanla, bazı çevrelerin tepkisini kırmak için ihtiyatlı modernleşme çabası içinde olduğunu gösterince Atatürk’le sıcak bir diyalog kurma imkânı bulur.

Nadir Şah hükümeti 1932’den itibaren cereyan etmeye başlayan bir dizi olay ile ciddi şekilde sarsılır. Olaylar, olası faaliyetlerinden korkulan eski Afgan Moskova elçisi ve Emanullah yanlısı Gulam Nabi’nin belli bir aylık karşılığında Afganistan’ı terkedip siyasetten çekilmesinin istenmesiyle başlar. Afgan kaynaklarına göre, Gulam Nabi teklifi değerlendiriyor gibi görünüp güney illerinde bir ayaklanma başlatma girişiminde bulunur. Bundan dolayı kralın huzuruna çağrılıp vatan hainliği ile suçlanır. Sonrasında Nadir Şah’ın aceleci ve yanlış bir kararla hemen Nabi’nin infazını buyurması, ülkede yönetime karşı büyük tepkilerin oluşmasına neden olur. Bunun üzerine Şah, Gulam Nabi’nin suçlu olduğunu ve kanıtların infazı haklıkıldığını açıklayıp durumu kurtarmaya çalısır. Fakat kralın diktatör tavrı ülke genelinde çok sayıda aleyhtar toplanmasına sebep olur ve Nabi’nin infazı kişisel bir öç meselesi olarak algılanır. Bu nedenle Emanullah yanlısı çevreler ile iktidar arasındaki siyasi çekişme yeni bir boyut kazanır.

Gelişmeler, 8 Kasım 1933’te Nadir Şah’ın katledilmesi ile noktalanır. Aynı tarih Gulam Nabi’nin bir okulda ödül töreni sırasında öldürülüşünün yıl dönümüdür. Kaynaklara göre suikastçı Gulam Nabi’nin öz oğlu ya da evlatlığıdır. Bu bakımdan cinayetin hem kişisel hem siyasî bir hesaplaşma özelliği taşıdığı söylenebilir.

Nadir Şah’ın öldürülmesi, başta Charki ve Tarzi aileleri olmak üzere Musahibin ailesi ile Emanullah yandaşları arasındaki uçurumu daha da derinleştirir. Öte yandan Emanullah yanlısı ve Nadir aleyhtarı çevreler, oluşan otorite boşluğundan yeterince istifade etmeyi başaramaz. Musahibin kardeşlerden yalnız biri (Şah Mahmud), Nadir Şah’ın öldürüldüğü sırada savaş bakanı sıfatıyla Kabil’de bulunduğu halde, hızlı hareket edip Musahibin hanedanının devamını sağlar. Nadir Şahın öldürülmesi sonrasında, aynı gün (8 Kasım 1933) tekoğlu ve mirasçısı Zahir Şah, Afgan tahtına geçer.29

Genellikle sosyal ve politik başkaldırı için tam bir felaket olan din30 Afganistan’da yeniliklere karşı muhalif bir güç şeklinde de tezahür eder. Muhalefet önce dinî çevrelerde başlar. Din adamları,muhalefetin en ön saflarında yer alır.31 Özellikle kırsal bölgelerde mollaların camilerde kışkırtıcı nitelikte mesajlar vermesi, isyanların geniş alanlara yayılmasına sebep olur. Önemli bazı kabilelerin dinîli derleri tarafsız kalırken, başkentteki yüksek ulema bile rejime karşı başkaldırıyı destekler. İsyanlar başlangıçta münferit olaylar gibi görünmesine rağmen kırsal bölgelerdeki din adamlarının kışkırtıcı faaliyetleri doğrultusunda islamî temalarla iyice hararetlendirilir/coşturulur.

Afganistan’ın coğrafi olarak yalıtılmış olması, Afgan toplumunun bakış açısının da alabildiğine muhafazakâr olmasına sebep olmuştur. Nitekim Afgan toplumunun sosyal dokusunun tamamı, şeriat kuralları çerçevesinde şekillenmiştir.32 Bu yapı, hiçbir değisiklik kabul etmemektedir. Ayrıca Afganistan’da iktidar mücadelesi veren unsurlar, sürekli rakiplerini kâfir olmak veya enazından İslam’a aykırı davranmakla suçlamak suretiyle avantaj elde etmeye çalışmışlardır. Bu gerçeklerin ışığında şurası açıktır ki Afganistan’da gerçekleştirilmeye çalışılan yeniliklerin olduğundan farklı sonuçlar doğurmasını beklemek fazlaca iyimser bir yaklaşımolur. Nitekim millî ve özellikle dinî duyguları kontrol edilebildiği, halkın geleneklerine sadık kalındığı müddetçe Afganlıların mevcut yönetimlere bağlı kaldığı görülmektedir.

Sonuç olarak; Nadir Han da, örnek alınacak lider olarak Atatürk’ün, ayrıca model alınacak ülke olarak da, Türkiye’nin dostluğunun öneminin farkındaydı. Ancak daha önce de değindiğimiz gibi Atatürk dostu Emanullah Han’ın tahtan uzaklaştırılması ve onun başlatmış olduğu modernleşme hareketinin sekteye uğramasından dolayı büyük bir üzüntü duymuş başlangıçta Nadir Han yönetimine mesafeli durmuştur. Ancak sürekli ve ısrarla Atatürk’ün bu ilk tepkisel tavrını sıcak diyalog talepleriyle yumuşatmaya çalışan Nadir Han olmuştur. Nitekim O sonuçta Atatürk’ün güvenini kazanmayı başarmıştır. Nadir Han, Ülkesinin yeniliklere ihtiyacı olduğunu düşünüyor ancak Emanullah Han’dan farklı olarak tedbirli davranıyor ve acele etmiyordu. Nadir Han ülkesinin şartlarını göz ardı etmeden ve planlı hareket ederken halkının nabzını tutmayı da ihmal etmemeye çalışmıştır. Stratejik konumundan ötürü hiçbir zaman dünya gündemden düşmeyecek olan Afganistan Atatürk tarafından herzaman hak ettiği değeri ve ilgiyi görmüstür.

Mehmet KÖÇER

————————————————————-

* Yard. Doç. Dr., Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Đlk Öğretim Bölümü SosyalBilgiler Öğretmenliği ABD.
1- Genis bilgi için bkz., Michael Gillett, “Afganistan” , Journal of The Royal CentralAsian Society, VOL. LIII, 1966, s.238; Horasan olarak bilinen bu ülke için, HindĐngilizyöneticisi Lord Okland, 16 Ağustos 1838’de Afganistan Kralı Sah Suca’yagönderdiği mektupta ilk kez “Afganistan” ifadesini kullanmıs ve bu tarihten sonra“Afganistan” adı giderek yaygınlasmaya baslamıstır. Genis bilgi için bkz.,Kıyameddin Barlas, “Afganistan Tarihinde Türkler”, Prof. Dr. Mehmet Saray’aArmağan, Türk Dünyasına Bakıslar, Đstanbul 2003, s. 166; Bu konuda Mehmet Sarayise, özetle su değerlendirmeyi yapmaktadır: “Önceleri ahalinin ırk, soy, din gibifarklılıklarından dolayı muhtelif bölgeler halinde ve çesitli adlarla anılan bu ülkeXVIII. yy. ın ikinci yarısından itibaren bir bütün halinde Afganistan olarak anılmayabaslanmıstır.” Bkz., Mehmet Saray, Afganistan ve Türkler, s.9.
2- Hindistan’a Müslümanlığı yayan Gazneli Mahmud, Hindistan’ı isgal eden CengizHan ve Đran üzerinden Hindistan’a giren Đskender bu yolları kullanmıslardır. AyrıcaTimur ve oğlu Babür, Türkmen Beyi Nadir Sah ve Afgan devletini kuracak olanAhmet Sah Dürrani de aynı yolu kullanarak Hindistan’ı isgal etmislerdir. AliAhmetbeyoğlu, “Prof. Dr. Mehmet Saray Đle Afganistan Üzerine Bir Söylesi”,Afganistan Üzerine Arastırmalar, (Yayına Hazırlayan, Ali Ahmetbeyoğlu), Đstanbul2002, s. 177.
3 Afgan toplumunun sosyal yapısı hakkında genis bilgi için bkz., Leon B. Poullada,“Problems of Social Development in Afghanistan”, Journal of The Royal CentralAsian Society, VOL. XLIX, 1962, s. 33-39.
4- Leslie Cook, “Yenilgiyi Kabul Etmeyen Millet: Afganistan”, Türk DünyasıArastırmaları, Sayı:39, Aralık 1985, s.233.
5- Halil Bal, “Afganistan-Türkiye Đliskilerinin Baslıca Yönleri”, Afganistan ÜzerineArastırmalar, (Yayına Hazırlayan, Ali Ahmetbeyoğlu), Đstanbul 2002. s. 243.
6- Atatürk, Afgan Kıralı Emanullah Han’ın Türkiye ziyareti münasebetiyle yaptığıkonusmada bu duruma söyle dikkat çeker: “…Tarihin ne garip tecellileri, dünyahadiselerinin ne manidar tesadüf ve müsabehetleri vardır. Zat-ı hükümdarileri,1919’da kahraman Afgan milletinin basında olarak, Asya’nın ortasında, istiklal içinmücadeleye atılırken, biz de aynı tarihte, burada, Avrupa’nın sarkında, bütün medenicihanın pîsi enzarında, istiklal ve hürriyetimize vurulan darbelere, göğüslerimizi siperederek döğüsüyorduk….”. Bkz., Bilal N. Simsir, Atatürk ve Yabancı DevletBaskanları, Cilt I, Ankara 1993, s.32.
7- Salim Cöhce, “Atatürk Döneminde Türk-Afgan Münasebetleri”, Afganistan ÜzerineArastırmalar, (Yayına Hazırlayan, Ali Ahmetbeyoğlu), Đstanbul 2002. s. 103.
8- Birinci Dünya Savası’nda gönüllü olarak birçok Afgan, Türk ordusunda savasmıs,hatta bunların 36’sı Đngilizlere esir düsmüs, esaret sonrasında da ülkelerine dönmekistemeyip Anadolu’da kalmak istemislerdir. ATASE, ĐSH 1102 102. Ayrıca genis bilgiiçin bkz., Mehmet Saray, Afganistan ve Türkler.
9- Ayrıca, Atatürk döneminde Emanullah Han’ın yönetimine bir isyan hareketi ile sonveren “Beççe-i Saka” lakaplı çete reisi (Habibullah) de Afgan tahtını dokuz aysüreyle isgal etmistir. Bkz., Bilal N. Simsir, Atatürk ve Afganistan, Ankara 2002, s.232.
10- Afganistan’da Emanullah yönetimine son veren ayaklanmaları Hindistanhududundaki Sanvari Kabilesi baslatmıs, baska bölgelere yayıldıktan sonra Kabilisgal edilmisti. Genis bilgi için bkz. T.C. Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 10 257731 21.
11- Myron Weiner and Ali Banuazizi, The Politics of Social Transformation inAfghanistan, Iran, and Pakistan, Syracuse University Pres, 1994, s. 333.
12- M.B. Watkins, Afghanistan Land In Transition, Princeton 1963, s. 172.
13- Mehmet Saray, Afganistan ve Türkler, s. 149.
14- Cumhurbaskanlığı Genel Sekreteri olan Yusuf Hikmet Beyin, Afganistan’a büyükelçi olarak atanması ki daha önce Fahreddin Pasanın atanması da bu doğrultudadır,Atatürk’ün bu ülkeye verdiği önemin büyüklüğüne isaret etmektedir. AtanmaKararnamesi için bkz., T.C. Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 18 01 029 38 4.
15- T.C. Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 10 257 731 21.
16- Bilal N. Simsir, Atatürk ve Afganistan, s. 231; 9 Nisan 1883’te doğan Nadir Han,Babası Yusuf Han’ın, Emir Abdurrahman tarafından sürgün edilmesinden sonra DeraDun (Hindistan) bölgesine yerlesir. Nadir ve kardesleri burada büyür. Habibullah’ınhükümdarlığı sırasında ailesi Afganistan’a dönünce, Nadir burada askeri kariyerinebaslar. 1906 yılında tuğgeneral, 1912 yılında general, 1914’te ise baskumandan olur.1919-1920 yılları arasında savas bakanlığı görevini yürütür. Bir süre Fransa’da Afgansefiri olarak görev yaptıktan sonra, Emanullah ile iliskileri bozulunca görevindenayrılarak kardeslerinin yanına, Fransa’ya yerlesir. Genis bilgi için bkz., N.D. AhmadM. A., The Survival of Afghanistan 1747-1979, Lahore 1990, s.248.
17- Kardesleri; Serdar Muhammed Aziz Han, Serdar Muhammed Hasim Han, SerdarSah Wali Han ve Serdar Sah Mahmud Han’dır. Kardesleri, Nadir Han için büyük birsans olmustur. Bilinçli bir sekilde görev yapan bu dört kardesin kendisine ve oğlunasonsuz sadakat duyması, yönetimde Nadir Han’a büyük bir avantaj/ kolaylıksağlamıstır. Bu karsılıklı sevgi ve bağlılık, onlara özgü ve gıpta edilecek bir durumolup kendilerinden önceki hanedanlarda pek rastlanmaz. Bkz., Sırdar Đkbal Ali Shah,The Tragedy of Amanullah, London 1933, s. 255.
18-
Louis Dupree, “Afghanistan in the Twentieth Century”, Journal of The RoyalCentral Asian Society, VOL. LII, 1965, s. 23.
19- Türk Dısislerinden, Basbakan Đsmet Pasaya 4 Ağustos 1929’da iletilen raporda,mevcut durum Emanullah Han’ın ifadeleriyle su sekilde tasvir edilmektedir:“…Beççe-i Saka payitahtı isgal etmekte ve ancak ismen hükümdar bulunmaktadır.Aralarında kardesim dahi bulunan dört general ona karsı harp etmektedir. Ben onlarınbenim lehimde harp ettiklerine kaniim….” T.C. Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 03010 257 731 15.
20- Vartan Gregorian, The Emergence of Modern Afghanistan, Stanford 1969, s. 291.
21- T.C. Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 10 257 731 14.
22- 11 Tesrin-i evvel 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Nadir Han’ın basarısınımansetten verdiği habere bir de fotoğrafını da basmak suretiyle: “muzafferkuvvetlerin kumandanı Nadir Han” seklinde altına not düsmüstür.
23- Kerr Fraser-Tytler, K.B.E., C.M.G., M.C., “Afghanistan: A Brief Description”,Journal Of The Royal Central Asian Society, VOL. XXIX, 1942, s. 171. Nadir Han, 16Ekim 1929’da Kâbil’de halkının ileri gelenleri, Türk ve Đran Büyükelçileri ve RusMaslahatgüzarının da hazır bulunduğu istisare toplantısından sonra Afgan tahtınaçıkma kararı alır. Bu toplantıda özellikle de Türk Büyükelçisinin görüsünün sorulmasıanlamlıdır. Bkz., Mehmet Saray, Afganistan ve Türkler, s. 149.
24- Nadir Han’ın daha mücadelenin basından itibaren asiret mensuplarının yağma veganimet talepleri için vaatlerde bulunması, yönetim anlayısındaki zafiyeti ortayakoyar. Bu dönemde baskentte tam bir yağma hareketi sergilenir. Bu durumu Adamecsöyle tasvir eder: “Kabile mensupları saraydan geliyor, bir elleri sırtlarındaki kâğıtpara çuvallarını tutuyor, diğer ellerinde ise tüfek var, temkin adına dislerinin arasındabıçak tasıyorlar, kendilerini ganimetlerinden mahrum edecek herkesle dövüsmeye hazırlar (Nadir Sah’ın kardesleri de dâhil).” Bkz., N.D. Ahmad M. A., The Survival of Afghanistan 1747-1979, Lahore 1990, s.248.
25- Vartan Gregorian, The Emergence of Modern Afghanistan, Stanford 1969, s. 340.

26- Nadir Sah, Türkiye’nin Kâbil Büyükelçisi Yusuf H. Bayur’la 24 Haziran 1930’dayaptığı bir görüsmede, kendisi ve yönetiminin Mustafa Kemal’e bakıs açısını susekilde ifade eder: “Kaffemiz Reisicumhur Hazretlerini basımız tanırız” , Bkz. BilalN. Simsir, Atatürk ve Yabancı Devlet Baskanları, s. 56.
27- Bilal N. Simsir, Atatürk ve Yabancı Devlet Baskanları, s. 54.
28- Bilal N. Simsir, Atatürk ve Afganistan, s. 233.
29- Arthur V. Huffman, “ The Administrative and Social Structure of Afghan Life”,Journal of The Royal Central Asian Society, VOL. XXXVIII, 1951, s. 41.
30- “Đngiliz emperyalizmi, sömürgelerinde kendi çıkarlarını korumak adına dinigericiliği (bağnazlığı) körüklemislerdir. Bunun en güzel örneği Hindistan veAfganistan’dır.” Bkz., Jawaharlal Nehru, Kızıma Mektuplar, (Çeviren: Mehmet EminBozarslan), Ankara 2002, s. 94.
31- Afgan din adamları zümresi isyan sırasında birlesik bir güç seklinde tepki vermesede, 1924 baskaldırısı din adamları zümresinin Emanullah rejimine karsı var olanrahatsızlıklarının ilk göstergesi ve devlet ile ulema arasında bir kırılmanın baslangıcıolur. Bkz., Senzil K. Nawid, Religious Response to Social Change in Afghanistan1919-29, Mazda 1999, s. 72.
32- Afganistan’da mollaların hemen her dönemde büyük nüfuzları olmustur. Mollalardini kullanmak suretiyle halk arasındaki husumetlerde diledikleri gibi hükümvermislerdir. Hüküm verdikleri cezaların en hafifi tokat, en ağrı ise idamdır.Yaptıkları yargılamalarda bir standart yoktur; bazen en ağır suçları para cezasıylageçistirirken bazen de hafif sayılabilecek suçları hiç olmadık cezalarla hükmebağlamıslardır. Hatta ser’i fetvalarını para karsılığında sattıkları ve bu hareketlerinidine isnat ederek yaptıkları isi Allah ve Peygamberin buyruğu gibi gösterip fiilleriniörtbas etmeye çalıstıkları bile görülmüstür., T.C. Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 03010 257 731 17.

KAYNAKÇA
Ali Ahmetbeyoğlu, (2002), “Prof. Dr. Mehmet Saray Đle AfganistanÜzerine Bir Söylesi”, Afganistan Üzerine Arastırmalar,(Yayına Hazırlayan, Ali Ahmetbeyoğlu), Đstanbul.
Arthur V. Huffman, (1951), “ The Administrative and Social Structureof Afghan Life”, Journal of The Royal Central Asian Society,VOL. XXXVIII.
ATASE, ĐSH 1102 102.
Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 10 257 731 14.
Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 10 257 731 15.
Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 10 257 731 17.
Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 10 257 731 21.
Basbakanlık Cumhuriyet Arsivi, 030 18 01 029 38 4.
Bilal N. Simsir, (2002), Atatürk ve Afganistan, Ankara.
Bilal N. Simsir, (1993), Atatürk ve Yabancı Devlet Baskanları, Cilt I,Ankara.
Halil Bal, (2002), “Afganistan-Türkiye Đliskilerinin Baslıca Yönleri”,Afganistan Üzerine Arastırmalar, (Yayına Hazırlayan, AliAhmetbeyoğlu), Đstanbul.
Sardar Ali Đkbal Ali Shah, (1929), The Controlling Minds of Asia,London.
Kerr Fraser-Tytler, K.B.E., C.M.G., M.C., (1942), “Afghanistan: ABrief Description”, Journal Of The Royal Central AsianSociety, VOL. XXIX.
Kıyameddin Barlas, (2003), “Afganistan Tarihinde Türkler”, Prof. Dr.Mehmet Saray’a Armağan, Türk Dünyasına Bakıslar, Đstanbul.
Leon B. Poullada, (1962), “Problems of Social Development inAfghanistan”, Journal of The Royal Central Asian Society,VOL. XLIX.
Leslie Cook, (1985), “Yenilgiyi Kabul Etmeyen Millet: Afganistan”,Türk Dünyası Arastırmaları, Sayı:39, Aralık.
Luis Dupree, (1965), Afghanistan In The Twentieth Century, JournalOf The Royal Central Asian Society, Vol.LIII.
M. B. Watkins, (1963), Afghanistan Land In Transition, Princeton.
Mehmet Saray, (2002), Afganistan ve Türkler, Ankara.
Michael Gillett, (1966), “ Afganistan” , Journal of The Royal CentralAsian Society, VOL. LIII.
Myron Weiner and Ali Banuazizi, (1994), The Politics of SocialTransformation in Afghanistan, Iran, and Pakistan, SyracuseUniversity Pres.
N.D. Ahmad M. A., (1990), The Survival of Afghanistan 1747-1979,Lahore.
Senzil K. Nawid, (1999), Religious Response to Social Change inAfghanistan 1919-29, Mazda.
Jawaharlal Nehru, (2002), Kızıma Mektuplar, (Çeviren: Mehmet EminBozarslan), Ankara.
Salim Cöhce, (2002), “Atatürk Döneminde Türk-AfganMünasebetleri”, Afganistan Üzerine Arastırmalar, (YayınaHazırlayan, Ali Ahmetbeyoğlu), Đstanbul.
Vartan Gregorian, (1969), The Emergence of Modern Afghanistan,Stanford.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: