Güney Türkistan’ın kayan yıldızı Ergeş Uçkun’dan ‘Beççegar’larına


Yer, Konya Türk Ocağı salonu. Beş yıl kadar önce. Salonda toplanmış yirmi kadar kara yağız delikanlı. Bir öğretim görevlisinin verdiği genel Türk tarihi dersini dinliyorlar. İlahiyat okumak için Türkiye’ye gelmiş Afganistanlı Türk gençler. Önlerinde MEB’in liseler için hazırlamış olduğu Genel Türk Tarihi kitabı…

Bir gönül eri ülkü dostumuz can u gönülden Afganistan merkezli olmak üzere Türk tarihi anlatıyor. Üniversiteye başlamış, ama o güne kadar kendi tarihine ait bir bilgi tedris etmemiş gençler. Tarihlerinin şerefli sayfalarını okumak bir yana, kendi kimliklerine yabancı bırakılmaktan da öte horlayıcı ithamlara maruz kalmış gençler. Bu ithamlara, horlamalara inanmasına inanmamışlar, ama nasıl aksini ispat edeceklerini de bir türlü bilemeyen, bu bilgi birikimine sahip olmayan gençler. Öğrendikçe, okudukça öz güvenleri yerine gelen ve bu öz güven ile gözleri parlayan, dilinin bağı çözülen gençler.
“Beççegar”lıktan kurtulup taşıdığı değerin farkına varan gençler…

Türkiye’de Konya’da Türk Ocağında Türk asıllı öğrencilere hafta sonu Türk tarihini anlatmak, aslında hiç de tuhaf karşılanmayacak bir durum. Onlara Türk tarihini anlatmak, onlarla kültür ve kimlik sohbetleri yapmak veya yapıldığını görmek, gerçekten haz vericiydi. Ama bu hazzımızı hazmedemeyen yerli yaman “beççegar”lar da çıktı.

Konya gibi evlad-ı fatihan kaynağı olan bir beldedeki bu hazımsızlığın, eski ırkçı Peştun idaresi dönemindeki Afganistan’da hangi ölçülerde zuhur ettiği erbabına malumdur. Bu dönemde kendi kimlik davasını güden, baskılara karşı kalemi ile mücadele bayrağı açan Türkün Özbek evladı yiğit Ergeş Uçkun’u takdir her şeyin, her duygunun üzerindedir. Baskılar üzerine yurdundan ayrılmak zorunda kalınca Amerika’da “Orun” gazetesini ve “Çapandaz” dergisini çıkarması ve sonra yerleştiği Silifke’de de Türkiye’ye gelen Afganistanlı gençlerle yakından ilgilenmesi, onun yitmeyen azmini ve sönmeyen inancını göstermektedir.

Onun aşağıdaki “İydi” (Bayramlık) başlıklı şiiri; özüne yabancı bırakılmış, özündeki cevherin farkında olmayan, geçmişine yabancı, etrafındaki leş kargalarına tilkilere kükreyemeyen, kanunları istediği gibi uygulayan baskıcı faşist (Zahirşah dönemi) Afganistan idaresinin zulmüne uğrayan milletinin gençlerine, milli şuur uyandırmak için haykıran sesidir.

Sitemi, kızgınlığı, kırgınlığı, beklentiyi, ümitle karışık ümitsizliği bağlamına göre “ahmak, hayta, serseri, sersem… oğul” gibi anlamları içeren “beççegar” redifli hicvi kasidesini okurken bir yandan Mirze Elesker Sabir’in “Gorhuram” şiirinin, bir yandan Arif Nihat Asya’nın “Fetih Marşı” şiirinin ruh dünyasında kendimizi hissetmemek mümkün değil.

Türk Devletinin forsundaki on altı yıldızın Afganistan semalarındaki iki yıldızının günümüzde parlayan ışığı, Andhoy ile Silifke’nin kardeşliğini bedeniyle perçinleyip, yerine yeni uçkunlar bırakarak ebediyete intikal etti.

Türklük davasının samimi yolcusu, gerçek mümin dostumuz, akamız Ergeş UÇKUN; mekânın cennet, ruhun şad olsun. Gözün arkada kalmasın, “beççegar”larının her biri bir gönül eri,bir ülkü devi olarak yolunda, izinde yürümekteler…

İYDİ
Bayraming bolsin mübarek ey müsülman beççegar
U içingni Tengri qılsin şad ü xandan beççegar
Ming béş yüz yilden béri ruze tutarsin aç-aç
Kef ilidék qupqurıq süngeki qalgan beççegar
Acrat almay ruze birlen bir sürik boş kuzeni
Tengri bérgen buyrugige boldi püşman beççegar
Pes ésingni başiden aldi keyf-i nasvar ruzede
Xatiningni qamçilab qılding perişan beççegar
Manisini bilmeyin quran oqıb, qılding namaz
Xaneqah mihrabide érding gazelxan beççegar
At bilan işek ogırlab, haci bolding aqıbet
Mekkede piringge taş atding mi şeytan beççegar?
Kimligini bilmegen elbette bilmes rabbini
Tarıxıden bixaber aşufte sersan beççegar
Özini bilmey özgelerge yalbarib bolding geda
Gerçi érdi yetti puşting xan ü xaqan beççegar
Qurdilar aba ve ecdading felekler ilmini
İmdi sen kökke qarab agzing açilgen beççegar
Nirde qaldi ol küning at üstide kükrer éding?
İmdi qorqıb boynige nurname taqqan beççegar
Aç közingni nirde érding, nirge qalding, niy üçün?
Adem ü Havva kebi cennetni satgen beççegar
Nirde béglik, nirde xanlik, nirde şemşir, nirde at
Nirde bayraq, nirde sancaq, nirde qurgan beççegar
Haq, adalet, hürriyet déb aldatilding daima
Nirde haq, nirde adalet, nirde insan beççegar
Xalq işsiz, xalq küçsiz, xalq yalangaç, xalq aç
Xalq bir zümre üçün xiyl-i gulaman beççegar
Yengi qanun-i esasi, eskisiden farqsiz
Sihirbazdék eskilerni yengi qılgan beççegar
Saylanurlar hükümdarlar xalq arasiden velik
Bizdekiler anadan lider togılgen beççegar
Şekl-i devlet şahi-i meşruta likin şart yoq
Mutlaqıyet taxtide, meşruta sultan beççegar
Şah hakim, şah muhtar, gayr-i mesul, muqtedir
Malik-i mülk-i ümem, ey rabb-i Afgan beççegar
Yengi qanun imtiyaz bérmes kişige zümrege
Lik ol serdar- i ali sen papushan beççegar
Yengi qanunde kişiler bendi bolmas bi-sebeb
Ey günahsiz, cürümsiz zindande yatgen beççegar
On Şibirganlık yaqıldi tiptirik kim soragey
Qaysi kadi, qaysi müfti, qaysi divan beççegar?
Yengi kanunde seyahat her kişining haqqıdur
Yürüben pasport üçün béş ay yügürgen beççegar
Tégre taşingge yıgıldi tülkiler, leş qargalar
İrgı ey gurg-i derende, kükre arslan beççegar
Haq bérilmes, haq alingay, haq üçün ölmek kérek
Hem şehid hem gazidür, haqqa qavuşgan beççegar
Qaygular bitmes tügenmes Tengriden kisme ümid
Bil ki Uçqun köp yaqındur iyd-i qurban beççegar

(Muhammed Emin Kazımi, Afganistan’daki Özbek Şairleri, Kabil 1385, s. 26-28)

BAYRAMLIK
Bayramın mubarek olsun ey müslüman oğul
Tanrı içini mutlu ve handan etsin oğul
Bin beş yüz yıldan beri oruç tutarsın aç aç
Ashab-ı kef gibi kupkuru kemik kalan oğul
Ayıramayıp oruç ile bir sürü boş küpü
Tanrı’nın verdiği buyruğa pişman olan oğul
Yeter ot keyfi, oruçta aklını baştan aldı
Hanımını kamçılayıp ettin perişan oğul
Anlamını bilmeden Kuran okuyup, namaz kıldın
Mescit mihrabında gazel okuyan idin oğul
At ile eşek uğrulayıp hacı oldun nihayet
Mekke’de pirine taş attın mı şeytan oğul
Kendini bilmeyen elbette bilmez Rabbini
Tarihinden habersiz aşüfte, sersem oğul
Özünü bilmeyip başkalarına yalvarıp oldun dilenci
Gerçi yedi göbeğin han idi hakan oğul
Kurdular senin ecdadın felekler ilmini
Şimdi sen göğe doğru ağzı açık bakan oğul
Nerde kaldı o günün at üstünde kükrer idin?
Şimdi korkup boynuna muska takan oğul
Aç gözünü nerde idin, nerde kaldın, ne için?
Adem ve Havva gibi cenneti satan oğul
Nerde beylik, nerde hanlık, nerde kılıç, nerde at
Nerde bayrak, nerde sancak, nerde kale oğul
Hak, adalet, hürriyet deyip aldatıldın daima
Nerde hak, nerde adalet, nerde insan oğul
Halk işsiz, halk güçsüz, halk yalın, çıplak, halk aç
Halk bir zümre için köle sürüsü oğul
Yeni anayasa, eskisinden farksız
Sihirbaz gibi eskileri yeni kılan oğul
Seçilirler hükümdarlar halk arasından ama
Bizdekiler anadan lider doğan oğul
Devletin şekli meşruti krallık, lakin şart yok
Mutlakıyet tahtında şarttır sultan oğul
Şah hâkim, şah muhtar, sorumsuz, muktedir
Bütün mülklerin maliki, Ey rabb-i Afgan oğul
Yeni kanun imtiyaz vermez kişiye, zümreye
Lakin o yüce serdar, sen ise paspas oğul
Yeni kanunda kişiler mahkûm olmaz sebepsiz
Ey günahsız, suçsuz zindanda yatan oğul
On Şibirganlı dipdiri yakıldı diye kim soracak?
Hangi kadı, hangi müftü, hangi divan, oğul
Yeni kanunda seyahat her kişinin hakkıdır
Koşturup pasaport için beş ay uğraşan oğul
Etrafına toplandı tilkiler, leş kargaları
Silkin ey yırtıcı kurt, kükre aslan oğul
Hak verilmez, hak alınır, hak için ölmek gerek
Hem şehit, hem gazidir, hakka kavuşan oğul
Kaygılar bitmez tükenmez Tanrı’dan ümit kesme
Bil ki ‘Uçgun “ çok yakındır bayram kurban oğul

Rıdvan Öztürk – 3 Haziran 2009 Çarşamba

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: