Türk Dünyasının İşbirliğinde Yeni Bir Dönem Başlıyor


Bugün İstanbul Çirağan Sarayı’nda yapılacak olan Türk Cumhuriyetleri Devlet Başkanları Zirvesinde müzakere dilinin “Yüksek Türkçe” diye bilinen İstanbul Türkçesi olması kararlaştırıldı.

İstanbul’da Türk (Dili Konuşan) Ülkeler Zirve toplantısının onuncusu yapılıyor. Dün yapılan hazırlık çalışmasında önemli kararlar alındı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlığında bügün İstanbul Çırağan Sarayı’nda yapılacak olan Türk Ülkeleri Zirvesinde müzakere dilinin “Yüksek Türkçe” diye bilinen İstanbul Türkçesi olması kararlaştırıldı. Ayrıca zirve sonunda yayınlanacak bildiri ise Türkçe, Azerbaycan Türkçesi, Kazakça ve Kırgızca olacak. Bilindiği gibi, daha önceki zirvelerde müzakere dili olarak Rusça ve İngilizce kullanılıyordu ve sonuç bildirgeleri de zirvenin yapıldığı ülkenin dili ile İngilizce olarak yayımlanıyordu.

Bu gerçekten çok önemli bir gelişmedir. Hakikaten de Türk Dünyasının liderlerinin yaptığı bir toplantıda, başka milletlerden resmi katılım olmadığı halde Türk dillerinin kullanılmaması bir garabet teşkil ediyor ve adete Türk (halklarının) dili ve kültürüne en yüksek seviyde  bir güvensizlik gösteriliyordu.

Demek ki, ilk zirvenin yapıldığı 1992 yılından bu yana gecen 18 yıl ve 9 zirve toplantısından sonra Türkler kendi dillerine ve kültürlerine güvenmeyi başladılar. Kolay değil yaklaşık bir asırdır Türkler dünya politikasında hep geri planda kaldılar. İtildiler, kakıldılar. Ancak 1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra bir Türk Dünyası olgusu ortaya çıktı. Ondan önce Türk aydınlarının kendileri bile Türk Dünyasına, daha açık bir deyişle kendi milletine güvenmiyordu. Hatta onların içlerinde Türk Dünyası olgusu bir ırkçılık gibi algılayanlar vardı. Oysa böyle bir söz konusu değildir. Nasıl ki Avrupa Birliği, Arap Birliği gibi birlikler ırkçılık değilse, aynı kültür ve coğrafyadan Türk Dünyasının da kültür, ekonomi ve diğer alanlarda işbirliği yapması doğal bir sürectir.

15 Eylül’de yapılan hazırlık toplantısında başka da önemli karar alındı. Mesela, Türkçe Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi kurulması da öngörülüyor. Konsey için İstanbul’da bir sekreterya kurulacak. Sekreteryanin Genel Sekreterlik görevini uç yıl boyunca Türkiye üstlenecek.

Konsey beş ana bölümden oluşacak. Buna göre Devlet Başkanları, Dışişleri Bakanları, Kıdemli Memurlar Komitesi, Ak Sakallılar Konseyi ve Sekreterya kendi içinde ayrı ayrı oturumlar düzenleyecek. Genel Sekreterin her ülkeden birer yardımcısı olacak. Ak Sakallılar Konseyinde ise her ülkeyi iki üye temsil edecek. Türkiye’nin bu konsey için belirlediği ilk isim, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen oldu.

Ayrıca sonuç bildirgesinde, Türk İşbirliği Konseyi’nin kurulması başta olmak üzere, 3 Ekim’in Türk Dili Konuşan Ülkeler Günü ilan edilmesi, Bakü’de Türk kültür mirasını korumak için bir vakıf kurulması, üniversiteler arası birlik oluşturulması, araştırma ve geliştirme faaliyetleri için fon oluşturulması gibi kararların ilan edilmesi de bekleniyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu TRT’ye yaptığı açıklamada bügünkü zirve toplantısını bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Zirve çerçevesinde Türk Dili Konuşan ülkeler olarak daha önce birçok kereler biraraya gelindiğini ancak geçen yıl 3 Ekim’deki toplantının konsey kurulması kararı açısından bir milad olduğunu hatırlatan Davutoğlu, daha önceki zirvelerin kurumsal yapısı bulunmadığını ancak geçen yıl Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan ve Kırgızistan arasında Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi kurulmasının kararlaştırıldığını kaydetti. Davutoğlu, “Bu yıl yapılmakta olan zirve, bu anlamda ilk kez konseyin kurulduğunu gösteren ilk toplantı. Bu açıdan bir dönüm noktası” diye konuştu.

10 Zirveye yıllar sonra Türkmenistan da devlet başkanı seviyesinde katılıyor. Özbekistan bu sene de toplantıya katılmadı. Ancak, bu son zirvedeki atılacak somut adımlar ile Özbekistan’ın da gelecek toplantılarda katılmaya karar vereceğini söyleyebiliriz.

Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanlarını bir araya getiren ilk zirve toplantısı 30-31 Ekim 1992 tarihlerinde Ankara’da yapılmıştı. Bügüne kadar yapılan zirve toplantılarını tarihlerini hatırlayacak olursak:

  1. Ankara, 30-31 Ekim 1992
  2. Istanbul, 18-19 Ekim 1994
  3. Bişkek, 28 Ağustos 1995
  4. Taşkent, 21 Ekim 1996
  5. Astana, 9 Haziran 1998
  6. Bakü, 8-9 Nisan 2000
  7. İstanbul, 26-27 Nisan 2001
  8. Antalya, 17 Kasım 2006
  9. Nahçivan, 2-3 Ekim 2009
  10. İstanbul, 15-16 Eylul 2010

Bu son zirveyi diğerlerinden benzersiz kılan, milat yapan iki önemli sonucun ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Birincisi Türk dilinin zirve toplantılarının resmi dili olması. Bu Türk Dünyasının kendine yeterli hale geldiği ve kendine güvendiğinin bir göstergesidir.

İkincisi Türk(çe Konuşan) Ülkeleri İşbirliği Konseyi Sekretaryasının kurulacak olmasıdır. Bu artık Türk Dünyasındaki devlet başkanları seviyesindeki ilişkilerin rastgele gelişmeyeceği anlamına geliyor. Bu ilişkiler bu sekretarya aracılığıyla bir düzene konacaktır. Alınan kararların uygulanmasını yine bu sekretarya takip edecektir. Kısacası Türk Dünyası yeni bir döneme girmektedir. Hayirli olsun diyoruz.

Doc. Dr. Abdulvahap Kara

Bookmark and Share

Reklamlar

2 Yanıt

  1. Türk dünyasında yapılan hiç bir şey yok .bırakın yeni bir dünemi daha çok şey geriye gitti.
    Özbekistan katılmıyor ,Türkmenistan katılsa bile anlaşmalarıa onaylamıyor.

  2. Genel tepkilerden biridir.. hiç bir şey yapılmıyor!!..hep şikayet ediyor ve çözüme dair hiç bir katkıda bulunmuyoruz..Uzun yıllar faklı kültür ve geneklerle yaşamak zorunda kalmış aynı kökten gelen faklı devletlern bir araya gelmesi çok kolay bir şey değildir..ve helede türklük olgusunun ;ekonomik hemde kültürel bir birlik olarak bir birleştirici rolü bizim burdan gördüğümüz gübü asyadan görünmemektedir..Devlet politikası olarak uzun yıllar korkularla çevrelenmiş bir şeydir türklük, Türkiye coğrafyasında bile hep ırkçılık ve faşizm olarak algılanması özellikle sağlanmaya çalışılmıştır.. Bu nedenle türklüğün aslında avrupalı olmak,arap olmak,ingiliz olmak gibi normal bir olgu olması aslında daha çok yenidir..O nedenle hepsi olmasada en azından artık dünya literatüründe bir örgüt olarak var olması ile..bu türklük olgusunun normalleşmesine büyük bir ivme kazandıracak ve tekrar özüne dönme süreci başlayacaktır..Lütfen hepimiz bize ait olanları tanımaya çalışalım çünkü bu dünyada eğer bir kültürünüz varsa eğer kökleriniz varsa kalıcı olabilirsiniz.. Anadolu coğrafyası bir çok yerden gelen ve büyük çoğunluğu türk kültürü ile yaşamış insanların yada yakın gelenek göreneklere sahip yakın kültürel değerlere sahip insanların kaynaşması ile oluşmuş çok yönlü bir toplumdur ve en önemli olgu türk kültürünün yansımalarının şekillendirdiği bir yapıdır ancak çok uzun zaman geçmişinden beslenememiştir..bu bir fırsattır..Umarım zamanla bu olgu Türkmenistan ve Özbekistan içinde normal bir dünya yaklaşımı haline gelecek ve doğal sınırlarına ulaşacaktır..
    saygılarımla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: