BOP kapsamında Türkiye, Afganistan ve İran


Ortadoğu’daki bir çok olayı Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında değerlendirmemiz lazım. BOP kamsamında Türkiye, Afganistan ve Iran’da olan olaylara değinmeden önce, BOP´un temel amaçlarını sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum. Büyük Ortadoğu Projesi 1995´li yıllarda ABD Dışişleri Bakanlığı ve çeşitli düsünce kuruluşları (Think-Tank´ler)  tarafından tasarlanmıştır. BOP’un amacı, Fastan Basra Körfezi´ne kadar Ortadoğu´da 22 devletin sınırlarının (ve rejimi´nin) değistirilmesidir.  Bu kapsamda ABD bölgedeki ulus devletleri parçalayarak, işbirlikçi rejimler yerleştirmek istiyor. Bunun altındaki yatan nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Ortadoğu’da ve Orta Asya’daki (Hazar bölgesinde) petrol, doğalgaz kaynaklarının ve diğer yeraltı maden rezervlerinin (Türkiye’deki bor madenleri gibi) yanı sıra, ikmal akış yollarını da denetim altına almak.
2. Ortadoğu ve Asya’daki ülkelerin kapitalist sisteme geçmelerini sağlamak ve böylece kendi ürretiği mallar için yeni pazarlar yaratmak.
3. Çin ve Rusya gibi devletlerin Ortadoğu ve Asya’da kendisine rakip güç haline gelmesini önlemek.
4. Amerikan ekonomisinin çökmesini önlemek.

Mevcut ulusal rejimlerin değistirilmesi genellikle “demokrasi ve insan hakları” kisvesi altında ve ‘terörizmin önlenmesi´ adına gerçekleştiriliyor. ABD bu ülkelerdeki rejimleri değiştirmek için geçmişte çeşitli ‘devrimler’ gerçekleştirdi. Bu devrimler şöyle sıralanabilir: Gürcüstan´da ‘Gül Devrimi’ , Lübnan’da ‘Lale Devrimi’ ve Ukrayna’da ‘Turuncu Devrimi’.Geçenlerde ise İran cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında CIA provokatif eylemler düzenliyerek,  Ahmedinecad yönetimine karşı darbe planları yaptı, ama başarılı olamamıştır. Bu devrimleri gerçekleştirmek için muhalif kitleler yaratıldı, örgütlendirildi ve egemen ulusal güçlere karşı çarpıştırıldı. Bunun benzeri ABD’nin Balkanlar’da egemenliğini kurmak için Müslüman, Hırvat ve Sırpları karşı karşıya getirmesinde de görüldü.

Obama’nın barısçıl olarak gösterilmek istenen devlet politikası, bu projeden vazgeçilmesi anlamına gelmez. Çünkü BOP ABD´nin uzun dönemli bir projesidir. Bu bizzat ABD’nin Ankara Büyük elçisi Eric Edelman tarafından 13 Nisan 2004 tarihinde Forum Istanbul toplantısı´nda açıklanmıştır. Edelman söyle demektedir: “BOP Başkan Bush´un ve bugünkü yönetiminin projesi değil, ABD´nin uzun dönemli projesidir. Önümüzdeki 20 yıl iktidara kim gelirse gelsin bu projeyi uyguluyacaktir.”

ABD Orta Asyadaki ülkeleri denitimi altına geçirebilmek için, Ortadoğu’yu Orta Asya’ya bağlayan İran’a, Irak’a ve Afganistan’a Türkiye’nin de aracılığıyla hükmetmek istiyor. Afganistan ve Irak fiilen işgal edilmiş, İran ise çetin mücadelisiyle ABD’ nin bölgedeki emperyalist emellerine çomak sokuyor. Türkiye’nin de eli kolu bağlanarak bu oyunlara alet ediliyor.

Türkiye

Bir yandan Türkiye’yi Avrupa Birliği  kapısına bağlıyarak Türkiye’nin Doğu’ ya (Avrasya’ya) yönelmesi önlenmek isteniyor. Diğer yandan, Ergenekon denilen bir düzmece ile ülkenin değerli vatan severleri, aydınları, Türk Sılahlı Kuvvetleri ve bütün ulusal güçleri karalanarak, sindirilmek isteniyor. Bu yetmez gibi, AKP’yi kullanarak yargı kurumların elemanlarını da kadrolaştırarak, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu (HSYK) ve yüksek yargının bağımsız yapısını bozmak istiyorlar. Bunları istiyen kim? İstiyen AB ve ABD.

Yargı Reformu Strateji Taslağı ile TBMM’nin HSYK’ya üye ataması öngörülüyor. Bunun yanında, Anayasa Mahkemesi için de benzer bir uyguluma tasarlanmıştır. Bu tasarıya göre Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısı siyasi partilerin temsil oranına göre seçilecektir. Bu taslak eğer onaylanır ve uygulamaya konursa, yargı tamamen yasama ve yürütmenin kontrölüne girecektir. Böylece demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan kuvvetler ayrılığı, (Trias Politica) ayaklar altına alınmış olacaktır.

Ergenekon ve bu tertibi yürüten merkezler ayrıca Kürt açılımını da yürütüyor. Kürt açılımı’nın bir kaç amacı olmakla beraber, bunların en başında geleni, Kuzey Irak’taki kukla devletin Türkiye tarafından tanınmasıdır. Bu amacı gerçekleştirdikten sonra, Türkiye’nin Güney Doğu bölgesini bu kukla devletin içine alıp, Türkiye’nin federal bir devlete dönüştürülmesi istenecektir.  Aynı zamanda, PKK’ya af çıkarılarak PKK’nın yasallaşmasının önü açılmak isteniliyor. ABD kukla devleti meşrulaştırarak, bölgedeki kendi çıkarlarına hizmet edecek ikinci bir İsrail devletini fiilen kurmuş olacak. Bunun sonucunda Türkiye etnik temelde yeniden yapılandıralacak ve Amerika tarafından daha kolay yöneltilecek.

ABD, 2010’un başında Irak’ta askerlerini geri çekmeden önce, kendisinin o bölgedeki varlığını garanti altına almak istiyor. AKP’nin Kürt açılımını gerçekleştirmek için fazla zamanı kalmadı ve bu yüzden açılım sürecini hızlandıracaktır. TSK bu açılıma karşı çıktığı için, önümüzdeki aylar Türkiye’de büyük çatışmalar yaşanabilinir. Hatta Amerikan’ın baskısı yüzünden Türkiye’ye aktarılan 18 milyar dolarlık sıcak (kara) para geri çekilebilir ve bunun sonucunda Türkiye’nin çökmekte olan ekonomisi tamamen biter. Bununla da kalmayıp ABD Türkiye’yi erken seçimlere götürüp, 2002’de de olduğu gibi tekrar uysal bir basbakan çıkarmak isteyebilir.

Bu açılımlar ve tertipler yetmiyormuş gibi, ABD’deki Stanford Üniversitesinden  “Anadolu’nun genetik profili”  adı altında bir çalışma yapılmıştır. Bu ‘araştırmaya’ göre Anadolu’da yaşayan insanların, dünyanın farklı bölgelerine ait 12 farklı gen taşıdığı iddia ediliyor. Türklerin – yerine;  Anadolu Halkı’nın –  taşıdığı genler şöyle sıralanıyor: Türk, Berberi, Yunan, Alman, Slav, Arap, Yahudi, Balkan. Bu çalışmayla Türklüğü bir ırk haline getirmiş oluyorlar ve bu çok yanlış, hatta gülünç bir tespittir. Cumhuriyetin resmi ideolojisine göre, Türk milleti bir etnik grup veya ırk değildir, tam tersine farklı etnik grupları içinde barındıran ve kaynaştıran bir topluluktur. Atatürk’ün bu konudaki “Türkiye devletini kuranlara Türk Milleti denir” veciz sözü buna en büyük kanıttır. Bu araştırmanın gütdüğü amaç bellidir. Türk kavramını bir ırka indirgeyerek, Türk ırkını da Türkiye’de baskın olarak göstererek Türkleri ve Kürtleri karşı karşıya getirmek istiyorlar ve bu da Türkiye’yi bölmek istiyenlerin değirmenine su taşıyor. Bu gibi tertiplerle Türkiye etnik, dinsel ve mezhepsel çatışmalara sürüklenmeye çalışılıyor ve Yugoslavya gibi bölünmek isteniliyor. Kürtleri, Türklere, Alevileri Sünnilere Laikleri, dindar kesimle karşı karşıya getirerek Türkiye Cumhuriyeti devleti ortadan kaldırılmaya ve yerine yeni kukla bir devletin kurulmasına çalışılıyor.

İran

Iran, ABD’nin bölgedeki emperyalist emellerine ve küresel egemenlik stratejisine karşı çıkması ile ABD için büyük tehdit oluşturuyor. Iran bu yüzden uluslararası medya’da ‘kitle imha silahı üretmek için uranyum ürettiği’ yalanıyla sindirilmek isteniyor. Batılı güçler bununla da yetinmeyip, İran’a yaptırımlar ve ambargolar uyguluyor. Iran, Ingiltere, Almanya ve Fransa ile sürdürdüğü görüşmeler sonucu anlaşarak zenginleştirilmiş uranyum üretiminden vazgeçtiğini ve bunun denetlenmesini koşulsuz olarak  kabul etse bile,  ABD’nin baş hedefi olmaktan kurtulamıyacaktır. İran bu yüzden her türlü (yumuşak ve katı) saldırılara maruz kalmıştır. Katı saldırıların birisi Cundullah örgütü tarafından yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ı devirebilmek için Iran topraklarında saldırılar düzenleyen Cundullah örgütü, ABD tarafından kurulmuştur ve  talimatı CIA’dan alıyor. “Allah’ ın Ordusu” olarak anılan Cundullah örgütü, Iran’da bügüne kadar 36 güvenlik görevlisinin ve 47 sivilin öldürülmesine sebep olmuştur. Bu örgüt Amerika’nın Pakistan’ın güneybatısında kurmak istediği (gaz zengini) Belucistan kukla devletinde faaliyet gösteriyor. ABD bununla da yetinmiyerek Iran’daki son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ahmedinecad hükümetine Amerika merkezli George Soros hareketi aracığıyla doğrudan darbe girişimlerinde bulunmuştur. Ne var ki Ahmedinecad hükümeti hiç yılmadan bu girişimleri başarıyla püskürttü ve darbecilerin ümitlerini boşa çıkarttı.

Afganistan

1-2 Nisan 2006 tarihleri arasında Kabil’de ABD’nin önerisi üzerine Geniş Orta Asya Isbirliği, Ticaret ve Kalkınma Konferansı düzenlenmiştir. Bu konferansta Orta Asya’daki ülkelerin Güney Asyadaki Pakistan ve Hindistan ile bütünleşmesi konusu gündeme gelmiştir. Bu ülkeler arasında birleştirilmesi istenilen ticari ekonomik hususlar arasında enerji hatları, kara ve hava yolları ve finans sektörü yer almaktadır.
Doğal olarak
‘neden bu birleşme’ diye aklınıza soru gelmiş olabilir. Bu birleşmeyle ABD Orta Asya’daki petrol ve doğalgazı Afganistan ve Pakistan üzerinden Trans-Afgan Boru Hattı aracığıyla Hint Okyanusa ulaştırmak istiyor. Pakistan’ın güney batısında bir kukla devleti (Balucistan) yaratılma isteği de bu yüzdendir. Balucistan bölgesinde bulunan Gwadar limanı ile Orta Asya’daki petrol ve doğalgazı kendi ülkesine ithal etmek istiyor. Böylece ABD Rusya petrolünden ve İran doğalgaz’ından  bağımsız hale gelecektir.

Başka bir ifadeyle Afganistan Orta ve Güney Asya arasında koridor misyonunu üstleniyor ve bu stratejik konumu gereği önemli bir ülkedir. Bundan dolayı ABD’de Obama geldikten sonra Afganistana daha büyük önem vermiştir ve Irak’taki askerlerinin bir bölümünü Afganistana kaydırmıştır. Bunla da yetinmeyip, müteffik ülkelerden de Afganistan’a asker göndermelerini istemiştir. ABD Afganistan’daki egemenliğini yitirmemek için 20 Ağustos’ta Afganistan’da yapılan devlet başkanlığı ve bölgesel seçimlerde Iran’da olduğu gibi binbir çeşit dümen çevirmiştir. Kendisinin başa getirdiği Hamid Karzai’ın seçimlerde hile yaptığına dair ciddi iddialar vardır. Seçimleri izleyen Afganistan Özgür ve Adil Seçim Vakfı (FEFA) seçim ihlallerini söyle sıraladı: kimi seçmenlerden birden fazla seçmen kartı bulunması, kimilerin kadınlar adına oy kullanması, bazı merkezelerinin erken kapatılması, seçim görevlilerin seçmenlerin okuma yazma bilmemelerinden yararlanarak oyların bazı adayların lehine atılmasını sağlaması, bazı seçim bölgelerinde de silahlı kişilerin seçim komisyonu personelini hırpalamaları ve oy vermeyi engelledikleri iddialar arasında yer alıyor. Anlaşıldığı gibi ABD bölgedeki çıkarlarını gerçekleştirmek için işbirlikçi Karzai’nın seçimlerden galip çıkması için elinden geleni yaptı.

Çözüm

Görünüyor ki Irak ve Afganistan emperyalizmin kurbanları olmuşlardır.

Türkiye’nin ise eli kolu bağlanmış ve karşı koymaktan acizdir. Acizlik bir yana, ülkemizdeki işbirlikçi hükümet BOP’un gerçekleştirilmesinde katkıda bulunuyor.Aklımızı başımıza toplayalım ve bu tür projelerin, tertiplerin ve açılımların ülkemizi bölmesini önleyelim. Aklımızı futbol maçlarına ve paparazilere vermek yerine, başımıza toplayalım ve İran hükümeti gibi milli menfaatlerimizi korumaya çalışalım. Bölücülüğe meydan vermemek için birbirimize sıkıca kenetlenelim, ABD güdümünden ve AB kapısından kurtulalım ve bir olalım! Gelin yurttaşlar, din, mezhep, ırk ayrımı ve siyasi görüş kavgası yapmayalım; hepimiz elimizi taşın altına koyalım, milli hükümeti kuralım ve ABD’yi bu Büyük Ortadoğu Projesi’nin haritasına gömelim!

Hidayet Bahadin / 11-11-2009

Hidayet Bahadin Hollanda´da yönetim bilimleri mezunu ve bu sene İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesinde işletme üzerine yüksek lisans yapmaktadır. Hidayet Bahadin’in bu makalesi Hollanda’da yayınlanan Doğuş gazetesinde de yayınlanmıştır.

Bookmark and Share

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: