Afganistan’ın Öteki Önemi


Ali KÜLEBIYirminci Yüzyılın başında Jeopolitik biliminin kurucularına göre dünyanın kalpgahı, yani merkezi Türkistan idi. Bunun hala böyle olduğunu son kırk yılda özellikle Afganistan’ın geçirdiği istilalardan anlamak mümkündür.

Önce bir zamanların süper gücü Sovyetler Birliği ve sonra da Soğuk Savaş döneminin öteki ve şimdinin tek süper gücü ABD’nin Afganistan’ı bir çok asker ve prestij kaybına rağmen işgale önem verdiklerini biliyoruz.

ABD, Afganistan macerasında NATO ile beraber uğramış olduğu başarısızlığa karşı hala burada bulunmaya önem veriyor ve önümüzdeki günlerde ek bir 30.000 kişilik muharip güç göndermeye de karar vermiş. ABD’nin aynı şekilde NATO üyesi ülkelerden de ek muharip güç talebi de var. Bu gelişme bir anlamda Irak batağından kurtulmak isteyen ABD’nin Afganistan’da bilakis daha sağlam bir varlık gösterme kararında olduğunu ve hatta yeni bir strateji uygulayabileceğini de gösteriyor. Ama öte yandan da ABD bu ülkede askeri varlığını arttırırken bu yeni strateji çerçevesinde özellikle ekonomik ve sosyal alanda müttefikleriyle beraber bu ülkeyi kalkındırmak ve köktendincilerin halkın üzerindeki etkisini kırmak istiyor.

STRATEJİK ÖNEMİN ÖTESİNDE AFGANİSTAN’IN DOĞAL KAYNAKLARI DA VAR

Dünya’nın nüfusu artıp, ülkelerin hayat standartları da buna paralel yükselince her türlü doğal kaynağa artan bir talebin doğduğunu biliyoruz. Özellikle Çin ve Hindistan’ın üretim ve tüketimlerini hızla arttırmaları son yıllarda tarımsal ürünlerin yanı sıra bilhassa endüstriyel doğal kaynaklara olan talebi arttırmış ve bu eğilim haliyle bu maddelerin fiyatlarını da yukarı çekmiş. Petrol, demir, çinko, nikel, krom gibi madenlere ve bilhassa endüstrinin çok büyük ölçüde ihtiyacı olan bakıra olan talep geometrik olarak artmış.

İşte bu bakırın şu anda dünyada hala kullanıma sokulmamış en büyük maden sahası ise Afganistan’da bulunuyor.Ve bu söz konusu saha Kabil’in yaklaşık 80 kilometre ötesindeki Aynak bölgesinde. Bu önemli maden rezervinin yaklaşık 700 milyon tonu bulan rezervinin bugünkü değerinin ise yaklaşık 80 milyar Dolar olduğu söyleniyor. Hiç şüphesiz böyle bir varlık Afganistan gibi fakir bir ülke için ciddi bir nimet, umut ve hatta yeniden doğuşun bir habercisi olabilir.

Ne var ki Afganistan’ın tek zenginliği bakır değil. Ülkenin Bamyan bölgesinde taşkömürü kaynakları, Şibirgan’da doğalgaz, Mezar-ı Şerifte petrol, Badakistan ve Sari-Pul’de demir var. Bunların da önemli rezervlere sahip olduğu söyleniyor.

Yine ülkenin bir çok başka yerinde kurşun, çinko, altın, gümüş, kükürt, beril ve asbest yatakları da var.

Hatta Kabil’in 130 kilometre kadar batısındaki Hacıgak’taki demir madeninin Asya’nın en büyük ve önemli yatakları olduğu söyleniyor. Bu söz konusu madenlerin ancak çok ufak bir kısmı şimdilik kullanılıp işletiliyor. Yani halen bütün bu önemli rezervlerin Afganistan’a fazla katkısı yok. Çünkü yıllardır süregelen iç savaş ve yabancı güçlerin istilası ülke halkını gündelik yaşam ve var olma savaşına itmiş. Yatırım yapılması gereken maden işletmeciliği imkansızlıklar nedeniyle devreye sokulmadığı için halkın büyük bir kısmı, Taliban’ın da desteği ile güvenceli olarak kolay ve ciddi bir gelir kaynağı olan afyon üretimine yönelmiş. Öte yandan da doğal koşulların zorluğu ve üretim mekanlarının ulaşıma açık olmaması da bu kaynakların halkın yararına ve istihdam sağlayacak şekilde devreye sokulmasını engellemiş.

Örnek olarak, Hacıgak’taki yüksek tenörlü ve takriben 1,5 milyar ton olduğu tahmin edilen demir rezervlerinin yatakları 3500 metre irtifadaki bir bölgede bulunmakta. Ülkede buradan çıkarılacak madeni taşıyabilecek demiryolu olmadığı gibi, bunu işleyecek demir-çelik fabrikası da yok. Ayrıca denize açık bir ülke olmayan Afganistan’ın bunu şimdilik dünya piyasalarına ulaştırma olanakları da hiç yok.

MÜTTEFİK ÜLKELERİN AFGANİSTAN’A GERÇEKCİ YARDIMI SİLAHLA DEĞİL EKONOMİYLE OLMALI

Obama hükümeti 2011’de bu ülkeden çekileceğini söylüyor. Bu söylemin ABD’nin politik ve stratejik çizgisine uymadığı ve Orta Asya’da bu ülkenin varlığını sürdürebilmesi için Afganistan ve buradaki terör gibi bir bahaneye ihtiyacı olduğu biliniyor. Yani Rusya’yı Asya kıtasında kontrol altında tutabilmek için ABD’nin Afganistan gibi bir ileri karakolda bulunması kendi stratejisi açısından elzem.

Ama öte yandan Afgan halkının çektiği ızdırap da Amerikan ve dünya kamuoyunu müthiş rahatsız etmekte. Bu nedenle ABD’nin yeni stratejisinin, bir ölçüde Afganistan’da güvenliği sağlarken Afgan halkına da ekonomik anlamda, afyon yetiştiriciliğinin ötesinde bir şeyler sağlamak olmalı. İşte bu söz konusu madenler bu konuda özellikle bir çıkış stratejisi sağlama vasıtası olabilirler. Bu söz konusu doğal kaynakların işletilmesi, bunların iç ve dış pazarlara ulaştırılması için yolların inşası da yüzbinlerce Afganistanlıya iş kapısı açabilir.

Bu bağlamda Hacıgak demir yatakları için başlatılan işletme projesi önemli bir adım. Bu bölgede inşa edilmesi düşünülen çelik fabrikasının 80 bin kişiye iş sahası açacağı söyleniyor. Bu da ülke ekonomisine milyarlarca Dolar gelir kaynağı demek.

Yine Yovzcan’daki doğalgaz ve Sari-Pul’deki petrol yataklarının işletilmesi için bu sıralarda önemli adımlar atıldığı ve yabancı firmalardan teklifler beklendiği biliniyor. Logar eyaletindeki demir yatakları ise şimdiden Çinlilerce işletilmeye başlanmış.

Ama özellikle dünyanın önemli bakır yatağı olacağı söylenen Aynak’ta şimdiden binlerce işçi asker koruması ve Çinli mühendisler nezaretinde çalışmaya başlamışlar. Buranın işletilmeye açılması ise Afganistan ve halkı açısından başlı başına yeni bir gelecek demek olacak.

Halkına ekonomik anlamda tez elden somut bir şeyler vermek durumunda olan Afganistan hükümeti bu kalkınma olanağını oldukça gerçekçi bir şekilde değerlendirmiş ve 16 ülkenin bu maden yatağını işletme başvurusu arasından Çinlileri seçmiş. Çünkü Çin buranın işletilmesi açısından gerekli araçları üreten en yakın ülke olduğu gibi bakır madenine en çok talebi olan ve adeta bakıra aç bir ülke. Yine Çin, Afgan hükümetinin koyduğu şartlara uygun olarak madenin işletilmesi için elektrik santrali, yollar, lojmanlar, hastaneler, okullar yapmayı da taahüt etmiş ve bu konuda üç milyar Dolar yatırım planlamış. Bu projenin Çin’in denizaşırı bir ülkede gerçekleştirdiği en büyük yatırım olması da Çin’in doğal kaynak sağlamayla ilgili stratejisi ve bu stratejide Afganistan’ın yerine ve önemine işaret ediyor.

Yine Çin tarafından özellikle Afganistan’ın doğal kaynaklarının taşınması ve açık denizlere çıkarılması için önerilen bir başka proje ise, Özbekistan sınırı yakınlarındaki Hayratan’dan Kabil’e uzanan ve buradan da doğuya Torkham’a, Pakistan sınırına uzanan bir demiryolu yapımı. Eğer bu proje de gerçekleştirilirse işte bugüne kadar Amerikalıların silahla Afganistan’da sağlayamadıkları düzen ve güvenlik sağlanmış olacak.

Umarız bu söz konusu zengin doğal kaynaklar geleneksel sömürgeci zihniyetin elinde çarçur olmadan Afgan halkının geleceği için tez elden gerçekleşir ve boş vaatlerde kalmaz.

Ali KÜLEBİ / 10-Ocak-2010

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Bilimsel Danışmanı; ART Dış Politika Direktörü.

Reklamlar

Bir Yanıt

  1. Sayın Ali bey,
    Öncelikle yazılarınız ile bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Malumunuz olduğu üzere Afganistanda Türkiye adına yapılan yardımlar var. Bu yardımlar çok çeşitli alanlarda devam etmektedir. Bu yardımlar sizce hangi bölgelerde (yada bölge ayrımı yapılmalımı) ve hangi yardımlarda yoğunlaşmalı?
    İyi çalışmalar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: