Hanefi Mezhebi Afganistanda Neden Talibanlaştı?


Taliban Hareketi / Doç. Dr. M. ALİ BÜYÜKKARA

BİR İNANÇ VE İMAJ SORUNU OLARAK İSLAM’ IN “TALİBAN”CASI

Afganistanlı Müslümanlar, on yıl süren bir kurtuluş savaşından sonra işgalci güç durumundaki Sovyetler Birliği’ni ülkelerinden çıkardılar. 1988 yılında neticelenen bu başarı, umut edilen sonucu sağlamadı. Afganistan’ın liderliğini ele geçirmek amacıyla tarafların müdahil olduğu kanlı bir iç savaş,ülkeyi pençesine aldı. Savaşan tarafların birbirlerine üstünlük sağlayamaması ve başka dış siyasi sebeplerin de etkisi sonucu bu iç savaş, ülkeyi işgal döneminden çok daha kötü bir duruma getirdi. 63.000 insanın öldüğü bir güvensizlik durumu ortaya çıktı. Komutanların, sorumsuzca icraatları, birçok zulüm ve haksızlığı beraberinde getirdi. Halkın fakirlik ve perişanlığına rağmen lüks ve refah içinde yaşayan bu savaş lordları, haksız yargılama, gasp ve kız kaçırma gibi pek çok cürüme imza attılar.

Taliban hareketinin ortaya çıkışı bir savaş lordunun bu tür bir icraatının ardından gerçekleşmiştir. 1994 yılında bir komutanın iki kız öğrenciyi kaçırmasıyla aileler medrese sorumlusu molladan yardım isterler. Molla elli üç öğrencisiyle komutanın karargahına baskın yapıp kızları kurtarır. Komutan ve adamlarını ise asarak idam eder. BBC kanalıyla dünyaya da akseden bu hadise Taliban hareketinin başlangıcı kabul edilmiştir.

Şiddetli çatışmalar sonucu ülkenin %85’i Taliban hareketinin denetimine geçmiştir. Son olarak, Eylül 1996’da başkent Kabil’i ele geçiren Taliban, Afganistan İslam Emirliği adında yeni devletlerini ilan etmiştir.

TALİBAN KİMDİR?

‘Öğrenci’ kelimesinin çoğulu olarak kullanılan Taliban, Afganistan ve Pakistan’daki geleneksel medreselerde dini eğitim gören öğrencilere verilen bir isimdir. Medreseler, Afganistan’daki sosyo-dini hayatın vazgeçilmez parçalarıdır.

TALİBAN ZİHNİYETİ NEDİR?

Taliban’ın vazifesi şehir ve köylerdeki camilerde 5 vakit ezan okuyup, namazları kıldırmaktan ibaret değildir. Önemli dini, sosyal ve kültürel sorumluluğu olan bir toplumsal sınıf olarak Taliban, Afganistan tarihinde kendisinden sık sık söz ettirmiştir.

Afganistan halkı, farklı dilleri konuşan ve farklı coğrafyalarda meskun yirmiye yakın değişik etnik gruptan oluşmuştur. Taliban’ın Tacikler ve Özbekler arasında taraftarları olmasına rağmen, hareketin büyük çoğunluğu Peştunlardan oluşmaktadır.

Bugünkü Taliban, genel olarak 1960 yılı ve sonrası doğumluların oluşturduğu bir jenerasyondur ve hareket içinde çok az sayıda kişi 40 yaşının üzerindedir. Bunlardan bir kısmı medrese eğitimlerini Afganistan’da almışlar ve cihat başlayınca mücadeleye dahil olmuşlardır. Bir kısmı da eğitimlerini Kuzey Pakistan’da mülteci kamplarındaki medreselerde almışlardır. Dayanılmaz sıcaklıkta, çok az suyun bulunduğu ve fakirliğin hat safhada yaşandığı sert bir ortamı tecrübe ederek hayatlarının baharını yaşayan bu gençler, iç savaş dolayısıyla Afganistan’daki ağabeylerinin başlattıkları harekete kolayca adapte olmuşlar ve Taliban’ın zaferini sağlamışlardır. Ayrıca Peştun kabilelere mensup Pakistan vatandaşı gençler de hareket içinde yer almış bulunmaktadırlar.

Taliban mensupları, Sünnidirler ve Hanefi mezhebine tabidirler. Hanefilik, Taliban olmanın ayrılmaz bir vasfıdır. On veya on iki yıl süren medrese tahsilinde Taliban, fıkıhtan klasik mantığa kadar bir dizi ilim tahsil eder. Akaid ve fıkıhta klasik Hanefi eserleri tahsil edilir. Bu öğretim, okuma ve gerekirse ezberleme biçiminde tamamlanır.

İngiliz sömürgeciliğine karşı geliştirilmiş eğitim tarzı ilk önce Hindistan’da 1866’da Diyobendi Darululumu olarak tesis edilmiştir. Okuldan ekole dönüşen Diyobendi geleneğinde önemle üzerinde durulan husus, İslamiyet’in bütün yabancı unsurlardan arındırılması meselesidir. Bu arındırma modernist bir tarzda olmamış aksine zamana bağlı değişikliklere önem verilmeyip asli kaynaklara dönüş çabası olarak vurgulanmak istenmiştir. Özet olarak Diyobendilik, Hanefilik bağlamında mezhepçilik, tasavvuf ve bu iki unsuru koruma adına dini muhafazakarlık sacayağı üzerinde kendini ifade eder.

İslamiyet’in asırlar öncesi yorumunu esas kabul etmeye, her yeniye tepki göstermeye dayalı dindarlık ve daha çok Peştun örf ve adetlerini dini kuralar haline getirme eğilimi, Taliban’ı karakteristik bir yapıya büründürmekte ve modern hayatın meydan okuması karşısında çaresiz bırakmaktadır.

Dışlamacı dini inanç ve tutuma sahip olan Taliban, tedris ettikleri dışlamacı mezhebi literatürün ve bölgesel tarihi şartların etkisiyle Şia’ya karşı büyük bir düşmanlık geliştirmiştir.

Taliban’ın dini zihniyetinin görüntüsü, iş başına geldikleri tarihten günümüze kadar devam eden bir dizi yasakta belirmektedir. (Televizyon, video, teyp yasağı ve benzeri yasakları kırsalın modern olana tepkisi ve yoksulluğun etkisi şeklinde dile getirmek de mümkündür.) Mahremleri olmadan kadınların sokağa çıkma yasağı yine Taliban zihniyetinin göstergesidir. Dışarı çıkan kadınlar yerel bir Afgan kıyafeti olan ‘burka’ giymek zorundadır. Vücudu tepeden tırnağa bol bir şekilde örten burka, yüzü de ızgara şeklindeki bir maskeyle kapatmaktadır. Aynı zihniyetin bir gereği olarak, kadın memur ve işçi çalıştırılması da yasaklanmıştır. Yasağın kapsamı hastanelerde çalışan doktor ve hemşireleri de içine almış, kız okulları tümden kapatılmıştır.

Erkekler de yasaktan kurtulamamış, sakal bırakmak mecburi hale getirilmiştir. Alından sarkar şekilde uzamış saçlara da müsaade edilmemektedir. Gerekçesini, uzun saçların namazda alın ile yer arasında kalmasının, şeytanın Allah ile insan arasına girmesine benzemesi olarak açıklamışlardır. Devlet memurlarına ve öğrencilere sarık giyme mecburiyeti konulmuş, çocukların güvercin beslemeleri, uçurtma uçurtmaları, satranç ve misket oynamaları yasaklanmıştır. Kağıttan yapılan çanta ve tuvalet kağıdının satışı ve kullanımı, eski Kur’ an sayfalarından geriye dönüşle kazanılan kağıtlardan imal edilebileceği şüphesiyle piyasadan kaldırılmıştır. Üzerinde veya kutusunda insan veya hayvan resmi bulunan tüm ürünlerin sergisi ve satışı yasaklanmıştır.

Ezan okunduğunda polisler, çoğu zaman sopa kullanarak halkı camiye doğru yönlendirmekte, cemaate gitmediği tespit edilen esnafın işyeri birkaç gün kapatma cezasına çarptırılmaktadır.

TALİBAN’ IN İSLAM YORUMUNUN ANALİZİ

Taliban zihniyeti, klasik mezhebi metinlere bağlı, içtihada yer vermeyen, bu nedenle inanırken ve yaşarken tarihsel, sosyal ve kültürel şartları dışlayan dar bakışlı bir çeşit dini metinciliği temsil etmektedir.

Zahiri metincilik temel olunca, rasyonel düşünce ortadan kalkmaktadır. Umumi menfaatler, maslahatlar ve imaj bütünüyle göz ardı edilmektedir. Artık Hanefi mezhebinin sadece adı ve kitapları vardır. Mezhebin usulü bir değer ifade etmez. Örneğin kadınlara İslam adına çalışma yasağı getiren Taliban, savaştan sonra dul kalan 400.000 Afganlı kadının halihazırdaki durumunu ve istikbalini düşünmez. Sağlık kurumlarında doktor ve hemşire, okullarda bayan öğretmen yokluğundan dolayı yaşanacak sorunları hiç aklına getirmez. Yine Taliban, Bamyan’da yaklaşık 1500 yıllık tarihi Buda heykellerini yıkarken, Budistlerin yaşadığı ülkelerde ve özellikle Hindistan’da bulunan Müslüman azınlığın karşılaşacakları risk ve tehlikeleri göz önüne almaz. Taliban için geçerli olan, saygın alimlerinin verdikleri karardır. Bu arada “Onların Allah’ı bırakıp taptıklarına sövmeyin; sonra, onlar da bilmeyerek Allah’a söverler” (el-En’am: 108) ayeti görmezlikten gelinir.

Körü körüne metincilik, daha çağdaş hükümler çıkarma hususunda bütün kapıları Taliban’a kapamaktadır.

Taliban zihniyetinde yerel örf ve adetler de dini kurallar haline gelmiştir. Son olarak Selefi anlayışın veya Vehhabiliğin, Taliban zihniyetinin oluşumuna etkisi, akliliğin, Taliban’ın Hanefiliğinde neredeyse tamamen yok olmasında yatar.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Taliban hareketinin buraya kadarki incelenmesi mezhepler ve akımların inanç ve pratiklerinin arkasında dini motiflerden çok sosyal, kültürel, psikolojik, ekonomik ve siyasi unsurların rol oynadığını bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Müslüman toplulukların benimsedikleri mezhebin zihniyetinden çok, içinde bulundukları yaşam şartları onların inanç ve dini davranışlarına şekil verir. Hanefi Taliban’ın bugünkü durumu bunun en bariz göstergesidir.

Söz konusu olumsuz şartlara rağmen, doğru ve olumlu dini zihniyetin muhafazası, yaşanması ve geliştirilmesi zor da olsa mümkündür. Bu imkanı sağlayacak yol ise çağdaş hayatın siyasi, içtimai, iktisadi ve kültürel meselelerini gerektiğinde gelenekle buluşturarak modern metot ve tekniklerle öğrencilerin önüne koyabilecek bir eğitim sistemidir.

İslami adalet diyerek, İslamiyeti kendi halkına zehir eden, ayrıca doğru İslami imajı bozarak “İslam eşittir hoşgörüsüzlük” denklemine ve dolayısıyla İslam karşıtı söyleme güç veren Taliban’ın uyarılması, doğru çizgiye çekilmesi Müslüman alim, aydın ve entelektüellerin önemli bir görevi olmalıdır.

Müslümanlar, yine Müslümanlar tarafından yapıcı bir biçimde uyarılmalıdır. Karşı taraf buna belli ölçüde hazır gözükmektedir. Modern ulaşım ve iletişim imkanları, nasihat ve ikazın rahatlıkla yapılacağı ortamı artık yaratmıştır. Dünya ise birbirlerinden çok uzak Müslümanları bile kolayca diyaloğa geçirecek ölçütte küçülmüş sayılabilir.

Doç. Dr. M. ALİ BÜYÜKKARA

Reklamlar

2 Yanıt

  1. cok guzel

  2. yatakta sevişme

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: