Obama Afganistan İçin ‘Şerefli Ricat’ Borusu Çaldı


MİLYARLAR HARCANDI

ABD, Afganistan’da savaş için harcadığı paranın yüzde10’unu Afgan halkı için harcamış olsaydı, bugün ortada ne Taliban kalırdı ne de El Kaide. Ama demek ki, bir yerler bombalanacak ki, o bombaları üretenler ayakta kalacak.

ABD Başkanı Obama bir yandan Afganistan’a yeni askeri birlikler gönderileceğini belirtirken, diğer yandan da Afganistan’dan 2011 Temmuz’unda asker çekmeye başlayacaklarını ifade ediyor. Bugün Afganistan’da 113.000 civarında yabancı asker var. Şimdi bu rakama 30.000 asker daha eklendiğinde Taliban’ın yenileceği ve Afganistan’da güvenliğin sağlanacağı hesap ediliyor. Obama yanılıyor. NATO kendi kurumsal tarihinin en kötü sınavını veriyor. İlave askeri birliklerle Afganistan’da huzur ve istikrarın temini mümkün değil ama belki 30.000 kişilik taze kuvvet 2011’de “şerefli bir ricatın” gerçekleştirilmesine yardımcı olabilir. Aralık 2009 itibariyle NATO ve ABD için Afganistan konusu kapanmıştır. Bundan sonra, buradan en az zayiatla nasıl kurtulacağının hesabı yapılacaktır.
Britanya İmparatorluğu, 1878’de Afganistan’da geçici denetimi sağlarken 35.000 asker kullanmıştı. Fakat bu askeri mevcudiyet, 1839’dan beri devam eden direnişi tamamen durdurmaya hiçbir zaman yetmedi. Britanya 1919’da Afganistan’ın bağımsızlığını kabullenmek zorunda kaldı.

BAŞARI ŞANSI AZ
Sovyetler Birliği, Babrak Karmal hükümetiyle işbirliği yaparak Afganistan’ı işgal ettiğinde, ülkedeki toplam Sovyet askeri varlığı en fazla 115.000 kişiye ulaşmıştı. 10 yıllık Sovyet işgali 1 milyondan fazla Afganlının hayatını kaybetmesine yol açtı. Uçağı, helikopteri, tankı olmayan Afgan Mücahitlerine karşı, dönemin en gelişmiş silahlarıyla Sovyetlerin sürdürdüğü askerî operasyonlar hiçbir zaman Afganistan’ın tümünün denetlenmesine imkân vermedi. Sonuçta, Kızılordu çekildi, önce Mücahitler Kabil’e girdiler. Ardından da Taliban yönetime geldi. 100.000 kişiyi aşan işgal güçlerine karşı mücadele eden silahlı Mücahit grupların sayısı hiçbir zaman 30.000’i geçmemişti. Yeni askeri birliklerin yollanmasıyla, M.Ö. 4. Asırda Büyük İskender’in Afganistan seferinden bu yana en kalabalık yabancı askerî güç Afganistan’da görev yapıyor olacak. Ortadan kaldırmaya çalıştıkları Taliban ve El-Kaide unsurlarının toplam sayısının ise, Afganistan-Pakistan sınırının her iki yanına yayılmış biçimde yaklaşık 15.000 kişiden ibaret olduğu hesap ediliyor. Ama bundan öncekilerin başaramadığını, takviye edilmiş ABD-NATO birlikleri de büyük ihtimalle başarmayacak. Çünkü bu mücadelenin kime karşı, neden ve hangi amaca ulaşmak için yürütüldüğüne ilişkin müttefikler arasında derin görüş ayrılıkları olduğu gibi, Afganistan’ın kendi etnik bölünmüşlüğünden kaynaklanan özel durumu da, Taliban’ı denetim altına almayı zorlaştırıyor.
Müttefikler arasındaki görüş ayrılığının ne mertebede olduğunu, Obama’nın ek asker talebine verilen cevaplarda görebiliriz. ABD 30.000 asker göndermekten söz ederken, geriye kalan 26 NATO ülkesinin önerdiği yeni askeri birliklerin toplamı 7.000 kişi civarında. Üstelik Türkiye başta olmak üzere pek çok NATO ülkesi gönderecekleri yeni birliklerin, muharip sınıflardan olmasına karşılar. NATO üyelerinin çoğu ya nihai amacını bilmedikleri bu mücadelede daha fazla yer almak istemiyorlar, ya da asker sayısı ne olursa olsun Afganistan’da kalıcı bir zafer kazanmalarının mümkün olmadığının farkındalar.
Taliban’a zarar vermekle, Taliban’ın daha fazla taraftar toplaması arasında o kadar ince bir çizgi var ki, ABD 2001 sonundan bugüne kadar, bu hassas dengeyi tutturmakta muvaffak olamadı. Taliban’ı yok etmek için bombalanılan her Afgan köyü ve yol açılan her sivil ölüm, beklenenin tam tersi biçimde örgütün güç kazanmasına yol açıyor. Geniş kapsamlı yolsuzluğa karıştığını bizzat Batılı devlet adamlarının iddia ettiği Karzai Hükümetinin, sırf “ehven-i şer” diye desteklenmeye devam edilmesi, Afgan halkının büyük bölümünün ABD ve NATO’ya olan inancını zedeliyor.
Diğer taraftan, Afganistan’daki ABD Komutanı Orgeneral McChrystal’in hazırladığı raporda, “ülkenin istikrarı için askerî operasyonların ötesinde şeyler yapılaması” gerektiği yolundaki tespitine rağmen, ne ABD’de ne de NATO karargahında yapılması gereken somut projelerle ilgili bir gelişme var. Özü itibariyle askeri bir ittifak olan NATO’nun, insani yardım veya bölgesel kalkınma projeleriyle ilgi isteksizliğini ve bilgisizliğini anlayışla karşılamak lazım. Ama Vietnam ve Irak tecrübelerine sahip ABD’nin, halkta büyük bir memnuniyete yol açabilecek altyapı çalışmalarına ağırlık vermek yerine hâlâ askerî seçenek üzerinde durmasını anlamak çok kolay değil.
Merkezi Stockholm’da bulunan Uluslar arası Barış Çalışmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) yayınladığı 2009 Yıllığı’na göre, dünyada askerî alan için harcanan para 2008 yılında 1 trilyon 464 milyar dolar olarak hesap edildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre %2,4 ve 1999’a göre %45’lik bir artışı ifade ediyor. Bu harcamanın %41,5’ini tek başına ABD yapmış durumda. Washington yönetiminin 2009 bütçesinde Afganistan ve Irak operasyonları için harcadığı para 175 milyar dolar olarak yer almış. Fakat gerçekleşen rakamın bunun kat be kat üzerinde olduğu yönünde yaygın bir kanaat var. ABD Kongresince hazırlanan bir rapora göre, Irak ve Afganistan operasyonlarının ABD için toplam maliyeti 2015 yılına kadar 2,7 ila 4,5 trilyon dolar arasında gerçekleşecek.

EN FAKİRLERDEN BİRİ
Savaş harcamalarıyla ilgili bütün bu rakamları neden verdim? Çünkü Birleşmiş Milletler’in ve BM’ye bağlı tüm ajansların yaptıkları yıllık harcamaların toplam miktarı sadece 27 milyar dolar. Yani BM, tüm insani yardımlar da dâhil olmak üzere, tek başına ABD’nin askerî alan için harcadığının yaklaşık sekizde birini harcıyor. Afganistan’ın 2008 yılında Gayrisafi Yurtiçi Hasılası, satınalma gücü paritesine göre, 22,32 milyar dolar. Ama döviz kuru dikkate alındığında bu rakam 11,71 milyar dolar olarak ortaya çıkıyor. Kişi başı milli gelir ise 800 dolar. Bu haliyle Afganistan, dünyadaki 229 ülke ve bölge arasında 219. sırada yer alıyor. Afgan halkının üçte ikisi günlük 2 doların altında bir gelirle yaşamaya çalışıyor.
ABD, Afganistan’da savaş için harcadığı paranın yüzde10’unu Afgan halkı için harcamış olsaydı, bugün ortada ne Taliban kalırdı ne de El Kaide. Ama demek ki, bir yerler bombalanacak ki, o bombaları üretenler yani ABD’nin en önemli ekonomik sektörlerinden askeri-endüstriyel kompleks ayakta kalacak. Obama’nın Afganistan’la ilgili son açıklaması da gösteriyor ki, Afgan halkını kurtarmaya kimsenin niyeti yok. Bakalım ABD askerlerini “şerefli” bir şekilde Afganistan’dan kurtarabilecekler mi?

Prof. Dr. Çağrı Erhan: USAK Koordinatörü ve USAK-Transatlantik Araştırmaları Merkezi Başkanı

Bu yazı ilk olarak 8 Aralık 2009 tarihinde Türkiye Gazetesi’nde Diplomatik Muhakeme köşesinde yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: