Obama’nın Yeni ‘Afganistan Stratejisi’ ve Türkiye


Doç. Dr. Celalettin YavuzABD Başkanı Barack Obama, haftalardır beklenen yeni Afganistan stratejisini, nihayet 1 Aralık 2009’da New York West Point Askeri Akademisi’nde açıkladı. ABD’nin Afganistan’da “sonsuz bir savaş” yürütmeye ve bu ülkeyi işgal etmeye niyeti olmadığını evvelce olduğu gibi, bir kez daha tekrarlayan Obama, ABD’nin Afganistan’da ikinci bir “Vietnam bataklığına” saplanmayacağını da ileri sürdü.[1]

Yeni Afganistan Stratejisi’nin Ana Hatları

1. ABD, Afganistan’a 30.000 ilave asker daha gönderecektir.

2. Bu strateji için üç esas hedef belirlendi. Bunlar;

a. El Kaide’nin güvenli barınak imkanına erişmesinin engellenmesi,

b. Ülkede kontrolü alma yolunda ilerleme kaydeden Taliban’ın bu ivmesinin tersine çevrilmesi, Afgan hükümetini devirebilme kapasitesine ulaşabilmelerinin önlenmesi,

c. Afgan güvenlik güçleri ve hükümetinin hükümeti, ABD ve uluslararası güç Afganistan’dan ayrıldığında, iç istikrarı ve güvenliği sağlayabilecek şekilde güçlendirilmesi.

3. ABD askerlerinin Temmuz 2011’den itibaren (18 aylık süre sonunda) “eve” dönmelerinin sağlanması.

4. NATO ittifakındaki ve dışındaki ülkelerden de Afganistan’a ilave “silahlı mücadele kuvveti” temin edilmesi.

5. Mücadelede çok sayıda Taliban elemanı öldürmek yerine, Taliban’ın zararlarını Afgan halkına göstermek, getirilen istikrar ile Afgan çocuklarını okutmak, sağlık sorunlarını, ulaşım sorunlarını çözmek, böylece Afganların “kalbini” kazanmak, Taliban’la mücadeleyi Afganların “kafasında” bitirmeye çalışmak,

6. Taliban’la mücadele stratejisine Pakistan’ı da dahil etmek.

7. Yeni stratejinin ABD’ye 30 milyar dolar yük getirmesi.

Aylardır beklenen Obama’nın bu yeni “Afganistan Açılımı” öncesinde Obama, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve müttefik ülkelerin liderleriyle de görüştü. Takviye askerler 2010 yılının ilk yarısında “mümkün olan en süratli biçimde” konuşlanması, böylelikle de direnişin hedef alınması, yerleşim birimlerinin güvenliğinin sağlanması planlanmaktadır. Obama yeni politikasında, Afganistan’daki savaşın başarıyla sonuçlandırılması, bunun için de tüm zorluklara rağmen kaybedilmediğinin altını çizdiği Afganistan’daki ana hedefinin, El Kaide terör şebekesinin yenilgiye uğratılması olduğunu söylemektedir.

Her ne kadar el Kaide Afganistan’da 11 Eylül 2001 öncesindeki etkinliğine yeniden erişememiş olsa da, özellikle Pakistan-Afganistan olmak üzere, sınır boylarında barınma imkanı bulabilmektedir. 11 Eylül’deki saldırıların Afganistan’dan yönlendirildiğini hatırlatan Obama, “ABD ve Amerikan halkının güvenliğinin Afganistan’da tehlikede olduğunu düşünmesem, her bir askerimizin yarın evine dönmesi için memnuniyetle talimat verirdim!” diyerek, Afganistan’daki el Kaide tehdidinin varlığına ve önemine dikkat çekmeye çalıştı. Hatta bir adım daha ileri giderek, Afganların güvenlikleri için sorumluluğu devralması gerektiğine işaretle, ABD’nin Afganistan’da “sonsuz bir savaşı” yürütmek ve bu ülkeyi işgal etme niyeti bulunmadığını tekrarladı.

NATO üyesi müttefiklerine de konuşması sırasında çağrıda bulunan, hatta müttefiklerinin takviye kuvvet göndereceklerinden emin olduğunu da belirten  Obama, “Tehlikede olan basit bir biçimde sadece NATO’nun güvenilirliğinin testi değil, tehlikede olan, müttefiklerimizin ve dünyanın ortak güvenliği!” diyerek tehdit vurgusunu tekrarladı. Obama’ya göre, Amerikan askerleri ve NATO müttefiklerinden bekledikleri ilave kuvvetlerle, sorumluluğun Afgan güçlerine devri süreci hızlandırılabilecek, dolayısıyla da Temmuz 2011’den itibaren, Afganistan’daki askerler, bu ülkeden ayrılmaya başlayabileceklerdir.

Son dönemlerde Taliban’ın Afganistan’daki direniş ivmesini yükseltmesi ve aylardır ABD’li General Stanley McCrystal’ın ilave 40.000 asker ihtiyacını belirtmesine karşın, bu konuda hareketsizlik sürmekte ve hatta “ABD, Afganistan’da yeni bir Vietnam bataklığına saplandı!” değerlendirmeleri yapılmaktaydı. Bu iki olayın karıştırılmasını reddeden Obama, bu karşılaştırmanın da “tarihin yanlış okunmasının bir sonucu” olduğunu ve Afganistan’da yeni bir “Vietnam” macerası yaşanmayacağını ileri sürdü.

Obama’nın yeni “Afganistan Stratejisi”nden memnun olanların başında Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai gelmektedir. Onu “uluslararası koalisyon üyelerini ABD Başkanı Barack Obama’nın Afganistan stratejisi etrafında birleşmeye” çağıran, İngiltere Başbakanı Gordon Brown, izledi. Brown bu açıklamasında, 28 Ocak 2010’da Londra’da, Afganistan’la ilgili ve 43 koalisyon ülkesinin davet edileceği toplantının önemine de vurgu yaptı.

Japonya da, Obama’nın Afganistan’a 30 bin ek asker göndermesini desteklerken, askeri destek yerine ülkenin yeniden yapılanması için sivil katkı sağlamaya hazır olduğunu, Afganistan’ın yeniden inşası için 5 milyar dolar yardımda bulunacaklarını açıkladı. Bu kararı alkışlayanlardan biri de NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen olup, o da karar üzerine “NATO ülkelerinin karara önemli katkılarda bulunacağından emin” olduğunu söyledi. Kararı destekleyenlerden bir diğeri ise Avustralya’dır. Ancak, 1.500 askeri bulunan bu ülkenin ilave asker göndermeye niyeti yoktur. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de Obama’nın kararına tam destek verirken, ülkesinin müttefiklerle birlikte gerektiği sürece Afganistan’da kalıp Afgan halkına yardım edeceğini belirtti.[2] Bilindiği üzere bir gün önce, Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Pierre Lellouche, Fransa’nın Afganistan’a takviye asker göndermeyeceğini söylemişti.[3]

Obama’nın yeni stratejisinde sadece 2009 yılı içerisinde Afganistan’da ölen 300 ABD askerinin de rolü vardır kuşkusuz. Afganistan’da 2001 sonlarından itibaren ölen yabancı askerlerin sayısı, 929’u ABD’li olmak üzere 1.532’dir. Bunlardan 236’sı İngiliz, 133’ü ise Kanadalıdır.[4]

Afganistan’daki Mevcut NATO ve Diğer Yabancı Kuvvetlerin Durumu

Barack Obama’nın yeni “Afganistan Stratejisi” gereği 30 bin ABD askeri daha göndermesiyle, bu ülkedeki 43 ülkenin askerlerinin sayısı 143 bine çıkacaktır. Halen Afganistan’da görev yapan uluslararası güce katkı sağlayan ABD dışındaki başlıca ülkeler ve kuvvet mevcutları şöyledir:

İngiltere: 9.000 (Başbakan Gordon Brown, 500 takviye asker göndereceğini teyit etti), Almanya: 4.500, Fransa: 3.750 ve 150 civarında jandarma, Kanada: 2.830, İtalya: 2.795, Hollanda: 2.160, Polonya: 1.910, Avustralya: 1.350, İspanya: 1.000, Romanya: 990, Türkiye: 720, Danimarka: 690.

Bu ülkelere ilaveten Belçika (530), Norveç (480), Çek Cumhuriyeti (480), Bulgaristan (460), İsveç (430), Macaristan (360), Yeni Zelanda (300), Hırvatistan (290), Arnavutluk (250), Litvanya (250), Slovakya (245), Letonya (175), Finlandiya (165), Makedonya (165), Estonya (150), Yunanistan (145), Portekiz (145), Slovenya (130), Azerbaycan (90), Birleşik Arap Emirlikleri (25), Bosna-Hersek (10), Ukrayna (10), Singapur (9), İrlanda (7), Lüksemburg (8), Ürdün (7), Avusturya (4), İzlanda (2) ve Gürcistan (1) da askeri destek sağlamaktadırlar.[5]

ABD ve İngiltere’ye ilaveten NATO üyesi ve diğer ülkelerden ilave asker gönderilecek midir? Şu an için bu soruya kolay bir cevap bulunamayacaktır. Henüz Almanya’dan bir ses çıkmamıştır. Türkiye’ye ise Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın 7 Aralık 2009’da Washington’da Obama ile görüşmesinde, bir kez daha bu istek önüne gelecektir. Ama kuşkusuz ki, bu mesele 28 Ocak 2010 tarihinde ancak oldukça netlik kazanabilecektir. Avrupa’da pek çok ülkenin kamuoyu Afganistan’a karşı isteksizliklerini sıkça tekrarlamaktadırlar.

Türkiye ise, Başbakan Erdoğan’ın Obama ile görüşmesine giderken, bu konuda üzerine “ateşten gömlek” giyerek çıkacaktır. Başkanlık koltuğuna oturduğu 20 Ocak 2009’dan beri Türkiye’den sadece isteklerde bulunan Obama, gene bir şeyler isteyecektir. Bu isteklerin başında da Afganistan’a ilave asker gönderilmesi, kehaneti gerektirmeyecek kadar açıktır. Zaten bu konuda ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Obama’nın bu son Afganistan stratejisi çerçevesinde, 2 Aralık 2009’da sıcağı sıcağına yaptığı yorum sırasında, müttefik ülkeler gibi, Türkiye’den de “ek katkı beklediklerini”, bunun da özellikle asker göndermenin dahil olduğunu, konunun halihazırda üst düzey seviyede Türk yetkilileriyle görüşülmekte olduğunu, Başbakan Erdoğan’ın ziyareti sırasında da gündemde yer alacağını açıkladı.

“Asker katkısını” da tanımlayan ve “muharip güç” olması gerektiğinin altını çizen Jeffrey, görev tanımı konusunda herkesten “esneklik” beklendiğini ifadeyle, Türk birliklerinin Afganistan’daki görevlerinin bölgenin kontrolü olmakla birlikte, halkın korunmasını amaçlayan askeri operasyonlarla bu görevin genişletilmesini istediklerini, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bazı müttefiklerin “sıcak çatışmaya girmeme sınırlamalarının” kaldırılması gerektiğini ilave etti. Türkiye’nin F-16 uçaklarını teröristlere karşı kullanımı ve istihbarat paylaşımı konusunda çok iyi düzeyde olduğunu söyleyen Jeffrey, bu çerçevede Pakistan ile ilişkilerde de bu tecrübelerini kullanabileceğini, bölge halklarıyla olan iyi ilişkilerinin ve benzerliklerinin de önemli olduğunu ifade ederek, muhtemelen Türkiye’den hava desteği talebinde bulunulacağını da ima etti.[6]

Kuvvet Artırımı Afganistan’da İstikrarı Getirebilir mi?

Aslında Afganistan’da yeni bir strateji uygulamasına gidilmesi, bir yılı aşan bir süre önce gündeme geldi. ABD’nin Afganistan’daki Komutanı McChrystal ve Merkezi Kuvvetler Komutanı Orgenerel David Petreus, daha 2008 yılı sonlarına doğru, “Daha çok Taliban öldürmek yerine, Afgan halkını kazanmanın” önemine vakıf olmuşlardı. Zira Taliban’la mücadele sırasında “kurunun yanında yaş da yanıyor”, yani masum Afganlar da ölüyordu. Bu durum ise tarafsız Afgan’ı Taliban’a çekerken, ABD yanlısı Afgan’ı da uzaklaştırıyordu. Öyle ki, 2008 yılı sonlarına doğru Taliban’la mücadelede ABD kuvvetlerinin öldürdüklerinin neredeyse yüzde 40’ı masum Afgan vatandaşıydı. Bunun menfi propagandası da Taliban tarafından “acite” edilerek çok iyi yapılıyordu.

General McCrystal, ayrıca ilave kuvvet isteğini de en az 30 bin (20 bini ABD’li olmak üzere) istiyordu. Bu isteği başlangıçta Obama renk vermeden dinlerken, ABD Savunma bakanı Robert Gates ise pek taraftar değildi. McChhrystal sonunda Kongre’ye kadar gelmiş, kafasında soru işareti bulunan tüm ABD devlet adamlarının sorularına cevap vermiş ve ilave asker ihtiyacında ısrarcı olmuştu.

Obama, muhtemeldir ki McChrystal’ın kendisini ve Kongre’yi ikna eden konuşmasından da etkilenmiştir. Ama aslında başkanlık seçim gezileri sırasında sarıldığı en önemli “dış politika” konusu Afganistan idi. Bu konuyu bitirmeyi bir “onur meselesi” haline getirdiği anlaşılan Obama, yeni Afganistan açılımını muhtemeldir ki, Afganistan’daki cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin sona ermesini beklediği için de bekletmiştir.

Öte yandan, Obama’nın askerleri Temmuz 2011’den itibaren çekme vaadine rağmen, Afganistan uzmanları biraz daha farklı düşünmektedirler. General McCrystal’e göre, takviye güçleri kuşkusuz ki Afgan güvenlik güçlerinin eğitimini hızlandıracak, şehir ve kasabaları koruyabilecektir. Ancak gene de esas gayretin Afgan askerlerinin eğitilmesidir. Bu konuda da McChrystal, Afgan ordusundaki asker sayısının mevcut sayının iki katından fazlası olan 400 bin rakamına ulaşmasına ihtiyaç duyulduğunu, bunun  için de 4 yıl gerekeceğini ileri sürmektedir.

Obama’nın bu yeni “Afganistan Stratejisi”nin bir bakıma “mimarı” denilebilecek McChrystal’e göre, operasyonlarının başarısının Afgan halkının kafasında şekillenecek olup, buradaki başarının öldürülen kişilerin sayısı ve yıkılan evlerin sayısıyla değil, ikna edilen insanların sayısı ve okula giden çocukların sayısıyla bağlantılı olacaktır. McChrystal de Obama’nın 18 ay sonra Afganistan’dan askerlerini çekme konusuna kesinlikle destek verdiğini ifade etmekle birlikte, “söz konusu zaman diliminin mutlak olmadığını, 18 ayda herkesin ayrılacağı anlamına gelmediğini” de vurgulamaktan geri kalmadı. ABD’li general, bekledikleri gibi Taliban’ın 18 ayda çözülmesi halinde, Afgan hükümetine etkinliğini  gösterebileceği bir “pencere” açılacağını söyledi.

Afganistan’da halen 68 bini ABD’li olmak üzere, 110 bin yabancı asker bulunmaktadır. İngiltere’nin yanı sıra, Polonya da ilave 600 asker göndereceğini beyan etti.[7] NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen de, NATO ülkelerinin ve müttefiklerinin de Afganistan’a en az 5 bin asker göndermesinin beklendiğini, hatta bu sayının bir kaç bin fazla dahi olabileceğini söyledi. Şayet bu durum gerçekleşirse, Afganistan’daki Amerikan ve NATO güçleri komutanı General Stanley McChrystal’e göre, Taliban ile mücadele etmek için istenen ek 40 bin asker karşılanmış olacaktır.[8]

Sonuç

Obama’nın yeni Afganistan Stratejisi, kendi ülkesinde olduğu gibi, tüm dünyada da destek ve tepkilerle karşılaştı. Bu işi Büyük İskender’in macerasına bağlayan ve 2.500 yıl sonra bile mağlubiyet peşinde koşanlar bulunduğunu ileri sürenler bile oldu.[9] Bu 30 bin kişilik ilave kuvvetin son derece az ve yeterli olamayacağı da ileri sürüldü. Bunlardan biri de Vietnam Savaşı’nı iyi inceleyenlerden ABD’li “Politolog” William Polk’tur. Polk’a göre asker sayısının sınırlandırılması yanlış olup, bundan böyle ABD kendisini de sınırlamış olmaktadır.[10] Bu kehanette gerçek payı da yok sayılmaz. Zira şayet NATO üyesi ve diğer ülkelerden ilave asker temin edemediği takdirde, Obama’nın ABD kamuoyunda giderek düşen desteği tamamen dip yapabilecektir. Tabii bu arada ABD’nin kredibilitesindeki (ya da dünya patronluğundaki etkisi) irtifa kaybı hız kazanabilecektir. Obama ve Afganistan için önemli tarihlerden biri, 28 Ocak 2010’da Londra’da yapılacak “Afganistan Konferansı”dır. Kuşkusuz bu tarihe kadar ABD ve İngiltere, gerekirse “Noel Tatili”ni kısa tutarak, propaganda faaliyetlerini artıracaklardır.

Türkiye’den Afganistan konusunda istenenler bu kez, farklı ve artan tanımlamalarla önüne gelmektedir. Hem Taliban’a karşı fiilen mücadele edecek silahlı birlikler istendiği gibi, hem de sayılarının ve çeşitlerinin artırılması istenecektir. Muhtemeldir ki, Türk F-16’ları ve teröre karşı mücadelede “tecrübeli” pilotları da talep edilecektir.

Türkiye’ye PKK terör örgütüyle mücadelede sadece iki yıldan beri ABD’nin “istihbarat” desteği dikkate alındığında, ABD’ye de aynı şekilde destek vermek düşünülebilir. Yani “istihbarat desteği”. Bunun için fiilen terör örgütü elemanlarına ve inlerine bomba yağdıran F-16’lar yerine, istihbarat maksadıyla kullanılan F-16’lar, yani RF-16’lar gönderilebilir. Fazlası ise, Türkiye’nin karşılayabileceği bir şey değildir. Hiçbir ülke PKK’ya karşı mücadelede Türk güvenlik güçlerine fiili bir katkı sağlamamış, hatta kılını bile kıpırdatmamıştır. El Kaide için “küresel terör” diyenler, Türkiye dışında tüm Orta Doğu’da, Kafkaslarda, Baykanlarda, Avrupa’da ve Güney Afrika ile ABD’de bile çeşitli destekler bulan PKK’yı nedense “küresel” görmemişler, Türkiye’ye yardım için gayret sarf etmemişlerdir.

Türkiye, dost Afgan halkı için gene istihkam birlikleri ile köprüler, yollar, dispanserler, okullar ve diğer inşaat ve onarım faaliyetlerinde bulunmalı, eğitim ve askeri eğitim alanlarında yardımlarını esirgememelidir.


[1] “Obama kündigt massive Afghanistan-Offensive an”, 02.12.2009, http://derstandard.at/1259280904254/Neuer-Kurs-Obama-kuendigt-massive-Afghanistan-Offensive-an

[2] “Obama Yeni Afganistan Stratejisini Açıkladı”, 2.12.2009, http://www.cnnturk.com/2009/dunya/12/02/obama.yeni.afganistan.stratejisini.acikladi/553816.0/index.html

[3] “Fransa Açıkladı: Afganistan’a Takviye Yok”, 1.12.2009, http://www.cnnturk.com/2009/dunya/12/01/fransa.acikladi.afganistana.takviye.yok/553793.0/index.html

[4] “ABD Türkiye’den Hem Asker Hem Esneklik İstedi”, 2.12.2009, http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/12/02/abd.turkiyeden.hem.asker.hem.esneklik.istedi/553852.0/index.html

[5] “ABD Türkiye’den Hem Asker Hem Esneklik İstedi”, agy.

[6] “ABD Türkiye’den Hem Asker Hem Esneklik İstedi”, 2.12.2009, http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/12/02/abd.turkiyeden.hem.asker.hem.esneklik.istedi/553852.0/index.html

[7] “Obama kündigt massive Afghanistan-Offensive an”, agy.

[8] “Obama Yeni Afganistan Stratejisini Açıkladı”, 2.12.2009, agy.

[9] Bu konuda Guardian gazetesi iddiada bulunmaktadır. Bkz: “Obama versucht, woran Alexander der Große scheiterte”, 02.12.2009, http://derstandard.at/1259281033038/Pressestimmen-Obama-versucht-woran-Alexander-der-Grosse-scheiterte

[10] “Truppenaufstockung wäre nicht nötig”, 02.12.2009, http://derstandard.at/1259281078901/Experte-zur-Al-Kaida-Verfolgung-Truppenaufstockung-waere-nicht-noetig


Doç. Dr. Celalettin Yavuz

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: