Karışıklığın Ortasındaki Afganistan’da Son Perde


Doç. Dr. Celalettin YavuzKarışıklığın Ortasındaki Afganistan’da Son Perde – Karzai ile Bir Dönem Daha

Afganistan’da Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Azizullah Ludin, 2 Kasım 2009’da Kabil’de düzenlediği basın toplantısında, Bağımsız Seçim Komisyonu’nun, Hamid Karzai’yi devlet başkanı olarak ilan ettiğini açıkladı. Oysa daha birkaç gün önce, 20 Ağustos 2009’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılan adaylar içerisinde ilk sırayı alan Karzai ile ikinci sıradaki Abdullah Abdullah arasında ikinci tur seçimlerin yapılacağı açıklanmıştı.

Afganistan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Nisan 2009’da cumhurbaşkanlık süresi sona eren Karzai’nin, ABD ve NATO’nun “kerhen” desteği ile önce görev süresi uzatıldı, ardından da 20 Ağustos seçimlerine “yıldızı parlatılarak” taşındı. Seçimler öncesinde Taliban tarafından, halkın oylamaya katılmaması için akla hayale gelmedik tehditler savruldu. Bunlardan biri de, oylamaya katılanların parmaklarında kalacak boya izinden hareketle, parmaklarının kesileceği şeklindeydi. Kadın adaylar ve kadınların oy vermesi ise zinhar yasaklanmıştı. Tabii kadınlar dışındaki cumhurbaşkanı adayları da bu tehditten nasibini almışlardı. Halkının yüzde 70’inin kırsal alanda, sadece yüzde 30’unun kentlerde yaşadığı Afganistan’da başlangıçta 57 aday vardı. Bu sayı Haziran 2009 başlarında 2’si kadın 44 adaya indi. Ardından da önce 41’e, daha sonra da 30’lu rakamlara geriledi. Hamid Karzai’nin karşısındaki en ciddi rakipler Dışişleri eski Bakanı Abdullah Abdullah, Maliye eski Bakanı Eşref Gani idi.

Seçimler öncesinde bazı kamuoyu araştırma kuruluşlarına göre Karzai yüzde 44, Abdullah Abdullah yüzde 26 oya sahipti. Hazara etnik grubundan ve eski Planlama Bakanı Ramazan Başardost yüzde 10’la sürpriz yaparken, eski Maliye Bakanı Eşref Gani yüzde 6 desteğe sahip gözükmüştü. Bu sonuçlara göre, adaylardan hiçbiri yüzde 50’den fazla oy almayı başaramayacak, dolayısıyla da  en fazla oy alan iki aday (muhtemelen Karzai ve Abdullah) ikinci turda tekrar yarışacaklardı. Kamuoyu yoklamalarında önde görünen Karzai’nin, en yakın takipçisi Abdullah Abdullah ile Eşref Gani için, “Kazanırsam Dr. Abdullah’ı, Gani’yi davet edeceğim; çay ikram edip, görev vereceğim” dediği de ileri sürülmüştü.

Seçimler yaklaştıkça diğer bölgelerde Taliban’ın faaliyetlerini artırdığı görüldü. Hatta, ülkenin kuzeyinde, 700 kişilik Alman birliğinin sorumluluk sahası olan ve nispeten sakin Kunduz vilayetinde bile 11 Ağustos 2009’da polis karakoluna ateş açılarak ölümlere sebebiyet verildi. Bunun anlamı kuşkusuz, seçime katılacak vatandaşa gözdağı vermek, “Taliban’ın polis karakolunu bile ateş altına alacak kadar güçlü” olduğunu göstermeye çalışmaktı. Seçim Kurulu, seçimlerin güvenliğini sağlamak maksadıyla seçim sandığı sayısında da azaltmaya gitti. Üstüne üstlük, ülkenin güvenlik güçleri, ABD ve NATO kuvvetleri ile de seçimlerin güvenliğini sağlayabilecek ilave önlemler alınmaya çalışıldı.

Seçim yolunda karşılıklı suçlamalar ve karalamalar da sürdürüldü. Karzai’nin yakınlarının ülkedeki hemen her rüşvet ve uyuşturucu ticaretiyle ilgili işlerde ilişkilerinin bulunduğu, Karzai’nin ABD ve koalisyon tarafından “Afganistan’ın tek demokrat kişisi” olarak kollandığı, bunu ise Karzai’nin tam tersine, ailesine tolerans göstererek zedelediği Kabil’deki pek çok uluslararası kuruluş temsilcileri ve diplomatlar tarafından sıkça dillendirilmeye başlandı.

Karzai’nin seçim öncesinde batılılar tarafından eleştirilen yanlarından biri de, Afganistan’da bazı güç odakları için verdiği tavizlerdi. “Savaş Lordu” şeklinde tanımlanan Afganistan’daki Özbek Türklerinin lideri Raşit Dostum da bunlardan biriydi. Seçimlerden önce uzun bir süre dinlenme ve tedavi maksatları için Türkiye’de bulunan General Dostum, cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştığında, Özbek Türklerinin Karzai lehinde kullanımı için çağrıya uyarak yeniden Afganistan’a intikal etmişti.

Cumhurbaşkanlığının ikinci güçlü adayı Abdullah Abdullah için de, babası Peştunlu olduğu halde, annesinin “Tacik” olması sebebiyle, Afganistan’ın haklarını savunmayacağı yönünde propagandalar yapılmıştı.

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve Sonrası

20 Ağustos 2009’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından uzun bir oy sayımı süresi başladı. Eylül sonlarına doğru Bağımsız Seçim Kurulu Başkanlığı’nca, sonuca göre karar verilecekti. Yani, şayet adaylardan biri oyların yüzde 50 ya da fazlasını alırsa, seçimi kazanmış olacaktı. Şayet adaylardan hiçbiri oyların yüzde 50’sini alamazsa, en çok oy alan iki aday arasında ikinci tur seçimler yapılacaktı.

Seçimlerin hemen ardından hem Abdullah Abdullah, hem de Karzai, seçimi kazandıklarını ileri sürdüler. Sayımlar yapıldıkça, bu kez seçimlerde hile yapıldığı iddiaları artış gösterdi. Yüksek Seçim Kurulu tarafından yapılan ilk açıklamada, Karzai’nin yüzde 50’den fazla oy alarak ilk turda seçimi kazandığı dahi bildirilmişti. Oysa artık Karzai’ye ABD ve batıda duyulan güvende büyük sarsıntılar geçirilmekteydi. Öyle ki, Eylül 2009 ortalarında BM Temsilcisi, seçimlerde kullanılan oyların en azından yüzde 25’inin sahte olduğunu söylemek mecburiyetinde kaldı. Oy pusulalarının yüzde 92.8’ininin sayıldığı o günlerde Karzai’nin oyları yüzde 54.3, Abdullah’ınki ise yüzde 28.1 civarındaydı. Sahte ya da şüpheli oyların büyük bir kısmı Karzai’den ve gene ikinci büyük kısmı da Abdullah yanlısıydı. Eylül 2009’un ilk haftasından sonra Afganistan’da Karzai ile ABD ve Batılı hükümetler arasında adeta bir “sinir harbi” başladı. Özellikle Batılı televizyon muhabirleri Karzai’yi hemen her koşulda eleştiriyordu. Bu sebeple de ABD ve Batılı ülkelerin yöneticileri Karzai’den, seçimlerde usulsüzlük ve hile şikayetlerinin incelenmesini istedi. Bu baskılarla adeta burnundan soluyan Karzai, “ABD’nin kuklası olmak kimsenin çıkarına değil” diye konuştuğu gibi,  “Tam oturmamış demokrasilerde, bu tür durumların olağan olduğunu” söyleyerek, bir bakıma seçimlere hile karışmasını onaylamıştı. Karzai daha sonra, seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve iktidarının resmiyet kazanması halinde, ilk 100 gün içinde ulusal uzlaşı için, el-Kaide bağlantısı bulunmayan Taliban grubu ile diyaloğu başlatma niyetinde olduğunu da sözlerine ilave etmişti.

Karzai bir süre bu isteklere karşı koymaya çalışsa da, BM desteğindeki Seçim Şikâyet Komisyonu’nun yayımladığı raporla, seçimlerde kullanılan oyların yaklaşık 1.3 milyonunun geçersiz olduğunu gösterdiği ortaya çıktı. Ardından ABD’nin “Democracy International” adlı kuruluşunun 19 Ekim 2009 tarihli hesaplamalarında, yüzde 54.6 oranında oy aldığı açıklanan Karzai’nin oy oranının yüzde 48.29’a düştüğü, yüzde 27.8 oranında oy aldığı açıklanan Abdullah’ın oy oranının da yüzde 32’ye yükseldiği açıklandı. Yüksek Seçim Komisyonu, 210 seçim merkezindeki oyları geçersiz saymıştı. Bu gelişmeyle hem “Bağımsız” Yüksek Seçim Komisyonunun, hem de Karzai’nin manevra alanı kalmamış oluyordu.

Çeşitli yönlerden gelen baskılar sonucunda Bağımsız Seçim Komisyonu seçime hile karıştığı gerçeğini 20 Ekim 2009’da onaylamak zorunda kaldı. Komisyon Başkanı Azizullah Lodin, komisyon üyelerinin seçimde hiçbir adayın yüzde 50’nin üzerinde oy alamadığı konusunda anlaşmaya varıldığını ve yeni oylamanın 7 Kasım’da yapılması için bütün malzemenin hazır olduğunu da söyledi. Bu sonuç için Karzai’nin ikna edilmesinde ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör John Kerry’nin büyük bir emeği oldu görüldü. O tarihlerde Kabil’de bulunan ve ikinci tur seçim kararının alınması üzerine Kerry, Karzai’nin “gerçek bir liderlik sergilediğini” söylemişti.

İkinci tur seçimlerin gündeme gelmesiyle birlikte, bu kez de Abdullah Abdullah ile Karzai arasında sıkı pazarlıkların yapıldığı tartışılmaya başlandı. Hatta bu durum Amerikalıların ünlü “At pazarı” türündeki pazarlıklara bile sahne olabileceği değerlendirmelere sebebiyet verdi. İkinci tur yaklaşırken de Abdullah Abdullah 1 Kasım 2009’da, seçimlerden çekildiğini açıkladı. Bunun üzerine Karzai, yeniden ve bir dönem daha cumhurbaşkanı idi. Kendisini ilk kutlayanlardan biri de ABD Başkanı Barack Obama idi. Obama, kutlama mesajını basına bildirirken, Karzai’nin yeni dönemde yolsuzluk ve usulsüzlüklerle mücadele için kendisine bazı sözler verdiğini de açıklamıştı. Yani, 2002’den itibaren bir türlü Afganistan’da yer edinemeyen ve 20 Ağustos 2009 seçimlerinde “kerhen” desteklenen Karzai, seçimlerde ayyuka çıkan şaibelere rağmen, bir kez daha “kerhen” destek buluyordu. ABD’nin demokrasi düşüncesi, sadece kendi ülkesindeki insanlar ile çıkarları gereği politikalarını baskı aracı olarak kullanmayı düşündüğü ülkeler içindir zira…

Talibanla Mücadelede Gelinen Aşama

Seçimle ilgili sürüncemeler sürerken, Talibanla mücadele de alabildiğine şiddetlenerek devam etti. Bu arada ABD’nin iki helikopteri Ekim 2009 sonlarına doğru havada çarpışarak 8 askerin ölümüne sebebiyet verdi. Askerlerin Washington’daki cenaze töreninde Obama’nın yüzünden düşen bin parça idi.

Taliban’la mücadelenin ikinci ayağını 2009 yılı başlarından itibaren üstlenen Pakistan’da da mücadele gittikçe sertleşmektedir. Weziristan’da önemli sahaları ele geçiren Pakistan kuvvetleri, Ağustos ayı içerisinde Taliban’ın Pakistan kanadının liderini de öldürdü. Taliban, yeni lideriyle birlikte buna Peşaver’de cevap verdi.  İlk olay 9 Ekim 2009’da bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında 7’si çocuk 49 kişi ölümü, 135’in üzerinde yaralanmayla sonuçlandı. Pakistan’da bu olayla birlikte, son 2 yılda düzenlenen intihar sayısı 275’i, ölenlerin sayısı da 2.200 kişiyi buldu. Bunu önce Kabil’de Hindistan Büyükelçiliği’nin bombalanması izlendi. Ardından da bir hafta içerisinde, Pakistan’ın Peşaver kentinde, 28 Ekim 2009 günü, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın ziyareti sırasında, pazar yerinde patlatılan intihar bombası ile 112 kişi öldü, 200’ün üzerinde insan yaralandı. Bu olayla sanki Hindistan ile Pakistan’ın birbirine düşürülmek istendiği havası yaratılıyordu .

Afganistan’da Taliban’la mücadele konusunda ileri sürülen tezlerden biri de daha fazla sayıda NATO askerinin bu ülkede görevlendirilmesidir. Özellikle ABD’li General Stanley McCrystal, en azından 40.000 ilave askerin daha Afganistan’a gönderilmesini talep etmektedir. Bunlardan 20.000’inin ABD’li olmasını isteyen General, bir taraftan da Afganistan güvenlik güçlerinin “rüştünü ispat edecek” derecede yetişmeleri gerektiğini de vurgulamaktadır. Ekim 2009 ayı sonlarına doğru Slovak Cumhuriyeti’nin başkenti Bratislava’da gerçekleştirilen NATO Savunma Bakanları toplantısı sırasında da bu istek dile getirildi. Buna karşılık ne ABD Savunma Bakanı Gates’in, ne de de Başkan Obama’nın ilave asker gönderme konusunda kararı netlik kazanamadı. Zaten ABD’nin son göndermiş olduğu 13.000 kişilik kuvvetle Afganistan’daki asker sayısı 65.000’e ulaştı. Bundan fazlasının gönderilmesi halinde, Obama’nın karşısına kendi partisi Demokratların bile dikileceği bilinmektedir. İngiltere’de hükümetin üzerindeki kamuoyu baskısı, Afganistan’da ölen her İngiliz askerinden sonra biraz daha artmaktadır. NATO’nun diğer ülkeleri Almanya, Fransa, İtalya ve Türkiye ise, ilave asker isteğine adeta kulaklarını kapatmışlardır.

Afganistan’da bu Taliban giderek güç kazanırken, NATO ve ABD kuvvetlerindeki mücadele azminde sanki bir “düşüş” yaşanmaktadır. İşte böylesi bir ortamda Türkiye de Afganistan’daki Uluslararası Yardım Kuvveti ISAF’ın komutasını almaya hazırlanmaktadır. Aslında Kasım 2009 başında olması gereken “nöbet değişimi”, muhtemelen 7 Kasım Cumhurbaşkanlığı İkinci Tur Seçimi sebebiyle ertelenmişti. Ancak yakın bir süre içerisinde Türkiye’nin bu komutayı alacağı beklenmektedir. Türkiye, ISAF komutanlığını devralsa da, daha önce 2003 ve 2007 yıllarındaki uygulamalarında da görüldüğü üzere, askeri mevcudiyetini fiilen Taliban’a karşı mücadelede kullanmayacaktır. Yani gene Afgan güvenlik güçlerinin eğitimi, yol-hastane-okul vs. yapımı devam edecek, Kabil ve civarı korunacaktır. Ancak, gene de Taliban’ın güç kazandığı bir dönemde güç bir görev üstlenilmektedir.

Sonuç

Afganistan’da yeni cumhurbaşkanı, ABD’nin inayeti ve “son şans” denilerek tekrar Hamid Karzai oldu. Ancak, bundan sonra Karzai’nin Afganistan’ın ateşini söndürememesi halinde, yeniden cumhurbaşkanı olma şansının kalmadığı söylenebilir. Yani, “kerhen” desteğin sonuna gelmiştir.

Afganistan’da güçlenen Taliban ve bunun karşısında mücadele isteksizliği ve yeni asker gönderme isteksizliği içerisindeki NATO ülkeleri sebebiyle, ülkenin istikrar bulmasının pek kolay olamayacağı anlaşılmaktadır. Ya Afgan güvenlik kuvvetleri Taliban’ın üstesinden gelecek şekilde yetişecek ve sorumluluk üslenecektir, ya da Taliban’la yönetim konusunda orta yolda buluşulacaktır. Bu orta yolda el-Kaide’nin bulunması ise, başta ABD olmak üzere, Batılı ülkelerin kesinlikle kabul edemeyeceği bir koşuldur.

Afganistan gibi, Pakistan’da Taliban’la mücadele giderek kızışmaktadır. Öyle ki, neredeyse Hindistan-Pakistan ilişkilerini daha da kötüleştirecek bir seyir izlemektedir. Keza, Taliban’ın Pakistan’da da daha güçlenmesi hali, bu ülkedeki dengeleri de alt üst edebilir, hatta ABD’nin getirdiği Cumhurbaşkanı Asıf Zerdari’yi de koltuğundan edebilir.

Afganistan ile Pakistan artık birlikte telaffuz edilmeye başlandı. Gelinen gün itibariyle, gittikçe istikrar zafiyeti yaşayan bu iki ülke, bölgeyi tehdit eden yeni gelişmelere gebedir. Ateşin söndürülmesi noktasında ise, bölgesel e küresel güçler arasında tam anlamıyla bir uzlaşma sağlanamadığı bellidir. Bu ateşin Hindistan ya da Çin’e sıçramaması için, bu iki ülkenin de elini taşın altına koymaları gereklidir. Aksi takdirde, gelişmelerin seyrinden “memnun oldukları” izlenimi vermektedirler…


[1] Günter Bannas, Frankfurter Allgemeine Zeitung, “Die Mahnungen des Präsidentenpalastes”, 02.05.2009.

 

[2] “41 Kandidaten bei Präsidentschaftswahl”, 13.06.2009, http://derstandard.at/

[3] “Kadın haklarını kısıtlayan yasa yürürlüğe girdi”, Milliyet, 15.8.2009.

[4] “Kesik Parmak Seçimi”, Milliyet, 14.8.2009, s. 12. 20 Ağustos 2009 Afganistan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi ayrıntılı değerlendirme ve demografik yapı hakkında ayrıntılar için bkz: Celalettin Yavuz, “Afganistan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Ülkeye İç İstikrarı Getirir mi?”, TÜRKSAM sitesi, 17.8.2009, http://www.turksam.org/tr/a1753.html

[5] Matthias Gebauer , “Taliban töten Polizisten in Nordafghanistan”, 12.08.2009, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,641938,00.html

[6] James Cogan, “Wahl in Afghanistan von Korruption gezeichnet”, 13.08.2009, http://www.schattenblick.de/infopool/medien/altern/glei2631.html

[7] “Dışişlerinden ‘General Dostum’ Açıklaması”, 8.6.2008, http://www.timeturk.com/disislerinden-general-dostum-aciklamasi-76082-haberi.html

[8] “Karzai von Gunst der Warlords abhängig”, 13.08.2009, http://derstandard.at/1250003411962/Praesidentenwahl-Karzai-von-Gunst-der-Warlords-abhaengig

[9] “Krizden Karzai Çıktı!”, 2.11.2009, http://www.sondakika.com/haber-krizden-karzai-cikti-1795526/

[10] “EU-Wahlbeobachter: Mehr als ein Viertel der Stimmen gefälscht”, 16.09.2009, http://derstandard.at/

[11] “USA und Uno drängen Karzai zu Wahlüberprüfung”, 08.09.2009, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,647552,00.html

[12] “Karzai, ABD’ye Ateş Püskürdü”, Milliyet, 8.9.2009.

[13] “Afganistan’da 2. Tur Şoku”, Milliyet, 20.10.2009.

[14] “Afganistan’da Sil Baştan”, Taraf, 21.10.2009. Ayrıca bkz: “Krizden Karzai Çıktı!”,agy.

[15] “Türkiye’nin ISAF Komutanlığı Öncesi Afganistan Karışık”, 22.10.2009, http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=131321&KTG_KOD=482

[16] “Karzai Echoes Obama Call for Afghan Battle Corruption”, 03.11.2009, http://www.bloomberg.com/apps/news?pid=20601091&sid=aFtaWvyyG4AQ

[17] “Pakistan’da 275’inci İntihar Saldırısı”, Milliyet, 10.10.2009.

[18] “Peşaver’de Ölü Sayısı 105’e Çıktı”, 29.10.2009, http://www.haber7.com/haber/20091029/Pesaverde-olu-sayisi-105e-cikti.php/

[19] Christi Parsons and James Oliphant, “Obama Rules Out Big Cut in Afghan Force”, Los Angeles Times, 07.10.2009,

http://www.industrywatch.com/pages/iw/Story.nsp?story_id=136163891&P=&F=&R=&VNC=US

[20] “Obama schickte tausende Soldaten mehr als bekannt nach Afghanistan”, 13.10.2009,http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,654782,00.html


Doç. Dr. Celalettin Yavuz / TÜRKSAM Başkan Yardımcısı / Terör Enstitüsü

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: