Karzay’ın başkan seçilmesi dünya basınında tartışılıyor


Amerikan Basınından Özetler

New York Times Afganistan’da Devlet Başkanı Hamit Karzay’in seçimi kazandığının açıklamasıyla yeni bir döneme girildiğini yazıyor:

“Yeni kurulacak hükümetin halka güven vermesi büyük önem taşıyor. Ama bu sadece işin başlangıcını oluşturuyor. Karzai’nin yapılması gerekenler listesi çok uzun. Orta seviyedeki Taleban liderlerini siyasi sürece dahil edebilmek için Amerikalılarla birlikte ortak bir strateji geliştirmesi gerekiyor. Afgan güvenlik kuvvetlerinin eğitiminin hızlandırılması da şart.. Karzai ile Obama’nın önünde bütün bunlar için çok fazla zaman yok. Taleban, her geçen gün askeri olarak daha da güçleniyor. Amerikan halkının Afganistan savaşına verdiği destek ise giderek azalıyor.”

Christian Science Monitor Amerika’nın istese de istemese de Afganistan’da Karzai ile çalışmak zorunda olduğunu yazıyor. Gazete, Obama yönetimine bundan sonra izleyeceği politikalarla ilgili beş tavsiyede bulunuyor:

“Karzai, ikinci tur seçimlere katılmaktan vazgeçen rakibi Abdullah Abdullah’ın da dahil olduğu bir ulusal birlik hükümeti kurması yönünde teşvik edilmelidir. Karzai’ye perde arkasında baskı uygulanmasına devam edilmelidir. Washington, yeni hükümetin oluşumunda etkili olmak için hızlı hareket etmelidir. Yerel ve bölgesel liderlerle ilişkiye önem verilmeli, yapılan yardımlar da yerel unsurlar gözetilmelidir. Amerika ve müttefikleri iyi bir yönetim kurulması ve güvenliğin sağlanması için gereken kararlılığı göstermeli, ihtiyaç duyulan kaynakları aktarmalıdır. Karzai’nin ikinci dönem devlet başkanlığının daha başarılı olabilmesi için, Obama Afganistan’ın ihtiyaçları ile Amerika’nın kaynakları arasında doğru bir denge kurmalıdır.”

Los Angeles Times gazetesi Afganistan’da seçimlere hile karıştırılması nedeniyle Karzai yönetiminin gayrimeşru konuma düştüğü yorumunda bulunuyor. Gazete, bu tablo karşısında Obama’yı zor günler beklediğini belirtiyor:

“Eğer Obama Afganistan’dan tamamen çekilmeyi düşünmüyorsa, yolsuzluklara göz yumup Karzai’yi desteklemeye devam etmekten başka bir çaresi yok. Bir yandan Kabil’de ulusal birlik hükümeti kurulması için çaba harcanırken, bir yandan da yerel yönetimlerle ilişkiler artırılmalıdır. Bu sayede Batılı ülkeler yaptıkları yardımın Karzai ve ekibinin eline geçmesini önleyebilir, doğrudan yerel liderlerle ilişkiye geçebilir. Afganistan’da istikrarı sağlamaya ve Taleban’a verilen desteği azaltmaya yönelik çabaların başarılı olması için, meşruiyet sahibi ve halka gerçekten hizmet eden bir yönetim olmazsa olmaz bir koşuldur.”

USA Today gıda ürünlerinin ambalajlarındaki ibarelerin tüketicinin kafasını karıştırdığını yazıyor. Gazete, ürünün daha sağlıklı olduğunu öne süren bu ibarelere bir düzenleme getirilmesini istiyor:

“Yıllar süren tartışmaların sonunda, ürünün besleyici değerini ve içerdiği kaloriyi gösteren bir etiketleme üzerinde uzlaşmaya varılmıştı. Ancak akıllı seçim adı verilen bu etiketleme sisteminde uygulanan standartların fazlasıyla esnek olduğu ortaya çıktı. Öyle ki, mayonez bile sağlıklı gıdalar arasında gösterildi. Şimdi yeni bir sistem geliştirilmesi gerekiyor. Ancak bu sistem, federal hükümetin müdahalesine de yol açmamalıdır. Elbette bu kolay bir iş değil. Ancak gıda ürünlerindeki mevcut etiketlerin, kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramadığı ortada… Yeni uygulanacak kriterler, bu kafa karışıklığını artırmaya değil, azaltmaya hizmet etmelidir.”

VOA

İngiltere basın özetleri

‘Karzai’nin zaferi, Afgan halkı ve Batı için felaket’, ‘Kopenhag’da anlaşma zor ama imkansız değil’ ve ‘Medine’de çevre hamlesi’.

İngiltere gazetelerinde, Afganistan’da Abdullah Abdullah’ın çekilme kararı sonrası Karzai’nin ikinci tura gerek kalmadan yeniden cumhurbaşkanı ilan edilmesiyle ilgili haber ve yorumlar öne çıkıyor.

Independent, manşetinde bu karar için “Sahtekar, yozlaşmış ve saygınlığını yitirmiş bir yönetimin zaferi” diyor.

Patrick Cockburn imzasını taşıyan haberde, “Afganistan seçimleri, bu seçimler uğruna çaba harcayan herkes için bir felakate dönüştü. İçerideki ve dışarıdaki müttefikleri, ilk turdaki başarısını açık hilelere borçlu olduğunu bilmelerine rağmen, Hamid Karzai, beş yıllığına daha Afganistan’ın seçilmiş lideri ilan edildi. Seçim, Karzai hükümetinin meşruiyetini artıracağına daha da azalttı” diyor.

‘Afganistan’a asker göndermek boşuna olacak’

Yazıda, bu kararın Amerikan yönetimi için de iyi sonuçlar doğurmayacağı savunularak, Başkan Obama’nın dünyanın en yozlaşmış yönetimlerinden birini desteklemek için Afganistan’a takviye asker göndermek zorunda kalacağı belirtiliyor.

Patrick Cockburn yazısına şöyle devam ediyor:

“ABD ve müttefikleri, Karzai ve rakibi Abdullah’ı ulusal birlik hükümetine zorlayabilir. Bu, kağıt üzerinde iyi görünebilir ya da en azından Karzai’nin ülkeyi tek başına yönetmesinden iyidir. Fakat zoraki birlik, birbirlerini sevmeyen iki liderin arasındaki ayrışmayı kurumsallaştıracak. Bu birlikteliğin daha çok, dışarıya karşı propaganda açısından bir önemi olacak.”

‘Bedeli Afganistan ödeyecek’

Eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Afganistan Özel Temsilci Yardımcısı Peter Galbraith de, Guardian’daki yazısında Karzai’yi birçok Afgan’ın gayri-meşru, Afganistan’a asker gönderen birçok ülkenin de sahtekar bir lider olarak gördüğünü belirterek, Afgan halkının ağır bir bedel ödeyeceğini savunuyor:

“Karzai, halihazırda Batı için meşru bir ortak değil. Bunun yakın bir zamanda değişme olasılığı da yok. Bu koşullarda Afganistan’a daha fazla asker göndermek çok değerli askeri kaynakların heba edilmesi anlamına gelecek. Karzai, ülkesine ve uluslararası askeri operasyonlara vereceği zararı düşünmeden, ne pahasına olursa olsun bu seçimi kazanmaya kararlıydı. Amacına ulaştı da. Şimdi bunun ağır bedelini, Afganistan ve yabancı dostları ödeyecek.”

‘Kopenhag’da anlaşma zor ama imkansız değil’

Financial Times başyazısında gelecek ay Kopenhag’da yapılacak iklim değişikliği zirvesinde karbon salımlarının önemli oranda azaltılması konusunda bir anlaşma varılmasının zor olmakla birliktem imkansız olmadığını belirtiyor.

Başyazıda, liderlerin zirvede sadece karbon salımlarının küresel çapta azaltılmasına odaklanmakla kalmayıp, sorumluluğun paylaşılacağı bir formül bulmaları çağrısı yapılıyor.

Financial Times, en iyi çözümün küresel karbon salımı kota ticareti olacağını kaydediyor. Kullanmadıkları karbon kotalarını satmanın yoksul ülkeler için cazip bir seçenek olacağını savunan gazeteye göre, Avrupa’da halihazırda karbon piyasasının yıllık 500 milyar euro’luk bir hacmi var. Karbon salımlarına küresel bir tavan getirilmesiyle bu miktar daha da artabilir. Yoksulların zenginlere haklarını satmasıyla, bu ülkelerin küresel ısınmanın sonuçlarıyla başedebilmek için her yıl için ihtiyaç duydukları 100 milyar euro’luk kaynak da bu şekilde sağlanmış olur.

Independent, bir araştırmaya dayanarak küresel ısınma nedeniyle Afrika’nın en önemli sembollerinden biri olan Kilimanjaro Dağı’nın zirvesindeki karların 20 yıl içinde yok olmasının beklendiğini yazıyor. Gazeteye göre, Tanzanya’daki dağın üzerinde bulunan geniş buz tabakaları, son 100 yıl içinde görülmedik bir hızda erimeye başladı.

‘Medine’de yeşil hamle’

Daily Telegraph’a göre Müslümanlar için Mekke’den sonra en kutsal kent olan Medine çevre dostu bir şehir haline gelecek. İngiltere’de bir konferansta konuşan Mısır Müftüsü Şeyh Ali Gomaa’ya göre, Medine’de Hac sezonunda pet şişelerde su satılması yasaklanacak, Kuran geri kazanılmış kağıtlara basılacak. İslam dininin çevreye saygıyı emrettiğini belirten Müftü, Medine’de toplu taşımacılığın geliştirileceğini ve hacıların pet sişelerde su taşımalarına gerek kalmaması için çeşmelerden akan suyun içilebilir hale getirileceğini söylüyor.

‘Cameron’un referandum açmazı’

Daily Telegraph anamuhalefetteki Muhafazakar Parti’nin, Avrupa Birliği’nin işleyişini etkinleştireceği söylenen Lizbon Anlaşması’nı referanduma götürme sözünü resmen rafa kaldırmaya hazırlandığını yazıyor.

Gazeteye göre, Çek Cumhuriyeti’nin de bugün aalacağı kararla gelecek yıl yürürlüğe girecek anlaşmanın önündeki son engel de kalkmış olacak. Muhafazakar Parti lideri David Cameron, dün bir basın toplantısında onay sürecinin tamamlanmasından sonra anlaşmayı referanduma götürmelerinin mümkün olmayacağını kabul etti.

İngiltere’de genel seçimlerin en geç Mayıs sonuna kadar yapılması gerekiyor. Kamuoyu yoklamaları, seçimde Muhafakazar Parti’nin zafer kazanabileceğine işaret ediyor. Gazeteye göre, Muhafazakar Parti lideri Cameron, önümüzdeki günlerde yapacağı bir açıklamayla, iktidara gelmeleri halinde anlaşmayı referanduma götürecekleri yolundaki sözlerinin artık geçerli olmayacağını ilan edecek.

Guardian ise, Lizbon anlaşmasıyla Brüksel’e çok fazla yetki devredildiğini düşünen çevrelerin Cameron’u referandumda ısrarlı olmaya çağırdığını aktarıyor.

BBC

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: