Kutadgu Bilig Sempozyumundan İzlenimler


Bugün İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Türkiyat Enstitüsünün Türk Dil Kurumu’yla 26-27 Ekim 2009 tarihinde ortaklaşa düzenledikleri “Doğumunun 990. Yılında Yusuf Has Hacib ve Eseri Kutadgu Bilig” Uluslararası Sempozyumuna katılma bahtiyarlığına eriştim. Gerçi sempozyumun dünkü oturumunu, derslerim sebebiyle kaçırdım. Bugün de ancak öğleden sonraki oturumlara katıldım ve değerlendirme kısmını takip edebildim. Bu kadarı bile bana büyük bir manevi zenginlik kazandırdı. Böyle Türk kültür ve tarihinin çok önemli bilgini ve eserinin konuşulduğu, tartışıldığı bir ortamda bir an bulunmak bile insana çok şeyler kazandırır. Biz iste bu bahtiyarlığa eriştik.

İlk günü açılış oturumunda yer alan Prof. Dr. Kemal Eraslan’ın “Toplumbilimci Olarak Yusuf Has Hacib”, Prof. Dr. Marcel Erdal’ın “Kütadgü Biliğ Metni” ve Prof. Dr. Semih Tezcan’ın “Kütadgü Biliğ’de Yeni Düzeltmeler” isimli tebliglerini dinlemeyi çok isterdim. Ama maalesef kısmet olmadı.

50’den fazla yerli ve yabancı bilim adamının tebliğ sunduğu sempozyumun oturumları iki ayrı salonda gerçekleştirildi. Edebiyat Fakültesinin Kurul Odasında kültür ve tarihle ilgili, Prof. Dr. Ahmet Hamdi Tanpınar dersliğinde dilbilimiyle ilgili sunumlar yapıldı. Burada son oturumundaki değerlendirme konuşmalarından aldığım notlarla bir nebze olsun bu güzel toplantının atmosferini sizlere de yaşatmak isterim.

Hosted by FreeImageHosting.net Free Image Hosting ServiceDeğerlendirmedeki ifadelerden anladığım kadarıyla Kutadgü Biliğ hakkında daha çözüme kavuşturulmamış pek çok önemli konu vardır. Hatta öyle sanıyorum ki, “Kütadgü Biliğ” sözünün ne anlama geldiği bile tartışmaya açıktır. Bugün ılım âleminde yaygın kanaat önün “mutluluk bilgisi” veya “mutlu kılan bilgi” manasına geldiğidir. Ancak Kazakistan’in Astana şehrindeki Avrasya Üniversitesi’nden değerli dostum Doç. Dr. İmangazi Nurahmet bunun yanlış olduğunu “Kütadgü Biliğ”ın “Kutlandıran Yönetim”, “Kutlandıran Devlet” veya “Kutlandıran Siyaset” manasına geldiğini söylüyor. Eylül ayında Astana’ya yaptığım ziyarette bu görüşe nasıl vardığını sorduğumda şunları söyledi:

“Kütadgü kelimesi kutlu demek değildir. Bu kelime kutlandıran, kut getiren, kut veren sözünün eski şekli olan “kutaytkı”dan gelmektedir. Kelimenin bu şekli Kazak Türkçesinde bir iki kelimede muhafaza edilmektedir. Bunlar mayalayıcı manasına gelen “aşıtkı” ve “uyıtkı” kelimeleridir. Mayalamak manasına gelen Asıtmak ve uyıtmak fiillerine –ki ekleriyle elde edilmişlerdir. Kütadğu da “kutaytmak” yanı kutlandırmak fiiline –ki ekiyle elde edilmiştir. Biliğ diye okunan ikinci kelime ise Kazak Türkçesinde “biylik” olarak yaşamaktadır. Biylık Kazak Türkçesinde yönetim, idare, yetki, hükümranlık demektir. Zaten eser mutluluk veren bilgiden değil, siyasetten, yönetimden bahseden bir eserdir. Eğer mutluluk veren bilgi kitabı olsaydı herkese hitap eden bir eser olması gerekirdi. Oysa eser devlet adamlarına ve yöneticilere ithaf edilmiş bir siyasetname kitabidir. O zaman eserin adı “Mutluluk Veren Bilgi” değil, “Kutlandıran veya Kutlandırıcı Yönetim” , “Kut Getiren Devlet Yönetimi” olmalıdır.

Bence İmangazi dostumun bu görüşleri hiç de yabana atılacak cinsten değildir. Zaten “Mutluluk Veren Bilgi” manası eserin muhteviyatına uymadığından bazı zorlamaların yapıldığına şahit oluyoruz. Kafeşoğlu, Arsal ve Karamanlıoğlu gibi ilim adamları kitabın adının siyaset, iktidar ve devlet bilgisi manasına geldiğini söyleyerek siyaset, iktidar ve devlet manasını “kut” kelimesine yüklemeye çalışmışlardır. Onlar “kut”un bir manasının kutlandırmak, mutluluk olmakla birlikte siyaset ve devlet manalarını da içerdiğini söylemişlerdir. Ancak eserin adındaki “biliğ” kelimesinin bilgi değil, siyaset, yönetim ve devlet manasına gelebileceğine ihtimal vermemişlerdir. Oysa Kazak Türkçesinde halen “biliğ” Kazakça telefuzuyla “biylik” bu manada kullanılmaktadır. Kütadgü Biliğ ve önün dili konusunda uzman olmadığım için konuyu ilgililerin bilgisine arz ederek sempozyuma dönmek istiyorum.

Değerlendirme oturumunda ilk sözü alan Prof. Dr. Leyla Karahan “Yusuf Has Hacib olmazsa Kutadgü Biliğ olmayacaktı, Raşit Rahmeti Arat olmazsa elimizdeki metin olmayacaktı. Prof. Dr. Musa Duman olmazsa bu toplantı olmayacaktı” diyerek sempozyumda emeği geçen İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Müdürü ve ekibine teşekkürlerini sundu. Bu bilimsel toplantının çok faydalı olduğunu ifade etti.

Karahan konuşmacıların Yusuf Has Hacib’ın eserini hangi şartlarda yazdığının araştırılması Kütadgü Biliğ’in tıpkıbaşımlarının yapılması, metinlerin ayrı ayrı okunması gerektiği konularındaki tekliflerini desteklediğini söyledi. Reşit Rahmet Arat’in metnin eleştirildiğini, bunların yerinde olduğu, ancak bu eleştirilerin hocanın çalışmalarının değerini düşürmeyeceğini dile getirdi. Dönemlere ayırmaktan ziyade eserin kaynaklarının değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Karahan dizinin düzeltilmesi, hatta yeniden düzenlenmesi ve nüsha tashihlerine ihtiyaç olduğunu belirtti. Konuşmasının sonunda son derece verimli, tam anlamıyla bir bilgi şöleni mahiyetinde bir toplantı olduğunu, bilgi dağarcığının genişlediğini, gelecekte bu konuda neler yapılabileceği konusunda ufkunun açıldığını söyledi..

İkinci konuşmacı Berlin Freie Üniversitesi Türkoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Peter Zieme ilk konuşmacının söylediklerinin tekrarlamayacağını, bu toplantıya katılmaktan onur ve sevinç duyduğunu söyleyerek sözlerini şu şekilde devam ettirdi. Yeniden bu meseleyi araştırmak ve incelmek lazım. Prof. Dr. Semih Tezcan’in dediği gibi Kütadgü Biliğ nüshalarının ayrı ayrı nesretmek faydalı olabilir. Bu sempozyum çok şeyleri görmemizi, çeşitli ve yeni konular hakkında bilgi sahibi olmamızı sağladı.

Yildiz Universitesinden Prof. Dr. Mehmet Olmez: 1000. yili olmasi dolayisiyla UNESCO’nun 2008 yilini Kasgarli Mahmud Yili ilan etmesiyle gecen yil Kasgarli Mahmud ve Divânu Lugâti’t-Turk konulu epeyce bilimsel toplanti yapildi. Onunla kiyas edildiginde burada Yusuf Has Hacib ve eseri hakkinda mutevazi ve sayilari az bilim adamiyla, fakat cok seviyeli bir toplanti yapildi. Bugune kadar Kutadgu Bilig sozlugu hakkinda alti onemli duzeltme yapildi. Bunlarin isiginda yeni bir indeks ve sozluk hazirlanabilir. Kutadgu Bilig deyimleri de sozluk de yer almalidir. Kutadgu Bilig’in Taskent ve Misir Arap harfli iki nushasini renkli olarak getirttim. Uygur harfli nushasi da dahil olmak uzere uc nusha ayri ayri uygun boyutta nesredilmelidir.

Marmara Universitesi’nden Prof. Dr. Ceval Kaya: Kutadgu Bilig ile Turkolojiye girenler hala bir seylerler ugrasiyorlar. Kutadgu Bilig cetin cevizdir. Turkoloji sinavlarinda soru soran hocalar ancak kendi bildiklerinden sorarlar. Cunku Kutadgu Bilig hakkinda onlarin da bilmedigi cok sey vardir. Onun metni manzum oldugu icin problemlidir. Yazar kafiye ve anlam butunlugunu saglamak adina dar bir alanda calisarak zorlanmistir. Vambery, Radloff ve Arat olmasaydi Kutadgu Bilig arastirmalari bugunlere gelemezdi. Metin uzerindeki calismalar Turkoloji tarihini de yansitiyor. Onda turkolojinin buyuk asama kaydettigini goruyoruz. Bazen geri donup eski calismalara baktigimizda bazi buyuk hocalar icin “bu yanlisi nasil yapti?” diyoruz. Oysa o donemde fark edilmeyen hatalari turkolojinin bugun geldigi noktada biz gorebiliyoruz. Arap harfli metinler olmazsa, Uygur harfli metinleri okumak cok zor olurdu. Boyle zor eser uzerinde calistik. Biraz daha ilerledik, yol aldik. Gelecekte daha cok calismalar yapmak gerekecek. Burada Turk Dil Kurumu ve Turkiyat Enstitusu arasindaki guzel bir isbirligini goruyoruz. Ozel kurumlar maalesef boyle sempozyumlara destek olmuyorlar. Ataturk mirasini Turk Dil Kurumu’na devretmeseydi bu toplantiyi goremeyecektik. Ataturk ileri goruslu devlet adami oldugunu boyle bir kere daha gozler onune seriyor. Bu isbirliginin devam ettirilmesini ve yeni toplantilar duzenlenmesini diliyorum.

Prof. Dr. Hayati Develi: Butun sempozyumlar dugune benzer. Dugunler sikintili olur. Yusuf Has Hacip “dugunde yiyecegi bol bol koy. Icecegi de eksik etme, onu da bol koy. Eger dugunde bir sey eksik olursa soz ederler” diyor. Dunyanin bircok ulkesinden degerli ilim adamlari geldiler. Yusuf Has Hacib’in 990. dogum yilinda onemli bildiriler sundular. Simdi onumuzde 10 yil var. Yusuf Has Hacib’in 1000 yilinda Kutadgu Bilig’in yeni nushalarini, sozluklerini, gramerlerini yayinlayalim. Dilimizin ve kulturumuzun bu essiz eserinin her yonuyle saglam bir sekilde ortaya koyalim. Sempozyumda tarihciler pek yoktu. Bu donemi tarihiyle, sosyal yapisiyla, felsefesiyle incelemeliyiz.

Doc. Dr. Mutsumi Sugahara elbette bu sempozyumda cok seyler ogrendim. Benim katilmadigim oturumlarda belki soylenmis olabilir ama gene de sormak isterim. Kutadgu Bilig’de Iran ve Fars etkisinin derecesi nedir? Kutadgu Bilig’de Fars dili diye bir sey yok. Sadece Tacikce var. Bu bir rastlanti midir? Fars dili o zamanlar dunya dili, edebiyat dili haline gelmemis miydi?

Sempozyum sonunda Turkiyat Enstitusu Muduru Prof. Dr. Musa Duman’in kitapta sunulan bildirilerin kitap olarak basilacagini, bu konudaki yukumlulugu aldigi icin Turk Dil Kurumu’na tesekkurlerini ifade etti.

Bu arada hocalarimizdan biri Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun hocamizin Kutadgu Bilig’in yeni tercumesini buyuk olcude tamamladigini ve yakin zamanda basilacagi mujdesini verdi.

Dogumunun 990. Yilinda Yusuf Has Hacip ve Eseri Kutadgu Bilig sempozyumu gercekten cok faydali bir toplanti oldu. Bu kisa degerlendirme konusmalarindan da goruldugu gibi bu cok onemli bilgin ve eseri konusunda daha bircok calisma bilim adamlarini bekliyor. Biz de vesileyle Turkiyat Enstitusu Muduru Prof. Dr. Musa Duman basta olmak uzere emegi gecen herkese tesekkur ediyor,  buyuk siyaset bilgininin 1000. yilina kadar gececek on yilda buna benzer calismalarinin hiz kesmeden devam ettirilmesini ve onemli sonuclara ulasilmasini temenni ediyoruz.

Saygilarimizla,

Istanbul,

Doc. Dr. Abdulvahap Kara



Reklamlar

2 Yanıt

  1. Kutadgu Bilig
    Kutadgu Bilig, Türk dillerinin en temel eserlerinden ve Türk dilleri araştırmalarının önemli kaynaklarındandır. İslâmî Türk edebiyatının adı bilinen ilk şair ve düşünürü Balasagun’lu Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınmıştır.

    Kutadgu Bilig hakkında ansiklopedik bilgi
    K utadgu Bilig, Yusuf Has Hacib’in 1069-1070 yılında yazdığı meşhur eseri.

    İslami devir içinde
    Türk Dili ve Edebiyatı’nın olduğu kadar,
    Türk Kültür Tarihinin de asla ihmal edemeyeceği bir siyasetnamedir. Kutadgu Bilig, siyasi ve kültür bakımından, Türk-İslam çevresinin çok önemli bir merhalesini teşkil etmektedir. Böyle olmasına rağmen uzun müddet bir kenarda unutulup kalmıştır.

    Eser, Tavgaç Ulug Bugra Karahan (Hakan) Ebu Ali Hasan bin Süleyman Arslan Kara Hana ithaf edilmiştir. Bu belge ile beraber Kutadgu Bilig’in zikrettiği Bugra Han hakkındaki vesikaların sayısı 15’e yükselmiştir. Bunların yedisi Türkçe, diğerleri
    Arapçadır. Kutadgu Bilig yazıldıktan bir hayli zaman sonra unutulmuş veya çok dar bir çevrenin istifadesinde kalmıştır. Kitaba ilk ilave edilen 77 beyitlik bir manzume vardır. Bu manzum önsözde eserin kendisi ve yazarı hakkında malumat verilmektedir. Burada hükümdarlara “ilig” ve “beg” yerine “melik” tabiri kullanılmıştır. Şark meliki ve Maçin beylerinin hepsi bu kitabı benimsemişler ve kendilerine miras yolu ile intikal ettiği için başkalarına vermemişlerdir. Ayrıca diğer memleketlerde kitaba başka adlar da vermişlerdir.
    Çinliler Edebü’l-Müluk, Maçinliler Enisü’l-Memalik, İranlılar Şehname ve Turanlılar (Türkler) Kutadgu Bilig demişlerdir. Bu önsözü yazan Kutadgu Bilig’i bir nevi siyasetname olarak düşünmüştür ki, yerinde bir düşüncedir.

    Kutadgu Bilig bu devreden sonra üçüncü olarak meydana çıkarılmıştır. Bu defa manzum önsözün bir özeti, eksik bir mukaddime olarak eklenmiştir. Burada, manzum önsözdeki “melik” tabiri yerine “padişah” kelimesi kullanılmıştır.

    Eser, yazı bakımından iki türlü alfabe ile yazılmıştır. Bunlardan biri

    Uygur alfabesi, diğeri ise Araplardan aldığımız İslami Türk alfabesidir. Uygur harfleri ile yazılan bazı yazıların Fatih devrine kadar sürmesi önceleri her iki alfabenin at başı gittiğini,

    Fatih Sultan Mehmedden sonra Uygur harflerinin yerini tamamen Türk-İslam alfabesine bıraktığını söylemek gerekmektedir. Kutadgu Bilig’in bu bakımdan aslının nasıl bir alfabe ile yazıldığı bilinmiyor. Çünkü yeryüzünde bilinen üç nüshasından biri Uygur harfleri ile yazılmıştır. Bu nüsha Herat nüshasıdır. Diğer iki nüshası Arap harfleri ile yazılmıştır. Böyle olmasına rağmen islami-Türk yazısı ile yazılmış bir nüshadan istinsah edildiği kanaatini doğurmaktadır. Aynı durum daha sonra
    Karahanlı ülkesinde yazılan
    Atabetül-Hakayık gibi eserlerde de kendisini göstermektedir.

    Balasagun’lu Yusuf Has Hacib, eserinde kendi adına yalnız bir yerde yer vermiştir. O asil bir aileye mensub olup, ilmi, faziletleri, zühd ve takvası ile cemiyetin içinde hürmet görmüş biridir. Eserini Balasagun’da yazmaya başlamış, sonra Kaşgar’a gitmiş orada tamamlayarak Tavgaç Kara Buğra Hanın huzurunda okumuştur. Bunun üzerine hükümdar iltifat etmiş ve kendisine Has Hacib ünvanını vermiştir. Onun eserini yazmada en mühim amil muhakkak ki çağdaşı
    Kaşgarlı Mahmud’un da Türklüğü ve Türk milletinin değerlerine sahib olma azminden başka birşey değildir. Kaşgarlı, Türkçenin Arapça karşısındaki durumundan hareketle ve
    Araplara Türkçeyi öğretmek niyeti ile yazdığı eserinde Türklerin gelecek için büyük ve devamlı bir hakimiyetlerinin olacağından bahsetmiştir. Balasagunlu Yusuf ise zamanında Fars dilinde bir
    Şehname’nin yazılmış olmasını görerek, Kutadgu Bilig’i Türk milletine bir Şeh-name hediye etmek arzusu ve Türkçenin kudretini göstermek niyetiyle yazmıştır. Yusuf Has Hacib eserini yazdığı zaman elli yaşlarında olması muhtemeldir. Şair bu durumda 1019 yılı civarında doğmuş olmalıdır. Nerede ve kaç yılında öldüğü belli değildir.

    Eserde tasvir edilen hayat ve idealize edilmiş olan şahıslar şairin kendi devrinden evvelki bir zamana aittir. Yusuf, ideal fertlerden teşekkül eden cemiyet ve devleti gözünde canlandırır. Sonra kendi devrinden acı acı şikayet eder. Eserinde, büyük meziyet olarak gösterdiği hareket ve düşüncelerin kalmadığını söylemektedir. Eser, şairin tasavvur ettiği ideal bir hayatı işlemesine rağmen, gerçeğin içinde dolaşır. Hatta Türk Edebiyatı içinde bir tiyatro eseri hüviyetine bürünür. Eserde saadet ve ikbali (kut) temsil eden vezir Aytoldu ile aklı (ukuş) temsil eden Ögdülmiş’in şahıslarında şairin kendisini tasvir etmiş olması mümkündür.

    Türk yazı diline hakkıyla hakim ve inceliklerine vakıf olan şair Uygur Türklerinin an’anesini devam ve inkişaf ettirerek, Türk Milletinin hayatına geniş yer vermiştir. Böyle olmakla birlikte Yusuf Has Hacib zaman zaman tecrübelere yönelir. Tecrübeli yiğitlerin, büyüklerin, milleti düşünenlerin düşüncelerine eserinde yer verir ve bu sözlerin yabana atılamayacağından bahseder. Hatta müdafaa ettiği fikri buna benzer sözlerin eşiğine getirerek, atasözlerine, değer verdiği tecrübeli kimselerin buyruk ve işaretlerine bırakır. Bunların içinde pekçok sözün kaynağının hadislere dayanması esere ayrı bir değer katar ve ilk İslami eser olan Kutadgu Bilig değerler bakımından İslamiyete dayanır. Böylece eser dünya ve ahiret saadetinin ancak bu şekilde bulunacağı fikrini işler. Yusuf Has Hacip, bu yönü ile ilk Türk eğitimcileri arasına girmeye de hak kazanmaktadır. Zaten Kutadgu Bilig; dünya ve ahiret saadetini gösteren bilgi demektir.

    Yusuf Has Hacib, İslam sanatkarlarını örnek tutarak, aruz vezni kullanmıştır. Eser; Şehname vezni olarak bilinen; Fe’ulün, fe’ulün, fe’ulün, fe’ul vezninde yazılmıştır. Şair bu vezni pürüzsüz bir şekilde kullanmıştır.

    Muhteva bakımından ise Kutadgu Bilig; sahnesiz bir tiyatro eseri görünüşündedir. Hükümdar Küntogdı’nın, akibeti temsil eden Odgurmuş ile görüştükten sonra, dünyadaki hayatın esasını kavrayarak üzerindeki yükü taşımak istemediğini aklı temsil eden Ögdülmiş’e söylemesi üzerine; Ögdülmiş hükümdara yapacağı işleri hatırlatır. Ve ona iyi ad kazanmak için yeni iş sahası gösterir. Eserin başında “tevhid, naat, dört halifenin zikri ve yaz mevsiminin tasviri vardır. Bunlardan sonra Ulug Bugra Hanın medhiyesi yer alır. Bu şekli ile eser klasik tertib usulüne uygunluk gösterir.

    Kutadgu Bilig dört esas üzerine tanzim edilmiştir:

    1. Doğru kanun (köni töri); bunu Küntogdı (hükümdar),

    2. Saadet (kut); bunu Aytoldı (vezir),

    3. Akıl (ukuş); bunu Ögdülmiş (vezirin oğlu),

    4. Odgurmış (zahid) tarafından temsil edilmektedir.

    Bunlardan başka Aytoldı’nın Hacib ile buluşmasını temin eden Küsemiş, huzura kabulü sağlayan Hacib, arada hizmet gören oğlan, haber getiren Yumışçı ve zahidin yanında çalışan Kumarı da şahıslar kadrosu içinde yer alırlar. İnsanların iki dünyada ele geçirmek istedikleri saadet (Aytoldı) ile kainatın üzerine kurulduğu doğru kanun (Küntogdı) arasındaki karşılıklı konuşmalarda o devrin ferdi ve ictimai ahlak prensiplerine yer verilir. Küntogdı’nın akıl (Ögdülmiş) ile devam eden konuşmalarında ise cemiyet hayatının, bilgi nazariyesinin ve hayat görüşünün bütün meselelerine temas edilmektedir.

    Aytoldı’nın oğlu Ögdülmiş büyümüş, hükümdarın itibarını kazanarak babasının yerine vezir olmuştur. Şair, bu alim veziri hükümdarın yardımcısı olarak şahsi düşünce ve hareketlerinde de sahneye çıkarmaktadır. Ona devletin en yüksek müesseseleri hakkında konuşmak fırsatını da vermektedir. Eserde sırası ile hükümdar, vezir, kumandan, hacib, mabeyinci, sefir, sır katibi, hazinedar, aşçıbaşı, şarabdar mansıbları ve bunları işgal eden şahısların vasıf ve vazifeleri ayrı ayrı anlatılmaktadır. Hükümdar, vezir ve diğer memurlar şairin tasvir ettiği ideal bir durumda maddi ve manevi hayatı her bakımdan tanzim edilmiş bulunmakta ve ahali hükümdara dua etmektedir. Hükümdar ilerisini düşünerek Ögdülmiş gibi birini arıyor ve bununla müellif bütün zevkleri ile birlikte, dünyadan yüz çeviren aşırı bir zahid zümresi mümessilinin ortaya çıkmasını sağlıyor.

    Hükümdar, Zahid Odgurmış’a Vezir Ögdülmüş vasıtasıyla bir mektup gönderiyor. Ögdülmiş ile Odgurmış dünya ve ahiret meselelerinden konuşuyorlar. Bu konuşmalardan sonra Zahid tereddüd ediyor. Kendisinde; dünyada Müslümanlara hizmet etmekle ukbayı(ahireti) kazanmak fikri doğuyor. Fakat dünyanın ağır basan kusurları karşısında niyetinden vazgeçiyor. Hükümdarın ikinci mektubu üzerine şehre, insanlar arasına dönmeye razı oluyor. Ögdülmiş kendisine lazım olan bazı bilgileri veriyor. Fakat zahid, dünya sevgisini gönülden çıkarmadan ona Allah sevgisini sokmanın mümkün olmadığını ileri sürerek şehre gelmekten vazgeçiyor. Hükümdar, kendisini görmek için zahidin ayağına kadar geleceğini söyleyince Zahid, hükümdarın yanına gidiyor. Hükümdarla konuşurlar. Zahid en çok ömrün kısalığından ve ölümden bahseder. Hükümdar bu sözlerin tesiri altında kalarak dünyanın hiçliğini ve bu kadar yükü yüklenmenin manasız olduğunu düşünür.

    Ögdülmiş hükümdara, vazifesinin Allah tarafından verildiğini ve ye’se kapılmamasını söyleyerek onu iyilik yapmaya teşvik ediyor.

    Ögdülmiş ihtiyarlamaktadır. Tövbe etmek ve gönlünü temizlemek lüzumunu duymakta, kardeşi Zahid ile istişare etmek istemektedir. Odgurmış’ın hastalanması üzerine Ögdülmiş çağrılıyor. Odgurmış hastalık hakkında bir rüya görmüştür. Her ikisi bu rüyayı farklı tabir etmişlerdir. Odgurmış tekrar kendi görüşünü hülasa ediyor. Ögdülmüş hükümdarın da muvafakatı ile Zahid’in yanına gelmiştir. Fakat o çoktan ölmüştür. Bu durumda Ögdülmiş üzülmüş ve Zahid için matem tutmuş, yasına hükümdar da iştirak etmiştir.

    Şair en sonunda esere dönüyor. Bunun yazılış sebebini ve ehemmiyetini belirttikten sonra sözlerini dua ile bitiriyor.

    Kutadgu Bilig’in nüshaları: Eserin bugün bilinen üç nüshası vardır:

    1. Herat Nüshası: Kutadgu Bilig’in ilk bilinen nüshasıdır. Arap harfleri ile yazılmış bir nüshadan Uygur harflerine çevrilmiştir. Hicri 4 Muharrem 843 tarihinde istinsah edilmiştir. Bu nüsha Fatih Sultan Mehmed Han devrinde, Uygur katiblerinden Abdürrezzak Bahşı için Fenari oğlu Kadı Ali tarafından Tokat’tan İstanbul’a getirtilmiştir. Eserin bundan sonraki macerası karanlıktır.

    2. Fergana Nüshası: Kutadgu Bilig’in en önemli nüshasıdır. Nüshayı bulan Fitret, Maarif ve Okutguçı mecmuasında hakkında umumi bir bilgi vermiştir. Nerede, ne zaman ve kim tarafından, kimin için istinsah edilmiş olduğu belli değildir.

    3. Mısır Nüshası: Bu nüsha Kahire’de, Hidiv kütüphanesinin o zamanki müdürü Alman Moritz tarafından 1896 yılında bulunmuştur.

    Eser üzerinde yerli ve yabancı Türkologlar çalışmışlardır. Fakat en önemli çalışma Reşit Rahmeti Arat tarafından yapılmıştır. Prof. Dr. R.R. Arat; üç nüshanın karşılaştırmalı metnini 1947’de, metnin tercümesini 1959 yılında ölümünden önce yayınlamış; fakat ortaya çıkardığı fişlerle yaptığı çalışmaları ise ölümünden sonra Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Kemal Erarslan, Dr. Nuri Yüce ve Dr.O.F. Sertkaya’nın gayretleri ile ortaya çıkarılmıştır. Eserin 3. cildini meydana getiren bu indeks kısmı Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü tarafından 1979 yılında neşredilmiştir.

    Kutadgu Bilig tabiri onun muhtevasını da adeta dile getirmektedir. İnsana her iki dünyada gerçekten kutlu olmak,mutlu yaşamak için gerekli yolu göstermeyi amaçlayan bu kitap, aruz vezni ile yazılmıştır. Nazım şekli mesnevidir. Ancak pek az miktarda dörtlüklerde vardır.

    Kutadgu Biligin Karahanlılar çağının siyasi ve kültürel bakımdan önemli bir merhalesini temsil eder. Kutadgu Bilig,alegorik bir münazara karakterindedir. Münazaranın kahramanları dört kişiden ibaret olmakla beraber,genel olarak ağırlık noktalarını,iki kişi arasındaki konuşmalar temsil ve teşkil eder. Kutadgu Bilig,dil özellikleriyle olduğu kadar düşünce derinliği ve zevk inceliğiyle de yeni bir çığır açan şaheserlerdendir. Türk edebiyatında ondan daha eski manzum mesnevimiz yoktur. Türk dilini İslami ilk büyük abidesi olduğu nisbette,Türk edebiyatının da geçmişi geleceğe bağlayan güçlü bir kültür mirasıdır.

    Kutadgu Bilig, hem devlet teşkilatı,hem de toplumdaki fertler ve onların toplum içindeki mevkileri ve görevleriyle ilgilidir. Eserin temelinde kamil insan kavramı yatmaktadır. Özellikle insanı geliştiren ve güçlendiren faziletler dikkati çeker: Bilgi edinmek,okumak,güzel yazmak,çeşitli bilimlere vukuf,sevilen milli sporlara ve maharetlere değer vermek başta gelir. Kutadgu Biligde tasvir edilen hayat ve idealleştirilen kişiler,sadece şairin devrindeki hayat ve şahsiyetler değildir. Ondan çok daha önceki bir zamana aittir.

    Bir yönü ile bir nasihatname niteliğinde olan Kutadgu Bilig,başka yönü ile de bir siyasetname karakterindedir.

  2. Emeginize yüreginize saglik Allah hizmetlerinize zeval vermesin
    Türkü sevenler selam olsun. HUUU.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: