Arap Basını: Osmanlılar geri döndü


Arap basınında bugün Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelik nüfuz adımları ve ABD’nin Rusya ile buzları eriten “füze kalkanlarının durdurulması” kararı yer alıyor.

Arap basını bugün Avrupa Birliği yönünde pek ümitli olmayan Türkiye’nin Arap dünyasında büyük popülerite elde eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Ortadoğu’da eski nüfuzu tekrar elde etme girişimlerini ele alıyor. Türkiye’nin Mısır ve Suudi Arabistan tarafından kapıların yüzüne kapanmasının ardından şimdi Suriye kapısını giriş için denediği Suriye’nin de Türkiye’nin bölgedeki gücünü Mısır ve Suudi Arabistan’a tercih ettiği ifade ediliyor. 

Öte yandan Amerika’nın yeni başkanı Obama’nın Avrupa’nın ortasında füze kalkanları kurma projesinden vazgeçmesi Rusya ve İran için olumlu sinyal anlamı taşıdığı, Rusya’nın da bu olumlu adıma karşılık olumlu adım atması gerektiği ve iki tarafın bir araya gelerek dünyayı toplu imha silahlarından arındırma için çareler araması gerektiği belirtiliyor. Son olarak Kudüs’ün Siyonist işgali ve zulmünden kurtarılması için Arap-İslam dünyası uyanışa çağırılıyor. Amerikan elçisi Mitchell’in İsrail’i durdurmakta başarısız kaldığı işin üstesinden gelmesi gerekenin yine de İslam ümmeti olması gerektiği vurgulanıyor.

Londra’dan yayımlanan El-Kudsu’l Arabi gazetesi bugünkü ”Suriye Kapısından Geri Gelen Osmanlılar” başlığı altında şu ifadelere yer veriyor; ”geçtiğimiz iki gün içinde gerçekleşip iki ülke arasında stratejik anlaşmaya varılması ile sonuçlanan Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ın Türkiye gezisi, İran, Suriye ve Türkiye arasında bölgenin çehresini değiştirebilecek yeni bir siyasi, ekonomik ittifakın çekirdeğini oluşturdu. 

Suriye-Türkiye ittifakı siyasi ve iktisadi alanlarda stratejik ortaklığı, iki ülke vatandaşlarına vize uygulamasının kaldırılmasını ve yaklaşık yüz yıl önce İstanbul ile Hicaz’daki kutsal mekanları birbirine bağlayan eski Hac demiryolunun tekrar hayata geçirilmesini kapsıyor. Zira bu yol, 2012 yılında kullanıma hazır olacak. 

Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelimi iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Avrupa Birliği’ne üyeliğe oynamanın bazı Avrupalı ülkelerin ırkçılığı nedeniyle kötü bir bahis olduğunu anlamasının ve sadece Hıristiyan üyelerini kapsayan bu kulüpte Türkiye’nin İslami nüfuzundan ötürü hissettiği korkusunun ardından geldi. 

Türkler, özellikle Mısır ve Suudi Arabistan gibi diğer kapılar yüzlerine kapandıktan sonra Suriye kapısından Arap Bölgesi’ne dönebilmek için önlerinde güçlü bir fırsat olduğunu anladı. Türkler bu alanda şifrenin ”Filistin davası” olduğunu buldu. Hamas Hareketi ile yakın ilişkiler kurması, İsrail’in son Gazze saldırısına karşı güçlü muhalif bir konum alması bunu göstermektedir. Öyle ki bu konumlar Recep Tayyip Erdoğan’ı Araplar arasında en popüler Müslüman lider yaptı. Bu yılın başında düzenlenen Davos Ekonomik Forumundan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in yalanlarını protesto amacıyla çekilmesi popülerliğini daha da artırdı. Sayın Amru Musa da kendisi ile aynı masayı paylaşıyordu ancak koltuğunu terketmedi. 

Suriye-Türkiye yeni ittifakı yaklaşık 100 milyon kişiyi (75 milyon Türk, gerisi Suriyeli) kapsayacak. Böylece büyük bir iktisadi çarşı oluşturulacak. Bu durum ise Mısır ve Suudi Arabistanlılar’da; onlardan önce de İsrailliler’de endişe yaratmaktadır.

Kısacası Osmanlılar, Suriye kapısından kuvvetle bölgeye; hiç bir Arap projesi bulunmaması sebebiyle büyüyen boşluğu doldurmada rekabet için geri dönüyor.

AMERİKA’NIN RUSYA İLE BUZLARI ERİTEN KARARI

Suudi Arabistan’dan yayımlanan El-Vatan gazetesi bugünkü ”Amerika’nın Füze Kalkanı Projesinden Vazgeçmesinin Anlamları” başlıklı yorumunda şu ifadelere yer veriyor; ”Amerika’nın Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde füze kalkanı sistemi kurma prejesinden vazgeçmesi şüphesiz Rusya ve Amerika arasında, tartışmalara yol açan bu proje nedeniyle yeni bir soğuk savaşın eşiğine gelen ilişkilerde yeni bir aşamanın başlaması anlamına gelmektedir. Amerikan başkanı Barack Obama’nın bu plandan vazgeçtiğini ve İran tehditlerini yeniden değerlendirdikten sonra ölçülü bir projeyle değiştireceğini açıklaması Tahran’a, nükleer programı konusunda anlaşmazlık açısından aynı şekilde olumlu yaklaşmasını gerektiren olumlu sinyaller göndermektedir. 

Füze şemsiyesi nedeniyle Batı ile Moskova arasındaki ilişkilerde görülen gerginlik, Amerika’nın eski George Bush yönetimindeki şahinlerin Avrupa’nın ortasında mevkilere füze kalkanı dikmede ısrar etmesi gölgesinde iki taraf arasında uzaklaşmaya yol açtı. Moskova bunu milli güvenliğini tehdit eden hassas bir durum olarak değerlendirmiştir. 

Bu tür karşı karşıya gelmeler tüm dünyaya zarar vermekten başka birşeye yaramaz. Bu şekilde birçok ülke askeri güçlerini geliştirmeye çalışacaktır. Şu da bilinmelidir ki dünya üzerinde 30 silahlı çatışma görülmektedir. Rusya’daki siyasi liderlerden istenen Amerika’nın bu atağını yakalamak ve dünya barışını sağlamak için iyi niyeti göstermek adına bu yönde girişimlerde bulunmalarıdır. Aynı şekilde iki taraftan istenen bir diğer şey ise bu uzlaşma havasını toplu imha silahlarının ortadan kaldırılması için araştırmalar yönüne iletmek ki sonunda nihai gayeye; ölümcül silahların olmadığı bir dünyaya ulaşılmış olunsun. 

ARAP ve İSLAM ÜMMETİ UYANMALI

Ürdün’den yayımlanan El-Düstur gazetesi bugünkü ”Kudüs’ün Kurtarılması” başlıklı yorumunda şu ifadelere yer veriyor; ”Kudüs ve Filistin davası İsrail’in Amerikan elçisi George Mitchell’in görevinde tökezlemesi daha doğrusu başarısız kalması gölgesinde, kutsal şehrin Yahudileştirilmesini ve Filistin davasının ortadan kaldırılmasını hedefleyen tehlikeli saldırısına maruz kalıyor. Bu daSiyonist işgalcinin yerleşimi durdurmayı ve uluslararası yönetime itaati reddetmesinin ardından şehrin Yahudileştirilmeden kurtarılabilmesi, davanın kaybolmasının engellenmesi için Arapların acil olarak ve etkin bir şekilde harekete geçmelerini gerektiriyor. Namaz kılanlara karşı uyguladığı zorbalık, faziletli Ramazan ayında mübarek Aksa mescidinde namaz kılmalarını engellemesi ve tünel kazmaya devam etmesi camiyi ve vakıf binalarını yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

Kudüs ve Aksa, İsrail’in şehre, Müslümanların ve Hıristiyanların mukaddesatlarına Yahudileştirme ve şehrin çoğunluğu yahudi Tevrati bir şehre dönüştürülmesi hedefiyle sürekli saldırısı gölgesinde uzun tarihi boyunca görmediği kritik bir dönemden geçiyor. Camilerin yıkılması ve iddia edilen tapınağın yerine inşa edilmesi Arap ve İslam ümmetini düşmana karşı koymak, ilk kıble ve haremeyniş-şerifeyn’in üçüncüsünü korumak için sessizlik ve ortadan kaybolma hallerinden çıkmaya zorluyor. ”Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir.” (Enfal Suresi, 30).

Defne Bayrak / TİMETURK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: