Türk askeri Afganistan’a muharip güç olarak gidebili


Adaylığı Türkiye’de tartışmalara neden olan ve Başbakan Erdoğan’ın itirazı ile karşı karşıya kalan NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen yarın Ankara’da olacak. Bu, Rasmussen’in, ay başında işine başlamasından bu yana gerçekleştireceği ilk ziyaretlerden biri olacak. Bu da, kendi ifadesiyle, Türkiye’ye atfettiği önemi ortaya koyuyor. 
Erdoğan ile bir iftar yemeği de yiyecek olan Rasmussen, adaylığı sırasında yaşananlardan dolayı herhangi bir kırgınlık duymuyor. Aksine, Genel Sekreterliği’ne açıkça karşı çıkan ve sonunda bazı koşullarla ikna edilen Erdoğan ile son derece dostane ve samimi ilişkileri olduğunu vurguluyor. 
Ankara’nın kendisine dönük vetosunu kaldırması için yapılan pazarlığın ayrıntısına girmeyen Rasmussen, buna rağmen Türkiye’nin NATO’nun sivil ve askeri kanatlarında üst düzey görevler istediğini doğruluyor. 
Bunun meşru bir talep olduğunu, diğer müttefikleri bu konuda ikna etmek için elinden geleni yapacağını belirtiyor.
Brüksel’deki NATO karargâhında görüştüğümüz Rasmussen, Ankara’da ele almak istediği en önemli konulardan birinin, Türkiye’nin  Kıbrıs Rum kesiminin NATO’nun imkân ve olanaklarından yararlanmasına izin vermemesi meselesi olacağını hissettirdi.
Atina üzerinden Ankara’ya gelecek olan Rasmussen, bu sorun nedeniyle, Afganistan ile Balkanlardaki NATO askerlerinin tehlikeye sokulduğunu iddia etti. 
Rasmussen, Türkiye’nin Afganistan’a muharip güç göndermesi halinde, bunun bir din savaşı değil, teröre karşı bir savaş olduğu gerçeğinin daha iyi anlaşılacağını savundu. Türk askerinin Afganistan’a muharip güç olarak gitmesinden memnuniyet duyacaklarını belirtti. 
Rasmussen, buna karşın, Türkiye’den şu anda asıl beklentilerinin Afganistan’da yerli güçlerinin eğitimi olduğunu vurguladı. Rasmussen’e sorduğumuz sorular ve verdiği yanıtlar şöyle: 

Oybirliğiyle seçildim
Soru: Genel Sekreter olarak ilk resmi ziyaretlerinizden birini Türkiye’ye yapıyorsunuz. Üstelik ramazan sırasında geliyorsunuz. Genel Sekreter olarak seçilmeniz öncesindeki gelişmelerin ışığında, bu ziyaretle amaçladığınız nedir?
Rasmussen: Bu ziyareti dört gözle bekliyorum, çünkü, Türkiye’yi çok büyük ve önemli bir müttefik olarak görüyorum. Genel Sekreter olarak görevim sırasında Türkiye ile ilişkilerimizi çok önemseyeceğim ve bunlara öncelik vereceğim. Zaten, belirttiğiniz gibi, ilk ziyaretlerimden biri olması da bunun altını çiziyor. 
Soru: Ancak, Türkiye Genel Sekreterliğinize karşıydı. Fakat, sonunda müttefiklerin ağırlıklı tercihi olarak seçildiniz. Karikatür krizi çerçevesindeki gelişmeler de hesaba katıldığında, İslam âlemi ile Batı arasındaki uçurumun giderilmesi için ne yapacaksınız?
Rasmussen: Küçük bir düzeltmede bulunayım. NATO’da “ağırlıklı çoğunluk” tarafından değil, oybirliği ile seçildim. Yani, Türkiye’nin de onayını aldım. Şunun altını çizmek isterim. Akdeniz diyaloğuna dahil olan müttefiklerimizle, medeniyetler arası uzlaşıyı öngören “İstanbul İşbirliği İnisiyatifi” çerçevesinde, çok yakın ilişki içinde olmayı umuyorum. 
Bunun sorumlu olduğumuz bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, iş başına gelir gelmez söz konusu müttefiklerin büyükelçilerini, bu ilişkileri daha nasıl geliştirebileceğimizi konuşmak üzere, davet ettim. 

Temsil eşit olmalı
Soru: Genel Sekreterliğinize itirazını kaldırması için Türkiye ile bir anlaşmaya varıldığı söylendi. Başbakan Erdoğan da bunların maddelerini açıkladı. Bunun bir maddesi de yardımcılarınızdan birisinin Türk olmasıydı. Oysa, bunun olmadığını görüyoruz. Böyle bir söz gerçekten verildi mi? Verildiyse niçin tutulamadı?
Rasmussen: Bu konunun ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak, şu kadarını söyleyebilirim. Bir anlaşmaya vardık ve bunun uygulanması için elimden geleni yapmaya çalışacağım. Türkiye’nin bu çerçevede dile getirdiği konu da meşrudur. 
Ben de ittifaka mensup ülkelerin NATO karargâhında ve ittifakın askeri yapılarında eşit düzeyde temsil edilmeleri gerektiğine inanıyorum. 
Bu aynı zamanda ittifak için ortaya koyacağım reform gündeminin bir maddesidir. Bunun için de tüm müttefiklerin desteğine güveniyorum. Bilindiği gibi, NATO’da kararlar oybirliğiyle alınıyor. Onun için bu desteğe ihtiyacım var. 
Soru: Ziyaretiniz sırasında Erdoğan ile iftar yemeğinde buluşacaksınız. Tüm yaşananlardan sonra aranız nasıl? Herhangi bir kırgınlık var mı?
Rasmussen: Adaylığı Türkiye’de tartışmalara neden olan ve Başbakan Erdoğan’ın itirazı ile karşı karşıya kalan NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen yarın Ankara’da olacak. Bu, Rasmussen’in, ay başında işine başlamasından bu yana gerçekleştireceği ilk ziyaretlerden biri olacak. Bu da, kendi ifadesiyle, Türkiye’ye atfettiği önemi ortaya koyuyor. 
Erdoğan ile bir iftar yemeği de yiyecek olan Rasmussen, adaylığı sırasında yaşananlardan dolayı herhangi bir kırgınlık duymuyor. Aksine, Genel Sekreterliği’ne açıkça karşı çıkan ve sonunda bazı koşullarla ikna edilen Erdoğan ile son derece dostane ve samimi ilişkileri olduğunu vurguluyor. 
Ankara’nın kendisine dönük vetosunu kaldırması için yapılan pazarlığın ayrıntısına girmeyen Rasmussen, buna rağmen Türkiye’nin NATO’nun sivil ve askeri kanatlarında üst düzey görevler istediğini doğruluyor. 
Bunun meşru bir talep olduğunu, diğer müttefikleri bu konuda ikna etmek için elinden geleni yapacağını belirtiyor.
Brüksel’deki NATO karargâhında görüştüğümüz Rasmussen, Ankara’da ele almak istediği en önemli konulardan birinin, Türkiye’nin  Kıbrıs Rum kesiminin NATO’nun imkân ve olanaklarından yararlanmasına izin vermemesi meselesi olacağını hissettirdi. 
Atina üzerinden Ankara’ya gelecek olan Rasmussen, bu sorun nedeniyle, Afganistan ile Balkanlardaki NATO askerlerinin tehlikeye sokulduğunu iddia etti. 
Rasmussen, Türkiye’nin Afganistan’a muharip güç göndermesi halinde, bunun bir din savaşı değil, teröre karşı bir savaş olduğu gerçeğinin daha iyi anlaşılacağını savundu. Türk askerinin Afganistan’a muharip güç olarak gitmesinden memnuniyet duyacaklarını belirtti. 
Rasmussen, buna karşın, Türkiye’den şu anda asıl beklentilerinin Afganistan’da yerli güçlerinin eğitimi olduğunu vurguladı. Rasmussen’e sorduğumuz sorular ve verdiği yanıtlar şöyle: 
Oybirliğiyle seçildim
Soru: Genel Sekreter olarak ilk resmi ziyaretlerinizden birini Türkiye’ye yapıyorsunuz. Üstelik ramazan sırasında geliyorsunuz. Genel Sekreter olarak seçilmeniz öncesindeki gelişmelerin ışığında, bu ziyaretle amaçladığınız nedir? 
Rasmussen: Bu ziyareti dört gözle bekliyorum, çünkü, Türkiye’yi çok büyük ve önemli bir müttefik olarak görüyorum. Genel Sekreter olarak görevim sırasında Türkiye ile ilişkilerimizi çok önemseyeceğim ve bunlara öncelik vereceğim. Zaten, belirttiğiniz gibi, ilk ziyaretlerimden biri olması da bunun altını çiziyor. 
Soru: Ancak, Türkiye Genel Sekreterliğinize karşıydı. Fakat, sonunda müttefiklerin ağırlıklı tercihi olarak seçildiniz. Karikatür krizi çerçevesindeki gelişmeler de hesaba katıldığında, İslam âlemi ile Batı arasındaki uçurumun giderilmesi için ne yapacaksınız?
Rasmussen: Küçük bir düzeltmede bulunayım. NATO’da “ağırlıklı çoğunluk” tarafından değil, oybirliği ile seçildim. Yani, Türkiye’nin de onayını aldım. Şunun altını çizmek isterim. Akdeniz diyaloğuna dahil olan müttefiklerimizle, medeniyetler arası uzlaşıyı öngören “İstanbul İşbirliği İnisiyatifi” çerçevesinde, çok yakın ilişki içinde olmayı umuyorum. 
Bunun sorumlu olduğumuz bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, iş başına gelir gelmez söz konusu müttefiklerin büyükelçilerini, bu ilişkileri daha nasıl geliştirebileceğimizi konuşmak üzere, davet ettim. 
Temsil eşit olmalı
Soru: Genel Sekreterliğinize itirazını kaldırması için Türkiye ile bir anlaşmaya varıldığı söylendi. Başbakan Erdoğan da bunların maddelerini açıkladı. Bunun bir maddesi de yardımcılarınızdan birisinin Türk olmasıydı. Oysa, bunun olmadığını görüyoruz. Böyle bir söz gerçekten verildi mi? Verildiyse niçin tutulamadı?
Rasmussen: Bu konunun ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak, şu kadarını söyleyebilirim. Bir anlaşmaya vardık ve bunun uygulanması için elimden geleni yapmaya çalışacağım. Türkiye’nin bu çerçevede dile getirdiği konu da meşrudur. 
Ben de ittifaka mensup ülkelerin NATO karargâhında ve ittifakın askeri yapılarında eşit düzeyde temsil edilmeleri gerektiğine inanıyorum. 
Bu aynı zamanda ittifak için ortaya koyacağım reform gündeminin bir maddesidir. Bunun için de tüm müttefiklerin desteğine güveniyorum. Bilindiği gibi, NATO’da kararlar oybirliğiyle alınıyor. Onun için bu desteğe ihtiyacım var. 
Soru: Ziyaretiniz sırasında Erdoğan ile iftar yemeğinde buluşacaksınız. Tüm yaşananlardan sonra aranız nasıl? Herhangi bir kırgınlık var mı?
Rasmussen: Kendisiyle çok iyi bir ilişkim var. Geçmişte bazı konularda görüş farklılıkları yaşanmış olsa bile, bunların son derece dostane ilişkiler olduğunu söyleyebilirim.

ROJ TV sorunu
Soru: Artık, NATO Genel Sekreteri olduğunuza göre, NATO da kendisini terörizmle mücadeleye verdiğine göre, Türkiye’deki görüşmelerde ROJ TV meselesinin gündeme gelmesini bekliyor musunuz?
Rasmussen: Terörizm konusunu kesinlikle görüşeceğiz. Terörizme karşı mücadelenin ana önceliğim olduğunu vurgulamak isterim. Ancak, görüşmelerimizde, ana temalardan birinin ROJ TV olmasını beklemiyorum. Çünkü, NATO Genel Sekreteri olarak o işin başında değilim. 
Soru: Fakat, terörizmle ilgili olduğunuz için, bu konuda bir görüşünüz mutlaka vardır.
Rasmussen: Danimarka’da hükümette kim olursa olsun, ister bu kanal, ister başka kanal olsun, ülkenin yasalarına aykırı davranırlarsa gerekli olan tüm yasal adımlar atılacaktır. 
Türkiye ve Afganistan
Soru: Afganistan’a dönersek, iş başına geldikten sonra ilk ziyaret ettiğiniz yer orası oldu. TSK’nın orada geçmişte olduğu gibi bugün de önemli görevler üstlendiği biliniyor. Sizin için en öncelikli konu olduğuna göre, bu çerçevede Türkiye’den beklentiniz tam olarak nedir? 
Rasmussen: Türkiye’nin hem siyasi, hem de askeri açıdan Afganistan’da yaşanan sorunların çözülmesinde kilit bir rol oynayabileceğini düşünüyorum. Siyasi açıdan bakıldığında, Türkiye’nin hem Afganistan, hem de Pakistan hükümetleriyle iyi ilişkiler var. 
Türk hükümetinin, bu iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için çok önemli katkıları olabileceğine inanıyorum. 
Askeri açıdan baktığımızda, bütün müttefiklerin daha fazla katkıda bulunmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçevede bir NATO eğitim misyonunun oluşturulmasının önemini vurgulamak isterim. Asıl amacımız güvenlikle ilgili sorumlulukların büyük ölçüde NATO’dan Afganistan’a transfer edilmesi olmalıdır. 
Bunun için Afganistan güvenlik güçlerinin kapasitesini arttırmamız gerekiyor. Burada hem ordudan hem de polisten söz ediyorum. Bunun için de daha fazla eğitmene ihtiyacımız var. İşte Türkiye’nin bu konudaki katkılarını görmek istiyorum.

Öncelik terör
Afganistan’ın teröristler için güvenli bölge haline gelmesine izin veremeyiz. Çünkü bunun olması halinde aşırıcılık, Orta Asya’dan başlamak üzere hızla Avrupa’ya yayılacaktır, ki Türkiye’yi de buna dahil ediyorum. Türkiye bu kesimden gelen ciddi terör saldırılarıyla zaten karşı karşıya kaldı. Türkiye, terörizmin ne anlama geldiğini bilen bir ülke. Onun için Afganistan’daki çabaların artırılması Türkiye açısından da önemli bir öncelik olmalı. 
Soru: Müttefiklerden Afganistan için daha fazla muharip güç istiyorsunuz. Türkiye buna soğuk bakıyor ve Müslüman unsurlara karşı çarpışmanın içerde ve dışarıda yaratacağı siyasi sıkıntıları hesaplıyor. Buna rağmen, ziyaretiniz sırasında, Türkiye’den Afganistan için muharip güç isteyecek misiniz?
Rasmussen: Bu göreve nasıl katkıda bulunacaklarına dair kararı müttefikler verecektir. Ben de buna saygı göstermek durumundayım. Ancak, güçlü askeri katkıya olan ihtiyacımızı da vurgulamak isterim. Bu arada Türkiye’nin muharip güç sağlaması konusunda söylediklerinize farklı bir açıdan bakmak da mümkün. 
Müslüman olan askerlerin muharebe görevleri üstlenmeleri, bunun din ile ilgili bir konu değil, terörizmle mücadele olduğu gerçeğinin altını çizer. Türkiye’nin de terörle mücadele konusuna odaklı bir ülke olduğunu düşünüyorum. 
Soru: Özetle, Türkiye muharip güç gönderirse bu NATO’da memnuniyet yaratır diyorsunuz.
Rasmussen: Çok büyük memnuniyet yaratır. Kendisiyle çok iyi bir ilişkim var. Geçmişte bazı konularda görüş farklılıkları yaşanmış olsa bile, bunların son derece dostane ilişkiler olduğunu söyleyebilirim.  

ROJ TV sorunu
Soru: Artık, NATO Genel Sekreteri olduğunuza göre, NATO da kendisini terörizmle mücadeleye verdiğine göre, Türkiye’deki görüşmelerde ROJ TV meselesinin gündeme gelmesini bekliyor musunuz?
Rasmussen: Terörizm konusunu kesinlikle görüşeceğiz. Terörizme karşı mücadelenin ana önceliğim olduğunu vurgulamak isterim. Ancak, görüşmelerimizde, ana temalardan birinin ROJ TV olmasını beklemiyorum. Çünkü, NATO Genel Sekreteri olarak o işin başında değilim. 
Soru: Fakat, terörizmle ilgili olduğunuz için, bu konuda bir görüşünüz mutlaka vardır.
Rasmussen: Danimarka’da hükümette kim olursa olsun, ister bu kanal, ister başka kanal olsun, ülkenin yasalarına aykırı davranırlarsa gerekli olan tüm yasal adımlar atılacaktır. 

Türkiye ve Afganistan
Soru: Afganistan’a dönersek, iş başına geldikten sonra ilk ziyaret ettiğiniz yer orası oldu. TSK’nın orada geçmişte olduğu gibi bugün de önemli görevler üstlendiği biliniyor. Sizin için en öncelikli konu olduğuna göre, bu çerçevede Türkiye’den beklentiniz tam olarak nedir?
Rasmussen: Türkiye’nin hem siyasi, hem de askeri açıdan Afganistan’da yaşanan sorunların çözülmesinde kilit bir rol oynayabileceğini düşünüyorum. Siyasi açıdan bakıldığında, Türkiye’nin hem Afganistan, hem de Pakistan hükümetleriyle iyi ilişkiler var. 
Türk hükümetinin, bu iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için çok önemli katkıları olabileceğine inanıyorum. 
Askeri açıdan baktığımızda, bütün müttefiklerin daha fazla katkıda bulunmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçevede bir NATO eğitim misyonunun oluşturulmasının önemini vurgulamak isterim. Asıl amacımız güvenlikle ilgili sorumlulukların büyük ölçüde NATO’dan Afganistan’a transfer edilmesi olmalıdır. 
Bunun için Afganistan güvenlik güçlerinin kapasitesini arttırmamız gerekiyor. Burada hem ordudan hem de polisten söz ediyorum. Bunun için de daha fazla eğitmene ihtiyacımız var. İşte Türkiye’nin bu konudaki katkılarını görmek istiyorum. 

Öncelik terör
Afganistan’ın teröristler için güvenli bölge haline gelmesine izin veremeyiz. Çünkü bunun olması halinde aşırıcılık, Orta Asya’dan başlamak üzere hızla Avrupa’ya yayılacaktır, ki Türkiye’yi de buna dahil ediyorum. Türkiye bu kesimden gelen ciddi terör saldırılarıyla zaten karşı karşıya kaldı. Türkiye, terörizmin ne anlama geldiğini bilen bir ülke. Onun için Afganistan’daki çabaların artırılması Türkiye açısından da önemli bir öncelik olmalı. 
Soru: Müttefiklerden Afganistan için daha fazla muharip güç istiyorsunuz. Türkiye buna soğuk bakıyor ve Müslüman unsurlara karşı çarpışmanın içerde ve dışarıda yaratacağı siyasi sıkıntıları hesaplıyor. Buna rağmen, ziyaretiniz sırasında, Türkiye’den Afganistan için muharip güç isteyecek misiniz?
Rasmussen: Bu göreve nasıl katkıda bulunacaklarına dair kararı müttefikler verecektir. Ben de buna saygı göstermek durumundayım. Ancak, güçlü askeri katkıya olan ihtiyacımızı da vurgulamak isterim. Bu arada Türkiye’nin muharip güç sağlaması konusunda söylediklerinize farklı bir açıdan bakmak da mümkün. 
Müslüman olan askerlerin muharebe görevleri üstlenmeleri, bunun din ile ilgili bir konu değil, terörizmle mücadele olduğu gerçeğinin altını çizer. Türkiye’nin de terörle mücadele konusuna odaklı bir ülke olduğunu düşünüyorum. 
Soru: Özetle, Türkiye muharip güç gönderirse bu NATO’da memnuniyet yaratır diyorsunuz.
Rasmussen: Çok büyük memnuniyet yaratır.

Üyelik müzakerelerinde ilerleme görmek isterim
Soru: AB şapkanızla Türkiye’ye baktınız. Şimdi NATO şapkasıyla bakıyorsunuz. Danimarka’nın Türkiye’nin AB üyeliğine pek de sıcak bakmadığına dair yaygın bir kanı var. NATO Genel Sekreteri olarak, Türkiye’nin ittifaka olan önemini daha iyi görecek konumdasınız. Bu AB üyeliği konusundaki görüşlerinizi nasıl etkiliyor?
Rasmussen: Size, bazı hatırlatmalarda bulunmak isterim. Danimarka başbakanıyken Türkiye’nin diğer tüm AB adayları ile eşit muamele görmesi gerektiğini savundum. Sonunda 1999’da Türkiye’nin adaylığı kabul edildi. Danimarka’nın pozisyonu değişmiş değildir. Ben şahsen üyelik müzakerelerinde ilerleme görmek isterim. 
NATO Genel Sekreteri olarak baktığımda da Türkiye’yi sadece büyük ve önemli bir müttefik olarak değil, aynı zamanda Avrupa ile Orta Asya ve Ortadoğu arasında çok önemli bir stratejik köprü olarak görüyorum. 
Onun için günümüz dünyasında olduğu gibi, geleceğin dünyasında da Türkiye’nin çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum.


Türkiye,  Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği için adaylığına soğuk yaklaşmış, daha sonra bazı “pazarlıklar” sonucunda itirazını kaldırmıştı.

Kıbrıs sorunu askerimiz için tehlike doğuruyor
Soru: NATO çevreleri Türkiye’nin Rum kesimine karşı uyguladığı ambargonun ittifaka zarar verdiğini iddia ediyor. Peki 35 yıldır süren ve çözümü hiç de kolay olmayan bu konuda nasıl başarılı olmayı umuyorsunuz?
Rasmussen: Haklısınız, öncelikli konularımdan biri de bu. Çok zor bir konu. Ancak, sorunu çözmek için çabalarımızı arttırmalıyız. Çünkü, bu mesele hem ittifak içinde sorun yaratıyor, hem de NATO’nun AB ile işbirliği açısından absürt sonuçlara yol açıyor. Bir örnek vereyim: Bu anlaşmazlık nedeniyle, Afganistan’da NATO’nun askeri güçleri ile AB’ye bağlı polis gücü arasında bir düzenlemeye gidemiyoruz. Bu da personelimizi tehlikeye sokuyor. 
Onları terörist saldırılara karşı korumamız gerekiyor. Bu nedenle bir güvenlik düzenlemesine gitmemiz gerekiyor, ama bu sorun yüzünden yapamıyoruz. 
Hiçbir sorumlu politikacının bu tür düzenlemeyi bloke etmek istediğini sanmıyorum. Ama, günün sonunda işin absürt sonucu bu oluyor. Onun için bunun zor bir konu olduğunu biliyorum. Şu an itibariyle nasıl çözeceğimi de bilmiyorum. Ancak, bunu aşmamız için hem Başbakan Karamanlis, hem de Başbakan Erdoğan ile görüşüp kendilerinden ellerinden geleni yapmalarını isteyeceğim. 

Taraflar geniş bakmalı
Soru: Türkiye’nin NATO’daki vetosu, Rumların AB çerçevesindeki vetolarıyla ilintili. Rumlar ikna edilebilirse Türkiye de esnek davranacaktır.
Rasmussen: Bütün argümanları biliyorum. Ayrıca, tarafların pozisyonlarının hepsini biliyorum. Sadece şunu belirtiyorum: Günümüz dünyasında bu anlaşmazlığın absürt sonuçları oluyor. İnsanlar bunu bilselerdi, bunları kabul etmezlerdi. Sorumlu politikacıların, aslında basit olan bu sorunun çözülmesine ve NATO ile AB arasında olumlu ilişkiler için gerekeni yapmaları gerektiğini düşünüyorum.

Soru: Diyorsunuz ki, Türkiye bu konuya daha geniş açıdan bakmalı, çünkü, sonuçta Afganistan’da kendi askerlerinin güvenliği de söz konusu.
Rasmussen: Sadece Afganistan’da değil. Balkanlar’da da, AB ile NATO güçlerinin yan yana yürüttükleri operasyonlar için gereken düzenlemelerde sorunlar yaşıyoruz. Tüm tarafları meseleye daha geniş açıdan bakmaya davet ediyorum.

Türk vetosu ve aşılamayan sorun
NATO ile AB arasında güvenlik alanındaki ilişkiler giderek derinleşiyor. Bu  ilişkinin en sorunlu boyutunu ise Türkiye’nin, Rum Kesimi’nin NATO imkân ve olanaklarından yararlanmasına izin vermemesi oluşturuyor. Türkiye konuya üzerinde anlaşmaya varılan belgeler temelinde yaklaşırken, Rum Kesimi, AB üyesi olmasının avantajını kullanmak istiyor. Rum kesiminin de yer almak istediği NATO -AB kurumsal işbirliğinde, Türkiye’nin vetosu nedeniyle bazı sorunlar yaşanıyor. NATO’da tüm kararlar oybirliğiyle alındığı için son dönemde Türkiye’nin vetosu yüzünden NATO ve AB askerlerinin hayatlarının tehlikeye atıldığı tezi işleniyor.

Semih İdiz – Milliyet

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: