Avrupa’nın Afganistan çıkmazı


imageAvrupa kanalları Kabil’den yaptıkları canlı yayında artık Afganistan’ın bir iç savaşın eşiğinde olduğunu söylüyorlardı.

Haftalardır konuşulan Afganistan seçimleri artık geride kaldı. Sonuçlarını Eylül ayında öğreneceğiz. Perşembe akşamı televizyon kanalları Kabil’den yaptıkları canlı yayınlarla bölgede yaşananları seyircilerine duyururken Afganistan’ın bir iç savaşın eşiğinde olduğunu da belirtiyorlardı. 2004 seçimleri ile mukayeseler yapılıyor katılımın bir önceki seçimlere bakarak çok daha altta olduğu konusunda hem fikirler. NATO ittifakı içinde yer alan ülkelerin önemli bir kısmı Afganistan’da asker bulunduruyor bu sebepten bu haberlerin avrupalı seyircinin üzerinde olumlu bir etki yapmadığı kesin. 

Alman siyaset bilimci Klaus Bechman Avrupa’da Afganistan’dan gelen haberlere dönük her hangi bir sansürün uygulanmıyor olmasını uzun vadede NATO ittifakı içinde yer alan AB ülklerinin kamuoylarında olumsuz bir etki oluşturacağının altını çiziyor. Bu noktada İsrail’in ve ABD’nin uyguladığı sansürün bir benzerinin AB’de de uygulanması gerektiğini ifade ediyor. Her hangi bir sansürün bu saatten sonra uygulanması zor görünüyor. Bağımsız haber servislerinin geçtiği haber kanallarında da yaşananlara ilişkin bir fikir edinmek mümkün. 

Afganistan’da yer alan Avrupalı askerlerin öncelikli görevinin ülkenin yeniden inşaası olduğu iktidarlarca sık sık ifade edilen birinci sebep, tabii bir savaşın içinde yer aldıklarını söylemekten çekiniyorlar ancak gelinen nokta da bunun gizlenmesi her geçen gün zor görünüyor. Savaş kelimesinin akıllarda canlandıracağı etkiden çekiniliyor. Özellikle Almanya gibi sadece inşaa faaliyetinde bulunmak üzere oraya asker gönderdiğini kamuoyuna duyuran devletler için savaş sözü toplum nezdinde olumlanması güç bir durum. 

Bölgeden gelen haberler bu noktada da AB’nin soft power’inin sonuç vermediğini de gösteriyor. Avrupa’nın askeri gücün dışında farklı mekanizmalarla etkisi altına almaya çalıştığı Afganistan’da tam bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Hayal kırıklığının belki de başlıca sebebi başkent Kabil’in dışına çıkamamaları. Hedeflediklerine ulaşmak için çıkmaları gerekiyor bunun içinde Amerikan-İngiliz askerlerinin yardımına ihtiyaçları var. NATO güçleri için geçerli olanlar Afganistan’da görev yapan diğer uluslararası örgüt veya kuruluşlar için de geçerli. BM kalkınma programının sınırlı şekilde yürütülmesi de aynı sebepten dolayı. 

Tabii, AB ülkelerinin Afganistan’ın inşaası için söz verdikleri yardımlarda bir türlü ulaşmıyor. Bu güne kadar İngiltere, Almanya ve AB Komisyonu yüz milyon avroluk bir yardımda bulundular. Diğer söz verenler , söz vermelerine rağmen, Afrika’ya veya Latin Amerika’ya verdikleri yardımların çok daha altında yardımlarla destek çıktılar. İnşaa sadece maddi değil tabii devletin inşaası da gerekiyor. Afgan polis teşkilatının oluşturulmasının ötesinde AB’nin yaptığı pek birşey olmadı. 

AB’nin soft power’ünün Afganistan’da oluşan hayal kırıklığı karşısında sihirini kaybettiğini söylemek mümkün. Bu güne kadar bu yoldan önemli kazanımlar elde eden AB’nin Afganistan’da çıkmaza girdiğini söyleye biliriz. Edward Burke (uluslararası ilişkiler uzmanı) El Pais gazetesi’ne verdiği söyleşide NATO’nun Afganistan’da ki varlığının ülkenin inşaasına yardımcı olmak üzere olduğu sözünün retorikten başka birşey olmadığının ve Avrupa’nın soft power’den hard power’e doğru kaymasının gerekli olduğunun da altını çiziyor. 

Amerika’da durum Avrupa’dan çok farklı değil, CNN-Opinion Research Corp. ‘un Ağustos ayında hazırladığı ankete göre halkın yüzde 54’ü Afganistan savaşına karşı çıkarken, yüzde 41’i savaşı destekliyor. Karşı çıkanların temel gerekçesi ekonomik kriz. Bu yükselen hayır cephesi karşısında ABD Başkanı Obama’nın 17 Ağustos günü yaptığı açıklama önemli çünki Bushvari izler taşıyordu : “tercih sonucu bu savaşta yer almıyoruz , zorunluluk ile sürdürdüğümüz bir savaş” diyor ve ekliyor “ABD’ye 11 Eylül’de saldıranlar yeniden saldırmaya hazırlanıyor”. Aslında Obama eski NATO başkomutanı Wesley Clark’ın Pazartesi New York Daily News gazetesi’nde yayımlanan makalesinden ifade ettiği tavsiyelere kulak vermiş görünüyor. Clark maklesinde “çok fazla gerekçe ileri sürerek Amerikalıların kafalarını karıştırmamak gerekiyor” diyor ve ekliyor:” Afganlılara demokrasi getirmek için orada değiliz !” 

AB’nin soft power’ü veya daha farklı bir tabirle civilian power’den hard power’e geçmesi şuan için mümkün görünmüyor. Bunun başlıca sebebi NATO ittifakı içinde yer alan AB ülkelerinin önemli bir kısmında bu inşaa programı çerçevesinde Afganistan’da bulunan askerlerin bulunmasından dahi rahatsızlık duyan bir kamuoyunun bulunması. Bulunma gerekçesini “insani” temellere dayandıran AB ülkelerinin bunu kırması da zor görünüyor. Zaten Amerikan yönetiminin baskıları sonucunda katılan Avrupa’nın içine düştüğü çıkmazdan kurtulmak için aklından geçirdiği kısa vadede prefabrik bir devletin temellerini atıp Afganistan’da daha fazla yara almadan çekilmek olabilir.

Sinan Özdemir


Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: