“Büyük Afganistan Projesi” ve Pakistan


Taliban üzerinden Afganistan üzerinden uygulamaya konulan “Büyük Proje” de ikinci safhaya geçilmiş durumda. Pakistan’da yaşanan son gelişmeler bunun en somut göstergesi. Süreç adeta bölge içi dinamiklerin kontrolünden çıkmaya başlamış durumda. Çatışan tarafların birbirlerine yaklaşımları ve üçüncü tarafların oynadığı rol, bu yangının sadece Afganistan ve Pakistan boyutuyla sınırlı kalmayacağını bizlere gösteriyor.

ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın daha başkan seçilmeden önce, seçim döneminde dış politikasında bir öncelik olarak Afganistan’ı işaret etmesiyle ortaya çıkan bu yeni durum, zaten Washington’un Afganistan üzerinden yeni küresel hesabı olarak algılanmakta gecikmemiş ve tüm dikkatlerin yeniden bu bölgeye odaklanmasını sağlamıştı.

Dolayısıyla, son yaşananları bir sürpriz gelişme olarak adlandırmak, “sürpriz”in kendisine büyük haksızlık olacaktır.

Nitekim Irak bağlamında yaşanan son gelişmelerle birlikte ABD dış politikasında öncelikler bağlamında yaşanan rota değişikliği ve bunun somut bir göstergesi olarak Irak’tan Afganistan’a doğru gerçekleşen kuvvet kaydırmaları, bugün itibarıyla bölgede yeni düzenlemeleri ve yapılanmaları da beraberinde getirmeye başlamış durumda.

Diğer bir ifadeyle Avrasya boyutunda yoğunluk kazanmaya başlayan “Yeni Büyük Oyun”, küresel bağlamda yeni bir denklemin kurulma sürecini de gündeme taşımış bulunmaktadır.

Bu kapsamda ABD’nin Irak sonrası niçin Afganistan’a yöneldiği sorusu, Afganistan üzerinden Avrasya’ya dönük hedefleri ve bunun bölge üzerindeki olası yansımaları ile ilgili olarak bölge güçlerinin ortaya koyduğu bir takım öngörüler, yeni süreçle ilgili temel parametreleri de ortaya koymakta.

Bu güçler arasında özellikle Rusya’nın mevcut tutumu, algılamaları, ortaya koyduğu tepki ve bunun gelecekte alacağı boyut, kaçınılmaz olarak sürecin geleceği açısından büyük bir önem arz ediyor.

Dolayısıyla, Avrasya’nın, diğer bir ifadeyle Yeni Büyük Oyun’un kalbi konumunda bulunan Afganistan, bir anlamda önümüzdeki sürecin şekilleneceği alan olacak.

Nasıl mı?

Cevabı “Büyük Afganistan Projesi”nde saklı…

Büyük Ortadoğu Projesi’nde büyük bir hayal kırıklığı ve hezimet yaşayan ABD’nin şimdiki gözdesi “Büyük Afganistan Projesi”. Afganistan politikasını radikal bir biçimde değiştirmeye başladığının sinyallerini veren Pentagon, aynen 11 Eylül öncesi yaşanan ara dönemde olduğu üzere Afganistan’daki Taliban vb. güçlerle yeni bir dönemi başlatmak ve böylece Taliban ile güç ve zaman kaybedeceğine, tam aksine onlarla işbirliği yaparak bölgedeki asıl hedeflerine ulaşmak istiyor.

Diğer bir ifadeyle ABD, liderliğini Taliban’ın yapacağı “Büyük Afgan İslam Cumhuriyeti” ile bölgede istikrarsızlık yaratmayı hedefliyor. ABD, Taliban’ın başında bulunduğu bir Afganistan’ın başta Orta Asya devletleri olmak üzere Rusya, Çin, İran ve tüm bölge için bir tehdit kaynağı olduğunun farkında.

Bu proje şimdiden birçok Afganlı grubun ve liderin iştahını kabartmaya başlamış durumda. Büyük Afganistan Projesi’ne Peştunlar tamamıyla destek veriyor. Fakat Tacikler, Hazaralar Özbekler ve Türkmenler için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte nüfus dengesinin aleyhlerine değişmesi ve Kabil’in daha güçlü olması bu etnik grupların işine gelmiyor.

Bu projenin hayata geçmesi Pakistan’dan geçiyor. Dolayısıyla Washington’un Yeni Afganistan politikasının ilk somut hedefi olarak karşımıza Pakistan çıkıyor. ABD, Pakistan’ı üçe bölmek istiyor. Buna göre birincisinde tamamen kendine bağlı bir Belucistan devleti yaratmak istiyor. Bu devletin topraklarının bir diğer kısmı İran’dan (dolayısıyla karşımıza Yeni Afganistan politikasının ikinci önemli adımı çıkıyor) ve Afganistan’dan alınacak topraklardan oluşacağa benziyor.

Pakistan’da geçtiğimiz günlerde üç Beluç liderin öldürülmesinin üstünde de bu projenin gölgesi görülüyor…

Yani, proje ABD açısından “tıkır tıkır” işliyor…

Hiç kuşkusuz “Beluç Devleti Projesi” Afganistan’ı da toprak kaybı yönüyle olumsuz bir şekilde etkiliyor. Fakat Amerika Afganistan’ın bu toprak kaybını daha büyük ölçüde Veziristan, Subaserhat vb. bölgelerin içine dâhil edildiği, Peştunistan olarak da bilinen bölgeyi Pakistan’dan alıp, Afganistan’a bağlamak suretiyle telafi etmek istiyor. Ayrıca, Amerikalıların hazırladığı söz konusu haritada Keşmir’in de bu sınırlar içinde yer aldığı görülüyor.

Bu proje ABD açısından çok önemli. Nitekim Afganistan Devlet Başkanı Karzai’yi bir dönem daha başta tutmak istemelerinin bir nedenini de bu proje oluşturuyor. Afganistan da buna çok önem veriyor. Bu projeyle: 1. Büyük Afganistan Projesinin gerçekleşmesi yolunda büyük bir adım atılacak; 2. Afganistan’daki nüfus dengesi Peştunlar lehine büyük ölçüde değişecek. (Buna göre şu an toplam nüfusun-yaklaşık 30 milyon kadar- %50-55’ini oluşturan Peştunların oranı bir anda %80’leri geçecek.) Birleşme ile birlikte nüfusun 60 milyonu bulması bekleniyor.

Yeni Afganistan’ın birleşme ile birlikte 60 milyonu bulacak toplam nüfusunun en az 25 milyonunu Taliban ve Hizb-i İslam ve bunların yandaşları oluşturacak. Bu bölgeyi istikrarsızlaştırmak için ABD adına bulunmaz bir fırsat. Birleşme ile birlikte 20 milyon Taliban askeri olacak ki bunun ne anlama geldiğini burada uzun uzun izah etmeye hiç de gerek yok. Hiç kuşkusuz ABD, bu silahlı gücü kendi lehine, kendi projeleri için kullanmak istiyor. Daha açık bir ifadeyle ABD kullanabildiği noktaya kadar bu gücü Rusya’ya, Çin’e ve İran’a karşı kullanacaktır…

ABD bu kapsamda eğer Taliban ile bir anlaşmaya varabilirse 2011’e kadar Afganistan’dan askerlerini çıkarmayı bile düşünüyor. Bunun için Taliban ve Hizb-i İslami ile temas halinde. Bu gruplarla yapılan toplantılarda ABD Afganistan’dan çekilme ve ülkede iktidara gelecek yeni yönetime destek vermek için şu önerileri ortaya koymuş vaziyette:

1. Bize karşı savaşmayın;
2. El Kaide’ye Afganistan’da yer vermeyin;
3. Kızların okullara gitmesine müsaade edin, onlara da eğitim vb. hakları tanıyın;
4. Demokrasiye ve insan haklarına açık olun.

Dolayısıyla ABD 2010’da başlatmayı düşündüğü topyekun saldırı ve yok etme stratejisinden şimdilik vazgeçmişe benziyor.

Peki, Ankara tüm bu gelişmeleri ne kadar yakından takip edebiliyor? Önce Pakistan, ardından da İran’ın istikrarsızlaştırılması ve hatta kaybı anlamına gelecek bu proje karşısında İslamabad ve Tahran ile ne tür bir durum değerlendirmesi yapıyor? Irak bağlamında benzer bir projenin Afganistan’da gündeme getirilmeye başlandığı bu yeni dönemde, bu sorunun uzun vadede kendisinin elini kolunu zayıflatacağını ve bu devletler sonrası sıranın Türkiye’ye geleceğini ne derece hesap edebiliyor? Bu sürecin bizi Türkistan ve Türk Dünyası Birliği Projesi bağlamında da etkileyebileceğini ne kadar göz önünde bulundurabiliyor?

Dolayısıyla Türkiye artık Bakü-Erivan ile dış politikasını sınırlı tutmamalı ve bir sorun karşısında bu kadar enerji sarf etmemeli. “Sorunun asıl kaynaklarını” sınırlarının ötesinde meşgul etmeli ve ayrıca stratejik derinliklerinin sadece Ortadoğu ile sınırlı olmadığını da tüm ilgililere göstermeli!

Dr. Mehmet Seyfettin EROL

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: