Türkistan’da Yeni Tezgah: Etnik Kışkırtma


Türkistan - TürkeliIrak ve Afganistan fiilî işgal altında… Bu işgallerin en önemli gerekçesinin Avrasya’yı güneyden kuşatma hareketi olarak kabul edenlerdenim.

Avrasya’yı kontrol edemeyen bir gücün dünya gücü olması mümkün değildir; zira, Avrasya’nın tarihten gelen böyle bir büyüsü, potansiyeli ve enerjisi vardır. Avrasya’yı kontrol edemeyen bir gücün “dünya gücü” olma iddiası geçicidir.

Her ne kadar Batı Türkistan’da Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi adları farklı Türk Cumhuriyetleri varsa da, bu devletlerin hükümranlık alanı olan topraklar Türk Halklarının müşterek coğrafyasıdır ve tarihî mirasıdır. Etiyle, kemiğiyle; binlerce yıllık zaman içinde yarattığı kültürüyle bu topraklara ait olan ve de bu toprakların ezelî ve ebedî sahibi olan; kanı bir, dili bir, soyu-sopu bir; dini, tarihi, coğrafyası bir; bir, bir, bir; ama sadece adları farklı Türk halkları birbirlerine karşı “etnik gruplar” haline getiriliyor Türkistan’da. Sanayileşmenin tesiriyle zoraki olarak milletleşme sürecine dahil olanların, ortak soy, ortak tarih, ortak kültür, ortak vatan paydalarında milletleşmeyi anlamaları mümkün müdür?

Türkistan’daki bir Türk Cumhuriyeti’nin vatandaşı olup da, başka bir Türk grubuna mensup olan nüfus, sadece o ülkedeki demografik çeşitliliğe vurgu yapmak üzere “azınlık” olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, ana kütlenin vazgeçilmez bir parçasıdır. Uluslararası hukuka göre “azınlık” nitelemesi etnik, dil, kültür, gelenek ve/veya din çeşitliliği ya da farklılığı üzerinden tanımlanılır ve bu tanımlar üzerinden “azınlık” tasnifi yapılabilir. İmdi, Türkistan Türk varlığı içinde yer alan Özbek, Türkmen, Kazak, Kırgız, Uygur, Karakalpak, Tatar, Azeri, Hazara, Başkırt, Karaçay, Kumuk vs. Türk uruklarını, bodunlarını zikredilen kıstaslara göre kategorize edip, bunları birbirlerine karşı “azınlık” ya da “öteki” olarak tanımlama imkanı var mıdır? Asla! Dolayısıyla, bir Türk Cumhuriyetinin millet varlığı içinde yer alan diğer Türk halklarından birinin adıyla anılan nüfus, uluslararası hukuk sisteminin anladığı ve yorumladığı anlamda azınlık değildir. Bilakis, büyük Türklük ailesini oluşturan ve büyük Türklük ailesine organik bağlarla bağlanan unsurlardır.

Türkistan’da yürütülen proje, bir Türk devletinin millet varlığı içinde yer alan, ancak başka Türk halklarına ya da uruklarına ait olmakla tanınan Türk gruplarını ötekileştirmeyi amaçlamaktadır. Bu projenin amacına göre, Kırgızistan’da yaşayan ve Kırgızistan vatandaşı olan Özbek nüfus; ya da Özbekistan’da yaşayan ve Özbekistan vatandaşı olan Kazak nüfus etnikleştirilmeye ve öteki olmaya yönlendirilmektedir. Bu da yetmezmiş gibi, aynı ülkenin aynı uruktan gelen halkı “güneyli” kuzeyli” gibi yapay gerekçelerle ayrıştırılmaktadır. Bir yandan haricî destekli sivil toplum örgütleri, basın-yayın organları gibi araçlarla bu ayrıştırma süreci işletilirken; diğer yandan da bu gruplaştırmalar üzerinden siyaset metotları ve modelleri geliştirilmektedir. Böylece, hem Türkistan Türklüğü şekil verilebilir bir kıvama getirilecek, hem de Türk Dünyası aydınlarının ve önemli siyaset adamlarının artık yüksek sesle dillendirdikleri kurulması muhtemel bir Türk Birliği’nin bilinç eşiği tarumar edilmiş olacaktır.

Tarihsel süreç içinde bu ayrıştırmaların örnekleri var mıdır? Evet, vardır. Aynı milletin, Türk Milleti’nin, farklı kolları olan uruklar, oymaklar veya unsurlar birbirine karşı kışkırtılarak düşmanlaştırılmış mıdır? Evet, bütün bunlar olmuştur. Bu ayrıştırma ve düşmanlaştırma, güncel terminoloji ile ifade edersek, “ötekileştirme” ve “başkalaştırma” sonunda, Türk Milleti hüsrana uğramış, bağımsızlığını kaybetmiş ve esaret altına girmiş midir? Evet, aynen öyle olmuştur ve bütün bunlar tarihin notları arasında eksiksiz-noksansız yerini almıştır. Bu manada Türk Milleti’nin maalesef derin tarihî tecrübeleri vardır. Ve hatta, bu anlamda hiçbir millet Türk Milleti kadar tecrübe sahibi değildir. İşte bu tecrübeler; Bilge Kağan, Bilge Tonyukuk ve Kültigin’in Türk Milleti’ne “Çinlinin sözü tatlı ve yumuşaktır. Tatlı sözle, yumuşak ipekle sizi kandırır, yakınına çeker, sizi kendileri gibi yaşamaya alıştırır, adetlerinizi değiştirir. Sonra da onun ipeğini satın almak için sahip olduğunuz atları ve koyunları verirsiniz, yoksulluğa düşersiniz. Bundan sonra da sıra oğullarınızın kul, kızlarınızın cariye olmasına gelir” sözleriyle öğütler vermesini zorunlu kılmıştır. Bu öğütler, tarihî tecrübelerin tecellisidir ve zarurete binaen taşlara kazılmıştır.

1989’da Fergana’da, 1990 yılında da Oş ve Özgan’da Özbeklerin ve Kırgızların birbirlerine karşı provake edilmeleri sonucu, yüzlerce kan kardeşi birbirini öldürmüştür. Türklerin birbirinin kanını akıttığı günlerde, Türkistan aydınları “Türk başka Türk’e niçin saldırdı? Tarihimiz, dinimiz, kalbimiz birdi! Açlığımız, işsizliğimiz, bahtsızlığımız birdi! Şimdi de faciamız bir oldu” ifadelerini kullanmışlardır.

Avrasya’yı kendi buyruklarına muti kılmak isteyen güçler, bir yandan askerî ve iktisadî operasyonlarla bölgeye yönelirken, diğer yandan da Türkistan’ın millî bütünlüğünü tahrip edici uygulamalarını devreye sokmuşlardır. Bizim endişemiz ve korkumuz, gelecekte birbirlerine karşı etnikleştirilen ve farklılaştırılan Türk halklarının, uruklarının, bodunlarının hasımlaştırılmasıdır.

Prof. Dr. Hüseyin KARADAĞ –  06 Haziran 2007

Reklamlar

2 Yanıt

  1. evet ben turk olarak turkler ve islamiyetin uzerinde oynana oyunlarin farkindayim ve 17 yildir kazakistanda calisiyorum malesef halk arasinda hep sen ozbek ben kazak sen turk etnik ayrimcilik var insanlar hep bilicsizce birbirilerini kutuluyor buda eyitimsizlikten geliyor insanlari birbirine kaynastirmak gerekiyor ama malesef temel eyitimde bu eyitim verilmezse uzun vadeli bir topluluk olamayiz devlet buyukleri bunun onunu zaman kaybetmeden almalidir turki cumhuriyetleri kendi aralarinda sosyal ve is bakimindan daha cok bibirleriyle kaynasmak zorundalar daha cok caba harcmalari gerek dis gucler hic uyumuyorlar nasil olurda bir fitne cikarir su turleri birbirine dusuruz diye ugrasiyorlar ve nitekim olduda turk iscilerle kazak isciler arasinda toplu kavga cikardilar

  2. evet aklimin yettigi kadar bir ornek vermek istiyorum mesala su bizim 4 mezhebimiz biriri aralarinda kesinlik le ayricilik yok hepsi biririni seviyor saygi duyuyor neden acaba cunku bu mezhep imamlarindan kaynaklaniyor hepsinin yolu bir oldugu icin imamlarin kendi talebelirini ne guzel muazzam yetitirdigi icin asirlar boyu kimse yikamamis ve yikamaz evet turki cumhuriyetlerin buyukleride halkini iyi yonetirse sevgi tohumlari ekerse kimsenin gucu yetmez kardesligimizi bolmeye tarihimize donup bir bakalim ve ordan yola cikalim tarihimizi bilmezsek gelecegimizden emin olamayiz yuce allah bize dusune bilecegimiz ibretler alabilecegimiz kadar bir omur vermis

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: