Af-Pak Stratejisi


Af-Pak Stratejisi

Pakistan’ı iç kargaşaya sürüklemeyi başardığı ölçüde başarılı addedilebilecek bir strateji.

Obama, Pakistan’a, Amerika’yı yatıştırmanın gereklerini izah ettiği stratejisini açıkladı.Bir ayrıntı olarak belirtelim: Obama ve takımının hitap ettikleri kitlenin algılamalarına iyiden iyiye ayar verme gayretlerinin ateşi, metnin tasarımında bile parlıyor. Açılış cümlesi şöyle: “Günaydın. Bugün kapsamlı ve yeni bir Afganistan-Pakistan stratejisini duyuruyorum.” Açılış cümlesinde iki ülkenin ismi öncelik-sonralık bakımından gördüğümüz şekilde sıralanmış; önce Afganistan sonra Pakistan. Ama başka bir yerde önce Pakistan sonra Afganistan anılıyor. Şurada: “..11 Eylül saldırısını planlayan ve destekleyen ‘teröristler Pakistan’ ve Afganistan’da.”


Bush yönetimi, Pakistan’ın, Afganistan’a sınır olan bölgelerine, genellikle insansız uçaklarla saldırı düzenleyerek Pakistan’ı hedefe koydukları bir stratejinin olduğunu fiili olarak zaten belli etmişti. Dolayısıyla Obama’nın Afganistan-Pakistan stratejisi yeni değil ama bu stratejinin yazılı ve sözlü bir strateji beyânı olarak en üst düzeyde dile getirilmesi yeni. Ve Pakistan’ı iç kargaşaya sürüklemeyi başardığı ölçüde de başarılı addedilebilecek bir strateji bu.


Pakistanı apaçık bir şekilde hedef tahtasına koyan en keskin ifadelerin geçtiği paragraf şu: “Açık konuşayım: El Kaide ve müttefikleri – 11 Eylül saldırısını planlayan ve destekleyen teröristler – Pakistan ve Afganistan’da. Çok yönlü istihbari tahminler, el Kaide’nin Pakistan’daki güvenli cennetinde faal halde ABD’ye saldırı planı yapmakta olduğuna dair ikazda bulunuyor.”


Obama, Pakistanı hedef tahtasına koyuyor elbet ama hedefe yerleştirirken şimdilik anlaşılan Pakistan’dan bazı “yararlılıklar” göstermesini ve “Amerika’yı yatıştırmasını” istiyor. Zerdari’nin koltuğa oturmasının gerektirdiği mükellefiyetlerden en önemlisi tarihin şu diliminde Amerika’yı yatıştırmak olarak görünüyor.


Üstelik Pakistan bir kenarda oturup Amerika’nın askeri harekâtını izlemeyecek; yahut askeri harekâtında Amerika’ya yardım etmeyecek; harekâtı Pakistan yürütecek ve Amerika ona yardım edecek. Obama, bu durumu Amerikan halkına şu cümlelerle bildiriyor: “Amerikan halkı, el Kaide’nin izini sürerken Pakistan’ın bizim yardımımıza ihtiyaç duymasını anlayışla karşılamalıdır. Basit bir görev değildir bu…”


Amerika, kendi halkına karşı tavır almada zaafa uğrayacak bir Pakistan’a neler yapacağının işaretlerini özel birliklerin düzenlediği baskınlar ve insansız uçaklarla yapılan saldırılarla göstermiş ve ciddi olduğu mesajını iletmişti. Yatıştırılma talebiydi bu. Ancak yatıştıran adına bir işe yaramadığı tarihi tecrübeyle sabit olan Yatıştırma Politikası, Pakistan’ın nükleer ağırlıklarının boşaltılmasını engellemekten uzaktır. Belki Zerdari, koltuğunu, Pakistan’ın toprak bütünlüğünü, mevcut siyasi sistemi ve Pakistan’ın nükleer pençesini bu şekilde kurtarmayı hayal ediyor olabilir ama gözümüzü el Kaide, terör ve patlayan bombalardan başka yana, Amerika’nın küresel stratejisine doğru çevirdiğimizde ABD’yi azmettiği sonuçtan vazgeçirmeye yetmeyeceği de açıktır.


Pakistan, nükleer ağırlıklarının alınmasıyla da sonuçlanabilecek meçhul bir seyir izliyor.


Afganistan’da batağa saplanan Amerika’nın askeri harekât sahasını Pakistana genişletmesinin külfetli bir iş olduğu ortadayken olsa olsa Amerika’nın işini kolaylaştırmaya yarayacak bir stratejiyi Afganistan’ın Hamid Karzai’si gibi Pakistan’ın Asıf Ali Zerdari’si de memnuniyetle karşıladı ve baştan kendisiyle istişare yapıldığını söyledi. Duruma bakılırsa, Zerdari, yatıştırma politikasını uygulayacak ve bunu yaparken de İslamabad’a bağlılık gösteren aşiretleri ödüllendirecek ve hırçınlık sergileyen aşiretlere karşı kullanacak. Tıpkı beş yıl süreyle yılda 1.5 milyar dolar yardım teklif eden Amerika’nın kendisine yaptığı gibi. İslamabad, Şubat ayının ortalarında, Kuzeybatı Eyaletindeki bazı aşiret bölgelerine ayrı bir yargı düzeni, şeriat düzeni getirilmesini kabul etmişti. Bu kabulün ödül-ceza sisteminin bir parçası olduğu şimdi daha iyi görülebiliyor.


Amerika silah, teçhizat, eğitim, para yardımı ve müslümanların kanı üzerinden kazanımlar elde etmeye bakarken İslamabad’ın kendi topraklarında öyle ya da böyle kendi nüfusuna karşı Amerika adına harekât yürütmesi, merkezi yönetimle bağları zayıf olan büyük bir kitlenin hızla muhasım yabancılar olmasıyla sonuçlanacaktır. Şu var ki Pakistan’daki bazıları için bunun bir sakıncası yok çünkü onlar zaten yabancılar. Pakistan’da yayınlanan Daily Times gazetesinin 29 Mart 2009 tarihli baskısındaki başyazı, bu kanaati pekiştirecek şekilde. Pakistan’daki bazılarının Aşiret Bölgesi sâkinlerini “öteki-yabancı” olarak algıladığını gösteren etkileyici bir örnektir. Şöyle deniliyor: “Ülkede ABD’ye karşı yapılan ulusçu [sade suya tirit] tüm eleştiriler ‘egemenlik’ eksenli dönüyor gibi ancak aynı eleştirmenler, Pakistan topraklarının büyük bir diliminin Aşiret bölgesindeki ve Swat’taki gayri-Amerikan ‘yabancılara ve devlet karşıtı yerlilere’ kaybedilmesi hususunda suskunlar.”

Ertuğrul Aydın 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: