Afganistan’ı gösterip Pakistan’a mı vuracaklar?


Afganistan’ı gösterip Pakistan’a mı vuracaklar?

Pakistan tarih sahnesine çıkma noktasında oldukça genç bir ülke olmasına rağmen kısa zamanda İslam ülkeleri arasında kendisine oldukça önemli bir yer edindi.

Pakistan tarih sahnesine çıkma noktasında oldukça genç bir ülke olmasına rağmen ( 14 Ağustos 1947) kısa zamanda İslam ülkeleri arasında kendisine oldukça önemli bir yer edindi.

Soğuk Savaş yıllarında CENTO üyesi olarak “Kuşatma” stratejisinin bir halkası oldu.

Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali ile birlikte daha çok gündeme gelir oldu ve Merhum General Ziyaülhak döneminde Sovyetlere karşı “Mücahitler”in yürüttüğü “Cihad” hareketinde Amerika’nın stratejik ortağı ve Sovyet karşıtı bloğun gözdesi oldu.

Sovyet işgaline karşı “Afganistan Cihad Hareketi”nin merkezi oldu.

Sovyetlerin çekilmesi ardından Taliban hareketinin çıkış noktası da Pakistan oldu.

11 Eylül hadiseleri ile birlikte yeniden gündeme oturdu ve Amerika ile işbirliği yapmaması durumunda “taş devrine götürecek bir bombalama” tehdidi ile o dönem devlet başkanı Perviz Müşerrefle Amerika’nın Taliban’ı devirmesi ve Elkaide’nin üzerine gidilmesinde işbirliğine zorlandı.

Taliban devrildi, Elkaide sırra kadem bastı. “şer ekseni macerası”nda Afganistan’dan Irak’a yönelen Amerika’nın yeniden bölgeye ağırlık vermesi ile Pakistan yeniden gündemin başköşesine oturmaya başladı.

Pakistan’ın İslam ülkesi olarak bir diğer çok önemli özelliği daha var. 28 Mayıs 1998 de beş nükleer bomba denemesi yapmış bulunan Pakistan nükleer silaha sahip ilk ve tek İslam ülkesi durumunda bulunuyor.

Pakistan’ın silah kapasitesi bununla da sınırlı değil. Nükleer silah çalışmalarıyla başa baş giden ve ezeli rakibi Hindistan’ın da teslim ettiği üzere çok yönlü bir füze teknolojisine sahip bir ülke Pakistan. Pakistan kendi imkanları ile kısa, orta ve uzun menzilli füze sistemleri geliştirmiş bulunuyor.

Özellikle nükleer silaha sahip olması ve bunu orta ve uzun menzilli füze sistemleri ile tamamlamış olması bir yerde uluslararası güç dengeleri açısından Pakistan’ı İslam dünyasının en önde gelen ülkesi konumuna soktu.

Dolayısıyla, Pakistan’ın gündeme geldiği her konuda Pakistan’ın bu özelliklerini kesinlikle gözden ırak tutmamak gerekmektedir.

Barack Obama ile birlikte Amerika’nın Afganistan’daki asker artırımı gündeme geldi ve nitekim bir taraftan Irak’tan asker çekilmesi söz konusu iken Afganistan’a ilave birlikler gönderilmeye başlandı. Bilindiği üzere Afganistan’da NATO öncülüğünde ISAF askeri gücü bulunuyor. ISAF çerçevesinde içerisinde Türkiye’nin de olduğu 41 ülkenin askeri var. Amerika bir yandan Taliban’ı yenme adı altında Afganistan’daki kendi askeri varlığını artırırken NATO’lu müttefiklerine de bu ülkeye muharip güç göndermeleri için baskı yapıyor.

Afganistan ile ilgili bu gelişmeler olurken, bölge ile ilgili üç önemli şahsiyetten gelen açıklamalar kafaları karıştırmaya yetti ve acaba bunlar Afganistan’ı gösterip Pakistan’a mı yüklenecekler sorusunu gündeme getirdi.

Bunlardan ilki Washington Post’a konuşan Amerika CENTCOM komutanına terörle savaşta danışmanlık yapan David Kilcullen’in söyledikleri idi. Kilcullen Pakistan devletinin altı ay içerisinde çökebileceğini iddia etti.

Amerika’nın Pakistan ve Afganistan özel temsilcisi Richard Holbrook Brüksel’de yaptığı konuşmada küresel teröristlerin Afganistan’da değil Pakistan’ın Belüçistan Eyaletin’de olduklarını söylemeye başladı.

Amerika’nın “teröre karşı savaş”ta en yakın müttefiki İngiltere’nin başbakanı Gordon Brown da eş zamanlı olarak İngiliz Observer gazetesinde yayınlanan makalesinde Elkaide’nin merkezini Afganistan’dan Pakistan’a naklettiğini ve orada İngiltere aleyhine terörist eylem hazırlığında olduğunu ilan etti ve “terör aleyhine savaşı yeni bir seviyeye taşıyacaklarını ilan etti.”

Afganistan’da Taliban ile savaşmak üzere müttefiklerin asker artırımına gitme yolunda adım attıkları bir zaman diliminde bu üç kişinin söylediklerini Barack Obama’nın aday adayı iken söyledikleri ile üst üste koyunca hedef tahtasına oturtulma gayretleri arasında Pakistan’ı kötü günlerin beklediğini söylemek büyük bir kehanet olmasa gerektir.

Barack Obama daha başkan aday adayı iken Pakistan’ı vurmaktan bahsetmiş ve eğer seçilirse Pakistan’ın onayı olmadan Pakistan içerisine saldırı düzenleyebileceğini öne sürmüştü.

Bu son üst düzey açıklamalarla birlikte Pakistan’ın önümüzdeki hafta ve aylarda daha da fazla gündeme geleceği anlaşılıyor. Daha doğrusu, zaten Afganistan – Pakistan sınırındaki mevcut çatışmaların daha fazla Pakistan eyaletine yayılacağı ve dolayısıyla Pakistan ve Amerika / Müttefikleri arasında Pakistan arazisine tek taraflı müdahaleler sonucu büyük sorunlar yaşanacağı anlaşılıyor.

Meseleye, Amerika, İsrail, İngiltere ve nükleer silahlar noktasından bakacak olursak belki de bu adımlar Pakistan’ın nükleer silahlarının denetim altına alınması yolunda Pakistan’ın istikrarsızlaştırılmasının ilk adımlarını oluşturuyor.

Perviz Müşerref’in görevden uzaklaştırılması, demokratik sürecin işletilmesi ve en son olarak da Müşerref tarafından görevden alınan yargıçların yeni yönetim tarafından görevlerine iadesi ile sıkıntılarını birazcık da olsun hafifleten Pakistan’ı zor, çok zor günler bekliyor.

Mahmut Osmanoğlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: