Anglo-Amerikan Emperyal Projesi


Anglo-Amerikan Emperyal Projesi

Hiç kuşkusuz Irak için Anglo-Amerikan Stratejisi, ülkenin balkanlaştırılmasıdır. Böl-Yönet stratejisi hala devam ediyor.

Böl ve Yönet: Anglo-Amerikan Emperyal Projesi

Bir “Krizler Kavisi” Tesis Etmek

Andrew G. Marshall*

Birçok insan Irak’taki terörist eylemlerin arkasında Anglo-Amerikalıların bulunabileceği noktasında mütereddid olacaktır. Tıpkı patlayıcılar ve ağır silah cephaneliği ile Arap kıyafetleri içinde Basra’da iki İngiliz SAS askerinin yakalandığı olayda olduğu gibi. 1 Neden İngilizler güvenliği sağlamakla sorumlu oldukları bir şehirde bile terör olayını ayarlamada suç ortağı olsunlar ki? İşte bu soru bizleri daha önemli olan Irak’ın neden işgal edildiği, Irak’taki savaşın gayesinin ne olduğu sorularını sormaya yöneltmektedir. Eğer cevap, tıpkı günlük bir dozda CNN, SKY News ve kamu yetkililerinin demeçlerinde bizlere sıklıkla söylendiğinde olduğu gibi, demokrasiyi ve özgürlüğü yaymak ve terör ile tiranlıktan dünyayı kurtarmak ise o zaman İngiliz ve Amerikalıların terörü en iyi şekilde sonuç almak için ayarlamaları mantığa uygun gelmez.

Bununla birlikte, eğer Irak’ın Anglo-Amerikan işgaline neden uğradığı sorusuna cevap demokrasi ve özgürlüğü yaymak değil; aksine korku ve kaosu yaymak, ülkeyi sivil savaşa saplamak, Irak’ı balkanlaştırarak birkaç ülkeye bölmek ve Ortadoğu boyunca, özellikle İran’da, bir “krizler kavisi” oluşturmak, komşu ülkeleri bununla sarmak ise o zaman terör gerçekten nihai noktada en etkili ve en etkin bir vasıtadır.

Emperyal bir Strateji

1982 yılında İsrail Dışişleri Bakanlığıyla irtibatlı bir İsrailli gazeteci olan Oded Yinon, Dünya Siyonist Örgütünün bir yayınında yazdığı makalesinde “1980’lerde İsrail için bir Strateji” taslağı belirledi. Makalesinde Yinon şunları söyledi: “Suriye ve Irak’ın Lübnan’da olduğu gibi etnik ve dini kendine özgü bölgelere ayrışması İsrail’in batı cephesinde evleviyet arz eden hedefidir. Bir yandan petrol zengini öte yandan dahili olarak kopuk bir Irak, İsrail’in hedefleri için bir aday olarak garanti edilmiştir. Irak’ın dağılması bizler için Suriye’nin dağılmasından daha da mühimdir. Irak, Suriye’den daha kuvvetlidir. Kısa dönemde, İsrail’e en büyük tehdit teşkil eden Iraklı bir güçtür.” Kendisi şöyle devam ediyor: “Bir İran-Irak savaşı Irak’ı parçalara ayıracaktır ve bize karşı geniş ölçekli bir cephede mücadele etmeyi dahi örgütlemeden evvel kendisi evinde çöküşe sebebiyet verecektir.” Devam ederek, “ Irakta, etnik ve dini sınırlar muvacehesinde tıpkı Osmanlı zamanında Suriye’de olduğu gibi bir bölünme mümkündür. Bu münasebetle, üç (veya daha fazla) devlet başlıca üç şehir çerçevesinde mevcut olacaktır: Basra, Bağdat ve Musul ile Güneydeki Şii bölgeler Sünni ve Kuzey Kürt bölgesinden ayrılacaktır. 2

1988’e kadar devam eden İran-Irak savaşı Oded Yinon’un Irak’ın etnik temelli bölgelere ayrılmasını arzuladığı şekilde sonuçlanmadı. Ne de sonrasında gelen ABD’nin Irak’ın altyapını mahvettiği 1991 Körfez Savaşında bu yaşanmadı. Yine Clinton Yönetimi tarafından gerçekleştirilen hava bombardımanı ve tahripkâr müeyyidelerin uygulandığı takip eden onlarca yılda da bu olmadı. Bununla birlikte geçen onyıllar boyunca yaşananlar milyonlarca Iraklı ve İranlının ölmesiydi. 

Yeni Amerikan Yüzyılı için Bariz bir Çatlak

1996 yılında bir İsrailli think tank kuruluşu olan İleri Stratejik ve Politik Araştırmalar Enstitüsü kurumun araştırma grubu altında 2000’e doğru yeni bir İsrail stratejisi üzerine bir rapor yayımladı. Raporun başlığı şuydu: “Bariz bir çatlak: Alanı Güvenleştirmek için Yeni Bir Strateji”. O zamanın İsrail Başbakanı olan Benyamin Netanyahu’ya tavsiyelerin hazırlandığı bu çalışmada İsrail’in “en tehlikeli tehditlerin bazılarını alaşağı etme, istikrarsızlaştırma ve zapt etme noktasında Türkiye ve Ürdün ile sıkı sıkıya çalışma” aynı zamanda “tüm Filistin bölgelerinde meşru müdafaanın sıcak takibi hakkını devam ettirme de dahil Filistinlilerle ilişkilerinin mizacını değiştirmek” ve “karşılıklı ilgi alanlarında stratejik işbirliği, olgunluk ve özgüveni vurgulayarak ABD ile ilişkiler için yeni bir temel oluşturmak ve batının doğasında olan değerleri ilerletmek” yer alıyor.

Rapor İsrail’e ayrıca şunları tavsiye ediyor: “Lübnan’daki saldırganlığın ana etmeni olarak İran, Suriye ve Hizbullah’ı kavrayarak kuzey hudutları boyunca stratejik inisiyatifler” ele geçirmek ve Suriye’nin Lübnan’daki kontrolünün dengesini bozmak için Lübnanlı muhalif unsurları” kullanmak. Yine raporda şunlar ifade ediliyor: “İsrail kendi stratejik ortamını Türkiye ve Ürdün ile işbirliği içerisinde Suriye’yi zayıflatarak, frenleyerek hatta geri adım attırarak şekillendirebilir. Bu teşebbüs Suriye’nin milli ihtiraslarını bozma aracı olarak  –kendi şahsi düzeninde önemli bir İsrail stratejik hedefi olan- Saddam Hüseyin’in Irak’ta iktidardan alaşağı edilmesi üzerinde odaklaşmalıdır.” 3 

Raporun yazarları arasında 2001’den 2005 yılına kadar George W. Bush’un Savunma Politikası Başkan yardımcısı haline gelen ateşli yeni bir muhafazakar olan Douglas Feith; 2003’ten 2007 yılına kadar Dick Cheney’e Ortadoğu danışmanı olarak hizmet eden ve Douglas Feith tarafından 11 Eylül’ün ardından gizli bir Pentagon İstihbarat Biriminin parçası olarak atanan Meyrav Wurmser, bir Amerikan think tank kuruluşu olan the Hudson Enstitüsü ile şimdi resmi bir yetkili olan David’in eşi yer alıyor.

Richard Perle bu çalışmaya başkanlık etti, 1987 yılından 2004’e kadar Pentagon Savunma Politikası İstişare Heyeti Kurulunda çalıştı ve Irak savaşına giden yolu yapmakta kilit bir rol oynadığı kurula 2001’den 2004’e kadar başkanlık etti. Kendisi aynı zamanda the American Enterprise Institute (Amerikan Girişim Enstitüsü) ve the Project for the New American Century (Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi) gibi birkaç Amerikalı think tank kuruluşunun da birer üyesiydi.

Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi veyahut PNAC, bir Amerikan yeni muhafazakar think tank kuruluşudur. Bunun üyeleri ve mensupları arasında Dick Cheney, Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz, John Bolton, Richard Armitage, Jeb Bush, Elliott Abrams, Eliot A. Cohen, Paula Dobriansky, Francis Fukuyama, Zalmay Khalilzad, I. Lewis “Scooter” Libby, Peter Rodman, Dov Zakheim ve Robert B. Zoellick gibi isimlerin yer aldığı bush yönetimiyle irtibatlı birçok insan yer almaktadır.

PNAC 2000 yılı eylül ayında “Amerika Savunmalarını Yeniden İnşa Etme: Yeni Bir Yüzyıl İçin Strateji, Güçler Ve Kaynaklar” başlıklı bir rapor yayımladı. Burada bir Pax Amerikana veya Amerikan İmparatorluğu için bir proje taslağı çizildi.

Rapor daha çok Irak ve İran üzerine odaklaşarak şunları ifade ediyor: “Uzun dönemleri aşkın olarak, İran körfezde Amerikan çıkarlarına Irak’ın olduğu gibi en büyük bir tehdit olduğunu gayet iyi kanıtlayabilir. 5 Şunlar ifade ediliyor, “Amerika Birleşik Devletleri onlarca yıl körfez bölgesel güvenliğinde daha kalıcı bir rol oynama peşinde koştu.” Rapor şunu öne sürüyor: “Irakla çözülmeyen anlaşmazlık ivedi makbul mazereti şart koşuyor” bununla birlikte, “körfezdeki mevcut dayanaklı bir Amerikan gücüne duyulan ihtiyaç Saddam Hüseyin rejiminin değişmesi mevzusunu aşmaktadır.” 5

“Üç Devletli Çözüm” Uğrunda bir Sivil Savaş Mühendisliği

2003 yılının başlarındaki saldırı ve Irak işgalinden kısa bir süre sonra The New York Times Gazetesi Amerika’daki en etkin ve en güçlü bir think tank kuruluşu olan Dış İlişkiler Konseyi (CFR)’ın yönetim kurulu üyesi ve emekli başkan olan Leslie Gelb tarafından görüşlerini dile getirdiği bir makaleyi yayıma soktu. 2003 Kasımında yayımlanan yazı şu başlığı taşıyordu: “Üç Devletli Çözüm” ve ifadesinde Irak için “tek hayati strateji nin” “tarihi arızayı gidermek ve üç-devletli bir çözüme doğru menzile hareket etmek olabileceği söyleniyordu: kuzeyde Kürtler, merkezde Sünniler ve güneyde ise Şiiler.” Yugoslavya’nın dağılması örneğinden alıntı yapan Gelb, Amerika ve Avrupalıların Bosnalı Müslümanlara ve Hırvatlara, karşı koymaları için araç verdiklerini ve Sırpların da ayrılmayı kabul ettiklerini” dile getirdi. Strateji açıklarken Gelb şunları ifade etti: “ilk kademe kuzey ve güneyi özerk yönetimli bölgeler haline getirmek olabilecektir; bunların sınırları mümkün olduğunca etnik çizgilere yakın şekilde çizilecektir.” Ve “her bölge demokratik seçimlere ihtiyaç duyacaktır.” Dahası, “aynı esnada, Sünni üçgenindeki Amerikan birliklerini aşağı çekecek ve Birleşmiş Milletlere oradaki özerk yönetime geçişi denetlemesi için rica edilecektir.” Akabinde Gelb bu politikanın “hem tehlikeli hem de zor olabileceğini” ifade ediyor. Washington bu dağılmayı (sadmeyi) planlayıp düzenlemek için çok dik başlı ve çok sert-kalpli olabilmeliydi.”6

Yugoslavya örneğini izlemek, tıpkı Gelbin bahsettiği gibi, muhtelif etnik gruplar arasında tasarlanmış bir sivil savaşa ihtiyaç duyacaktı. Amerika 1990’ların başlarında Bosna’da Müslüman güçleri destekledi ve onlara mali yardım yaptı, CİA önderliğinde 1979-1989 yılları arasında Sovyetler Birliğine karşı CİA-direktifli savaşlarında adı çıkmış Afganlı mücahitleri eğitti. Bosna’da mücahitler “Amerikan özel kuvvetleri nezaretinde” idiler ve Bill Clinton şahsen Usame bin Ladin’in el Kaidesi de dahil olmak üzere bazı İslami örgütler” ile işbirliğini onayladı. Yıllar sonra Kosova’da “Orta Doğu ve Orta Asya’dan mücahit savaşçılar (yazar paralı askerler tabirini kullanmış) büyük ölçüde NATO’nun savaş teşebbüslerini destekleyen Kosova Kurtuluş Örgütü (KLA-UÇK) saflarında savaşmak için eğitildiler.” Amerikan Savunma İstihbaratı Birimi (DIA)i İngiliz Gizli Servis Birimi (MI6), İngiliz SAS komandoları, Amerikan ve İngiliz Özel Güvenlik Şirketleri UÇK’yı eğitmek ve silahlandırmak görevindeydiler. Bundan başka, “Amerikan devleti aralarında Usame bin Ladinin de olduğu iddia edilen şahıslardan ve İslam ülkelerinden borçlanarak ve uluslararası eroin ticaretinden paralarla operasyonlarını finanse ettiğine işaret ederek UÇK’yı bir terörist örgüt olarak listeye aldı.” Dahası “Mısırlı Cihad Örgütünün birinde bir liderin kardeşi ve Usame bin Ladinin askeri bir komutanı da Kosova anlaşmazlığı boyunca UÇK’daki elit bir birimi yönetiyordu. 7

Acaba bu, benzer jeopolitik gerekçelerle ülkeyi parçalamak için Irak’ta uygulamaya geçirilen benzer bir strateji olabilir mi?

2005 yılında the Asia Times Online sitesinin haberinde Irak’ın birkaç küçük ülkeciklerle “balkanlaştırılması” planının –tüm Ortadoğu’nun balkanlaştırılmasının başlıca bir parçası olarak Irak’ı balkanlaştırmanın aşırı sağ kanat bir İsrail planının tıpatıp aynısı olduğunu söyledi. Garip bir biçimde Henry Kissinger 2003 Irak işgalinden önce bile benzer iddiayı pazarlayıp satmaktaydı. Kendisi şöyle devam etti: “Bu; klasik bir böl ve yönettir: gaye Arap ihtilafının devamıdır. Bunu Iraklılaştırma diye adlandırınız. Bunun tam olarak anlamı sivil savaşa dönüşmüş mezhepçi ateştir. 8

2006 yılında “başkan George W. Bush’un onayıyla Amerikan Kongresince bağımsız bir komisyon” teşkil ettirildi. Komisyon eski Dışişleri Bakanı James Baker başkanlığında “Baker Komisyonu” olarak adlandırıldı. Baker’in “içine işleyen ve akan” veya “rotasında kalmak” diye isimlendirdiği tek alternatif olarak Irak’ın Şii, Sünni ve Kürt bölgelerine ayrılması fikrine büyük bir şekilde ilgiyi artırdı.” 9

2006 yılındaki raporda aynı zamanda şunlar yer alıyor: “Irak’ın federal geleceği çoktan kendi anayasasında kutsal kabul edilmiş durumda ve bölgelerin şekillendirmesine izin veriyor; aksi halde bunun gerçekten nasıl olabileceğinin şartlarını belirliyor.” “Şiiler ve Kürtlerin hâkimiyetindeki Irak Parlamentosu bu ayın başlarında (2006 Ekim) bir tasarı geçirerek federal bölgelerin oluşumuna izin verdi (birleşmeye uğraşan vilayetlerde çoğunluğun oyuyla).” Ayrıca “şaşırtıcı olmayan bir şekilde Sünni desteğini kazanmada başarısız olan yasa, muhaliflerini çevresine toplamak için bir teklif ile, gelecek 18 ay süresince bunu yeniden gözden geçirecek.” Bununla birlikte madde üç devletli çözüm yerine şuna yer verdi: “beş bölgeye dayalı bir sistem daha fazla başarı şansına sahip görünüyor. Beş-bölgeli bir model şöyle görülebilir: biri Basra çevresinde ve diğeri de kutsal şehirler etrafında bulunan güneyde iki bölge. Kürdistan ve Sünni bölgesi mevcut kalacak, ancak Bağdat ve çevresi bir beşinci, metropoliten, bölge olarak şekillenecek.”10 Bu makalenin yazarı Council on Foreign Relations (Dış İlişkiler Konseyinin) İngiliz muadili bir think tank kuruluşu olan önde gelen, çalışmalar yapan Londradaki Chatham House’de bir akademisyen olan Gareth Stansfield idi.

“Etnik Temizlik Çalışmaları”

2006 yılında the Armed Forces Journal (Silahlı Kuvvetler Dergisi) Emekli Yarbay Ralph Peters’in “Kanlı Sınırlar: daha iyi bir Ortadoğu Nasıl Görünürdü” başlıklı bir makalesini yayımladı. Makalesinde Peters Ortadoğu için en iyi planın ülkelerin sınırlarının “yeniden düzenlenmesi” olabileceğini açıklıyor. “Uluslararası devlet idaresinin hiçbir zaman etkin araçlar geliştirmediğini kabul etmek – savaşlar haricinde – arızalı sınırları yeniden düzenlemek, Ortadoğu’nun “organik/yaşayan” sınırlarını kavramak için zihinsel bir teşebbüs her şeye rağmen bizlere karşılaştığımız ve karşılaşmaya devam edeceğimiz zorlukların kapsamını anlamamıza yardım etmektedir. Bizler, düzeltilmediği müddetçe şiddet ve nefret üretmeyi durdurmayacak olan insan yapımı devasa sakatlıklarla meşgul oluyoruz.” 2003 işgalinden sonra kendi ifadesine göre: “Irak hemen üç küçük devletçiğe bölünmeliydi.” Bununla birlikte, Peters’in bakış açısına göre, “balkanlaşmanın” kurbanı olacak tek ülke Irak değildi, tıpkı, “Suudi Arabistan da Pakistan kadar büyük bir parçalanmayla sıkıntı yaşayacak” ve “ İran, delifişek sınırlarıyla, Birleşik Azerbaycan,  Özgür Kürdistan, Arap Şii Devleti ve Özgür Belucistana yönelik muazzam bir toprak pazarlığını kaybedebilecekti. Lakin bugünün Afganistan’ındaki Herat çevresinde yer alan vilayetleri kazanabilecekti.” Ayrıca, “batıda Afganistan’ın Fars’a kaybedeceği ne ise, Pakistan’ın kuzeybatı sınır aşiretlerinin Afganlı kardeşleriyle yeniden birleşebilecekleri gibi o doğuda kazanabilecekti.” Peters “sınırları düzeltmenin” “imkânsız olabileceğini” dile getiriyor. “Şimdilik. Fakat zaman verildiğinde – ve kaçınılmaz olarak ona eşlik eden katliam- yeni ve doğal sınırlar doğacaktır. Babil birden fazla kereler düştü.” Kendisi daha da ileri giderek şu hayrete düşüren ifadeleri dile getiriyor: “Ooo, 5000 yıllık tarihin bir diğer gizli küçük gizemi: etnik temizlik çalışmaları.” 11

İlk olarak Peters’in makalesinin yanında yayımlanan; ancak artık daha fazla mevcut olmayan yeniden çizilmiş Ortadoğu haritası “önde gelen askeri yetkililer için NATO Savunma Kolejinde bir eğitim programında kullanıldı.” Diğer benzeri haritaların yanı sıra bu harita, çok büyük ihtimalle askeri planlama dairelerinin yanı sıra milli savaş akademisinde de kullanıldı. 12 Nafeez Mossadeq Ahmed, Peters’in önerisine dair şunu yazdı: “Onun nefes kesen sınırların yeniden biçimlendirilmesi teklifi ister istemez kitlesel etnik temizliğe ve belki de bir soykırım düzeyinde eşlik eden katliama yol açabilecektir.” 13

Federalizm veya Artan Balkanlaşma?

Peters’in makalesinin yayımlanmasından bir ay önce, CFR (Dış İlişkiler Konseyinden) Leslie Gelb ve Dış İlişkiler Komitesi Senatosundan bir demokrat üyesi olan Joseph Biden the New York Times için bir makale kaleme aldılar. Orada şunu ifade ettiler: “Amerika “yörüngede kalmak” ile “askeri birlikleri şimdi eve getirmek” arasındaki mevcut yanlış tercihin de ötesine gitmelidir. Keşmekeşi engelleyip kendi ana güvenlik hedeflerimizi muhafaza ederek askeri mevcudiyet sorumluluğumuzu aşağı indirebilecek bir üçüncü yol seçmelidir.” Bu üçüncü tercih nedir? “Bosna’da olduğu gibi, düşünce şu: merkezi hükümeti ortak çıkarları gözetlemeyle yükümlü bırakırken her etnik-dini gruba, Kürde, Sünni Araba ve Şii Araba kendi ilişkilerini sürdüreceği alan sağlayarak bağımsız yönetime geçirmek ve birleşik Bir Irak’ı devam ettirmek.”

Bu planın birkaç veçhesini tanımlıyorlar. “İlki Bağdat’ta yaşayabilir bir merkezi hükümet ile üç büyük otonom bölge tesis etmek. Kürt, Sünni ve Şii bölgelerin her biri kendi dâhili yasalarından, yönetiminden ve iç güvenliğinden sorumlu olacaktır. Merkezi hükümet sınır güvenliği, dış ilişkiler ve petrol gelirlerini kontrol edecektir.” Akabinde de “ikinci esas reddedemeyecekleri bir teklif ile Sünnileri federal sistem içine dâhil etmeye ikna etmek olacaktır. Kendi şahsi bölgelerini yönetmek ve buna başlamak alternatiflere daha uzakta tercih edilebilir: merkezi bir hükümette Şiiler ve Kürtler tarafından yönetilmek veyahut sivil bir savaşın asıl kurbanları olmak.” 14

2007 yılında Dış İlişkiler Komite Senatosu huzurundaki ifadesinde Leslie Gelb Irak’ı “ federalleştirme” planının “şu şekle benzeyeceğini ifade etti: merkezi hükümet muhtelif Iraklı taraflar arasında hakiki ortak çıkarların bulunduğu alanlarda yerleşmiş olacak. Bu da dış ilişkiler, sınır güvenliği, para birimi ve bunların hepsinin üstünde petrol ve gaz üretimi ile gelirlerdir.” Ve “onlar üç, dört veya beş kaç rakamı olursa ve her ne olursa olsun bölgelere gelince,–karar vermesi Iraklılara bağlı olan tüm bunlar, yasama, yürütme ve iç güvenlik için sorumlu olacaktır.” 15

Senato daha sonra şimdiye kadar yasallaştırılmayan Irak için federal bir sistemi destekleyen bağlayıcı olmayan bir önerge geçirdi. Çünkü kendisi “Amerikan’ın onların boğazına zorla dayatmış olduğu bir şey” olarak görülmemesi için bu önergenin Iraklılar tarafından yasallaştırılması gereken bir şey olduğunu ifade etti.  Bundan başka “Büyükelçi Ryan Crocker Dış İlişkiler Komite Senatosu huzuruna çıktığı zaman federalizm lehine ifade vermişti. Senatörler ile özel sohbetlerinde kendisi yine bu fikri savundu” buna rağmen, Bağdat’ta iken, büyükelçi “önergeye esip gürledi.” 16 Bu bir manipülasyon metodu olabilir mi? Eğer Bağdat’taki Amerikan Büyükelçiliği Irak için belirli bir çözümü teşvik etmekte ise bu, Iraklılar tarafından büyük ihtimalle Amerikalıların çıkarına ve kötü bir seçenek olarak görülecekti. Bu münasebetle, eğer Büyükelçi alenen Irak’tan önergeye sertçe eleştiri getiriyorsa ki böyle yaptı, bu şimdiki yönetimin bunun arkasında olmadığı fikrini yaymaktadır. Ki bu da Iraklıları bunun geçerli bir alternatif, belki de kendi çıkarlarına olarak görmelerini sağlayabilecektir. Iraklı politikacılar için, temel mevzularda Amerikan görüşünü benimsemek siyaseten (ve sıklıkla fiiliyatta) bir intihar demek. Bağdat’taki Amerikan Büyükelçiliği’nin alenen belirli bir strateji aleyhinde olması Iraklı politikacılara bunu devam ettirmeleri için kamu meşruiyeti sağlıyor.

Bu önerge şimdiye kadar kongredeki tüm aşamaları geçmiş değil ve belki de, gerçekte, tıpkı bir savunma yetkilendirme yasası gibi diğer bir tasarıya da sokulabilir. Bununla birlikte, bu tasarının arkasındaki teşebbüsler, gitgide artmakta olan ilgisiz Amerikan Kongresinden daha  geniş çapta.

Keza 2007 yılında bir diğer think tank kuruluşu da “Irak’ın üç ayrı devlete ayrılması ve bunların Birleşmiş Milletlerde kendi hükümetleri ve temsilcileriyle bulunması; ancak Avrupa Birliğinde modellenen daha geniş bir varlıkla ekonomik işbirliğine devam etmesinin” halledilmesi çağrısında bulundu. 17 ABD’nin eski BM Büyükelçisi John Bolton’un yaptığı ürkütücü bir itirafta 2007 yılında şunları ifade etti: “Amerika’nın, Birleşik Bir Irak’ta “stratejik bir çıkarı” yoktur. Kendisi aynı zamanda “Amerikanın, Irak’ı parçalanmaktan muhafaza etmese de olabileceğini” telkin etti. 18

Sonuç

Mazeret ne olursa olsun veyahut Irak’ı parçalama gereçleri her ne olursa olsun apaçık olan şu; hiç kuşkusuz Irak için Anglo-Amerikan Stratejisi ülkenin balkanlaştırılmasıdır. Teklif edilmekte olanın balkanlaşma değil de federalizm olduğunu dile getirmek bir tartışma konusudur. Çünkü bölgelerin daha fazla özerkliğe sahip olacağı daha fazla bir federal sisteme yeniden dönmek doğal olarak neticede ülkeyi etnik-dini sınırlara göre bölecektir. Kürtler kuzeyde, Sünniler merkezde ve Şiiler de güneyde olup, tüm petrolle bulunacaklardır. Orantısız bölgesel kaynaklar buralar arasında husumet oluşturacak ve uzun süredir manipüle edilen etnik farklılıklar sokaklardan siyasi katmana saçılacaktır. Bölgeler arasında gerilimler arttıkça, ki şüphesiz böyle olacaktır, nihayetinde bu, bölünmeye/ayrılığa gidecek ve orada doğal bir kayma söz konusu olacaktır. Federal hükümette güç paylaşımı noktasındaki anlaşmazlıklar onun nihai çöküşüne yol açacak ve balkanlaştırma stratejisi olmayan harici bir müdahalenin görünümüyle birlikte bu başarılmış olacaktır.

Notlar

[1] Global Research, Iraklı milletvekili Basra’daki İngiliz güçlerini “terörizmle” suçladı: el Cezire: Eylül 20, 2005: http://www.globalresearch.ca/index.php?context=viewArticle&code=20050920&articleId=983

[2] Linda S. Heard, The Prophecy of Oded Yinon (Oded Yinonun Kehaneti). Counter Punch: Nisan 25, 2006: http://www.counterpunch.org/heard04252006.html

[3] Richard Perle, et. al., A Clean Break: A New Strategy for Securing the Realm. Bariz bir çatlak: Alanı Güvenleştirmek için Yeni Bir Strateji, İleri Stratejik ve Politik Araştırmalar Enstitüsü:Haziran 1996: http://www.iasps.org/strat1.htm

[4] PNAC, Rebuilding America’s Defenses. (Amerikan Savunmalarını Yeniden İnşa Etme) Project for the New American Century (Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi): Eylül 2000: sayfa 17

[5] PNAC, Rebuilding America’s Defenses. (Amerikan Savunmalarını Yeniden İnşa Etme) Project for the New American Century (Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi: Eylül 2000: sayfa 14

[6] Leslie Gelb, The Three State Solution. (Üç Devletli Çözüm), The New York Times: Kasım 25, 2003:http://www.cfr.org/publication/6559/threestate_solution.html?breadcrumb=%2Fbios%2F3325%2Fleslie_h_gelb%3Fpage%3D3

[7] Michel Chossudovsky, “Osamagate.” Global Research: Ekim 9, 2001:http://www.globalresearch.ca/articles/CHO110A.html

[8] Pepe Escobar, Exit strategy: Civil war. (Çıkış Stratejisi: Sivil Savaş) Asia Times Online: Haziran 10, 2005: http://www.atimes.com/atimes/Middle_East/GF10Ak03.html

[9] Sarah Baxter, America ponders cutting Iraq in three. (Amerika Irak’ı Üçe Parçalamak İçin Kafa Patlatıyor) The Times: Ekim 8, 2006: http://www.timesonline.co.uk/tol/news/world/article664974.ece

[10] Gareth Stansfield, The only solution left for Iraq: a five-way split. (Irak İçin Tek Çözüm Yolu Kaldı: Beş-Yollu Bir Bölünme) The Telegraph: Ekim 29, 2006:http://www.telegraph.co.uk/opinion/main.jhtml?xml=/opinion/2006/10/29/do2904.xml&sSheet=/opinion/2006/10/29/ixopinion.html

[11] Ralph Peters, Blood Borders: How a better Middle East would look. (Kanlı Sınırlar: Daha İyi Bir Ortadoğu Nasıl Görünürdü) Armed Forces Journal (Silahlı Kuvvetler Dergisi): Haziran 2006:http://www.armedforcesjournal.com/2006/06/1833899

[12] Mahdi Darius Nazemroaya, Plans for Redrawing the Middle East: The Project for a “New Middle East”.(Ortadoğuyu Yeniden Çizme Planı: “Yeni Bir Ortadoğu” İçin Proje) Global Research: Kasım 18, 2006: http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&aid=3882

[13] Nafeez Mossadeq Ahmed, US Army Contemplates Redrawing Middle East Map to Stave Off Looming Global Meltdown. (Amerikan Ordusu Ortadoğu Haritasını Yeniden Çizerek Karaltılı Küresel Erimeden Bir Süre İçin Kurtulmayı Tasarlıyor) Dissident Voice (Muhalif Ses): Eylül 1, 2006:http://www.dissidentvoice.org/Sept06/Ahmed01.htm

[14] Leslie Gelb ile Joseph Biden, Jr., Unity Through Autonomy in Iraq. (Irakta Otonomi Sayesinde Birlik) The New York Times: Mayıs 1, 2006:http://www.cfr.org/publication/10569/unity_through_autonomy_in_iraq.html?breadcrumb=%2Fbios%2F3325%2Fleslie_h_gelb%3Fpage%3D2

[15] Leslie Gelb, Leslie Gelb before the Senate Foreign Relations Committee. (Dış İlişkiler Komite Senatosu Huzurunda Leslie Gelb) The CFR: Ocak 23, 2007:http://www.cfr.org/publication/12489/leslie_gelb_before_the_senate_foreign_relations_committee.html?breadcrumb=%2Fbios%2F3325%2Fleslie_h_gelb

[16] Bernard Gwertzman, Gelb: Federalism Is Most Promising Way to End Civil War in Iraq. (Gelb: Federalizm Iraktaki Sivil Savaşı Sona Erdirmede En Ümit Verici Yoldur) CFR: Ekim 16, 2007:http://www.cfr.org/publication/14531/gelb.html?breadcrumb=%2Fbios%2F3325%2Fleslie_h_gelb

[17] Robin Wright, Nonpartisan Group Calls for Three-State Split in Iraq. (Taraftar / Partizan Olmayan Grup Irak’ta Üç Devletli Bölünme Çağrısında Bulunuyor) The Washington Post: Ağustos 17, 2007:http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2007/08/17/AR2007081700918.html

[18] AP, French report: Former U.N. envoy Bolton says U.S. has ‘no strategic interest’ in united Iraq. (Fransız Raporu: Eski BM Delegesi Bolton ABD’nin Birleşik Bir Irak’ta “Stratejik Çıkarının Olmadığını” Söylüyor) International Herald Tribune: Ocak 29, 2007:http://www.iht.com/articles/ap/2007/01/29/europe/EU-GEN-France-US-Iraq.php 

* Andrew G. Marshall 2006 yılında “küresel ısınma kullanışlı bir yalan” başlıklı makalesiyle iklim değişikliği üzerindeki fikir birliğini dağıtmaya / bozmaya katkıda bulunmuştur. O makalede kendisi el Gore’in belgeselinde altı çizilen sonuçlara meydan okumuştur. Marshall’a göre insanlar “tartışma sonlanmıştır” ifadesini dile getirmeye başladıkları anda, bundan sakınırlar, çünkü tüm bilimlerin temel dayanağı tartışmanın asla bitmeyeceğidir.

Andrew Marshall aynı zamanda Orta Afrika’nın askerileştirilmesi, milli güvenlik meseleleri ve Kuzey Amerikanın entegrasyon sürecine dair yazılar kaleme almaktadır. Kendisi yineGeopoliticalMonitor.com adlı siteye katkıda bulunmaktadır. Marshall hâlihazırda Montreal’da Centre for Research on Globalization (CRG)(küreselleşme araştırmaları merkezi) araştırmacı olarak çalışmakta ve İngiliz Kolombiyası, Simon Fraser Üniversitesinde tarih ve siyaset biliminde eğitim görmektedir.

Bu makale Ömer Saitoğlu tarafından TİMETURK için tercüme edilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: