Rauf Eke’yi (Ağabey) Uğurlarken


Turgut Demirtepe

Bu köşede yazı yazmaya başladığımda niyetim olabildiğince soğuk kanlı bir üslupla ve duygularımı karıştırmaksızın yazı kaleme almaktı. Özbek şairi Rauf Parfi 28 Mart’ta aramızdan ayrıldığında, genel Türk okuru için yabancı olarak görülebilecek, ancak insan olma erdemine sahip herkesin tanıması gereken öylesine güzel bir simanın ardından anma yazısı yazabilecek soğukkanlılığı kendimde uzun bir süre bulamadım. Özbekistan’da bulunduğum dönemde kendisiyle tanışma imkanı bulduğum ve “aydın” sıfatlı iktidar “düşkünlerine” inat bağımsız aydın duruşunu her daim koruyabilmiş Rauf Eke (Ağabey) gibi değerli bir Özbek Türk’ünü tanıtmak benim için oldukça güçtü. Bu nedenle bu yazı eksiklikle malul olmayı baştan göze almış bir yazı; bu, Rauf Eke’yi her yönüyle aktarabilmenin güçlüğünün yanı sıra duygusal ve taraflı olmaktan arınmayarak öznel bir dil içinde kaleme alınmış olmasıyla da bir tercihin ürünü. Dolayısıyla yazı bu “bilinçli maluliyet” hesaba katılarak okunmalı.

Rauf Parfi Öztürk kim? Parfi; şair, düşünür, eylem adamı, fakat her şeyden önce bir insan, insan oğlu bir insan; bize “kainatın künhüne vakıf” bilge kişilerin hayat karşısındaki o asil duruşlarıyla nasıl “adam” olunacağını gösteren örneklerden bir örnek…

Parfi 1943 yılında Taşkent’te doğdu. Parfi’nin içine doğduğu atmosfer, Moskova’nın totaliter Sovyet ideolojisi altında Türkistan halkına boyun eğdirebilmek için 1920’li, 30’lı yıllarda yürüttüğü katliamlar, kıyımlar, sürgünler sonucu ortaya çıkan toplumsal bir travmanın yaşandığı yıllar… Herkesin muhal bir ideoloji adına geçmişini, kültürünü, inancını unutmaya zorlandığı, Aytmatov’un o müthiş ifadesiyle “mankurtlaştırılmaya” çalışıldığı zor yıllar…

Parfi, ruhların ve zihinlerin cendereye alınmaya çalışıldığı karanlık bir atmosferde Taşkent Devlet Üniversitesi’ni bitirir. Çeşitli yayınevlerinde çalışır, 1950’li yılların sonunda ilk ürünlerini vermeye başlar, şiir Parfi için bir kaçıştır; özyurduna, anayurduna kaçış… Şiirleri özgürlük düşüncesini içinde barındırarak klasik Sovyet şiirinden ayrılmaktadır, ancak dönemin şartları bu temaları yoğun bir sembolizmle ifade etmeye imkan vermektedir, bu sembolizm ve lirik anlatım şairin dönemin en önemli üç şairinden biri olarak tanınmasını sağlar. Şairin, Karvon yo’li (Kervan Yolu – 1968), Aks sado (Aksi Seda – 1970), Tasvir (Tasvir – 1973), Xotirot (Hatırat – 1974), Ko’zlar (Gözler – 1976), Qaytish (Geri Dönüş – 1981), Sabr daraxti (Sabır Ağacı – 1981) ve Sukunat (Sukunet – 1991) gibi şiir kitapları modern Özbek şiirinin en güçlü örneklerini yansıtır. Dile olan hakimiyetinin yanı sıra nitelikli bir çevirmen olarak Byron, Şehriyar ve Nazım Hikmet ‘i Özbek okuyucuyla tanıştırır. Ünü ulusal sınırların dışına taşarak Uluslararası Mahmud Kaşgari Ödülü (1989) ve Türkiye Diyanet Vakfı Türk Dünyası Münacat Yarışması Büyük Ödülü (1996) gibi birçok uluslar arası ödüle layık bulunur.

Gerek Sovyet dönemi gerekse bağımsızlık döneminde muhalif kimliğinden taviz vermeyen Rauf Parfi Türkistan Birliği düşüncesinin önde gelen savunucularındandır. Türkistan Halklarının Birliği ülküsü tüm baskılara rağmen mankurtlaşmamış yerli aydınların zihinlerine nakşolmuş romantik bir hülyadır, adeta ulaşılacak bir Simurg…

“Kuşlar ülkesinin bütün kuşları Kafdağı’nın ardındaki padişahları Simurg’u bulmak için yola çıkarlar. Fakat yolculuk uzun ve zorludur. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülürler. Kafdağı’na varanların önünde ise hepsi birbirinden çetin yedi vadi uzanmaktadır. İstek, aşk, marifet, istiğna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri…”

Parfi, Türkistan kimliğinin yanısıra Türkçü kimliğe de sahiptir. Yine bir şair yine bir güzel insan Özbekistan Erk Hareketinin lideri Muhammed Salih, Türkistan aydınları arasında diğer Türk yurtları konusunu gündeme getiren kişinin Rauf Parfi olduğunu, Parfi’nin Kırım Tatar Milli Hareketi ile yakın ilgisini ve Cedit hareketinin öncüsü İsmail Gaspıralı hakkındaki ilk bilgileri ondan öğrendiklerini aktarmaktadır.

Gorbaçov’un Glasnost ve Perestroika politikalarının etkisiyle Pandora’nın Kutusu’nun açıldığı, milliyetçi hareketlerin günyüzüne çıktığı dönemde Rauf Parfi; Muhammed Salih, Abdurrahim Polat, Abdumennab Polat, Bahtiyar Kerim, Dedekhan Hasan ve Osman Azim gibi arkadaşlarıyla Birlik Halk Hareketi’ni kuran öncü kadro içindedir. Parfi ayrıca Türkistan’ı birleştirmek amacını hedefleyen ve tüm Türkistan halklarından üyelerin bulunduğu “Türkistan Halk Hareketi” adıyla bir demokratik örgüt kurar. Ancak bu iki örgüt de Kerimov’un her tür muhalefeti susturan otoriter rejimi altında yaşama şansı bulamaz. Milliyetçi hareketin lider kadrosunun bir kısmı tutuklanır ve ağır cezalara çarptırılır, bir kısmı yurt dışına gönüllü sürgüne gitmek zorunda kalır, diğer bir kısmı ise Kerimov rejimi ile uzlaşmayı seçer. Rauf Parfi; Erkin Vahidov, Abdullah Aripov gibi aydınların tersine hülyasının peşinde koşmaya devam eder; her daim halkının yanında muhalif kimliğiyle dimdik ayaktadır, kendisine ve ailesine pahalıya mal olsa bile… 

Kerimov’a boyun eğmeyen tavrı nedeniyle kara listeye alınmıştır ve bu nedenle Sovyet döneminde bile başına gelmeyen bir resmi sansür nedeniyle yayın için hazır haldeki dört şiir kitabını da yayınlatamaz. Kerimov toplumca sevilen aydınları yanına çekme politikasının bir parçası olarak 1999’da bazı şairlere Halk Şairi ünvanı verilmesine dair karar çıkarır, Parfı de bu şairler arasındadır, ancak Parfi “Halkın zulm gördüğü bir dönemde bu ünvan bana haramdır” diyerek ödül almayı reddeder. Kerimov’un baskı rejimine karşı kurulan Mustaqil İnson Huquqlari Tashkiloti’nın aktif üyelerindendir. 2000’de bazı yazar/şair dostlarıyla birlikte, cezaevinde bulunan yazar Memedali Mahmudov’un serbest bırakılması için Kerimov’a verilmek üzere bir imza kampanyası başlatırlar. Ancak bu talepleri reddedildiği gibi, birçoğu işten çıkarılır ve takibe maruz kalır. Parfi’ye yönelik resmi tavır o denli öfke doludur ki, 1999’da Halk Şairi olarak ünvan vermek istedikleri Parfi’nin tek bir şiirine bile tahammül edemezler. 2001’de Mokhiyat (Mahiyet) gazetesi Parfi’nin şiirini yayınladığı için kapatılmayla yüzyüze gelir. İşsizliğe ve yoksulluğa mahkum edilir, hatta hükümet Taşkent’de yaşaması için gerekli oturum iznini bile vermek istemez. Tüm bu baskılara rağmen boyun eğmeyen Parfi otoriter rejimin yanında yer alarak el üstünde tutulmaktansa yoksulluk içinde yaşamayı gönüllü olarak tercih etmiştir. Şahsi hayatında o derece sefalet içinde yaşamaktadır ki, ölümünden önceki aylarda evindeki eşyaları satarak yaşamaya çalışır, son üç gününde yemek için ekmek dahi bulamaz. Rejim karşısında o derece mağrur, o derece asildir ki, hiç kimseden yardım kabul etmez. Yakınları Parfi’nin aç kalışını ülkedeki otoriter rejime sessiz isyanı olarak değerlendirmekte, onun hiçbir zaman şahsi problemlerinden veya uğradığı haksızlıklardan bahsetmediğini, kendini bilinçli bir tercihle açlığa mahkum ettiğini belirtmektedir. Nitekim ölümü sonrası defin merasimi esnasında evinde yatak odasında bir zarfın içinde küçük bir notla birlikte 3000 dolar bulunur: 

“Bu paraları dört yakın dostum yoksulluk çekmemem için verdiler. Ancak paraları olduğu gibi sakladım, onların Taşkent’deki yetimler evine verilmesini istiyorum.”…

Olloh rahmat qilgan bolsin…


TURKİSTON 

Daryo kabi doimo ug’oq
İntilishim tog’ qadar baland
Olis yo’lga otlandim biroq
Mehrim bilan muhabbat bilan
Ey ko’nglimga tug’ilgan vatan

Xotiralar so’zlar har bir tosh
Esdaliklar yog’adi osmon
Tiriklikning shohidi quyosh
Eslamoqdan tinmaydi hamon
Oh Turkiston Ona Turkiston

Chaqiradi tog’lar daryolar
Yana yo’lga chorlaydi mani
Mani chorlap quyoshlar yonar
O’rganadi yonish ilmini
Chaqiradi tog’lar daryolar

Hali oldinda qanchalar davon
O’tgunimcha to uni bosib
So’yla nahot bitadir darmon
Ko’zlarimning tugar ziyosi
Hali oldinda qanchalar davon

Oh Turkiston eng shirin bo’sa
Kabi lablarimda urinding
Men olisga otlanar bolsam
Yuraklarim bo’lip korinding
Oh Turkiston Ona Turkiston

Daryo kabi doimo ug’oq
İntilishim tog’ qadar baland
Sanga bo’lgan sadoqat bilan
Ey ko’nglimga yo’rilgan vatan…

Rauf Parfi Öztürk (1943-2005)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: