Türkiye bölgesel süper güç olma yolunda


1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması bir dönemin kapanmasının simgesi olarak kabul edilmektedir. Körfez savaşı öncesinde dönemin ABD Başkanı George Bush’un siyasi tarih literatürüne kazandırdığı “Yeni Dünya Düzeni” ise, 1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve ABD’nin tek kutuplu dünyanın lideri konumuna gelmesi ile başlamıştır.

Ancak, ABD artık yalnız değil. Çünkü yeni dünya düzeni eskidi ve ülkelerin gücü, sadece ordularının büyüklüğüyle değil, sahip olduğu enerji kaynaklarının ve ekonomisinin gücüyle ölçülmeye başladı. Nitekim eski gücünde olmasa da Rusya ve Çin, “ABD’ye yalnız değilsin/biz de varız” mesajları veriyor. Yeni dünya düzeninde ortaya çıkan önemli bir diğer unsur da, bölgesel süper güç kavramı. Zira, süper güç olarak tanımlanan ABD ve yükselmekte olan Rusya, bölgesel süper güçlerle işbirliği yapmadan kendi başlarına hareket edemiyor.

Eskiden ülkeler, ya ABD’nin ya da Sovyetlerin yanında cephe alır ve bölgesel güçler bağımsız hareket etme imkanı bulunmazdı. Yeni dünya düzeninde artık bölgesel güçler eskiye oranla daha bağımsız hareket edebilmektedir. İşte Türkiye de böyle bir güç olarak tanımlanıyor.

Azerbaycan’da yayınlanan Yeni Müsavat gazetesinde Ferhad Memmedov imzasıyla çıkan “Türkiye Bölgesel Çaplı Süper Devlet Haline Geliyor” başlıklı yazı da, Türkiye’nin bölgesel süper güç olma yolunda ilerlediğine dikkat çekiyor. Memmedov’a göre artık, “ABD, bu güçlere taviz vermek ya da ortak çıkarlar bularak bu ülkelerle birlikte hareket etmek zorunda”.

Bir zamanlar ABD’nin başlıca müttefiki olan Türkiye’nin artık daha çok bağımsız hareket ettiğine, hatta bazı konularda ABD ile çıkarlarının çatıştığına dikkat çeken Memmedov’un yaklaşımına benzer yorumu, geçtiğimiz ay “Türkiye ve Kafkasya” konulu bir konferansta CIA eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller yapmıştı. ABD’nin önemli düşünce kuruluşlarından biri olan Jamestown Foundation tarafından tertip edilen konferansta konuşan Fuller; “Türkler artık ABD’nin çıkarlarına göre değil kendi belirlediği dış politikaya göre davranıyor. Yüz yıldır ilk kez büyük bir bölgesel güç haline geldiler. İyi komşuluk ilişkileri bize örnek olmalı” demişti.

Memmedov’a göre Türkiye, “ekonomik açıdan dünyanın en büyük 20 ülkesi arasında. Güçlü ekonomisi, Türkiye’nin büyük güçlere bağımlılığını azaltması ve bağımsız politika yürütmesi için imkan sağlıyor.”

Memmedov Türkiye’nin yürüttüğü bağımsız dış politikanın geçtiğimiz dönemdeki yansımalarını şöyle özetliyor;

– “Eskiden Tahran ile Ankara arasında soğuk rüzgarlar eserken, şimdi İran, ABD ile yaşadığı gerginliği yumuşatmak için Türkiye’nin arabuluculuğundan yararlanıyor.  İran konusunda Türkiye’nin rolü, başka hiçbir ülkenin, aralarında gerginlik olan İran ve ABD ile aynı anda iyi ilişkileri olmamasından dolayı önemli olarak görülüyor.”

– “Türkiye, İsrail ile Suriye arasında yıllardır süren gerginliği yumuşatmak için de önemli arabuluculuk girişimlerinde bulundu. Suriye ile eskiden kötü olan

ilişkiler son yıllarda çok yumuşadı. Şimdi Ankara, Şam’ı etkileme imkanına sahip. Aynı zamanda İsrail de onun sözünü dinliyor. Çünkü İsrail için bölgede önemli bir güç olan Türkiye ile iyi ilişki kurmak çok önemli.”

– “Türkiye, Rusya ile ilişkilerini de oldukça geliştirdi. Bu, ABD-Rusya ilişkilerinin gerginleşmeye başladığı bir döneme rastladı. Türkiye, enerji konusunda Rusya’ya ciddi bir şekilde bağımlı, fakat Rusya da, Türkiye gibi önemli bir bölge ülkesiyle iyi ilişki içinde olmaktan yana. Bu nedenle Kremlin, enerji konusunda Avrupa ülkelerine ve bazı eski Sovyet ülkelerine karşı yürüttüğü şantaj politikasını Ankara’ya karşı yürütemiyor.”

– “Türkiye, bu yılın ağustos ayında Gürcistan’da oluşan kriz sırasında ABD ve diğer Batı ülkeleriyle birlikte Rusya’nın adımlarını açık bir şekilde kınamıştı. ABD’nin hiç beklemediği bir anda Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu oluşturulması teklifinde bulunarak, Moskova, Tiflis, Bakü ve Erivan ile yoğun temaslara başladı. O dönemde Türkiye’nin, Kafkasya’da ABD’nin çıkarlarını koruduğu şeklinde bir izlenim oluşabilirdi, fakat daha sonra bölgede bağımsız bir oyuncu olduğu görüldü. Ermenistan ile ilişkilerindeki yakınlaşma ise, Türkiye’nin bölgede daha güçlü bir role sahip olması açısından geniş imkanlar sağlamış oldu. Şu anda Türkiye, Dağlık Karabağ ihtilafının çözümlenmesi sürecinde çok aktif, hatta ABD’den daha aktif bir role sahip.”

Türkiye’nin dünya siyasetini tek başına şekillendirmeye çalışmaktan ziyade, yaptığı bütün girişimlerle “işbirliği ve karşılıklı bağımlılığı” özendirmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin öncelikle bulunduğu bölgede işbirliğini garanti altına almak gibi bir niyeti var. Çünkü yeni “yeni dünya düzeni”nde ayakta kalmanın ilk şartı güçlü ortaklıklar ve işbirliği olacaktır.

Erdoğan ILGAZ

Reklamlar

Bir Yanıt

  1. Eyvallah öyledir insallah olacagida budur zaten.
    Bize yakisani biz istemesekde Allah önümüze sunuyor iste.HUUU.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: