Süyün Bike


Süyün Bike

Büyük Türk tarihinde ismi yüreklerimize ve beyinlerimize kazınmış er kişiler gibi devlet yönetmiş, savaşmış, zorluklarda direnmiş yiğit kadınlarımız da vardır.

İşte bu yürekli Türk kadınlarından biri Süyün Bike’dir…..

Süyün Bike

“Nıgıtkılar üstüne çıgıp Uruslarını kördü özü dahi suguş içine kirdi Tatar topcularıga özü de kumanda birdi.”
(Surlara çıkarak Rusları gördü kendisi bile savaşa girdi. Tatar topçularına kendisi de kumanda etti.)

Bundan 450 yıl kadar önce bir Şubat günüydü. 60.000 kişilik bir Rus ordusu Kazan kalesine karşı hücuma geçmişti. Tarih, 1550 yılı Şubatının 13’ü idi. Kazanlılar şehirlerini kahramanca müdafaa ettiler. Surların altı kapısı vardı. Han, Atalık, Tümen, Kabak, Muralı ve Kırım kapıları diye anılan bu kapılarda kanlı savaşlar oluyordu.

Kapıların her biri Mamay Bek, Nurali Mirza, Kuzıcak Oğlan (Oğlan Han neslinden gelen prens han anlamında) Çora Batır, Ak Muhammed Oğlan, Kul Muhammed Seyyid, Barbolsın Atalık Biybars Bek gibi kumandanlar tarafından korunuyordu.

de savaş yerinde diğer kahramanlardan geri kalmadan savaşıyordu.

Rusların da tarihlerinde uzun uzadıya bahsettiği, hakkında yazılan piyeslerin Moskova’da yıllarca afişte kaldığı Süyün Bike, Nogay Mirzalarından Yusuf Mirza’nın kızıydı. Nogaylar, Kazanlılar ve Ruslar arasında hem bilgisi hem güzelliği ile tanınmıştı.

1532 yılı yazında Kazanlılar, Safa Giray Han’ı Kazan Hanlığı’ndan ayırıp yerine Can Ali Han’ı getirdiler. Can Ali, Kazan Hanı gibi görünüyordu. Fakat aslında hanlık işlerinin çoğunu Vasili’nin buyruğuna göre yütürüyordu.

1533 yılında Can Ali Han, ile evlendi. Bu olay iki yurt arasında yakınlık meydana getirecekti.

Can Ali Han, Rus Knezi’nin buyruğundan çıkmadığı için Kazanlılar ondan memnun değildi. 1535 yılında isyan ettiler. İsyan, Can Ali Hanın ölümü ile sonuçlandı.

Kazanlılar tekrar Safa Giray’ı han yaptılar. Can Ali’nin dul eşi Süyün Bike, hem nüfuzlu hem de çok güzel bir hanımdı. İkisinin evliliği ülkeye politik yönden faydalı olacaktı.

Safa Giray Han zamanında Kazan’ı işgal etmeye niyetlenen Rus orduları 3-4 defa büyük yenilgiye uğratıldılar. Kendisinin Ulu Yurd Hanı olduğunu bilen Safa Giray, Rus Knezlerinin buyruğunca yürümeyip diğer hanlarla birlikte hareket ediyordu.

ile Safa Giray 1547’de dünyaya gelen oğullarına Ödemiş Giray adını koydular.

1549 yılında Safa Giray Han öldü. O sırada iki yaşında olan küçük oğlu Ödemiş Giray, Han ilan edildi. Safa Giray’ın birinci hanımından Bölek Giray isimli bir oğlu daha vardı. Ama Kırım vilâyetinde olduğundan küçük oğlu han seçilmişti.

Ödemiş Giray Han küçük, vasisi de bir kadın olduğundan Moskova Knezi İvan’ın Kazan’ı alma zamanı geldi diye hazırlanmaya başlayacağını bilen Kazanlılar, iş başında muktedir bir er bulunmasını lüzumlu gördüler. Safa Giray’ın büyük oğlunun hanlık işlerine bakmasını temin için Kırım’a elçi gönderdiler. Ruslar elçilerin üzerine hücum edince mektup Rusların eline geçti.

Ödemiş Giray henüz bebek denecek yaşta olduğu için hanlığının bütün işlerine bakıyordu. Bu sırada Kazanlıların Ruslarla arası iyi değildi. 1549 yılı Mart ayında Kazanlılar Morum üstüne baskın yaptılar.

Safa Giray Han’dan kaçıp Nogay yurduna sığınmış olan beyler İvan’a mektup yazıp Kazan’a hücum etmeye teşvik ediyorlardı. İvan’ın istediği de buydu. Her iki taraf hazırlanıp buluşarak 13 Şubat 1550’de Kazan önlerine geldiler. Çetin savaşlar oldu.

Kazan halkının kahramanca müdafaası karşısında 25 Şubat’ta İvan, Kazan kuşatmasını kaldırıp Moskova’ya dönmek zorunda kaldı.

1551’de Ruslar Kazan’ı yeniden muhasara etti. O sırada Kazan halkı arasında rekabet çoğalmış, dıştan yollar tutulmuş, içerdeki asker miktarı azalmıştı. Ödemiş Giray Han, beşikte hiç bir şeyden habersiz yatıyordu. hem oğlunun hem Kazan halkının harap olmasından korkuyor, her türlü çareye başvuruyordu.

Kazan Mirzaları teslim olmayı düşündükleri halde Kırım mirzaları savaş taraftarı idiler. Halka Kırım, Nogay ve Asterhan’dan yardım geleceğini vaad ediyorlardı.

Kırım Mirzalarının Kazan halkından tamamiyle ümitleri kesildikten sonra kendi aralarında belki Osmanlılardan yardım temin edebiliriz diyerek anlaşıp Kazan’dan ayrıldılar. Lakin onlara kurtuluş nasip olmadı. Kahramanca savaşmalarına rağmen yolda pusu kuran Ruslar tarafından öldürüldüler.

Kırımlılar gittikten sonra artık tamamıyle ümitleri kırılan Kazanlılar İvan’a elçi gönderip sulh istediler.

İvan’ın Kazan elçilerine bildirdiği şartların en önemlisi, “Süyün Bike, Ödemiş Giray Han ve bunların tarafını tutan Kırımlılarla, onların çocuklarının esir sıfatı ile Moskova’ya gönderilmesi” dileğiydi.

Anlaşma gereğince Ruslar, Süyün Bike’yi almaya geldiği zaman Kazan Beylerine bir şey söylemedi. Madem ki Kazan halkının rahat yaşaması için başka çare yoktu, öyleyse Moskova’ya gidecekti.

Süyün Bike’nin üzüntüsü herkese tesir etti. Bütün şehir halkı ağlıyordu. Kazan’dan ayrılmadan Safa Giray Han’ın mezarını ziyaret edip helallaşmak istedi. Kabrin yanına varınca başındaki altın başlığı yere bıraktı. Büyük bir üzüntü içinde onunla güzel ve ikballi günler geçirdiğini, şimdi Moskova’ya esir gitmekte olduğunu söyleyip ağladı.

kendisi için hazırlanmış olan araba ile nehir kıyısına kadar gitti. Kıyıda Süyün Bike’yi alıp gidecek olan gemi bekliyordu. Geminin ortasında Süyün Bike’nin oturmasına ayrılmış süslü bir bölüm vardı. kendisi ile gemiye kadar gelenlerle gönülden helallaştı.

Esirleri götüren gemiler hareket edince halk da nehrin iki yanından ilerlemeye başladı. Süyün Bike’nin gidişi Kazan halkına çok dokunmuştu. Onu şimdiden özlemişlerdi.

şu sözlerle Kazan’a veda etti:

“Kazan… Ey, kanlı, kaygulu şehir, başından tacın düştü, şimdi kul oldun, senin büyüklüğün mazide kaldı. Her ülke iyi bir padişah ile idare edilir ve asker ile saklanırsa o memleketi senden kim alabilir. Senin güçlü Hanın öldü. Beylerin güçsüzleşti. Sana yardım etmedi. Bu yüzden sen çekildin. Nerede senin sevinçli günlerin? Nerede senin oğlanların, beylerin, mirzaların, sana bağlı olanlar, büyükler? Nerede senin iyi hatunların, güzel kızların? Onların şarkıları nerede? Hepsi yok oldu. Yalnız onların ağlaması ve öksüzlüğü kaldı. Sende bal ağaçları ve soğuk pınarlar vardı. Onun yerine şimdi kanlar ve göz yaşları akıyor.”

11 Ağustos 1551’de Kazan’dan ayrılan kafile, 5 Eylül’de Moskova’ya ulaştı. İvan onu büyük bir hürmetle karşıladı.

Mağlup olan Kazanlıların başına yeniden Şeyh Ali Han tayin edildi. Kazan, artık İvan’ın isteklerine göre idare ediliyordu. Kazanlılar Şeyh Ali’den memnun değildi. İvan’a elçiler gönderip onun yerine bir kalgay (han naibi) gönderilmesini istediler.

Hiç bir zaman sakin duramayan Kazan, Şeyh Ali gittikten sonra da sakin duramadı. Buna çok kızan İvan, intikam fikri ile Kazan’a yürümeye karar verdi. Kısa bir süre içinde asker hazırlayıp Kazan’a hücum etti.

10 Ekim 1552’de Kazan’ı aldı. Şeyh Ali’nin Kazan’ı istilası konusunda İvan’a çok yardımı olmuştu. İvan onu memnun etmek istiyordu. Bu sebeple onu ile evlendirdi.

Şeyh Ali, hem Rus taraftarı hem de çok sevimsiz biri olduğundan onu beğenmiyordu. Bu hal Şeyh Ali’yi çok kızdırmıştı. Onun için Süyün Bike’ye karşı çok sert hareket etti.

1553 yılı yazında Şeyh Ali’nin Süyün Bike’yi işkence ederek öldürdüğüne dair şayia çıktı. Ailesi çok meraklandı. Araştırma için Kasım şehrine gittiler.

Şeyh Ali’nin Süyün Bike’ye kötü muamele ettiği doğru ise de öldürdüğü doğru değildir. Giden elçiler onu sağ salim olarak görmüşlerdi. Bu tarihten sonra hakkında hiç bir haber alınamadı.

Onun nerede ve hangi sene öldüğü kesin olarak bilinmiyor. 1554 yılından sonra Kasım şehrinde vefat ettiği tahmin edilmektedir.

“belki de Şeyh Ali’ye varmamış, zevci Safa Giray’ın yokluğu ve oğlu Ödemiş Giray’ın hasretine dayanamayarak vefat etmiştir” diyenler de vardır.

Diğer bir görüşe göre ise, 1558 yılında 58 yaşında iken vefat etmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

O yiğit Kazan Tatar hanı Nogay Tatarı Süyün Bike Han, ülkesi için gözünü kırpmadan esir düşmeye razı olarak tarihe destan olarak geçmiş.

Bu esir alınıştan sonra Süyün Bike’ye ne olduğu konusunda çeşitli rivayetler var.Ama bilinen bir şey başka Türk yurtlarının başlarına da böylesi sıkıntıların geldiği ve neredeyse hepsinde Türk kadınının da mücadele verdiği gerçeğidir. Türkiye’de Kurtuluş Savaşı’na kadar silahlı mücadelelerin içinde yerini alan kadınlarımız savaş sonrasında da fikir, ilim, siyaset ve sanat alanlarında milli denebilecek mücadeleler vermişlerdir.

Zaten önemli olan herkesin kendine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmesi değil midir? Öyleyse her birimizin Türk milletine faydalı olacak hedefler belirlememiz gerekir.

GünTürk

Türk Büyükleri Betine Geri Dön

Bookmark and Share

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: