Yusuf Akçura


Yusuf Akçura (1876-1935)

Türkçülük akımının öncülerinden tarihçi ve siyaset adamı Birinci Türk Tarih Kongresi’nde sunduğu tebliğden:

“ Tarih mücerret bir ilim değildir. Tarih hayat içindir; Tarih milletlerin, kavimlerin varlıklarını muhafaza etmek, kuvvetlerini inkişaf ettirmek içindir. ”

Yusuf Akçura

1879 yılında doğan Yusuf Akçura, 1803 yılında İstanbul’a gelmiştir. Türkçülük akımının önde gelen düşünür ve tarihçisidir. Onbeş yıl İstanbul’da kalmıştır. 1896 yılında Erkan-ı Harbiye’ye giren Akçura, Jön Türk faaliyetlerine katıldığı için tutuklanmış ve okuldan bir süre uzaklaştırılmış, Trablusgarp’a gönderilmiştir. Arkadaşı Ferit Tek’le birlikte kaçarak Paris’e gitmiş, orada Ecoie Libre deş Sciences Politiques’te eğitimini sürdürmüştür.

1903 yılında Rusya’ya dönmüş ve ünlü “Üç Tarz-ı Siyaset” makalesini yazmış ve 1904′te yayınlamıştır. 1905 Rus Devrimi’nden sonra “Kazan Muhabiri” adıyla bir gazete çıkarmış ve Alimcan Barudi’nin yönetimindeki Türk Okulu’nda tarih dersleri vermiştir.

2 Aralık 1876’da Moskova’nın doğusundaki Ulyanovsk’ta (eski adıyla Simbir) dünyaya geldi. Kazan’a göç etmiş Kırım Türkleri’nden aristokrat bir ailenin mensubu idi. Babası çuha fabrikası sahibi fabrikatör Hasan Bey, annesi Yunusoğulları’ndan Bibi Kamer Banu Hanım idi. 2 yaşında iken babasını kaybetti ve annesi ile birlikte yedi yaşına gelmeden İstanbul’a göç ettiler. Annesi, İstanbul’da Dağıstanlı Osman Bey ile evlendi. Osman Bey, Yusuf’un eğitimi ile yakından ilgilendi, onu asker olmaya teşvik etti.

Kuleli Askeri Lisesi’nde öğrenim gördükten sonra 1895 yılında Harbiye Mektebi’ne girdi. Harbiye yıllarında Necip Asım’ın, Veled Çelebi’nin, Bursalı Tahir Bey’in Türkçülüğe ait yazıları ile İsmail Gaspıralı’nın Bahçesaray’da yayımlanan ve bir ara İstanbul’da da dağıtılan Tercüman Gazetesi Türkçülük fikirlerinin oluşmasını etkiledi. 1897’de Malumat Dergisi’nde yayımladığı “Şehabettin Hazret” adlı ilk makalesini Rusya Türkleri ile Osmanlı Türkleri’ni tanıştırma amacıyla kaleme aldı.

Fizan Sürgünü

Okulun 2. sınıfında iken Türkçülük hareketlerine katılmaktan dolayı 45 gün ceza aldı. Erkân-ı Harbiye sınıfına ayrıldıktan sonra askeri mahkeme tarafından müebbet olarak Fizan’a sürgün edildi ve askerlikten uzaklaştırıldı. Fizan’a sürgün edilen diğer 83 kişi ile beraber 1899’da Trablusgarp’a ulaştı. Onları Fizan’a gönderecek yol parası bulunamadığından Trablusgarp’ta hapsedildiler. İttihat ve Terakki Partisi’nin girişimleri sonucu bir süre sonra şehir içinde serbest dolaşma izni aldı ve bazı resmi görevler aldı. Aynı yıl, kendisiyle birlikte sürgün edilmiş olan Ahmet Ferit Bey (Tek) ile Fransa’ya kaçtı.

Paris yılları

Akçuralı Yusuf, Paris’te üç yıl Siyasal Bilgiler Okulu’na devam etti. Türkçülük fikirleri yaşamının bu döneminde olgunlaştı. Okulda, Albert Sorel gibi ulus öğesinin üzerinde ısrarla duran profesörlerden ders almıştı. Eski bir Jön Türk olan Türk mülteci Dr. Şerafettin Mağmumi’nin telkinleri de Akçura’nın görüşlerinde etkili oldu. “Osmanlı Devleti Kurumlarının tarihi Üstüne Bir Deneme” adlı tezini vererek okuldan, üçüncülükle mezun oldu.

Kazan yılları [değiştir]1903 yılında, İstanbul’a dönmesi yasak olduğu için amcasının yanına Kazan’a gitti ve dört yıl kaldı. Tarih, coğrafya, ve Osmanlı Türk Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Ahmet Rıza’nın çıkardığı Şuray-ı Ümmet ve Meşveret gazetelerinde adsız yazıları yayımlandı.

Kazan’da iken yazdığı ve onu Türk siyasal hayatında meşhur eden Üç Tarzı Siyaset isimli dizi makalesi 1904 yılında Mısır (Kahire)’da yayımlanan “Türk” adlı gazetede çıktı. Türkçülük akımının manifestosu olarak kabul edilen 32 sayfalık makalesinde Akçura, Osmanlı İmparatorluğu’nun tekrar toparlanabilmesi için üç ana görüşün bulunduğunu (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türk Milliyetçiliği)ve bunlar arasında en uygununun Türk Milliyetçiliği doktrini olduğunu savundu.

Akçura, İstanbul’a geldiği 1908’e kadar Kazan’da siyasel ve kültürel faaliyetlerde bulundu. Türkçülük fikrini yaymak üzere “Kazan Muhbiri” adlı bir gazete çıkardı. Gaspıralı İsmail Bey, Ali Merdan Bey, Abdürreşit Kadı İbrahimof gibi Türkçülerle birlikte 1905’te “Rusya Müslümanları İttifakı” adında büyük bir parti kurdu. Kuzey Türkleri bu parti sayesinde ilk kez Rus meclisi Duma’ya temsilci gönderdi. Akçura, seçimler bitene kadar hapiste tutulmuştu.

1907’de Rusya’da meclis dağıtılmış, kanunlar Rus olmayanlar aleyhine değişmişti. Bu gelişmelere karşı yayın yapan Akçura tutuklanmak için arandığı sırada Osmanlı Devleti’nde II. Meşrutiyet’in ilan edildiğini öğrendi. Bunun üzerine işlerini tasfiye edip 1908 yılının Ekim’inde İstanbul’a gitti.

İstanbul’da siyasi faaliyetleri

İstanbul’a geldikten sonra Darülfünun’da ve Mükiye Mektebi’nde öğretmenlik tarih dersleri verdi. Bütün ısrarlara rağmen İttihat ve Terakki Partisi’ne girmedi. 25 Aralık 1908’de İstanbul’da, Ahmet Mithat, Emrullah Efendi, Necip Asım, [[FuaBursalı Fuat Raif, Feylesof Rıza Teyfik ve Ahmet Ferit (Tek) ile birlikte Türk Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Türk milliyetçilik esasına dayalı ilk dernek olan Türk Derneği’nin ömrü kısa oldu, yerine 18 Ağustos 1911 ‘de Türk Yurdu Derneği kuruldu. Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali Bey, Doktor Akil Muhtar Bey ile birlikte Akçuralı Yusuf da kurucular arasında yer aldı ve derneğin yayın organı olan Türk Yurdu Dergisi’ni 17 yıl boyunca idare etti. 1912’de kurulan Türk Ocağı’nın kuruluşunda da aktif rol aldı.

Yusuf Akçura, Rusya’daki Türklerin haklarını korumak için de büyük bir siyasi örgüt kurdu. “Rusya Mahkumu Müslüman Türk-Tatarların Hukukunu Müdafaa Cemiyeti” adlı örgüt, 1916’da kuruldu. Çeşitli Avrupa ülkelerinde Rusya’daki Türklerin haklarını dile getiren konferanslar verdi. 1918 yılında Rusya’daki Türk esirleri kurtarmak için Hilal-i Ahmer (Kızılay) temsilcisi olarak Rusya’ya gitti ve bir yıl kaldı.

Milli Mücadele Yılları [değiştir]1919 yılında yurda döndüğünde arkadaşı Ahmet Ferit (Tek) Bey’in kurduğu siyasi bir parti olan Milli Türk Fırkası’na katıldı. Aynı yılın sonunda İngilizler tarafından tutuklandı. 1920’de hapisten çıkınca Ahmet Ferit Bey’in eşi Müfide Ferit’in kızkardeşi Selma Hanım ile evlendi ve Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Hariciye Vekâleti’nde(Dışişleri Bakanlığı) Genel Müdür olarak görev yaptı. 1923 yılında İstanbul mebusu seçilerek meclise girdi.

Tarih Çalışmaları

1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi’nde siyasi tarih dersleri vermeye başlayan Yusuf Akçura, Mustafa Kemal’in kültür ve politika danışmanı olarak çalışmaktaydı. 1931’de Atatürk tarafından Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşunda görevlendirildi ve ertesi yıl kurumun başına getirildi. 1. Türk Tarih Kongresi’ni yönetti. 1933 Üniversite Reformundan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Siyasi Tarih profesörü oldu.

Yusuf Akçura, Kars milletvekili iken 11 Mart 1935’te geçirdiği kalp krizi sonucunda İstanbul’da öldü. Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

“Rusya Müslümanları İttifakı” isimli siyasal partinin kurucuları arasında yer almıştır. 1908 yılında İstanbul’a gelmiştir. Harbiye ve Mülkiye’de hocalık yapmış, Kurtuluş Savaşı’na katılmış, İstanbul ve Kars milletvekilliği yapmış, Hukuk Fakültesi’nde ders vermiş, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı yapmış ve 11 Mart 1935′te ölmüştür.

Yusuf Akçura’nın en önemli makalesi “Üç Tarz-ı Siyasettir. Bu makalesinde Pan Türkçülüğü Önerir.

Rusya’dan gelen Türkistanlı, Kazakistanlı, Azerbaycanlı, Kırımlı Türk ya da Tatar göçmenler kendilerini Pan Slavizm’in kurbanı olarak gördüklerinden ve yüreklerinde bir özlem taşıdıklarından, kuramsal olarak en ateşli Türkçü (Turancı) olmuşlardır.

Akın akın Türkiye’ye geldiler

Kafkas, Tatar, Türkmen ve Kırımlı pek çok Türk, Sovyetlerin baskısından kurtulmak ve siyasal faaliyetlerini yürütmek için Türkiye’ye göç etmişlerdir. Bunlardan Cafer Seydahmet, Türkistanlı Osman Hoca ve Mustafa Çokay, İdil-Ural Tatarlarından Ayaz İshakî, Kuzey Kafkaslı Sait Şamil, Azerbaycanlı Mehmet Emin dir.

ESERLERİ
Yusuf Akçura’nın kendi kaleminden çıkan haltercümeleri şunlardır:
1 — 1905 de Osmanlı Türkçesi ile “‘Mevkufiyet Hatıraları” (I. Duma’ya (Parlamentoya) seçilmesini önlemek için bahane ile tevkifi).
2 — 1911 de “Başımdan geçenler” O renburg’da Matbaai Hüseyiniye’de basılmıştır.
3 — “Defter-i A’malim” Harbiyede I. defa tutuklu iken yazılmıştır. Birinci defter çocukluk hatıralarını kapsar. II. defter kaybolmuştur. Rahmetli yazar ve millet hadimi Muharrem Feyzi Tugay, Akçura’nın rahmetli eşi Selma Hanımefendiden I. defteri alarak “Yusuf Akçura’nın Hayatı ve Eserleri” adlı kitabını yayınlamıştır (1937 de hazırlanan eser, Akçura’nın vefatından on yıl sonra 1944 de Zaman Kitabevi tarafından yayınlanmış olup 141 sahifedir).
4 — Türk Yılı’nda kısa bir hal tercümesi.
M. F. Togay zikri geçen eserinde Akçura’yı şu cümlelerle tanıtır: “Yusuf Akçurayalnız Türkiye’nin değil, bütün Türk dünyasının malı olmuş bir varlıktır. Dahilde ve hariçte Türklüğü hayatım her zaman tehlikeye koyarak zindan ve mahbeslerin her türlü izdir ap ve işkencelerini göz’önüne alarak son nefesine kadar çalışmış fedakâr bir Türk müverrihi idi”.
Y. Akçura, “Şeyhuhet = ihtiyarlık” sayılmayacak, topu altmış yıllık ömründe yalnız Osmanlı İmparatorluğunu değil bütün dünyayı sarsan vak’aların tanığı olmuştur.
1877 (1293) Osmanlı – Rus Harbi,
1897 Yunan Harbi,
1904 Rus -Japon Harbi,
1911 Trablus Harbi,
1912 Balkan Harbi, 1914 – 18 I. Cihan Harbi,
1919 – 21 İstiklâl Harbi, arada isyanlar ve inkılaplar.

Y. Akçura, kendisini Akçura yapan gerçek benliğini bu mücadeleli devirde bulur. O, Türkiye’nin son kale olduğunu ve Türklüğün bir bütün teşkil ettiğine çoktan inanmıştır. Bu yalnız duygusal bir düşünce olmayıp, ilmî kanaat düzeyine ulaşmıştır. O, son nefesine kadar milletinin savunucusu olmuştur.

Yusuf Akçura’nın makalelerini de içine alan tam bir bibliyografyası henüz yoktur. M. F. Togay’ın da veciz bir şekilde ifade ettiği gibi “Türk Yurdu, Akçura; ve Akçura Türk Yurdu” demektir. Onun “Kazan Muhbiri”, Orenburg da çıkan “Vakit”, Kırım’da çıkan “Tercüman” gazeleri ile Orenburg “Şura” ilmî dergisi v.b. çıkan makelcleri ile Türkiye’deki, Mısır’daki, Fransa’daki yayınlarının bibliyografyasını, genç kütüphanecilerimiz bir tez olarak hazırlayabilir. Biz burada eserlerinden bir kısmını hatırlatmakla yetineceğiz:

— İlk Büyük Türk Tarihçisi, Kazan’h Sahabettin Mercanî, Musavver Malûmat Gazetesi, 2 Ocak 1897.
— Osmanlı Saltanatı Müessesatının Tarihine Dair Bir Tecrübe, 1903. Paris Ulûmu Siyasiye Mektebi Doktora Tezi, Fransızca, (Üçüncü mükâfatı kazanan bu eserin medhal kısmı 1914 de Bilgi Dergisi I. ve 2. sayılarında yayımlanmıştır).
— Üç Tarzı Siyaset, Türk Gazetesi, Kahire, 1905. P. Krisal’in 1912 yılı Mayıs 14 de çıkan Fransız Mecmuası “İslâm âlemi” tanıtır.
— Ulûm ve Tarih, Kazan 1906 (Kazan’daki “Medrese-i Muhammediye” de okuttuğu dersler).
— Alimcan-el Barudi Tercüme-i hali (eski harflerle), Kazan, Şeref Matbaası, 1907. 64 sahife.
— Kazan Muhbiri’ndeki Makaleleri, 1908.
— 3 Haziran Vak’ai Müessifesi, Kerimof ve Hasimof Matbaası, Orenburg 1907.
— Defter-i A’mal (Muharrem Feyzi Togay; Yusuf Akçura ve Hayatı, 1944 İstanbul’da elyazmasından aynen yayımlandı).
— (Paris’te Ahmed Rıza Bey tarafından Türkçe yayınlanan “Şurayı Ümmet” ve fransızca “Meşveret” gazetelerindeki makaleleri).
— Eski Şurayı Ümmet de çıkan makalelerinden (Eski harflerle), Tanin Matbaası, 17 Ekim 1329 (1913).
— Kader, 9 Mayıs 1902.
— Glohofski’nin Nutku Üzerine Mütalâa, 21 Haziran 1902,
— Bir Tavsiye, 3 Kasım 1902,
— Şark Meşelerine Dair, 7 ve 31 Aralık 1902,
— Nur ve Zulmet, 29 Ocak 1903,
— Rusya İhtilâline Dair,
— Türk, Cermen ve İslav Halkları Arasındaki Tarihî Münasebetler, Kadir Matbaası 1330 (1914).
— Rusya’daki Türk – Tatar Müslümanların şimdiki Vaziyeti ve Emelleri, 1916 Lusanne, İsviçre (Fransızca).
— Muasır Avrupa Siyasî ve İçtimaî Fikirler ve Fikrî Ceryanlar, Büyük Millet Meclisi Hükümeti Maarif Vekâleti Yayınları, 1339 (1923) (İslâv ittihadı pek vakıfane tahlil edilmiştir. Hürriyet, müsavat, ve adalet islâmiyetin esaslarıdır. Sosyalizm de yeni birşey değildir).
— Siyaset ve îktisad, Hilmi Kitabevi, İstanbul 1924, 221 s. (İstiklal Harbine ve kurtuluşa tesadüf eden günlerdeki hitabe ve makaleleri):

  • Cihan harbine iştirakimiz ve istikbalimiz (nutuk).
  • İlk Ankara tahassüsatından bir mülakat,
  • Celâdet gösterdiğimiz,
  • Vazifemiz ve bir vazifeniz,
  • İktisadiyat ve fırkalar,
  • Cihad-ı Ekber’e dair,
  • Milliyetçilik ve halkçılık,
  • Türk Milliyetçiliğinin iktisadî menşeleri,
  • Milliyet ve maişet.

— Türk ve Tatarlar birdir ve medeniyete hizmet etmişlerdir, Altın Armağan I. sayı.
— Türklük, Altın Armağan, Sayı. II.
— Türk Yılı, 1928. (Türkocakları adına neşredilmiştir).
— Tarih Yazmak ve Okutmak Usulleri, I. Tarih Kongresi, 1932.
— Osmanlı İmparatorluğunun Dağılma Devri (Eser 15 Şubat 1934 de yazılıp bastırılmış, bir sene sonra da hayata veda etmiştir. Eserin ikinci baskısı Maarif Vekâletince yapılmıştır). 174 sah. ve resimler, planlar.
— Şark Meselesine Ait Tarihî Notlar, (Erkânı Harbiye Mektebinin ikinci sınıfındaki takrirleri) Erkânı Harbiye Mektebi Külliyatı, No. 12, Kasım – 1936.

GünTürk

Türk Büyükleri Betine Geri Dön

Bookmark and Share

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: