BETİK
Güney Türkistan Afganistan Türkleri ile ilgili Betikler (Kitaplar)
Avrasya Savaşları Körfez’den Afganistan’a Yeni Dünya Düzeninin Kuruluşu
Sungur Savran
“ABD’nin Afganistan’a açtığı savaş, iç içe geçmiş bir dizi eş merkezli daire gibidir. Afganistan Savaşı’nın kendisi hem Afganistan, hem de Suudi Arabistan üzerine verilen bir savaştır. Daha genişleyen dairede ise İslam ve Arap dünyası üzerinde enerji kaynakları konusunda verilmekte olan savaş yatmaktadır. Ama bir de üçüncü bir daire vardır ki, bu ilk ikisi ne kadar önemli olursa olsun, bu üçüncü daire ili karşılaştırıldığında bütünüyle önemsiz hale gelir. Bu, Avrasya’nın bütünü, hatta Asya’nın tamamı üzerindeki hegemonya mücadelesidir…
Bir sürekli savaş dönemi açılıyor. Türkiye ise bu fırtınanın ana ekseninde yer alıyor. Hem Türkiye’de, hem de dünyada kurtuluş, sürekli savaşa karşı sürekli devrimdedir.”
Afganistan Üzerine Araştırmalar
Yazar : Dr. Ali Ahmetbeyoğlu
Yayınevi : Tarih ve Tabiat Vakfı Yayınları (TATAV)
1. Yrd. Doç. Dr. Recep Uslu
İslam Orduları Tarafından Fethinden Selçuklulara Kadar Afganistan
2. Dr. Neslihan Durak
Gaznelilerin Kuruluşuna Kadar Afganistan’da Türkler
3. Doç Dr. Azmi Özcan
Nadir Şah Ve Afganistan
4. Dr. Orhan Yazıcı
Birinci İngiliz – Afgan Savaşı Ve Sonuçları
5. Doç .Dr. Azmi Özcan
II. Abdülhamid Döneminde Afganistan İle İlişkiler Ve İngiltere
6. Prof. Dr. Salim Cöhce
Atatürk Döneminde Türk – Afgan Münasebetleri
7. Doç. Dr. Halil Toker
Zafer Hasan Aybek Ve Afganistan Anıları
8. Yrd. Doç. Dr. Ali Ahmetbeyoğlu
Prof. Dr. Mehmet Saray İle Afganistan Üzerine Bir Söyleşi
9. Hamit Göktürk
Tarih İçinde Doğu Türkistan’dan Göçler
10. Özlem Korkmaz
Afganistan’a Türk Yardımı (1920 – 1960)
11. Doç. Dr. Halil Toker
Pakistan-Afganistan Dostluğu Üzerine Düşen Gölge “Peştunistan Sorunu”
12. Yrd. Doç. Dr. Halil Bal
Afganistan – Türkiye İlişkilerinin Başlıca Yönleri
13. Asistan Esedullah Oğuz
Afganistan’ın Sovyetler Tarafından İşgali Ve İşgalden Sonra Afganistan
14. Doç. Dr. Timur Kocaoğlu
Afganistan’ın Ulusal Sorununun Uluslar Arası Boyutları
15. Prof. Dr. Mansoor Akbar Kundi-Faiza Mir
Afghanistan War Out An End
16. Prof. Dr. Mansoor Akbar Kundi-Faiza Mir
Afganistan: Sona Ermeyen Savaş
17. Mustafa Özcan
Büyük Oyun II: Taliban Sonrası Afganistan
Afganistan
Yazar : Esedullah Oğuz
Yayınevi: Doğan Kitapçılık
Afganistan’da büyüyen gazeteci yazar Esedullah Oğuz, ülkesinin 19. yüzyılda Britanya ile Rusya arasındaki ‘Büyük Oyun’dan Taliban’a ve nihayet Amerikan müdahalesine kadar nasıl bir trajedi yaşadığını tarihsel bir arka plan önünde anlatıyor.
Hedef Ülke Afganistan
Yazar: Esedullah Oğuz
Yayınevi: Doğan Kitapçılık
1979 yılındaki Sovyet işgalinden sonra dünyanın gündeminden düşmeyen Afganistan, 11 eylül 2001 günü teröristlerin ABD’de gerçekleştirdiği saldırıdan sonra tekrar gündemin ilk sırasına yerleşti. Türkmen gazeteci-yazar Esedullah Oğuz bu kitabında bizlere Afganistan’ın XIX. yüzyılda Rusya ile Britanya İmparatorluğu arasındaki “Büyük Oyun”la başlayan ve günümüze dek iç çatışmalar ve dış müdahalelerle devam eden çalkantılı tarihini anlatıyor. Süper güçlerin bölgedeki müttefikleri aracılığıyla oynadıkları bu kanlı oyunun son perdesinde, başrolde fanatik İslamcı Taliban hareketi var. Hedef Ülke Afganistan, Taliban iktidarında Ortaçağ karanlığına sürüklenen ülkeyi bugünlere getiren süreci anlamak, yaşananlardan gerekli dersleri çıkarmak ve geleceğe ilişkin kestirimlerde bulunmak isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.
GÜNEY TÜRKİSTAN’DAN TÜRKİYE’YE MESELELER
VE TÜRK KÜLTÜR KİMLİĞİ
Bu eserde, Güney Türkistan Coğrafyası içinde bulunan insanlar üzerinde yapılan tetkikler neticesinde, Güney Türkistan’da dinî hayat, dil konusu, Türk adının mistik muhtevası, kültürel kimlik meselesi ele alınarak, bazı düşünürlerin kaleminden “Uluğ Türkistan” hakkında incelemeler bulunmaktadır.
Dr. Yaşar Kalafat; 78 sayfalık eserini, incelemelerle beraber, resim ve haritalarla da renklendirmiş. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın neşrettiği bu eser; inceleme, araştırma yapanlar ve Uluğ Türkistan’ı merak edenler için ideal bir kaynaktır. (1995-I. Hamur)
Yazar: Dr. Yaşar kalafat
AFGANİSTAN TÜRKLERİ
Dört bölüm halinde yapılan düzenlemenin içinde, Afganistan gerçekleri ile bu ülkede yaşayan Türkler’den söz ediliyor. Dr. Recep Albayrak’ın bir satırbaşı-önsözü, sunuşu var. Buradan giriş cümlesi: “Terminolojiye, Türk/Turan-zemin/ Turan-şehir jeopolitiği yok farzedilerek, Slav stratejilerinin zorlanması ile girmiş olan (Orta Asya) tabiri, Türk ili/Türkistan’ın yerini almıştır.” Birinci Bölüm:Afganistan Türkleri ya da Güney Türkistanlıların yaşadığı coğrafyaya dair bilgilerle başlıyor. II. Bölüm, Afganistan Türkleri hakkında verilen bilgilerden oluşuyor. İlk cümleler; -”Hindugûş dağlarının kuzeyi, yani Güney Türkistan, tarihin derinliklerinden beri Türk yurdu/ Turan-zemin/Turan-şehir ve Türknişîn olmuştur. Elbette Türkler, bu dağların güneyine de inmiş, buralarda da hüküm ve hükümet yürütmüşlerdir.” Ardalılar/Abdâllîler (1688-1747) ve Afşarlar/Kızılbaşlar ara başlıkları. Bu başlıklar altında verilen bilgiler. Afşar ve Kızılbaş Türklerinin ülkedeki umumî nüfusu 450 bindir. Nüfus cüzdanlarında “Türk” yazmaktadır. Sonra, Araplar, Aymaklar, Çağataylar, Hazaralar, Karlıklar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler şeklinde devam eden araştırma başlıkları, anlatım başlıkları efendim. Ve sonuç bölümünden: -Buraya kadar anlattıklarımız ile Afganistan Türkleri konusundaki bilgileri netleştirmeye çalıştık. Güney Türkistan, Kuzey Bölgesi veya Kuzey Vilayetleri adı verilen mıntıkaların coğrafi konumlarını, sekenesinin, aralarında tam anlamıyla birlik sağlayamamış Türk unsurlarından oluştuğunu, bunun yanı sıra farklı etnik yapıya sahip insanlarında bu bölgelerde oturduğu, bazı Türk topluluklarının ise, konu edindiğimiz coğrafyanın dışında meskûn olduğunu gördük ve tespit ettik.”, görüşleri kitap içerisindeki görüşlerin önemlilik değerini artırıyor.
Yazar : Recep Albayrak, Dr.
Yayınevi : Berikan Yayınları
Basım Yeri Ankara
Basım Tarihi 2002
Dili Türkçe
ISBN 9752670156
Sayfa 149 s.
Cilt 3. h., orijinal karton kapağında
Boyut 14×20
KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK AFGAN İLİŞKİLERİ
Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’nda Afganistan’ın özel bir önemi vardır. 1 Mart 1921 ‘de Moskova’da imzalanan anlaşmayla Afganistan, Anadolu hükümetini ilk tanıyan ülkedir. Ankara’ya diplomatik temsilci gönderen ilk ülke de Afganistan’dır.
Zeki Sarıhan bu kitabında, Türkiye ile Afganistan arasındaki dostluğu ve dayanışmayı belgeleriyle ortaya koyuyor. Kitapta, yalnız Ankara hükümetiyle Afganistan hükümetinin resmi ilişkileri çerçevesinde kalınmamış, İttihatçıların Afganistan’daki çalışmalarına da yer verilmiştir. Bu arada, Afganistan’da o zamanki siyasal ve toplumsal yaşama ve Afganistan’ın dış ilişkilerine de değinilmiştir. Kitapta kullanılan en önemli kaynak grubu, Kurtuluş Savaşı yıllarında yayımlanan gazetelerdir. Diğer bir kaynak, Kafkaslar’da ve Orta Asya’da faaliyet gösteren İttihatçıların mektuplarıdır. Daha sonra dizi yazılara konu olmuş, kitaplara da girmiş bu mektuplarda, özellikle Cemal Paşa’nın Afganistan’daki faaliyetleri önemli ölçüde aydınlanmaktadır.
AFGANİSTAN VE TÜRKLER
Nüfusunun mühim bir kısmını Türklerin teşkil ettiği Afganistan ile Türkiye arasında tarih ve kültür bakımından pek çok müşterek taraflar bulunmasına rağmen, maalesef, memleketimizde Afganistan hakkında ciddi bir araştırma yapılmamıştır. Bu eksikliği gidermek ümidiyle ‘Dünden Bugüne Afganistan’ adı altında bir araştırmamızı, bir müddet evvel neşretmiştik. Bu araştırma esnasında müşahede ettiğimiz pek çok önemli hususlardan biri de Türkiye’nin, yanı sıra (1910-1950) yakın bir devre Afganistan’ın kaderine müspet bir şekilde nasıl tesir ettiği idi. Bu hususu, Afgan tarihinin akışı içinde teferruatlı olarak işlemek mümkün olmadığından, ayrı bir çalışma mevzuu yapmak istedik. Bu vesileyle hem Türk-Afgan münasebetlerinin tarihçesini vermek, hem de yirminci asrın ilk yarısında Türklerin, Afganistan’ın kaderine nasıl tesir ettiğini etraflıca tartışmak istedik.
Fakat, kısa zamanda duyulan ihtiyaç üzerine, Afgan tarihinin akışı içinde Türklerin Afganistan’a yardımları bahsini de içine alan yeni bir çalışma yapmak mecburiyetinde kaldık. Bu şekilde, bir taraftan Afgan tarihi ile Afganistan’da Rus-İngiliz rekabetini, diğer taraftan da Türklerin, bilhassa Cumhuriyet devrinde, Afganistan’a yaptığı yardımları birlikte incelemek mümkün olmuştur. Ayrıca, Sovyetlerin, Afganistan’ı nasıl işgal ettiklerini bir defa daha, bilhassa son neşriyatların ışığı altında tartışarak, bizler için bu faciadan ne gibi dersler alınabileceğine dikkatleri çekmeye çalıştık.
Atatürk devri, Türk-Afgan münasebetlerinin en canlı olduğu bir dönem olmuştur. Türkiye, mümkün olduğu kadar her sahada Afganistan’ı desteklemeye gayret etmiştir. Türk mütehassısları Afganistan’a giderek, bu ülkenin kültür, ekonomik ve askeri alanlarda kalkınması için çalışmışlardır. Bu idealist insanların çalışkanlıkları ve dürüstlükleri, Afgan milletinin kalbinde Türkler için büyük bir muhabbet yaratmıştır. Başarılı çalışmalan ile Türk-Afgan dostluğunu daha da kuvvetlendiren bu son derece mütevazı insanlardan biri olan Prof. Mehmet Ali Dağpınar Beyin hikayesini bir iftihar vesilesi olarak Ek’te takdim ettik. Ayrıca, rahmetli Celal Bayar’ın devlet reisi bulunduğu yıllarda Sovyet tehlikesine karşı Afgan liderlerini nasıl uyarmaya çalıştığını anlatan hatıralarına da yer verdik.
Prof. Dr. Mehmet Saray
2002
AFGANİSTAN ÖZBEKÇESİ TÜRKÇE SÖZLÜKYazar
Mevlüt Gültekin
M. Asıf Yoldaş
ATATÜRK VE AFGANİSTAN
Dr. Bilâl N. ŞİMŞİR
2002
Atatürk, sahip olduğu jeopolitik kültür birikimi ve deneyimiyle Türkiye’nin dünya üzerindeki konumunu ve bu noktada dış politika stratejisini tespit ederken, her zaman için Afganistan’a özel bir ilgi göstermiştir. Orta Asya Türk devletlerinin güney ucunda yer alan Afganistan’ın Türklerin dünyaya doğudan açılan kapısı olduğunu Mustafa Kemal iyi biliyor ve bu nedenle bu ülkeye yakın ilgi gösteriyordu. Bu doğrultuda Afganistan ile karşılıklı ikili antlaşmalar imzalıyor ve Türkiye ile Afganistan iki müslüman ülke olarak geleceğe doğru bir dayanışma içine giriyorlardı. Nitekim, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’nin Afganistan ile yakınlaşma sürecine girmesi daha o günlerden Türkiye’nin bağımsız bir dış politika ve bu bağlamda doğuda denge sağlama ve Asya’ya açılması çabalarının bir neticesi olarak değerlendiriliyordu. Hiç kuşkusuz, Atatürk’ün ‘Doğu’ politikası ve bu bağlamda Afganistan ile olan ilişkileri, onun emperyalizm karşıtı kişiliğini bir kez daha kanıtlaması ve bölge ülkelerinin emperyalist ülkelere karşı kendilerini savunmaya yönelik işbirliğini geliştirme çabaları açısından önemlidir. Bu kitap, Atatürk dönemi Türk-Afgan ilişkilerine ışık tutması ve 11 Eylül sonrası dünya politikasında olduğu kadar Türk dış politikasında da önemli bir konuma oturan Afganistan’la Türkiye’nin ilişkilerine bir model oluşturması açısından çok önemli bir yere sahiptir.
Ön Söz
Afganistan, 11 Eylül 2001′de ABD’ye karşı düzenlenen ‘Bin yılın terör saldırısı’ndan beri yeniden dünyanın gündemindedir.
Afganistan’la birlikte Kemal Atatürk de hem Türkiye’de, hem de Türkiye dışında yeniden hatırlandı. En yetkili ağızlar, Atatürk’ün Afganistan politikasından ve Afganistan’a Atatürk modeli gerektiğinden söz etmeye başladılar. Başbakan Bülent Ecevit, 8 Kasım 2001 günü DSP Grubu’nda Afganistan’a Türk askeri gönderilmesine değinirken, Afgan halkının özgürlüğüne ve kalkınmasına katkıda bulunmanın Atatürk’ün bir vasiyeti olduğunu söyledi.
Başbakan şöyle konuştu: ‘ABD’nin, Afganistan’daki terörist Taliban rejimine karşı başlattığı sürekli özgürlük harekâtına etkin katkıda bulunmamız bizim için bir dostluk ve insanlık borcudur. Bu mücadelenin başarıya ulaşması, yalnız ABD’nin değil, aynı zamanda tüm bölgemizin, o arada Türkiye’nin de yararınadır. ABD’nin çağrısına uyarak, terörizme karşı mücadelede büyük deneyim kazanmış olan 90 subay ve astsubayımızı Afganistan’a gönderiyoruz…
‘Taliban’a karşı mücadeleye katkımızı yaparken, bir yandan da şimdiye kadar olduğu gibi kardeş Afganistan halkının dertlerine, sorunlarına çözüm getirmek için elimizden geleni yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Afganistan’a bu ilgimiz, Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarından önce başlamıştı. 1920′de, Kasım ayında, Türkiye zor dönemde ve sıkıntılar içindeyken, Atatürk bir emir verdi. 12 değerli subayımızın, Afganistan’a görevli olarak gitmesini sağladı. Cumhuriyet ilân edildikten sonra da en iyi yetişmiş bürokratlardan, askerlerden, bilim adamlarından bazıları, yine Atatürk’ün emri ve izniyle Afganistan’a gönderildi. Bunlar, Afganistan’ın özgürlüğüne, bağımsızlığına ve kalkınmasına Atatürk’ün ne kadar büyük önem verdiğini gösteriyor. Türkiye’nin, Afgan halkının özgürlüğüne ve kalkınmasına katkıda bulunması, Atatürk’ün bize bir vasiyetidir.’ (Hürriyet, 9.11.2001)
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, 17 Aralık 2001′de Afganistan’a günü birliğine bir ziyaret yaptı ve bu ziyaret ”Türk modeli’nin Afgan çıkarması’ başlığıyla basına yansıdı. Haberlerde yine Atatürk’ün 1920′lerdeki Afgan politikası hatırlatıldı ve İsmail Cem’in bu politikayı canlandırmayı amaçladığı belirtildi.
Gazete haberi şöyleydi: ‘Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in dün (17.12.2001) Pakistan’ın başkenti İslâmabad’dan Afganistan’ın başkenti Kâbil’e giderek buradaki Türk Büyükelçiliğini yeniden açtı ve savaş yorgunu ülkenin yaralarını sarması için kapsamlı yardım önerilerini dünya kamuoyuna sundu.
‘Cem, günübirlik Afganistan gezisi sırasında, Taliban rejiminin yıkılmasından sonra Kâbil’e ayak basan ilk üst düzey yabancı devlet adamı olmakla kalmadı, ziyaretiyle 1920′li yıllardan itibaren iki ülke arasında kurulan yakın ilişkilerin canlandırılması yolunda tarihî bir adım da atmış oldu. Cem Kâbil’de… Türkiye’nin Afganistan’ın her alanda yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu bildirdi…
‘Türk-Afgan dostluğunun 1920′li ve 30′lu yıllarda başladığını hatırlatan ve Atatürk ile Amanullah Han arasındaki yakın dostluğa dikkati çeken Cem, o dönemde Afganistan’ın Türkiye’yi kendisine model olarak seçtiğini söyledi….
‘Türkiye tarafında Kâbil’de yaptırılan ve Taliban rejimi boyunca açık kaldığı gibi adı da değiştirlmeyen ‘Atatürk Çocuk Hastanesi’ni ziyaret eden Cem, kendisini Türkiye’den getiren uçakla taşınan tonlarca tıbbî malzemeyi de hastahaneye teslim etti.
‘Türkiye, Afganistan’daki silâhlı kuvvetlerin yeniden organize edilmesi konusunda da destek olacak. Cem, Cemal Paşa döneminde de Afgan ordusunun Türk ordusu modeli örnek alınarak revize edildiğini anımsattı.
‘Polis güçlerinin eğitimi ve organizasyonunun da bir diğer işbirliği alanı olması bekleniyor… Cem ayrıca bir grup genç Afgan diplomatın Türkiye’deki okullara kabul edilmesinin gündemde olduğunu söyledi.’ (Milliyet, 18. 12. 2001)
Öte yandan ABD yetkilileri de Atatürk’ü keşfetmeye çalışmaktadırlar. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, 6 Aralık 2001′de Türkiye’ye yaptığı ziyaretten dönerken, Atatürk’ün 1920′lerdeki Afgan politikasına değiniyor, Türk modelinin Afganistan’a uygun olabileceğinden söz ediyordu. (Milliyet, 7. 12. 2001)
2002 başında Türkiye’yi ziyaret eden Amerikan senatörlerinden Liberman da Afganistan’a Atatürk modelinden söz açarak: ‘Türkiye’nin Afganistan’daki rolü çok özeldir, çok yapıcıdır. Atatürk’ün yönetiminde Türkiye’nin 1920′lerde ilerleme yönünde Afganistan’da oynadığı rolün önemini anladık. Türkiye’nin Afganistan’a bir model oluşturması gerektiğinin önemini gördük’ diyordu. (Hürriyet, 4. 1. 2002)
Başbakan Bülent Ecevit’in Amerika ziyaretinde, 16 Ocak 2002 günü, Afganistan’ın hem fizikî, hem de siyasî olarak ‘yeniden inşası’ Ecevit ve ABD yönetimi arasında ayrıntılı biçimde ele alınmış ve tekrar Atatürk hatırlanmıştır. Ecevit, Türkiye’nin eskiden beri Afganistan’ın alt yapı yatırımlarına, sağlık ve eğitim hizmetlerine katkıda bulunduğunu anımsattıktan sonra, yeniden inşa faaliyetlerinde de aktif ve geniş rol üstlenebileceğini vurgulamıştır. Türkiye ve Türk iş adamları, Afganistan’ın inşasında söz sahibi olmak istemektedirler.
Başbakan Ecevit, Türkiye’nin modern ve lâik yapısıyla İslâm dünyasında oluşturduğu modelin örnek alınması ve yaygınlaştırılması gerektiğini savunuyor. Onun önerisi, öncelikle Afganistan’da ulusal ordunun kurulması, modern bir organizasyona kavuşturulması ve merkezî güç hâline gelmesi. Bu sağlanırsa Afgan ordusunun, yeniden yapılanma girişimleri ve reform hareketlerinin öncülüğünü yapabileceğini düşünüyor.
Başbakanın bu yaklaşımı bir yönüyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarını ve Atatürk ve arkadaşlarının izlediği yöntemi çağrıştırıyor, diye yorumlar yapılıyor. (Milliyet, 20 Ocak 2002)
Amerika gezisinin son gününde Başbakan Ecevit, ‘Eğer 11 Eylül olayının ardından Türkiye Cumhuriyeti, etkili biçimde devreye girmiş olmasaydı, dünyada belki de bir din savaşı, dinler savaşı ortaya çıkmış olacaktı’ diye konuşmuş ve bunu şöyle açıklamıştır: ‘Halkının çoğunluğu Müslüman olan Türkiye, İslâmın aynı zamanda demokrasiyle, laiklik ve çağdaşlıkla bağdaştırılabileceğini ortaya koymuş oldu. Şimdi birçok İslâm ülkesinin önde gelen yöneticileri de bunu Türk modeli olarak selâmlıyorlar. Bunun ilk bilincine varan devlet adamlarından biri ve başlıcası da sayın ABD Başkanı George W. Bush’tur’ (Milliyet, 19. 1. 2002).
Peki neydi Atatürk’ün Afganistan politikası? O yıllarda Türkiye ile Afganistan arasında ilişkiler nasıl kurulmuş, nasıl gelişmişti? Afganistan’ın çağdaşlaşması uğrunda Atatürk neler yapmış, neler amaçlamıştı?….
Bu kitap, işte bu gibi soruları aydınlatmayı amaçlayan ve Türk-Afgan ilişkilerinin ilk yirmi yılını (1919-1939) kapsayan belgesel bir araştırmadır. Tarihçeli Giriş bölümünden sonra kitap üç ana bölümden oluşmaktadır: Mustafa Kemal ve Amanullah Han (1919-1929), Mustafa Kemal ve Muhammed Nadir Şah (1929-1933) ve Kemal Atatürk ve Muhammed Zahir Şah (1933-1939) bölümleri veya dönemleri.
Not: ‘Afganistan’ ve ‘Amanullah’ isimleri, eski yazışmalarda, ‘Efganistan’ ve ‘Emanullah’ (veya ‘Aman Allah’) olarak da geçmektedir. Belge alıntılarında bu eski yazım biçimlerine dokunulmamıştır.
Afganistan Destanı
Yazarı: M. NECATİ ÖZFATURA
Çeviren: Hazırlayan:
Yayınevi: MODEL YAYINLARI
Yayın Yeri: İSTANBUL
ISBN NO:
Yayın Yılı: 1990
Dili: Türkçe
Özellikler:
Cildi: Karton Kapaklı
Durum: İkinci El
Açıklama: AFGANİSTAN DESTANI
M. NECATİ ÖZFATURA
293 SAYFA 12*18 CM,
MODEL YAYINLARI , İSTANBUL 1990 1. BASKI
YAZARIN SOVYET İŞGALİNE DİRENEN AFGANİSTAN VE AFGAN MÜCAHİTLERİ İLE İLGİLİ TÜRKİYE GAZETESİNDE YAYINLANAN YAZILARININ DERLEMESİ
Afganistan Destanı
Kâfirler birleşti Afgan’a vurdu
Afganistan bugün kıyama durdu
Zalimlerin zulmü dağıttı yurdu
Afganistan bugün kıyama durdu
Bombalar yağıyor, akıyor kanlar
Barbardır, canidir şehir yıkanlar
İnsanlıktan uzak, ülke yakanlar
Afganistan bugün kıyama durdu
Biz dua edelim, candan, buradan
Mü’mini unutmaz Yüce Yaradan
Zafer haberleri gelir oradan
Afganistan bugün kıyama durdu
Müslüman uyansın, tek yumruk olsun
Zalim gitsin, zulmü artık son bulsun
Allah mü’minleri muzaffer kılsın
Afganistan bugün kıyama durdu
Çobanoğlu der ki Afgan kardeşim
Zalimin zulmünü kaldırmak işim
Hak yoluna feda bu canım, başım
Afganistan bugün kıyama durdu
Şevki Çobanoğlu
(1980)
Product Description

The Kirghiz and Wakhi of Afghanistan
” … a detailed ethnography that described the uniqueness of the circumstances in which the Kirghiz found themselves… fascinating … “–Times Literary Supplement, June 3 2005 “A carefully developed ethnography that will surely be appreciated as one of the finest on peoples in Central Asia.” — MESA Bulletin “Shahrani’s work is doubly significant: it is an account of a people that are now virtually inaccessible to anthropological enquiry; and it is a work by a local or native anthropologist.” — Journal of Asian StudiesA carefully developed ethnography that will surely be appreciated as one of the finest on peoples in Central Asia. – MESA Bulletin
An extended new preface and a new epilogue, written after the fall of the Taliban in 2001, place the Kirghiz and Wakhi of Afghanistan in the context of a vastly changed world. The original book, first published in 1979, describes the cultural and ecological adaptation of the nomadic Kirghiz and their agriculturalist neighbors, the Wakhi, to high altitudes and a frigid climate in the Wakhan Corridor, a panhandle of Afghanistan that borders Pakistan, the former Soviet Union, and the People’s Republic of China. The new Preface challenges the assumption that the root cause of terrorism is religious. Shahrani asserts that the problem of terrorism is fundamentally political and is historically linked to the inappropriate model of the centralized nation-state introduced to Afghanistan by colonial regimes. The differing responses of the Kirghiz and Wakhi to the Marxist coup are discussed in the new Epilogue. Shahrani has closely followed the flight of the Kirghiz to Pakistan in 1978 and their eventual resettlement among resentful Kurdish villagers in eastern Turkey in 1982. The ethnographic documentation and analysis of the transformation of Kirghiz society, politics, economics, and demography since their exodus from the Pamirs offers valuable lessons to our understanding of the dynamics and true resilience of small pastoral nomadic communities. M. Nazif Shahrani, an Afghan anthropologist, is chair of the Department of Near Eastern Languages and Culture at Indiana University.



